Ticari İşletme
Devamlılık
Bir ticarî işletmeden söz edebilmek için, bu işletmenin sürekli bir nitelik taşıması gerekir. Devamlılık, daimilik demek değildir. Başlangıcı ve bitimi belli bir zaman süreci içinde etkinlikte bulunmak, devamlılığı sağlamaya yeterlidir. Ancak burada önemli olan fiilin devamından çok, devam kasıt ve niyetidir. Yine, faaliyet konusunun niteliği gereği kesintili olması devamlılık unsurunu zedelemez. İşletme, konusu gereği periyodik de çalışabilir, yazlık sinemalar, plajlar gibi.
Belli Bir Çapı Aşma
Bir işletmenin ticarî işletme olarak nitelendirilebilmesi için, bu işletmenin çapının belli bir sınırı aşmış olması gerekir. TTK.m.12′de öngörülen veya nitelikçe bunlara benzeyen ticarethanelerle fabrikacılıkta, bu çapın aşıldığı, işletmenin ticarî işletme niteliğinde olduğu asıldır, aksi kanıtlanabilir. Aksini kanıtlama, işletmenin çapının esnaf işletmesi çapında olduğunu kanıtlamakla olur. Buna karşılık, TTK.m.11/1 de sözü edilen ve TTK.m.13′ de düzenlenen ticarî şekilde işletilen diğer müesseselerin ticarî işletme olmadıkları asıldır, bunların ticarî işletme sayılabilmesi için, etkinliklerinin belirli bir çapı aşmış olduğunun kanıtlanması gerekir. TTK.m.13 bunu “işletmenin hacim ve ehemmiyeti ticarî bir muhasebeyi gerektirdiği veya ona ticarî veya sınai bir müessese şekil ve mahiyetini verdiği takdirde” şeklinde belirlemektedir. Bu tür işletmelerin ticarî işletme olmamaları asıl olduğuna göre, ticarî işletme olarak kabul edilebilmeleri, esnaf işletmesi çapını aştıklarının kanıtlanması ile olanaklıdır. Hangi işletmelerin esnaf işletmesi olacağı, TTK.m.17 ve m.1463 ile düzenlenmiştir. TTK.m.17 “iktisadi faaliyetlerin nakdi sermayeden çok bedeni çalışmaya dayanması” ve kazancının “ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az” olması halinde esnaftan söz edileceğini öngörür. 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu, TTK.m.17′ ye paralel bir düzenleme yapmış olmakla beraber, iki önemli değişiklik öngörmüştür.
- Bedenî çalışma, sermayeye oranla baskın değil, eşit olarak öngörülmüştür,
- Gelir seviyesi geçime oranla değil, o yer gelenek ve teamülüne göre tâcir sıfatını gerektirmeyecek miktarla sınırlandırılmıştır. Kanunun 6. maddesine göre, bir kişinin esnaf veya tâcir, dolayısıyla işletmenin esnaf işletmesi veya ticarî işletme olup olmadığı yolundaki anlaşmazlıklar Bölge Ticaret Müdürünün başkanlığında, Oda temsilcisi ve Esnaf Derneği temsilcisinden oluşacak bir komisyon tarafından çözümlenecek ve bu komisyon kararına karşı, ilgili mahkemeye başvurabilecektir. Mahkemenin kararı kesindir.
Ancak, TTK.m.1463, Bakanlar Kurulunu, “Yıllık gayrisafi geliri Kararnamede gösterilecek miktardan aşağı olan sanat ve ticaret erbabının, iktisadî faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedenî çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede olan sanat ve ticaret erbabı sayılması için kararnameler çıkarmaya” yetkili kılmıştır. Fıkranın ikinci tümcesine göre: “Böyle Kararnamelerin çıkarılması halinde, onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse Kanunun 17. maddesinde târif edilen esnaftan sayılamaz.” Bakanlar Kurulu, bu madde hükmüne dayanarak, 25.1.1986 gün 86/10313 sayılı Kararnameyi yürürlüğe koymuştur. Kararnameye göre:

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın