Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Aile Ekonomisi      Ünite 3      3 Ocak 2015 Ara     

Toplumun Bileşimi Olarak Aile

Amaç 1

Toplum bileşiminde ailenin rolü ve önemini açıklayabilmek

Bir toplumun koymuş olduğu kuralların uygulanmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk sosyal kurum ailedir. Aile bir toplumun en önemli sosyal kurumudur. Aile toplumda birçok fonksiyonu üstlenmiştir. Aile bu fonksiyonları yerine getirirken bir yandan topluma hizmet eder. Öte yandan aile bireylerine mutluluk verir. Bir başka anlatımla aile bireylerine mutluluk vererek onları eğitir. Kendileri ile toplum ile barışık bireyler haline getirir. Bireylerini toplumda statü kazanacak, verilen rolleri yerine getirecek bir yapıya dönüştürür. Bireylerinin toplumun kurallarına uymasını sağlar. Bu hali ile aile toplumun en önemli sosyal kurumudur. Aile toplumun en küçük yapı taşıdır, birimidir. Toplumun temel bileşenidir. Bir bileşke oluşturan kuvvetlerin her biri bileşen olarak tanımlanmaktadır. Bileşerek bir araya gelen kuvvetler kendisini oluşturan kuvvetlerin tek tek her birinden ve kendisini oluşturan kuvvetlerin toplam kuvvetlerinden daha kuvvetli bir bileşen oluşturmaktadırlar. Oluşan bileşke kuvvet bileşenlerinin kuvvetine bağlı olarak daha da güçlenmektedir. İşte aile toplumunu oluşturan en kuvvetli bileşendir.

Bir toplumda bulunan sosyal kurumların her birinin kendine özgü ayrı bir fonksiyonu ve rolü vardır. Her toplum birbirinden bağımsız olarak fakat birbirinin etkisinde kalarak kendi sosyal kurumlarının işleyiş biçimlerini, fonksiyonlarını ve rollerini düzenler. Toplumların bünyesinde sosyal kurumların fonksiyon ve rolleri birbirlerine benzerlik gösterdiği halde, işleyiş biçimleri bir toplumdan diğerine büyük farklılıklar gösterebilir.

Örneğin ekonomik kurum, üretim ve hizmetlerin dağıtımı görevini üstlenmiştir. Din kurumu, toplum üyelerinin doğaüstü ilişkilerini düzenler. Eğitim kurumu, bilgiyi, kazanılan bilgilerin davranış haline getirilmesini, bilginin, tutum ve davranışların bir nesilden diğerine aktarılması rolünü benimsemiştir. Yönetim kurumu ise toplumu oluşturan bireyler arasındaki resmi ve gayrı resmi ilişkileri düzenlemeyi kendisine görev edinmiştir. Aile kurumu ise toplum ve birey arasındaki bağı kurma, devam ettirme, neslin devamını sağlama, bireyin sosyalleşme sürecini tamamlama görevini yerine getirmektedir.

O halde ailenin başlıca fonksiyonlarını şu şekilde sıralamak mümkündür. Ekonomik, cinsel, üreme – çoğalma, çocuğun bakımı, çocuğun eğitimi ve sosyalleştirilmesi, filtre, prestij, koruyuculuk, psikolojik yardım vs. Ailenin yüklenmiş olduğu bu fonksiyonları daha fazla artırmak mümkündür. Toplumda başlangıçta hiçbir sosyal kurum yok iken aile kuruntunun var olduğu ve şu anda yerine getirdiği fonksiyonların yanında diğer sosyal kurumların yerine getirdiği rolleri de üstlendiği varsayımı kabul edilmektedir.

Aile, toplumların aşamalarına göre yapısal ve fonksiyonel farklılıklar gösteren bir kurumdur. Bu nedenle bütün toplumlar için geçerli olacak bir fonksiyonlar sıralaması yapmak mümkün değildir. Gerek geleneksel gerekse modern ailelerde bulunması gereken fonksiyonlar toplumdan topluma büyük değişiklik göstermekledir. Bu durumun bir sonucu olarak da ailenin yapısı ve işleyişi toplumdan topluma, hatta aynı toplum içerisinde bile değişiklikler gösterebilmektedir.

Bu nedenle ortak, herkesin kabul elliği, eksiksiz olduğunu ifade elliği bir aile tanımı üzerinde birleşilememiştir. Aile konusunda verilen tanımlardan her biri ailenin farklı bir fonksiyonunu öne çıkarmaktadır. Aile konusunda yapılmış olan tanımlar, aileyi sosyal hayatın ana şekillerinden biri olarak kabul etmekte birleşmektedirler. Ancak bu tanımlar aileyi sosyal bir grup, sosyal bir birlik, sosyal bir örgüt, bir topluluk, sosyal bir kurum ve hatta sosyal bir yapı şekli olarak ayrı kalıplar içerisinde de değerlendirebilmektedirler. En yaygın tanımı ile aile “aralarında gerçek uzlaşma ve akrabalık bağı olan, bütün sosyal münasebetleri bir soy etrafında olan zümrelerdir.” Bundan başka aileyi toplum içerisinde yerine getirdiği fonksiyonlarına ve sorumluluklarına göre tanımlamak mümkündür. Buna göre “aile, genellikle, karı-koca ve çocukların oluşturduğu, biyolojik, psikolojik, ekonomik ve toplumsal görevleri olan sosyal bir kurumdur.”

MacIwer ve Page, aileyi “seks ilişkilerine dayalı, çocuk sahibi olma ve bu çocukların yetiştirilme özelliklerini gösteren bir gruptur”
Winch ise “kuşak ilişkilerine göre ana-baba ve çocuklardan meydana gelen bir gruptur” şeklinde tanımlamaktadırlar.
Nimkoff’a göre ise “aile, karı-koca ve çocuklardan veya sadece karı-kocadan kurulu az veya çok devamlılık gösteren bir birliktir.”
Summer ve Keller ise “aileyi, en az iki neslin bir arada bulunduğu, kan bağı ile karakterize edilen küçük bir sosyal örgüttür.” şeklinde tanımlamaktadırlar.
Freyer ise aileyi bütün toplumsal hayatın nüvesi olarak vasıflandırmakta ve doğa tarafından yaratılmayan, fakat doğadan ilham alarak, bütün sosyal yapıların örneğini oluşturan en küçük gruptur.” şeklinde tanımlamıştır.

İlkel toplumlarda; aile, bir akrabalık sistemi olarak tanımlanmasına rağmen, akrabalığa dayalı toplumlarda da bu sistemlerin aynı zamanda üretim ve mülkiyet ilişkilerini tanımladığı ailenin ekonomik sistemlerden soyutlanamayacağı belirtilmektedir. Biyolojik açıdan ise aile kısaca “neslin üretildiği ve sürdürüldüğü küçük bir grup” olarak tanımlanmaktadır. Wallerstein, aileyi “aynı çatı altında oturan ve akrabalık bağları ile birbirine bağlı olan, bir tüketim ve üreme biçimi” olarak tanımlamaktadır.

Kıray’a göre ise “aile, toplumsal değişmede tampon kurum işlevi gören, yapısal değişmelerin getirebileceği kopuklukları şekil ve işlev değiştirerek karşılayan, bireylerin güvenlik gereksinimlerini değişik biçimlerde yerine getiren sosyal bir kurumdur.”

Aile toplumların oluşunda önemli bir faktör olan nüfusun kaynağı olarak da tanımlanmıştır. Buna göre, “aile toplumun nüfusunu oluşturan kurumsal yapının bir parçasıdır.” Fındıkoğlu ise aileyi, sosyal bir müessese olarak kabul etmiş ve “sadece, duyguların mahsulü olmayıp, onların da içine girdiği daha karışık ve çözülmesi zor bir adetler ve kurallar toplamı” şeklinde tanımlamıştır.

Buraya kadar verilmiş olan tanımların bir arada gözden geçirilmesi sonucunda aileyi geniş anlamı ile “içinde insan türünün belli bir biçimde üretildiği, topluma hazırlanma sürecinin belli bir ölçüde, ilk ve etkili biçimde cereyan ettiği, cinsel ilişkilerin belli bir biçimde düzenlendiği ana-baba ve çocukları ile aile biçimine göre başka yakınlar arasında belirli bir ölçüde içten, sıcak, güven verici ilişkilerin kurulduğu, yine içinde bulunulan toplumsal düzene göre ekonomik etkinliklerin az ya da çok ölçüde yer aldığı toplumsal kurumdur” şeklinde tanımlamak mümkündür.

Sonuç olarak aile gelecekte, toplumda erkekler ve kadınlar gibi evlenebilen çocuklar yetiştiren ve onları iyi birer insan olarak topluma kazandıran, kısaca insanlığımızı borçlu olduğumuz kuvvetli bir sosyal kurum, toplumun temel taşıdır.

Buraya kadar verilen tanımlardan ailenin toplumun en küçük birimi olduğu ve toplumun vazgeçilmez bir öğesi olduğu anlaşılmaktadır. Gerçekte de aile her toplumda her çağda bulunan son derece önemli bir kurumdur. Aile kurumu her devirde, her toplumda son derece önemli rolleri üstlenmiş ve büyük bir başarıyla bu rollerin üstesinden gelmiştir. Ailenin bu zor görevleri başarı ile yapabilmesinin temelinde onun toplumun bir bileşeni olma özelliği yatmaktadır. Aile her toplumda toplumsal kurumlan ve toplumu oluşturan bireyleri birbirine bağlayan bir harç gibidir. Bu harç ne kadar kuvvetli olursa toplum o kadar kuvvetli olur. Sıkıntılara, içten ve dıştan gelen darbelere dayanıklı olur. Harcın zayıflaması durumunda ise toplum daha kolaylıkla çözülür.

Ailenin toplumun bileşimi, toplumu birbirine bağlayan, toplumu kuvvetlendiren bir yapı taşı olması özelliği kedili özel durumundan kaynaklanmaktadır. Aile kendi bünyesinde barındırdığı bireyler arasında sevgi, saygı ve güvene dayalı bir otorite kurar. Aile içerisindeki ilişkilerde çıkar ilişkisi yoktur. Herhangi bir hizmet, bir ücret ya da menfaat karşılığı yapılmaz. Sadece sevgi vardır ve hizmetler karşılıksız olarak verilir. Çünkü sevgi karşılıksız olarak vermeyi gerektirir. Bu duamı aile bireylerine çok büyük bir güven duygusu aşılar. Ailenin bireyi her durumda her koşulda ailesinin kendisine bakacağı, kendisine destek olacağı güvenini içtenlikle duyar. Bu güven duygusu onu her türlü olumsuzluğa karşı son derece kuvvetli yapar. Toplum içerisinde karşılaştığı her türlü haksızlığı, kötü muameleyi ya da herhangi bir olumsuz davranışı çok büyük kolaylıkla kabullenmesini en azından isyan etmemesini sağlar. Çünkü aile her durumda ona biz varız. Biz buradayız ve sana desteğiz mesajını vererek bireyi rahatlatır. Sakinleştirir. Sıkıntılarından arındırır. Toplum içerisine bireyi her gün yenilenmiş tazelenmiş, sakinleşmiş olarak gönderir. Bu özelliği nedeniyle aile toplumun önemli bir bileşenidir. Toplumda bir harç görevi görür. Bu görevi yaparken de hiçbir şekilde kendisini zorlamaz. Bu görevi son derece doğal bir iş olarak yapar.

Sıra Sizde

Ailenin toplumun bileşimi olarak rolünü açıklayınız.