Türkiye’de Devlet Vatandaş İlişkisi
Demokratik ülkelerde denetleme mekanizması, basın ve sivil toplum örgütleri gibi katılımcılığı dikkate alan geniş bir yelpazede karşımıza çıkar. Kamu yönetimi ve onları temsil eden kamu görevlileri, ülkemiz hukuk düzeninin kendilerine sağladığı üstün kamu gücünü, toplum ve bireylerin çıkarları doğrultusunda ve insana halka dönük olarak kullanıp kullanmadıkları son derece önemli bir sorudur.
Bu soru, şimdiye kadar sözünü ettiğimiz insan odaklı, vatandaş memnuniyetini ilke edinmiş kamu hizmeti kalitesi kavramı ile doğrudan ilgilidir. Selçuk Yalçındağ, bu soruyu iki noktada irdeler. Bunlardan ilki kamu görevlilerinin üstlendikleri hizmetlere ilişkin işlem ve eylemlerinde hukuka ne ölçüde uydukları ve saygı gösterip göstermedikleridir. İkincisi ise insana saygıdır.
Türkiye’de güçlü ve aşırı merkeziyetçi bir devlet anlayışı, Türk kamu bürokrasisisin de bu durumun önemli bir temsilcisi olduğu sıklıkla vurgulanır. Bu durumda devlet toplum ilişkisi açısından toplumun önünde / üstünde bir Devlet kavramından söz edilebilir. Turkut Göksu, Türk kamu yönetiminin üniter devlet sisteminin bir gereği, kuruluş ve görevleriyle bir bütün olarak aşırı merkeziyetçi bir yapıya sahip olduğunu belirtir. Ona göre Türk kamu yönetiminin örgütsel yapısı, çalışanların davranışı, yöntemleri ve kuralların uygulanışı bakımından patrimanyol (geleneksel) ve hukuki rasyonel bürokrasi özelliklerini bir arada bulundurmaktadır.
Kamu hizmetlerine ve Devlete yönelik olarak ülkemizin geleneksel anlayışına yerleşmiş bir çok deyiş ilgi çekicidir. Selçuk Yalçındağ, İmparatorluk dönemindeki bürokratik tabaka- halk zıtlığına kadar uzanan bir gelenekten söz eder. Devlet Baba gibi olumlu bir deyiş yaratılmış olmasına rağmen, zamanla “bugün git yarın gel”, “salla başı al maaşı”, vaziyeti idare et”, “hükümetin ayağını bastığı yerde ot bitmez” gibi olumsuz yargı ve yakınmaları ifade eden deyişler ortaya çıkmıştır. Selçuk Yalçındağ, Cumhuriyet bürokrasisinin de Osmanlı bürokrasisinden devraldığı seçkinci bir davranış kalıbı ile halka tepeden baktığını dile getirir. Türk kamu yönetimi, yukarıda birkaç örnekle dile getirdiğimiz deyişlerle halkın gözünde son derece olumsuz algılanmaktadır.
Daha önce sözünü ettiğimiz vatandaş memnuniyeti bağlamında kamu hizmeti kalitesinden son derece mutsuz hatta sıkıntılı bir geçmişten söz edilebilir. Devlet dairelerine gitmekten kaçınan, mümkün olduğunca uzak duran bir vatandaş tanımı yapılabilir. Burada oluşan izlenimler temelde kamu görevlilerinin vatandaş ile kurdukları iletişimler sonucunda oluşmuştur. Ağır işleyen, verimsiz, vatandaşa tepeden bakan bir kamu hizmeti sunumu Devletin imajını olumsuz etkilemiştir.
Hasan Pulur’un 1988 yılında yazdığı bir yazının kimi bölümleri durumu açıkça ortaya koymaktadır. “Bir laf boşuna söylenmez… Vatandaş hem Devlet Baba der, hem de arkasından Allah kimseyi devlet kapısına düşürmesin” diye dua eder. Niye? Çünkü devlet kapısında hali haraptır… Prof. Aydın Aybay’ın mektubunu okurken, bunları düşündük; diyor ki: “Nereden kaynaklanmışsa bilemiyorum kamu gücünü ellerinde tutanlar, bu gücün kullanımında, yurttaşa karşı saygı ve nezaket gösterilmesini zafiyet sayıyorlar”.
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın