Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği ve Feminist Yaklaşımlar
Feminizm
Feminizm toplumsal kurumların ve toplumsal ilişkilerin erkekler tarafından eşitsizce oluşturulup düzenlendiğini iddia eden ve bu nedenle de bu ilişkileri dönüştürmeye çalışan toplumsal hareketlere verilen genel bir addır. Bir başka deyişle, Feminizm tüm toplumsal ilişkilerin ve bu ilişkileri düzenleyen toplumsal kurumların cinsiyet eşitliği üzerine kurulması için verilen mücadelelerin tümü olarak ele alınır. Bu mücadele hangi temelde olursa olsun cinsiyet eşitsizliğine ve ayrımcılığına karşı bir duruşu ifade etmektedir. Başka bir deyişle feminizm cinsiyet temelli her türlü ayrıcalığın ve mağduriyetin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak ortaya çıkan genel bir toplumsal harekettir.
Feminizmin bir diğer özelliği de kadın sorununu ve diğer toplumsal konuları genellikle kadın bakış açısı ile açıklama çabasında olmasıdır. Bu nedenle feminist teoriler toplumsal konuları ele alırken kadın bakış açısıyla “Toplumsal yaşam neden erkek egemenliği üzerine kurulmuştur? Toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizliğin kaynağı nedir? Kadın neden tarihsel olarak erkek egemen toplumsal ilişiklere bağımlı hale gelmiştir? Kadınlar toplumsal yaşamda neden erkeklerden farklı toplumsal ve ekonomik konumlara sahiptir? Kadın neden toplumsal bir baskı altındadır? Kadın neden şiddete maruz kalmaktadır? Kadınlar arasında da farklılıklar var mıdır? gibi sorular sorarak bunların yanıtlarını bulmaya çalışırlar. Bu çerçevede feminist teorilerin en önemli özelliklerini bir kaç maddede sıralamak mümkündür:
- Feminist teoriler “kadın sorununu ve kadının toplumsal konumunu” araştırmalarının merkezine koyarlar.
- Feminist teoriler toplumsal yaşamı araştırırken “kadın bakış açısını” esas alırlar.
- Feminist teoriler erkek egemen toplumsal yapıyı “eleştirel” bir şekilde ele alırlar.
- Feminist teoriler bilimsel metodoloji erkek egemen bir özellik içerdiği için her türlü erkek egemenliğinden uzak “özerk bir feminist metodolojinin” oluşturulması gerektiği düşüncesiyle hareket ederler.
- Feminist teoriler siyasal, ekonomik ve toplumsal alanda kadınlara yönelik tüm baskılara karşı bilimsel, hukuksal, örgütsel ve eylemsel mücadele içerisindedirler.
Buradan da anlaşılacağı üzere, feminist yaklaşımlar sosyal bilimlerdeki diğer teorik yaklaşımlardan metodolojik olarak ayrılırlar; çünkü feminist teoriler diğer bilim dallarından farklı olarak aralarında sosyoloji, psikoloji, felsefe, antropoloji, biyoloji, ekonomi, siyaset bilimi, tarih, edebiyat ve hukuk gibi disiplinlerin yer aldığı disiplinler arası bir bilimsel araştırma alanı üzerine kuruludurlar.
Feminist teorilerin toplumsal yaşamı araştırırken kadının bakış açısını esas almalarındaki amaç ise içinde bulunduğumuz toplumsal dünyanın oluşumu ve işleyişinde erkek egemen yapıların, kurumların ve toplumsal ilişkiler ağının kadını nasıl toplumsal ve ekonomik yönden erkeğe bağımlı kıldığını açıklamaktır. Bugüne kadar kadınlar hep erkekler tarafından yaratılan, erkek bakış açısıyla bakılan ve erkek egemenliği altında olan bir dünyada yaşadı. Bu durum hem erkekler hem de kadınlar tarafından oldukça doğal ve normal olarak algılandı. İşte feminist teoriler dünyaya, toplumsal kurumlara ve toplumsal ilişkilere bir de kadın bakış açısıyla bakmamızı öneriyorlar. Bu nedenle de daha iyi ve yaşanabilir bir toplumsal dünyanın kuruluşunda kadınların ne şekilde ve nasıl rol oynaması gerektiğini kadın bakış açısıyla ve eleştirel bir şekilde ortaya koymaya çalışıyorlar.
Feminist teorilerin ortaya çıkışını feminist düşüncenin ve kadın hareketlerinin tarihsel gelişiminde görebilmek mümkündür. Çağdaş feminist teorileri anlayabilmek için tarihsel süreçteki iki önemli entelektüel oluşumu anlamak gerekmektedir. Bunlardan birincisi 1500 ve 1600′lü yıllardan 1800′lü yılların başlarına kadar özellikle kıta Avrupa’sında ortaya çıkan feminist yazar ve düşünürlerin kadınların önemli bir toplumsal muhalif kesim olarak ortaya çıkmasına neden olan eleştirel yazılarıdır.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın