Ticaret Hukuku
Kavram
Ticaret hukuku, kişiler arasındaki ticari ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarının tümüdür. Ticaret hukuku ile medeni hukuk arasında çok sıkı bir bağ vardır. Gerçekten, medeni hukuk kişiler arasında günlük hayatta cereyan eden ilişkilerden ticari işletme ile ilgili olmayanları, ticaret hukuku ise, ticari işletme ile ilgili olanları düzenler. Bu itibarladır ki, ticaret hukukunu medeni hukuku “tamamlayan” bir hukuk dalı olarak kabul edebiliriz. Nitekim “Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüzüdür” diyen Ticaret Kanunumuzun ilk maddesi de bu fikrimizi desteklemektedir.
Ticaret hukukumuzun en başta gelen kaynağını 1956 tarihli “Türk Ticaret Kanunu” oluşturmaktadır.. Ticaret Kanunu 10 maddelik bir Başlangıç kısmından sonra beş kitaba ayrılmıştır. Bunlar da “ticari işletme”, “ticaret şirketleri”, “kıymetli evrak”, “deniz ticareti” ve “sigorta hukuku”dur. O halde ticaret hukuku da buna uygun biçimde “ticari işletme hukuku”, “şirketler hukuku”, “kıymetli evrak hukuku”, deniz ticareti hukuku” ve “sigorta hukuku” olmak üzere beş bölüme ayrılır. Aşağıda bunları ayrı ayrı ele alarak genel bilgiler vereceğiz:
Ticari İşletme Hukuku
Ticaret Kanunumuz ticari işletme esasına dayanmaktadır. Kanun ticari işletmeyi 11. maddesinde şöyle tanımlıyor: “Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler, ticari işletme sayılır.” Görüldüğü üzere ticari işletme kavramına ticarethane, fabrika ve ticari şekilde işletilen diğer müesseseler girmektedir. Ne gibi müesseselerin ticarethane olduğu Ticaret Kanununun 12.maddesinde sayılmıştır.
Bunlara örnek olarak matbaacılık, tiyatro, sinema, otel ve lokantacılık, sigortacılık, bankacılık, sarraflık, nakliyecilik, acentelik, komisyonculuk, madencilik, özel okul ve özel hastane işletmek, su, gaz ve elektrik dağıtmak, açık satış yerleri işletmek gibi faaliyetler gösterebilirler. Kanun fabrikacılığı ise şöyle tanımlamaktadır: “Fabrikacılık, ham madde veya diğer malların makine yahut sair teknik vasıtalarla işlenerek yeni veya değerli mahsuller vücuda getirilmesidir” (TTK.m.12/II).
Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (TTK. m. 14). Tacirler her türlü borçlarından dolayı iflasa tabidirler, yani tacirler hakkında borçlarından ötürü iflas yoluyla takip yapılabilir. Tacirler bir ticaret unvanı kullanmak, bunu ve ticari işletmelerini ticaret siciline tescil ettirmek, ticari defter tutmak ve tedbirli bir iş adamı gibi davranmakla yükümlüdürler. Tacirlerin yanında yine ticaretle uğraşan başka kimseler vardır ki, bunlara esnaf denir. Ticaret Kanununa göre esnaf, ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden çok bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir (TTK.m.17). O halde, fırıncı, kasap, terzi, ayakkabı tamircisi, berber, kalaycı, demirci, marangoz gibi kimseler tacir değil, esnaftır.
Esnaf denilen kişiler, ticaret unvanı kullanmak ve ticari defter tutmak zorunda olmadıkları gibi iflas da etmezler. Öte yandan, ancak gerçek kişiler, yani insanlar esnaf olabilir. Oysa gerçek kişiler kadar tüzel kişilerin (örneğin şirketlerin) de tacir olması mümkündür.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın