Türkiye - Avrupa Birliği İlişkileri
Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkilerini Türkiye’nin modernleşme politikaları bağlamında değerlendirmek gerekir. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren, özellikle Tanzimat dönemiyle birlikte, modernleşme batılılaşma ile eş tutulmuş ve Batının devlet kurumları ve hukuku modernleşme için örnek oluşturmuştur. Örneğin, Tanzimat döneminde modern bir polis örgütü oluşturmak için Fransa örnek alınarak 10 Nisan 1845 tarihinde 17 maddelik ‘Polis Nizamnamesi’ yayımlanmış ve böylece ‘polis’ kelimesi ilk defa resmi dilde kullanılmıştır. Bu tarih, günümüzde Türk polis örgütünün kuruluş günü olarak kabul edilmekte ve her yıl polisin kuruluş yıldönümü olarak çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Türkiye’de, Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün belirlediği ‘çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak’ hedefini hayata geçirmek için önemli devrimler gerçekleştirilmiştir. İkinci Dünya Savaşından sonra da Türkiye, Avrupa’da kurulan siyasi ve güvenlik oluşumlarının tümünde yer alarak Avrupa Konseyi, OECD ve NATO’ya üye olmuştur. Avrupa’daki gelişmeleri yakından izlemeye devam eden Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğunun (AET) 1958 yılında kurulmasından kısa bir süre sonra Temmuz 1959′da Topluluğa tam üye olmak için başvurmuştur. Bu bağlamda, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyesi olması, çağdaş uygarlık hedefinin gerçekleşmesi olarak değerlendirilebilir.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin çok uzun bir geçmişi vardır. 1959 yılında yaptığı üyelik başvurusuna o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET)) tarafından verilen cevapta, Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirilmiş ve tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanması önerilmiştir. Söz konusu anlaşma 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara’da imzalanmış ve 1964′te yürürlüğe girmiştir. Ankara Anlaşması çerçevesinde kurulan Ortaklık Konseyi, AET ile Türkiye arasındaki ilişkileri yürütmeye başlamıştır. Bu anlaşmada ‘hazırlık’, ‘geçiş’ ve ‘tam üyelik’ dönemlerini kapsayan üç aşamalı bir program benimsenmiştir.
Topluluğun sağlayacağı mali ve teknik yardımlar ile Türkiye ekonomisinin güçlendirilmesinin hedeflendiği ‘hazırlık’ dönemi tamamlanmış, Kasım 1970 tarihinde imzalanan ve Ocak 1973′te yürürlüğe giren Katma Protokol ile ‘geçiş’ dönemi başlamıştır. Ancak Türkiye, çeşitli ekonomik ve siyasi nedenlerden dolayı 1976′da Avrupa Topluluğu ile ortaklık ilişkilerini dondurmuştur. 12 Eylül 1980 askeri darbesi sonrası dondurulan ilişkiler ise 16 Eylül 1986 tarihinde Türkiye-AET Ortaklık Konseyi’nin toplanması ile yeniden başlamıştır. 14 Nisan 1987 tarihinde Türkiye’nin yapmış olduğu tam üyelik başvurusu, 18 Aralık 1989 tarihinde Avrupa Birliği Komisyonu tarafından ekonomik ve politik gerekçelerle uygun görülmemiştir.
Türkiye-AB ilişkilerinde önemli bir dönüm noktası da 6 Mart 1995′de Türkiye, AB ile arasında imzalanan Gümrük Birliği Antlaşmasıdır. 1 Ocak 1996′da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile ilişkilerin gelişeceği beklentisi gerçekleşmemiş ve 1213 Aralık 1997 tarihinde Lüksemburg’da yapılan Zirvede Avrupa Birliği, Türkiye’yi aday ülke olarak kabul etmemiştir. Bu dışlamaya Türk Hükümeti, Türkiye’ye ayrımcı bir muamele yapıldığını belirterek ilişkileri askıya alarak karşılık vermiştir. İki yıl süren bu soğukluk döneminden sonra 10-11 Aralık 1999 tarihli Helsinki Zirvesinde ise Türkiye, AB’ye tam üye olmaya aday ülke olarak resmen kabul edildi. Bu tarihten sonra Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkileri yeni bir döneme girmiştir.
Türkiye, üyelik kriterlerini yerine getirmek ve AB normlarına uyum sağlamak için ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda geniş kapsamlı anayasa ve yasa değişiklikleri gerçekleştirmiştir. 12-13 Aralık 2002 tarihlerinde Danimarka’nın başkenti Kopenhag’da yapılan Zirvede Türkiye ile ilgili olarak Aralık 2004′e kadar bekleme kararı alınmıştır. Bu kararda Avrupa Birliği, 2004 Aralık ayında Komisyonun hazırlayacağı rapor ve önerileri doğrultusunda Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirdiği kanaatine ulaştığı takdirde, gecikmesiz olarak üyelik müzakerelerini başlatacağını ifade etmiştir. Bu Zirve kararı, siyasi kriterlerin yerine getirilmesinin olmazsa olmaz koşul olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Avrupa Birliği’nin şu an için on beş üyesi vardır. Bu ülkeler alfabetik sıraya göre şöyledir: Almanya, Avusturya, Belçika, Birleşik Krallık (İngiltere), Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İsveç, İtalya, Lüksemburg, Portekiz ve Yunanistan. 12-13 Aralık 2002 tarihli Kopenhag Zirvesinde alınan kararla da, 1 Mayıs 2004 tarihi itibariyle, on ülkenin AB’ye katılması ile birlikte üye sayısı on beşten yirmi beşe çıkacaktır. Bu on ülke şunlardır: Çek Cumhuriyeti, Estonya, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın