Ülkeler Arasındaki Bağımlılığın Derecesi
Bağımsızlık, karşılıklı bağımlılık ve bağımlılık ülkelerin ticari politikalarını ve ticari ilişkileri açıklamamıza yardımcı olur. Bu durumu bir uçta bağımsızlık, diğer uçta bağımlılık ve ortalarda bir yerde de karşılıklı bağımlılığın yer aldığı bir çizgi olarak düşünebiliriz. Hiçbir ülke bu çizginin uçlarında yer alamaz fakat bazı ülkeler uçlara daha yakın olabilirler.
Bağımsızlık
Bağımsızlık durumunda bir ülke hiçbir mal, hizmet veya teknoloji konusunda diğer ülkelere ihtiyaç duymaz. Fakat gerçekte her ülkenin ticarete ihtiyacı olduğundan hiçbir ülke ekonomik olarak diğer ülkelerden bağımsız değildir. Diğer toplumlardan kendini ayırması bazı üstünlükler getirir. Örneğin diğer ülkelerden gelen gerekli gıda maddelerinin ve eşyaların kesilmesi gibi bir korkuları yoktur. Tabi ki bağımsızlığın bir bedeli de olacaktır. Kendi ülkelerinde üretilmeyen ürünlere sahip olamazlar. Bağımsızlığın diğer bir sakıncası da diğer ülkelerde var olan teknoloji ve bilgi birikimini alıp kendi ülkelerinde uygulayamamaktır. Böyle bir teknoloji transferi gerçekleşebilirse ülkenin ekonomik büyümesine önemli katkılar sağlar.
Karşılıklı Bağımlılık
Diğer ülkelerdeki değişikliklerden ülkenin en az etkilenmesinin bir yolu karşılıklı bağımlılık yaratmaktan geçer. Yani karşılıklı ihtiyaçlar doğrultusunda ticari ilişkilerin geliştirilmesi. Örneğin Fransa ve Almanya büyük ölçüde birbirine bağımlı ekonomilerdir. Her ikisi de ticari ortak olarak diğerine aynı derecede bağımlıdır. Dolayısıyla diğerinin misilleme yapacağı korkusuyla karşı taraf için önemli bir ürünün ticaretini durduramaz. Böyle bir karşılıklı bağımlılık bazen uluslararası şirketleri ticari ilişkilerin geliştirmeleri için hükümetlerine baskı yapmaya iter.
Dünya ticaretinin yaklaşık üçte birlik bölümü şirketlerin diğer ülkelerdeki şubeleri ile aralarındaki ithalat ihracat işlemidir. Bu ticari ilişkideki herhangi bir aksaklık şirketi zor duruma sokar. Örneğin Ford otomobilin değişik parçalarını değişik ülkelerde üretir. Bu ülkelerle ABD arasındaki herhangi bir ticari anlaşmazlık olması durumunda parçaların gelmesi durursa otomobil imalatı da durmak zorunda kalır.
Bağımlılık
Birçok gelişmekte olan ülke bağımlı durumdadır; çünkü ihracatları bir temel ürünle sınırlıdır ya da müşterileri sadece tek bir ülkedir. Çoğu gelişmekte ülkenin toplam ihracat kazancının %25′ i tek bir ürüne bağlıyken, İzlanda ihracat gelirlerinin %25 inden fazlası bir ürüne (balık) bağlı olan tek sanayileşmiş ülkedir. Gelişmekte olan ülkelerin çoğu ihracat gelirlerinin yarıdan fazlasını tek bir sanayileşmiş ülkeye yaptıkları satışlardan elde ederler. Kanada ise sanayileşmiş ülkeler arasında ABD’ye olan yüksek bağımlılığı ile bir istisnadır. Gelişmekte olan ülkelerin üretim seviyeleri düşük olduğundan, sanayileşmiş ülkeye daha çok bağımlıdır.
Örneğin Meksika ithalat ve ihracatının %60′ından fazlasını ABD ile gerçekleştirirken ABD ithalat ve ihracatının sadece %10′unu Meksika ile gerçekleştirmektedir. ABD’nin uygulayacağı politikalar Meksika’yı çok daha fazla etkiler. Gelişmekte olan ülkeler uyguladıkları düşük ücretler sayesinde rekabet edebilecekleri üretimi gerçekleştirirler. Birçok iktisatçının görüşüne göre bu tür bir bağımlılık gelişmekte olan ülkelerin gelişimini engeller.
Her ne kadar teorisyenler bağımlılığı azaltmak için çeşitli öneriler sunsa da, hepsinin birleştikleri nokta gelişmekte olan ülkelerin uluslararası pazarlara açılmaları gerektiğidir. Geleneksel olarak ürettikleri ürünleri bırakıp dünya pazarlarında rekabet edebilecek ürünlerin üretimine geçmelidirler. Fakat bu aşamada karşılaşabilecekleri sorun üretimini düşündükleri üründe dünya çapında aşırı arz olmasıdır. Bu durumda verebilecekleri en doğru ekonomik karar ise ürünlerini satın alan sanayileşmiş bir ülkeye bağımlılığını sürdürmektir.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın