Yeryüzündeki Diller
Bugün lehçe-dil ayrımının tam olarak yapılamamasından ve yeryüzünün tanınmayan yerlerinde işlenmemiş, yazıya geçirilmemiş dillerin bulunmasından dolayı dünya dillerinin kesin sayısını vermek mümkün değildir. Bu konuda kaynaklar 2500-5000 arasında dilin varlığından söz etmektedir. Yeryüzündeki diller genelde iki bakımdan sınıflandırılmaktadır:
- Yapı bakımından (morfoloji)
- Kaynak (akrabalık ilişkileri) bakımından (genetik)
Yapı Bakımından Diller
Dillerin yapı bakımından sınıflandırılması özellikle Alman dilbilimci August Scnleicher’in çalışmalarına dayandırılmaktadır. Buna göre diller, yapı yani biçim özellikleri bakımından üç grupta ele alınmaktadır:
Yalınlayan Diller
Yalınlayan dillerin en başta gelen özelliği sözcüklerin ek almayışı ve büküme yani yapı bakımından değişikliğe uğramayışıdır. Sözcükler, cümle içinde başka sözcüklerle birlikte anlam ve görev yüklenmektedir. Yalınlayan dillerde, sözcükler yazıda da ayırt edilen tonlama farkı ile birden fazla anlam kazandığından vurgu önemlidir. Bu dillerde sözcüklerin tamamı değil küçük bir bölümü tek hecelidir. Yalınlayan diller için en tipik örnek Çincedir. Vietnam dili, bazı Himalaya ve Afrika dilleri, Bask dili, Cava dili de bu grupta değerlendirilen diller arasındadır.
Bağlantılı ve Kaynaştıran Diller
Bağlantılı diller, sözcük köklerinin değişmeyerek ulanan eklerle yeni anlam ve görev kazandığı dillerdir. Bu diller için en tipik örnek Türkçedir. Örneğin, göz: gözcü, göz-cü-lük, göz-lük, göz-lük-lü, göz-lük-çü, göz-lük-çü-lük, göz-le- mek, gözle-m, göz-le-m-ci, göz-le-m-le-mek, göz-le-n-mek, göz-de, göz-gü. Türkçe bu yapısı ile anlatım olanaklarını zenginleştirmiş ve yeni sözcük yaratma gücü kazanmıştır. Bu özellik, alıntı sözcükler için de geçerli olmuştur. Örneğin, Farsçadan dilimize geçen yaban sözcüğüne getirilen Türkçe eklerle bu sözcükten başka kavramları karşılayacak yenileri türetilmiştir: yaban-cı, yaban-cı-lamak, yaban-cı-la-ş-mak, yaban-cı-la-ş-tır-ıl-mak. Bağlantılı yapıda olan diller arasında Türkçeden başka aynı dil ailesinde bulunan diğer Altay dilleri (Altay dilleri: Moğolca, Mançu-Tunguz dilleri) ve Ural dilleri (Ural dilleri: Fince, Macarca, Samoyetçe), küçük farklılıklarla Japonca, bazı Asya ve Afrika dilleri de yer almaktadır.
Kaynaştıran diller yapı bakımından bağlantılı dillere benzediği için aynı grupta yer almaktadır. Ancak kaynaştıran dillerde eylem, özellikle ulanan soneklerle cümledeki diğer öğelerin işlevini kendisi yüklenebilir. Bu haliyle cümlenin bütünü bir sözcüğe indirgenebilir. Kaynaştıran dillerin en tipik örnekleri Amerikan Kızılderililerinin dilleri, Eskimo ve Gürcü dilleridir.
Bükümlü Diller
Bükümlü diller, çekim sırasında sözcük köklerinin değişikliğe uğradığı dillerdir. Bağlantılı dillerde ise sözcük kökünde böyle bir değişiklik hiçbir zaman söz konusu değildir. Örneğin,; cami, Arapçadan dilimize geçen bir sözcüktür. Bunun çoğulu ise tamamen farklı sesleri taşır: cevami. Yine Arapçada eylem çekimlerinde, eylem kökü çekim ve şahıs eklerine göre değişikliğe uğramaktadır: qale ‘dedi’, qul ’söyle! de!’, yequlü ‘der, söyler’ gibi. Bükümlü diller, kök bükümlü ve gövde bükümlü olmak üzere ikiye ayrılır. Arapça kök bükümlü diller arasındadır. Hint-Avrupa dilleri (Yunanca, Roman ve Germen dilleri ile diğerleri) ise gövde bükümlü dillerdendir. Almancada: gehen ‘gitmek’, gang ‘gidiş’, gegaugen ‘gitmiş’ gibi.
Kaynak Bakımından Diller
Kaynak veya köken bakımından birbirine yakın olan dillerin aynı kaynaktan çıktığına, çeşitli tarihsel olaylar nedeniyle ayrılıp farklı gelişme yolları izlediklerine ve birbirleriyle akraba olduklarına inanılır. Böyle diller, dil aileleri oluşturur. Dünya dilleri, bu şekilde çeşitli dil ailelerine ayrılmıştır. Kaynak bakımından dillerin gruplandırılması da temelde o dillerin yapı özelliklerine dayanmaktadır. Çünkü dil ailelerini oluşturan dillerin yapı, ses ve sözlük bilgisi bakımından aralarında yakınlık ve benzerliklerin olması dil akrabalıklarının ortaya konulması bakımından şarttır. Yeryüzündeki dil aileleri konusunda bugün için kesin bir sayı vermek mümkün değildir. Bu konuda kaynaklar hiçbir zaman birbirini tutmamaktadır. Bu nedenle burada kesinliği en çok benimsenen dil ailelerinden birkaçı üzerinde durulacaktır.
Hint-Avrupa (İndogermen) Dilleri
Asya ve Avrupa’da konuşulan ve dilbilimciler tarafından ortak köke bağlanan dillerdir. Bu dillerin aynı dil ailesinde yer alması o dilleri konuşanların hiçbir şekilde ırk birliğini göstermez, kültür bakımından yakınlığını ifade eder. Günümüze kadar üzerinde en çok araştırma yapılan ve akrabalığı kesin olarak ortaya konan Hint-Avrupa dilleri şunlardır:
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın