Yargıda İnsan Kaynağı
Devletin temel yapılanması içinde, özellikle temel işlevlere göre belirlenen alanlarda, insan unsurunun en öne çıktığı işlev, yargı alanıdır. Anayasa’da yargının düzenlendiği bölümün ilk hükmü olan 138. maddenin “hâkimler” sözcüğü ile başlaması ve bu maddenin birinci fıkrasında, hâkimlerin Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vereceklerinin ifade edilmiş olması karşısında, bu tespit anayasal anlamda da doğrulanmaktadır.
Vicdani kanaate göre hüküm vermek demek, hâkimin bir insan olarak mesleki olsun olmasın her türlü bilgi birikiminin, değer yargılarının, kişilik yapısının, toplumla ilişkilerinin ve ruh halinin, vereceği kararda etkili olacağı anlamına gelir. Bu belirleme ise, yargı alanında insan kaynağının önemini çarpıcı bir biçimde vurgulamaktadır. Kuşkusuz yargı mekanizması hâkimlerden ibaret değildir.
Hukuk yargılaması ve diğer yargı kollarında taraf vekilleri yani avukatlar yargılama sürecinin vazgeçilmez ve ayrılmaz unsurlarıdır. Ve hiç kuşkusuz onlar da yerine getirdikleri işlevle orantılı olarak; hâkimler gibi, birikimlerini, kişisel özelliklerini, mesleki faaliyetlerini yargılama sürecinde ve onun sonucunda verilecek hükmü etkileyecek biçimde yansıtırlar.
Türk yargı sistemi içerisinde asli insan unsuru olarak hâkimler, savcılar ve avukatlar, Türkiye Cumhuriyetinin temel oluşum felsefesine uygun olarak bütünüyle profesyonellerden oluşmaktadır. Devlet yargısı içinde iddia, savunma ve yargılama üçgeni içerisinde meslekten olmayan kişilerin yer alması kural olarak söz konusu değildir. Bu durum, hukuk fakültelerindeki öğretim (meslek öncesi eğitim) ile yargı fonksiyonunun ve bunun yerine getirilmesinin niteliği arasındaki doğrudan bağlantıyı göstermektedir. Burada, hâkim ve savcıların sınavla yapılan bir seçmeden sonra iki yıllık bir staj sonunda, avukatların ise bir yıllık bir staj sonundaki bir sınavla mesleğe başladıklarının belirtilmesi gerekir.
Türkiye cumhuriyetinin temel oluşum felsefesinin kendi gösterdiği diğer önemli bir nokta ise, bütün hâkim ve savcıların Anayasa ve kanunlar çerçevesinde, idari ve siyasi organlar tarafından atama ile göreve getirildikleri hususudur. Yargının, bir başka deyişle adalet hizmetinin insan unsuru, yalnızca hâkimler, savcılar ve avukatlardan oluşmaz. Yargısal faaliyete ilişkin her türlü dosya tutma, kayıt, tutanak, yazışma, arşiv gibi pek çok hizmetler, başta mahkeme yazı işleri müdürleri olmak üzere yardımcı adalet personeli tarafından yerine getirilmektedir.
Mahkeme kararına bağlanmış hakların yerine getirilmesinde ve alacakların tahsilinde icra dairesi görevlilerini de yardımcı adalet personeli arasında belirtmek gerekir. Yardımcı adalet personeli, yargılama ve karar verme faaliyetine doğrudan doğruya katılmasa da, bu alandaki işlerin yürütülmesinde vazgeçilemez bir unsurdur. Bu itibarla, söz konusu personelin seçimi ve yerleştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın