Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
22.08.2014
Ders: Ticari Bilgiler ve Belgeler      Ünite 1      1 Mart 2011 Ara     

Vergi İle İlgili Temel Kavramlar

Her bilim dalının kendine özgü deyimleri ve özel kavramları vardır. Vergi teorisinde de sık sık kullanılan deyim ve kavramlardan önemli olanları aşağıda açıklanmıştır.

Verginin Konusu

Verginin konusu, verginin üzerinden alındığı şey olarak tanımlanmıştır. Başka bir deyişle verginin uygulandığı, yani üzerine konulduğu bir madde, bir olay, bir iş ya da bir işlemdir. Örneğin, Gelir Vergisinin konusu gerçek kişilerin gelirleri, Kurumlar Vergisinin konusu kurum kazançları, Bina Vergisinin konusu, Türkiye sınırları içinde bulunan binalardır. Vergi kanunlarının her birinin başlangıç maddelerinde verginin konusu açık bir şekilde belirtilmektedir. Nelerin vergi konusu içerisinde değerlendirileceğini önceden kesin bir şekilde belirtme ve sınırlama olanağı bulunmamaktadır.

Tartışalım

Verginin konusu hakkında günümüzde ödediğimiz vergiler açısından neler söyleyebiliriz?

Verginin konusu, yukarıda belirttiğimiz gibi verginin neyin üzerinden alınacağını belirtirken, verginin matrahı, verginin neyin üzerinden hesaplanacağını göstermektedir. Bir başka deyişle; vergi konusunun, vergi borcunu hesaplamak maksadıyla indirgendiği, teknik, fizik veya ekonomik bir miktardır. O halde matrah, verginin hesaplanmasında teknik veya ekonomik bir miktar olabilmektedir. Verginin matrahı; teknik bir miktar veya fiziki bir ölçü olduğu taktirde bu tür vergilere spesifik vergiler denir. Örneğin; ağırlık, yüzölçümü, hacim vb. ölçüler matrah olabilmektedir. Motorlu Taşıtlar vergisinde olduğu gibi.

Vergi matrahı; ekonomik, parasal bir değer olarak ifade edildiği takdirde ad valorem (değeri üzerinden) vergiler söz konusu olmaktadır. Bu durumda vergi, o mal veya hizmetin değeri üzerinden alınır. Gelir vergisinde olduğu gibi.

Sıra Sizde 3

Verginin matrahı nedir? Spesifik ve Ad valorem vergi ne demektir?

Vergi oranı ise, vergiyi hesaplamak için vergi matrahına uygulanan miktarın yüzdesi ile belirtilmesidir. Vergiyi hesaplamak için tek bir oran veya vergi miktarı olabileceği gibi birden fazla oranlar veya vergi miktarı da olabilir.

Vergi Tarifeleri

Vergi oranlarının veya vergi miktarlarının yer aldığı çizelgelere vergi tarifesi denir.

Sıra Sizde 4

Vergi oranı ve tarifesinin tanımını yapınız?

Vergi tarifeleri kendi içersinde sabit veya değişmez tarifeler ve oransal tarifeler diye ikiye ayrılır.

Sabit veya Değişmez Tarifeler

Sabit veya değişmez tarifeler, vergi miktarı ile ödenecek vergi arasında hiçbir ilişkinin kurulamadığı durumlarda kullanılan vergi tarifeleridir. Yani herhangi bir matraha dayandırılmadan alınan bir vergidir. Vergi miktarının salt rakam olarak saptanmasında; kazanç, irad, değer, servet, harcama gibi matraha esas olarak hiçbir sayısal şey esas alınmadığı için, ödeme gücü ile vergi arasında en ufak bir ilişki yoktur. Bu tür vergilere örnek; Ülkemizde 1952 yılına kadar uygulanan sabit miktarlı bir tarifeye sahip Yol Vergisidir. Baş vergisi veya kelle vergisi olarak da adlandırılan bu tarifeler, günümüzde İngiltere”de de uygulanmaktadır.

Sıra Sizde 5

Sabit veya değişmez tarifelerin tanımını yapınız?

Oransal Tarifeler

Oransal tarifeler; sabit oranlı vergi tarifeleri, artan oranlı vergi tarifeleri ve azalan oranlı tarifeler olarak üçe ayrılır.

Sabit Oranlı Vergi Tarifeleri

Bu tür vergilerde vergi oranı, matrahın artması durumunda bile değişmeyen matrahın her düzeyinde vergi oranının sabit kaldığı tarifelerdir. Aşağıdaki tabloda da görüldüğü gibi, gelir ne olursa olsun verginin oranı değişmemektedir.

t11

Tablodan da anlaşılacağı gibi matrah ne kadar büyürse büyüsün, vergi oranı değişmemekte, fakat matrahtaki artışa paralel olarak vergi miktarı mutlak olarak artmaktadır.

Artan Oranlı Vergi Tarifeleri

Artan oranlı vergilerde, vergi miktarı, gerek mutlak, gerekse oransal olarak artmaktadır. Artan oranlı bir vergi tarifesi uygulandığı zaman gelir arttıkça, gelirin daha büyük bir kısmı vergilendirilmektedir.

t12

Azalan Oranlı Vergi Tarifeleri

Azalan oranlı vergi tarifeleri, matrah arttıkça vergi oranının azaldığı tarifelerdir. Yani matrah, gelir ise yüksek gelirlerin daha az oranda vergilendirilmesi demektir.

t13

Yukarıda verdiğimiz vergi tarifeleri bugün vergi sistemimiz içinde de kullanılan tarifelerdir.

Sıra Sizde 6

Oransal tarifeleri sıralayınız?

Vergiyi Doğuran Olay

Devlet açısından vergi alacağının, mükellef açısından da vergi borcunun doğabilmesi için verginin konusu ile yükümlü arasında bazı koşulların gerçekleşmesi gerekir. Vergi Usul Kanunu (VUK)”na göre, “vergiyi doğuran olay, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar” şeklindedir. Örnek verecek olursak, Gelir Vergisi Kanununa göre vergiyi doğuran olay, “gelirin elde edilmesidir”. Motorlu Taşıtlar Vergisinde ise; “motorlu taşıtların trafik, liman veya belediye sicili ile Ulaştırma Bakanlığınca tutulan sivil hava vasıtaları siciline kayıt ve tescili ile başlar” der.

Sıra Sizde 7

Vergiyi doğuran olay nedir? Örnekler veriniz.

İstisna ve Muafiyet

Bu kavramlar, vergi konusuna ve yükümlüsüne getirilen sınırlamalarla ilgilidir. Tüm vergiler, konuları bakımından objektif, yükümlü kıldığı kişiler bakımından da subjektif bir yükümlülük getirmektedir. Muafiyet ve istisnalar, konu ve mükellefiyetle ilgili sınırlamalardır. Başka bir deyişle; gerek istisna, gerekse muafiyet, sonuçta vergi borcunun doğmamasına neden olur. Her ikisi de tam, kısmi, geçici ve daimi olmak üzere çeşitli şekillerde uygulanabilir. Verginin konusunun, yani objektif vergi yükümlülüğünün, vergi yasalarında yer alan bir takım hükümlerle sınırlandırılmasına “istisna” denir. Böylece verginin konusuna giren bazı olay ya da değerler yine kanunla vergi dışı bırakılır. Örneğin, GVK”nun 21. maddesine göre, konut olarak kiraya verilen gayrimenkullerin kira gelirlerinin belirli bir kısmının vergilendirilmemesi, bir kısmi vergi istisnasıdır. Vergi yükümlülüğünün, başka bir deyişle subjektif vergi yükümlülüğünün, vergi yasalarında yer alan bir takım hükümlerle sınırlandırılması ise, “muafiyet” tir. Muafiyete örnek olarak, diplomat muafiyeti, esnaf muafiyeti verilebilir. Öyle ki, GVK”na göre belirli koşulları yerine getiriliyorsa, ticaret, sanat erbapları, yasada belirtilen şekil ve şartlara uygun çalışıyor olmaları halinde esnaf muaflığından yararlanarak gelir vergisi mükellefi olmazlar.

Sıra Sizde 8

İstina ve muafiyet kavramlarını örneklerle açıklayınız.

Vergi Yükümlülükleri ile İlgili Kavramlar

Maddi veya parasal vergi yükümlülüğü; mükellefin parasal olarak veya maddi olarak yükümlülük altına girmesi demektir. Bu parasal yükümlülüğe vergi borcu da denilmektedir. Şekli vergi yükümlülüğü; verginin ödenmesi ile ilgili vergi yasalarında yer alan çeşitli şekli ve usuli görevleri kapsamına almaktadır. Örneğin, defter tutma, onaylatma, işe başlama ve bırakmayı haber verme, beyanname verme gibi verginin hesaplanması ve ödenmesi ile ilgili yükümlülükler bu tür yükümlülüğe örnek teşkil etmektedir.

Vergi Sorumlusu

Aslında gerçekte bir vergi tarafı olmamakla beraber, vergi mükellefi ile ilişkisi nedeniyle bazı gerçek ya da tüzel kişiler, mükellefin borcuna ilişkin görevlerin ifa edilmesinde vergi dairesine karşı sorumlu olmaktadırlar. Vergi Usul Kanunu VUK”nun 8. maddesinde vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlanmaktadır. GVK”nun 94. maddesine göre, işverenler işçilerine ödedikleri ücret üzerinden gelir vergilerini hesaplayarak, ücretlerinden kesip, vergi dairesine yatırmak zorundadırlar. Dikkat edilirse burada vergi dairesi alacaklı, ücret geliri elde eden işçi mükellef ve işveren de mükellef olan işçinin ücretinden gelir vergisini kesip vergi dairesine yatırmak zorunda olan vergi sorumlusu olmaktadır. Aynı şekilde bankalar da aynı maddeye göre, ödedikleri mevduat faizlerinden gelir vergisi keserek vergi dairesine yatırmaları gerektiğinden vergi sorumluları olmaktadır.

Sıra Sizde 9

Vergi sorumlusuna bir örnek veriniz.

Sorumlu Yükümlü

Burada da vergi sorumlusundan farklı olarak, sorumlu yükümlü, vergi yasalarınca ödeyeceği vergiyi bir başkasından alıp kendi ad ve hesabına vergi dairesine ödemesi biçiminde bir biçimsel ve parasal yükümlülük yüklenir. Örneğin, katma değer vergisi tahsilatında; perakendeci, malını tüketiciye satarken tüketiciden tahsil ettiği KDV”yi kendi nam ve hesabına bir sonraki ay beyanname vererek vergi dairelerine ödemek zorundadır.

Tartışalım

Sorumlu yükümlü ile vergi sorumlusu arasındaki fark nedir?

Verginin Tarhı, Tebliği, Tahakkuku ve Tahsili

Bir verginin vergi yönetimlerince alınabilmesi, vergi yükümlüsü tarafından da vergi borcunun ödenebilmesi için sırasıyla tarh, tebliğ, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin yapılması gerekmektedir. Bir verginin tarh edilebilmesi için, yani vergi yönetimlerince vergi alacağının, vergi yükümlüsü açısından da vergi borcunun doğabilmesi için yasalarımıza göre şu öğelerin ortaya çıkmış olması gerekir.

Vergiyi koyan bir yasa; vergi salmak için Anayasa”mızın 73. maddesinde de belirtildiği gibi yasaya gereksinme vardır. Bütçe yasası; bütçe yasası, eğer vergi yasalarına göre tahsil yetkisi vermezse vergi yasaları uygulanamaz. Hükümet bu yetkiyi bütçe kanunu ile alamaz ise hiçbir şekilde vergi yasaları olmasına rağmen vergi toplama yetkisini kullanamaz. Vergiyi doğuran olay; bu konuyu daha evvel ele aldığımız için tekrar bu konuyu açıklamıyoruz. Yalnız eğer vergiyi koyan bir yasa olmasına, bütçe ile hükümetin yetki almasına rağmen eğer vergiyi doğuran olay meydana gelmemiş ise vergi ile ilgili tarh, tebliğ, tahakkuk, tahsil aşamalarına geçilmez.

Sıra Sizde 10

Verginin tarh edilebilmesi için hangi koşulların gerçekleşmesi gerekir?

Verginin Tarhı ve Yöntemleri

Vergi tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve oranlar üzerinden vergi dairesince hesaplanarak, miktar itibariyle tespit edilmesi için yapılan idari bir işlemdir. Başka bir deyişle tarh, idarece verginin hesaplanması işlemi olmaktadır. Tarh çeşitlerini kısaca ele alalım:

- Karine veya Dış Belirtiler Yöntemi: Karine yöntemi bilinen bir şeyden bilinmeyen bir şeyin çıkartılmasıdır. Diğer bir deyiş ile bazı dış belirtilerden yararlanarak birtakım şeyler hakkında yargıya varmak olarak da tanımlanabilir. Bu yöntemde vergi konusu ile matrah birbirinden farklıdır. Buna göre matrah, vergi konusunu temsil ettiği kabul edilen birtakım dış özellikler ile belirtilerdir. Vergi tarhiyatında karine veya dış belirtiler yöntemi eski olmakla beraber halen sınırlı da olsa kullanılmaktadır. Yönetimce vergi miktarının hesaplanmasında belirli ve objektif ölçüler bulunamıyor ve kullanılmıyorsa, karine veya dış belirtilerden yararlanılmak suretiyle vergi alacağı saptanmaya yani vergi tarh edilmeye çalışılır. Örneğin, kişinin geliri üzerinden hesaplanmak istenen bir vergide, şayet kişinin geliri gerçek olarak saptanamıyorsa, kişinin gelirini ortaya koyduğu kabul edilen bir dış belirti, vergi matrahı olarak kabul olunur ve vergi bunun üzerinden tarh edilir. Karine yönteminin en yaygını olarak kullanılmış olduğu bir vergi türü de emlak vergileridir. Örneğin, eskiden Fransa”da uygulanan bina vergisinde, vergi miktarı binanın kapı ve pencere sayısına göre saptanırdı. bu yüzden bu vergiye kapı ve pencere vergisi de denilmekteydi.

Karine veya dış belirtiler yöntemi, kolay ve sade olması yönünden elverişli bir vergi tarh yöntemidir. Bundan başka da söz konusu yöntemin iyiliğinden ve yararlarından söz edilemez. Sakıncalarına gelince, ilk önce ödeme gücü ile hesaplanan vergi arasında hiçbir ilgi yoktur. Örneğin, Fransa”da kapı pencere vergisinin uygulandığı devirlerde pek çok vergi yükümlüsünün binasının kapı ve penceresini ördürerek kapatmak suretiyle vergiden kaçındığı söylenir. Karine yöntemine dayanan vergilerin bir sakıncası da, gerçekten birtakım varsayımlara dayalı olduğu için esnek olmamasıdır. Bu nedenle piyasadaki fiyat hareketlerini izleyemezler ve özellikle enflasyon dönemlerinde hazine aleyhine olurlar.

Sıra Sizde 11

Karine veya dış belirtiler yöntemi hakkında bilgi veriniz.

- Götürü veya Kesim Yöntemi: Götürü veya kesim yönteminde matrahların yönetimce tespiti esas olarak kabul edilir. Bir başka deyişle, yükümlünün matrahlarının veya doğrudan doğruya vergi tutarlarının bir bütün olarak veya belirli yükümlü gruplarına göre saptanmasıdır. Günümüz vergiciliğinde, yaygın bir tarh yöntemi olarak kabul edilen beyan yönteminin boşluklarını doldurmak amacıyla, daha doğrusu beyan yönteminin uygulanamadığı durumlarda, genellikle götürü yöntem uygulanmaktadır. Vergileme tekniği yönünden veya siyasal nedenlerden, genellikle beyan yöntemi, belirli bir vergi sisteminin tümüne uygulanamamakta, aynı sistemin içersinde götürü yönteme de yer verilmektedir.

Bu yöntem daha çok piyasa ekonomilerinin ve organizasyonunun tam olarak gelişmediği ve yine vergi yönetimlerinin yetersiz olduğu ülkelerde uygulanan bir yöntemdir.

Sıra Sizde 12

Götürü veya kesim yönteminin esası nedir?

- Yükümlünün Beyanı veya Beyanname Yöntemi: Beyan yöntemi de denilen bu yöntem, vergi tarhına esas olan bütün bilgilerin mükellef tarafından yazılı olarak vergi yönetimlerine verilmesi ilkesine dayanır. Yükümlünün verginin tarh edilmesi için gerekli tüm bilgileri yazılı olarak yönetime vermesi ve bu bilgiler üzerine yönetimce verginin tarh edilmesi yöntemine, beyan yöntemi denilmektedir.

Türk vergi yasalarında yer alan 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda yükümlü, vergi matrahı ile ilgili tüm bilgileri bir beyanname ile vergi yönetimine bildirmekte, vergi yönetimi bu bilgilere göre vergiyi tarh edip yükümlüye tebliğ etmektedir.193 sayılı Gelir Vergisi Kanununda ise yükümlü hem matrahını hem de bu matrah üzerinde hesapladığı vergiyi vergi yönetimine bir beyanname ile bildirmekte, böylece yönetimce yapılması gerekli tarh, tebliğ ve tahakkuk işlemleri yükümlünün beyanı ile aynı anda başlayıp sona ermektedir. Günümüz vergiciliğinde beyan yöntemi geniş bir kabul görmekte ve tüm vergi sistemlerinde tarh yöntemi olarak kullanılmak istenmektedir. Yalnız burada hemen, söz konusu yöntemin başarılı bir biçimde uygulanabilmesi için en az aşağıdaki koşulların varolması gerektiğine değinmek isteriz. Beyan yönteminin uygulanabilmesi için toplumda bir ölçüde vergi ahlakının mevcut olması lazımdır. İkinci olarak toplumun eğitim düzeyi önemlidir. Okur yazarlık oranının belirli bir yükseklikte olması gerekir. Üçüncü olarak, beyan esasının başarılı bir biçimde uygulanabilmesi için verginin, kendi sistemi içersinde ve diğer vergi sistemleri ile karşılıklı bir oto kontrol mekanizmasının kurulması gerekir. Son olarak beyan yönteminin başarısı sağlıklı bir vergi yönetimine bağlıdır.

Beyan yöntemi, gerek mükellefin ödeme gücünü daha iyi yansıtması, gerekse verimlilik ilkesine daha uygun olması açısından çağımızda en yararlı ve kullanışlı bir vergi tarh yöntemidir. Ne var ki, beyan yönteminin başarısı, mükellefin işbirliğine ve vergi yönetiminin kapasitesine bağlı olarak gelişme göstermektedir. Gelişmekte olan ülkelerde bu sistemin başarı şansı sınırlı kalmaktadır.

Sıra Sizde 13

Beyan yönteminin başarılı olabilmesi için gerekli olan şartlar nelerdir?

Verginin Tebliği

Verginin tebliği, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe ya da ceza sorumlusuna yazıyla bildirilmesidir. Mükellefin vergi borcunu ödeyebilmesi için verginin tutarını, vadesini bilmesi gerektiğinden, idarece tarh edilen vergi, mükellefe ya da ceza sorumlusuna tebliğ edilir. Çağdaş vergicilikte tebliğ genellikle yazılı olarak yapılır. Tebliğ biçimleri ise, postayla, memur aracılığıyla ya da ilan yoluyla tebliğ şeklinde sınıflandırılabilir.

Verginin Tahakkuku

Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilmiş bir verginin ödenme aşamasına gelmesi şeklinde tanımlanır. Tarh ve tebliğ edilen vergiye belirli bir süre itiraz gelmemişse, verginin tahakkuku gerçekleşmiş olur.

Verginin Tahsili ve Tahsil Yöntemleri

Vergi Usul Kanunu (VUK). 23. maddesine göre, verginin tahsili, “kanuna uygun surette ödenmesidir” şeklinde tanımlamakla beraber, mükellef vergi borcunu ödemediği takdirde, sözkonusu vergi borcu yasa hükümlerine göre mükelleften gecikme faizi ve gecikme cezası ile birlikte zorla ve cebren tahsil edilir. Ödeme elden yapılabileceği gibi maliye ile protokol yapan belirli bankalar aracılığıyla da yapılabilir. Tahsil yöntemlerine gelince; Bu yöntemler günümüzde iltizam yöntemi, ihale yöntemi, halk temsilcileri eliyle tahsil yöntemi, devlet memurları aracılığıyla tahsil yöntemleri olarak sıralanabilir.

- İltizam Yöntemi: Vergi toplama hakkını, belirli bir bedel karşılığında devletin herhangi bir kişi veya şirkete devretmesine iltizam yöntemi denilmektedir. Vergi toplama hakkını alan kişiye de mültezim denilmektedir. Belirli bir bölgenin vergisini veya belirli bir vergiyi toplama hakkını açık arttırma ile elde eden mültezim bu bedeli peşin olarak devlete ödemekle yükümlüdür. Bu yöntemin en büyük sakıncası da, uygulandığı zamanlarda, mültezimin kârını mümkün olduğu kadar yükseltebilme amacıyla, vergi toplama hakkı ile birlikte satın almış olduğu kamu otoritesine dayanarak, halktan istediğince vergi toplama yollarına başvurması olmuştur. Giderek halkın vergi ödeme gücünün çok üstüne çıkan bu vergiler yüzünden halkla mültezimin arası açılmış, mültezimin kuvvetli olduğu yörelerde halk büyük işkence ve baskı altında kıvrandırılmıştır. Ayrıca mültezimler aralarında anlaşmak suretiyle, yörelerin vergi toplama haklarını da devletten mümkün olduğu kadar ucuza almak suretiyle halkın yanı sıra hazineyi de soyma yollarına gitmişlerdir.

- İhale Yöntemi: Bu yöntem de iltizam yöntemi gibi yine verginin bazı kişi veya şirket aracılığıyla tahsil edilmesidir. İhale yönteminde mültezim durumunda olan kişi veya şirket, devlet nam ve hesabına vergi tahsil eder; tahsil giderleri ve çalışma karşılığı olarak da topladığı verginin belirli bir yüzdesini alır. Bu yöntemde verginin tarh ve tahakkuku devletçe yapılır. Buna karşılık verginin devlet adına ve hesabına toplanma yetkisi, verginin belirli bir yüzdesi karşılığı ihale edilir. İltizam yönteminin pek çok sakıncaları bu yöntemde ortadan kalkmış ise de, bu kez hazinenin aleyhine şöyle bir sakınca ile karşılaşılmaktadır: Vergi toplayan, belirli bir yüzde karşılığında elde edeceği kazancı, kendisine yeterli gördükten sonra vergi toplamak için çaba sarfetmeyecek veya kolaylıkla tahsil edebileceği vergileri toplayacak ve böylece hazine gelir kaybına uğrayacaktır. Bu yöntem de günümüzde uygulama alanını tamamen yitirmiştir.

Sıra Sizde 14

İhale yöntemi ve iltizam yöntemi arasındaki fark nedir?

- Halk Temsilcileri Eliyle Tahsil Yöntemi: Vergi tahsili için, devletin, ülkenin her yerinde yeterli mali örgütlenmeyi kurmaması nedeniyle iltizam ve ihale yönteminin yanı sıra vergi tahsili için halk temsilcileri de kullanılmıştır. Fransa”da collectour adı verilen ve halk tarafından seçilen kişilerce vergi toplanmış, Osmanlı İmparatorluğunda ise vergi toplama işinde bazı kişilerin (imam, muhtar gibi) kullanıldığı görülmüştür. Söz konusu yöntem uygulamada uzun süre kalmamıştır. Çünkü, vergi toplama yetkisi verilen kimselerin görünüşte bu yetkileri kamu otoritesine dayanmış, gerçekte ise,bu otoriteyi harekete geçirecek güçleri olmadığından vergi tahsili sadece kendi çabalarına kalmıştır. Ancak güçlerinin yettiği kimselerden vergi toplayabilmişlerdir.

- Devlet Memurları Eliyle Tahsil Yöntemi: Bu yönteme emanet yöntemi de denilmektedir. Söz konusu yönteme göre devlet, vergilerin tarh,tahakkuk ve tahsilini kendi kurmuş olduğu mali örgütlerle yürütmektedir. Bu örgütlerde çalışan devlet memurları vergi tahsil etmektedirler. Bu memurlar hizmetleri karşılığında devletten diğer memurlar gibi sadece maaş veya ücret almaktadır. Buraya kadar gördüğümüz tüm tahsil yöntemlerinin sakıncalarını ortadan kaldırmasının yanı sıra, bu sistemde, devletin vergi toplama gibi doğrudan doğruya egemenlik hakkına dayanan bir hakkı, başkalarının aracılığı ile değil de, kendisinin bizzat kullanması önem taşımaktadır. Bununla beraber günümüz vergiciliğinde gerek vergi türlerinin çoğalması, gerekse yükümlü sayılarının çok artması devletin kendi memurları aracılığı ile vergi tahsilini de hemen hemen olanaksız kılmış, bunun yerine verginin türlü yöntemlerle yükümlüye ödettirilmesi yollarına başvurulmuştur. Şimdi bu yöntemler üzerinde duralım.

- Mükellefin Ödemesi Yöntemi: Mükellef vergi borcunu ya bizzat kendisi ilgili vergi dairesine yatırır veya gönderir; ya da vergi dairesi tahsildar aracılığı ile vergi borcunu mükelleften alır. Görüldüğü gibi yükümlü veya sorumlu, yasal olarak vergiyi vergi yönetimine ödemekle yükümlü tutulmuş olup, böylece en iyi ve uygun bir ödeme yöntemi bulunmuş, dolayısıyla devlet açısından da ucuz ve basit bir biçimde vergi tahsil olanağı ortaya çıkmıştır. Yükümlü veya sorumlunun vergi tutarını üçüncü bir kişi ile ilgili vergi yönetimine göndermesi, posta veya banka havalesi biçiminde ödemesi de verginin yükümlü veya sorumlu tarafından ödenmesi yöntemi olarak kabul edilir.

- Pul, Bandrol Yapıştırmak veya Kıymetli Kağıt Kullanmak Suretiyle Verginin Ödenmesi Yöntemi: Damga resmi ve harçların, bazı tüketim vergilerini, pul veya bandrol yapıştırmak veya kıymetli kağıt kullanmak suretiyle ödenmesi, söz konusu yöntemi oluşturmaktadır. Pul veya kıymetli kağıdın satın alınması ile mi, yoksa bunların kullanılması sırasında mı, vergi ödendiği konusu maliye yazarları arasında tartışma konusu olmaktadır. Pul veya kıymetli kağıdın satın alınması ile hazineye bir para girdiği kuşkusuzdur. Yalnız burada hazineye paranın girmesi, vergi tahsili veya ödemesi biçiminde yorumlanamaz. Çünkü, ancak bunları satın alan kişi, belirli bazı vergi yasalarında saptandığı biçimde bunları kullanmak suretiyle o vergi yasalarına göre doğan vergi borcunu ödeyecek, yani bunların kullanılması sırasında vergi ödemiş olacaktır. Aldığı pul veya kıymetli kağıdı yırtıp atacak olursa herhalde bu durumda vergi ödenmesi söz konusu değildir. Belki hazineye dolaylı bir yardım düşünülebilir. Türkiye”de Damga Vergisi ve bazı harçlar pul yapıştırmak suretiyle ödenmektedir. Kira sözleşmeleri ve noterlerce kullanılan bazı evrakı da, kıymetli kağıt kullanmak suretiyle vergi ödeme yöntemine örnek olarak gösterebiliriz.

Vergi Alacağını Ortadan Kaldıran Sebepler

Devlet açısından vergi alacağının, mükellefler açısından vergi borçlarının ortadan kalkması için bazı nedenlerin gerçekleşmesi gerekir. Genellikle bu nedenleri; ödeme, zamanaşımı, terkin ve af olmak üzere sıralayabiliriz. Devlet açısından vergi alacağının ortadan kalkmasının en kolay yolu ödemedir. Yani ödeme ile en normal bir biçimde ortadan kalkar. Konu devlet yönünden, yani vergi alacaklısı yönünden de ele alındığında, yükümlünün vergi borcu verginin tahsili ile ortadan kalkmaktadır.

Zaman Aşımı: Genel bir tanım ile zamanaşımı, yasalarda belirtilen koşullara ve biçimlere göre, belirli bir zaman sürecinin geçmesi sonucunda bir hakkın kazanılması veya bir yükümlülükten kurtulmadır. Burada da belirli aşamalarda devlet, mükellefe vergi borcunu zamanında bildirmese, tahakkuk ettirmese vb durumlarda, belirli bir süre sonunda mükellefin bu sorumluluğu, yani vergi borcu da ortadan kalkar. Örneğin; mükellefi vergi dairesi beş yıl içersinde incelemeye almaz ve denetim görevini yapmaz ise mükellefe beş yıl evvelki faaliyetlerinden dolayı bir vergi borcu çıkaramaz; zaman aşımına uğramış kabul edilerek, mükellef vergi borcundan kurtulur.

Terkin: Belirli yükümlülerin vergi borcunu, devletin, egemenlik hakkına dayanarak tek taraflı ortadan kaldırmasına terkin denilir. Tanımdan terkinin ancak devletçe yapılabileceği ve belirli yükümlüler için geçerli olacağı ortaya çıkmaktadır. Yani terkin genel değil, özeldir. Örneğin, bir doğal afet sonucu gelir ve servetlerinin belirli bir kısmını kaybeden yükümlülerin vergi borçlarının devletçe ortadan kaldırılmasıdır.

Af: Genel olarak yükümlülerin vergi borcunu, devletin, egemenlik hakkına dayanarak tek taraflı ortadan kaldırmasına af denilir. Af ile terkin arasındaki fark birinde mükelleflerin tamamını kapsarken, diğerinde belirli bir kısmını kapsamasıdır.

Vergi alacağını ortadan kaldıran sebepler nelerdir?

“Vergi İle İlgili Temel Kavramlar” için 2 cevap

  1. Anonim diyor ki:

    azalan oranlı vergi tarifelerinin açıklaması az olmuş

  2. mert diyor ki:

    hazırlayanlara çok teşekkür ederim

Bir Cevap Yazın

*