Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /var/www/vhosts/notoku.com/httpdocs/wp-content/plugins/wp-useronline/wp-useronline.php on line 121
Bu Siteyi Seviyorum
Bize Ulaş
Kapat

NotOku.com'dan nasıl haberiniz oldu?

Uyum

Uyum bir kişinin inanç ve davranışlarını, grup standartlarına göre değiştirme eğilimidir. Grup normlarına uyma, bazen toplumsal uyumu gerçekleştirmek ve toplum içinde kabul görmek için ödenen bir bedeldir. Öte yandan bazen bireyciliği yüceltir ve insanların baskı altına alınarak “Herkes öyle yapıyor” diye tam tersi için zorlanmasından kaygılanırız. Uyumluluk bir toplum için ne zaman iyi, ne zaman zararlıdır?

Birleşik Devletler Anayasa Mahkemesi 1992 karar örneğinde, devlet okullarında tanrının adını içeren ve tanrısal bir görüşü destekleyen konuşmalar yapılmayacaktı. Okuldaki dini törenler çocukların dini inançlara uymaya zorlama gibi özel riskler içeriyor. Okul bağlamı, inançsızlara inanan çoğunluğun kendi dini uygulamalarını, Ortodoksluğa inanmaya zorlama gibi görünebilir.

Muzaffer Şerif’in Uyum Araştırmaları

İlk en iyi bilinen uyum araştırmaları, Türkiye doğumlu Muzaffer Şerif tarafından 1935′de yapılan toplumsal normların gelişimiyle ilgili çalışmalarıdır (Franzoi, 2000). Muzaffer Şerif liderliğindeki çalışma oldukça basit görünüyordu; karartılmış bir odaya oturtulan kolej öğrencisi erkek deneklere, tek bir ışık noktası izlettirilir. Onlara, noktanın hareket edeceğini, bu hareketin hangi yöne ve ne kadar olduğunu tahmin etmeleri söylenir. Işık noktası gerçekten durağan olmasına rağmen, denekler karanlıkta hareket ediyormuş gibi görünüyordu. Bazıları birkaç santimlik bir hareket, bazıları ise birkaç metrelik bir hareket algılar.

Şerif bu çalışmanın devamında, denekleri ikili-üçlü gruplara ayırdı ve işi tekrarlamalarını istedi. Ama bu sefer her denek, yaptığı tahmini sesli olarak söyler. İlk denemede deneklerin tahminleri oldukça farklıdır; ama giderek tahminler biri birine yaklaşır. Bu grupça yapılan denemeden sonra, denekleri tek tek bir kez daha aynı ışık testinden geçirdi. Aldığı cevaplar; önceki deneyde grupça benimsenen yanıta çok yakındı. Yani grup normlarının sürdüğünü gözledi. Sosyal normların etkililiğini, özellikle gençlerin günlük yaşamdaki grup standartlarına uygun giyinme, saçlarını buna göre kestirme ve okulda buna göre davranmaları şeklinde görebiliriz.

Akran Baskısına Uyma

İnsanlar kendilerince şüpheli olmayan bir durumla karşılaştıklarında, kendi algılamalarına güvenirler ve kendi bağımsız kararlarını verebilirler. Ancak herhangi bir grupta ve belli bir konuda, azınlıkta kaldığımız da sıkça karşılaşılan bir durumdur. Elbette eğer çoğunluğun fikrinin ya da yaptığının doğru olduğunu düşünürsek, fikrimizi değiştirip çoğunluğun kanısına uyabiliriz. Ama, kendi düşüncenizin yüzde yüz doğru, grubunkinin ise yanlış olduğuna emin olduğunuz bir durumu düşünün. Bu durumda grubun baskısına boyun eğer miydiniz?

Asch'ın akran baskısına uymayla ilgili deneyinde kullandığı şekiller

Bu soruya yanıt vermek için Asch isimli araştırmacı tarafından 1955 yılında bir deney yapıldı. Asch bir masanın çevresindeki arkadaşlarının arasına bir denek oturtur ve şekildeki kartları kullanarak deneyini yapar. Masanın çevresindekilere önce A kartını, sonra da B kartını gösterir ve; B’deki hangi çizginin A’daki ile eşit olduğunu saptamalarını ister.

B’deki çizgilerden birisi, kesin olarak A’daki ile aynı uzunluktaydı. Denekler cevaplarını sırasıyla ve sesli biçimde verirler. Önce birinci denek, sonra da sırasıyla diğerleri. Asıl denek beşinci sıradan oturuyordu. Hangi cevabın doğru olduğu belliydi ve doğru yanıtı vermede pek yanılan olmamıştı.

Üçüncü denemede, birinci denek çizgilere yine dikkatlice baktı ve -önceden aldığı talimata uyarak- açıkça yanlış cevabı verdi. Sonraki denek de aynı yanlış cevabı verdi. Üçüncü ve dördüncü denekler de aynısını yaptılar. Sıra asıl deneğe geldiğinde biraz rahatsız olmuştu. Çünkü ona göre, diğerlerinin verdiği cevap açıkça yanlıştı. Ama o da; kesinlikle yanlış olduğunu bile bile, diğerlerine uyarak aynı cevabı verdi.

Yukarıda belirtildiği gibi, ilk dört denek deneyi yapanların işbirlikçisiydi ve önceden tasarlanan senaryo uyarınca cevaplar verdiler. Fakat 5. denek bunu bilmiyordu ve o da ilk dört denekten farklı cevap vermektense yanlış cevap vermeyi tercih etmişti. Bu tercih, aklın nasıl karar verdiği sorusunun yanıtı bakımından son derece anlamlıdır. Uyumlu deneğin, kesin bir karara varamadığı ve çoğunluk tarafından etki altına alındığı düşünülebilir. Uyum eğilimi toplumumuzda o kadar fazla ki, oldukça iyi düşünen insanlar bile, bazen siyaha beyaz diyebiliyorlar.

İnsanlar bazen, yaptıkları dünya görüşlerine ters düşse bile aldırmazlar. Çoğu durumda bireyler kendi yargılarına grup farklı düşüncede olsa bile inanmaya devam ederler. Ama cevaplarının ne olduğu sorulduğunda, onlar da diğerlerinin yaptığı gibi yanlış olana yönelirler. Bu bizim uyumdan kastımızın ne olduğunu açıklıyor.

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu
Bu Yazıyı Oyla:
Kötüİdare ederİyiÇok İyiMükemmel (Bu yazıya ilk oy veren sen ol!)
Loading ... Loading ...
NotOku tarafından
2 Kasım 2008 tarihinde yazıldı. Toplam 44 kere okundu.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)