Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
20.08.2014
Ders: Türk Dili      Ünite 6      18 Mart 2011 Ara     

Temel Yazım Kuralları

Amaç 2

Yazılı anlatımlarımızda yazım kurallarını bilerek kullanıyor muyuz? Okuduğumuz metinleri yazım kurallarına dikkat ederek okuyor muyuz?

Büyük Harflerin Kullanılışı

Türkçede cümleler büyük harfle başlar. Bunun dışında sadece özel adlar büyük harfle başlayarak yazılır. Öyleyse “Neler özel addır?” sorusunu yanıtlayalım: Kendi adınız, soyadınız, bütün kişi adları özel addır. Bunun yanı sıra beslediğiniz hayvanlar varsa ve onların da belli bir adı varsa; onlar da özel addır:

Esin’in kedisinin adı Tarçın’dı.

Resmi ya da özel, bütün işyerlerinin, kurum ve kuruluşların adı özeldir. Bu adı oluşturan sözcüklerin her birinin ilk harfi büyük olur:

Türkiye Büyük Millet Meclisi
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi
Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu
İstiklal Mahallesi Muhtarlığı
Türkiye İş Bankası
Türk Hava Kurumu
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı
Uçak Atatürk Havalimanı’ndan geç havalandı.

Yukarıdaki cümlede havalimanı sözcüğü kullanıldığı özel adla birlikte yer adı, adres bildirdiği için büyük harfle başlayarak yazılmıştır. Böyle adres bildiren sokak, cadde, bulvar, semt, apartman, köy, kent adları yalnız mektuplarda, zarfın üstünde değil; anlatımımızın, yazımızın içinde geçtiği zaman da büyük harfle başlayarak yazılır. Aşağıdaki cümlelere bu anlamda dikkat ediniz:

Ablam, Atatürk Caddesi’nde oturuyor.
Âşık Veysel, Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyündendir.

Şimdi de şu cümlelerde hangi sözcüklerin özel ad olduğuna dikkat edelim:

Bu filmde bir İtalyan gencinin mafya ile çatışması anlatılıyor. İnsan sevgisi konusunda Hıristiyan, Müslüman, Musevi, Budist… bütün dinler birleşir.

Yurt dışında kaldığım sürece hem Almanca hem Fransızca öğrendim. XVI. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu’nun yükseldiği dönemdir.

Bu cümlelerdeki ulus, devlet, dil ve din adları özel addır. Bu nedenle cümlenin neresinde olurlarsa olsunlar büyük harfle başlayarak yazılırlar. Kitap, film, oyun, heykel… kısacası yapıt adları da özel ad sayılır ve büyük harfle başlayarak yazılır:

Yaşar Kemal’in Ağrı Dağı Efsanesi adlı kitabı, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Çocuk ve Allah adlı şiir kitabı, Güngör Dilmen’in Ben Anadolu adlı oyunu yurtdışında da tanınır.

Bu uzun cümlede özel adların her sözcüğü büyük harfle başladı. Yalnız Çocuk ve Allah kitabının adındaki “ve” küçük yazıldı.

Ferhat ile Şirin
Kırmızı ve Siyah
Et ve Balık Kurumu

Bu örnekleri inceledikten sonra kuralı belirtelim: Özel adların içinde bulunan (ve, de, ile, ki, mi) sözcükleri özel adlar küçük temel harflerle yazılıyorsa küçük harflerle başlayarak yazılır: Yusuf ile Züleyha gibi.

Sıra Sizde

Aşağıdaki özel adın hangi yazımı doğrudur?
A) KIRMIZI ve SİYAH
B) KIRMIZI VE SÎYAH

Yanıt: Önce kuralı belirtelim: Büyük harflerle yazılan özel adlarda bulunan (ve, de, ki, ile, mi) sözcükleri de büyük harfle yazılır. Bu durumda B’deki yazılış doğrudur.

Doktor Ahmet
Ahmet Bey
Ahmet Amca
Ahmet Efendi
Ahmet Reis
Ayşe Hanım
Ayşe Teyze

Yukarıdaki örneklerde geçen unvanlar, Ahmet’in, Ayşe’nin toplumdaki yerini, konumunu belirleyen saygı, meslek ya da unvan sözleridir. Özel ada bağlı olarak kullanılınca bu sözcükler de büyük harfle başlayarak yazılır. Unvan sözlerinin kişi adının önünde ya da sonunda yer almaları bu kuralı değiştirmez:

Mimar Sinan
Nasrettin Hoca örneklerinde olduğu gibi.

Tartışalım

Burak’a söyledim. Sinop’u görmedim. Zonguldak’ın havası kirliymiş.

Yukarıdaki özel adlar ek aldıklarında yazılışları ile okunuşları arasında fark oluşmuş. Bu yazılışla ilgili yazım kuralını siz yazarak tanımlamayı deneyin.

Ülke adları da özeldir ve belirtilen kurala uyarak yazılmaları gerekir:

Bu yaz Almanya’ya gitmeyeceğim, tatilimi Türkiye’de geçireceğim.

Coğrafya ile ilgili kıta, bölge, ova, dağ, deniz, göl, akarsu, orman… adları da özeldir:

Asya, Doğu Anadolu, Ege Denizi, Konya Ovası, Van Gölü, Manavgat Çayı, Toros Dağları… örneklerinde olduğu gibi yazılır.

Bu yazılışla ilgili kuralı belirtelim: Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak bir tür adı ile tamamlanan özel yer adlarında, tür adı ayrı olmak üzere, her iki sözcük de büyük harfle başlatılır.

Sıra Sizde

Akdeniz
Kızılırmak
Pamukova
Uludağ
Göksu

Bu sözcüklerin coğrafya adı olarak yazımları neden belirtilen kurala uymuyor?

Yanıt: Yukarıdaki kuralı örneklersek: Coğrafya kavramını belirten sözcük (Ağrı), kendisini tamamlayan tür adı ile (Dağı) birlikte, her birinin büyük harfle başladığı biçimde yazılır. Ancak; deniz, dağ, köy, göl, su, ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve bitişik yazılagelmiş özel adlar vardır. Soruda belirtilen sözcükler böyle kalıplaşmış coğrafya adlarıdır. Bitişik yazılırlar. Bunlara il, ilçe, bucak, köy, semt adlarını da örnek verebiliriz:
Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Eskişehir, Kavaklıdere, Sivrihisar, Kadifekale, Şereflikoçhisar, Adatepe… gibi.

Tartışalım

A) Aşağıdaki örneklerin yazımıyla ilgili kural için yazım kılavuzunu inceleyiniz:
Van kedisi            : …………………………………………….
Amasya elması : …………………………………………….
Oltu taşı                 : …………………………………………….

B) Yer, yön bildiren sözcüklerin aşağıdaki örneklerdeki yazım özelliğini de siz açıklayınız:
Doğu Anadolu-Anadolu’nun doğusu : …………………………………………….
Kuzey Ege-Ege’nin kuzeyi                          : …………………………………………….

Şimdi, büyük harflerin kullanılışıyla ilgili özel ad kavramına giren aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

Bu ay Satürn, Oğlak takımyıldızında. Güneş batar batmaz görüş alanımıza girecek olan gezegeni batı ufkuna yakın olarak göreceğiz. Bazı göktaşlarının ötekilerden daha karanlık olduklarını ve Güneş’ten daha uzak olduklarını biliyoruz. En önemli sorun bunlardan birinin Dünya’ya çarpıp çarpmayacağıdır.

Bu akşam güneş batmadan boşaltırsın burayı.
Bu sözle Osman Dayı’nın dünyası kararıyor.
Akdeniz güneşi ile kızarıp olgunlaştılar, gittikçe portakal rengine dönüştüler. Şimdi de kuralları sıralayalım:

- Gezegenler, burçlar, gökcisimleri evrende tek varlıklar oldukları için adları büyük harfle başlayarak yazılır.

- Dünya, güneş, ay sözcükleri de gökbilim konusu oldukları zaman tek bir varlığı belirtir ve özel adlar gibi büyük harfle başlayarak yazılır. Ancak genel bir kavram bildirdikleri zaman küçük harfle yazılırlar.

Sıra Sizde

İçinde bulunduğumuz günün tarihini, ay adını yazıyla ve sayıyla göstererek yazınız.
…………………              …………………….             ………………………..

Yanıt: Sanırım, sizler de ay adını büyük harfle başlayarak yazdınız. Sayılarla tarih belirtirken ise nokta (.) ya da eğik çizgi (/) işaretlerini kullandınız.

Aşağıdaki gün ve ay adlarının yazılışına dikkat ediniz:

31 Mart Ayaklanması bastırıldıktan sonra, Atatürk tekrar Selanik’e dönmüş, ordunun siyasetle uğraşmaması ilkesini daha kuvvetle ileri sürmeye başlamıştır.
Düşlere dalmıştık. Kasımdan şubata bitmeyen bir pastırma yazını yaşıyorduk.
15 Mayıs 1919’da İzmir işgal edildikten bir yıl sonra açılan TBMM üyelerinin aldığı ilk kararlardan biri, İzmir kurtarılana kadar kürsünün siyah bir bezle örtülmesiydi.
Serviler o göz alan beyaz ağustos ışığında kara bir küme halindeydi. Günlerden perşembeydi.
1971 Mart’ında doğanlar o yıl temmuzda askere alındı. Bugün 6 Eylül Perşembe.

Sıra Sizde

Gün ve ay adları nasıl yazılır?

Yanıt:
- Belli bir gün ve ay amaçlandığı zaman, yani gün ve ay adları yanlarında sayıyla kullanıldıklarında büyük harfle başlatılarak yazılır.
- Belli bir gün ya da tarih bildirmeyen gün ve ay adları küçük harfle başlatılarak yazılır.

Tarihsel olay ve onu belirten tür adının her sözcüğü büyük harfle başlayarak yazılır:

Kurtuluş Savaşı
Lozan Antlaşması
Haçlı Seferleri

Büyük harflerin kullanılışı konusuyla ilgili aşağıdaki örneklere bakalım şimdi de:

Sevgili Kardeşim, (mektubun hitap sözleri)
Değerli Eskişehirliler! (konuşma metninin hitap sözcükleri)

Sayın Ali Özer
Vişnelik Mah. Savaş Cad. No:90 A Blok 06542
Bahçelievler ANKARA

Kesme İşaretinin (‘) Kullanılışı

Buraya değin büyük harflerin kullanılışıyla ilgili kuralları gözden geçirdik. Bu arada büyük harflerin kullanılışı ile özel ad kavramı arasında büyük bir ilgi olduğunu gördük. Bir başka özellik daha dikkatinizden kaçmamıştır. Özel adlardan sonra gelen çekim ekleri kesme işaretiyle (‘) ayrılıyor. O zaman kuralı okuyalım:

- İnsan, hayvan, yer adlarına gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır. Bütün özel adlardan sonra kesme işareti kullanılır.

Bu kural çekim ekleriyle ilgilidir. Yapım ekleriyle ilgili kural şudur:

- Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz, örnekleyelim:

Arkadaşım Eskişehirliydi, bu kentten yalnız okumak için, askerlik için ayrılmıştı.
Eğitim programlarında Amerikalılar edebiyatla matematiğe eşit ağırlıkta yer verme görüşündeydiler.
Atatürkçülüğün en vazgeçilmez ilkesi bağımsızlıktır.
Mektubuna “Barışçığım” diye başladı.

- Özel adlara getirilen çoğul ekleri topluluk anlamı verdiğinde kesme işaretiyle ayrılmaz:

Bu sorun Balkanların en eski yarasıdır.
Toroslarla birlikte yükseliyoruz.
Bu akşam Gülcelerdeyiz.

Kesme işareti “özel ad” kavramının dışında aşağıdaki durumlarda da kullanılır:

- Kısaltmalarda:
Bu konuda YÖK’ün vereceği karar bekleniyor.
TRT2’nin kültür ağırlıklı programlarını beğeniyorum.
Burada mm’den de küçük bir ölçüt kullanılmaz.

- Sayıların yazılışında:
1923’ten önceki yazı dilimiz, halkın anlayabileceği bir dil değildi.
1960’ların Fransızları 1770’lerin Fransızlarından farklı değil.
Milli Basketbol Takımımız dün akşam Avrupa 2’ncisi oldu.
Saat 15.00’te sınav bitecek.

- Bilimsel yazılardaki ses, hece, sözcüklerin belirtilmesinde:
Bu konuda A’nın B’ye oranını gözden geçirmeliyiz.
Dilimizde -ler’in ek olarak çoğullama dışında birçok anlamı var.

Dikkat

Ad tamlamalarında ünlü ile biten tamlayanlarda kaynaştırma sesi n, tamlananlarda da s’dir.

- Şiirlerde yan yana gelen ünlülerden biri düştüğünde:
Karac’oğlan der ki vay n’oldu bize
Yandı ciğerim, dert oldu bize
Acep şu yerde var m’ola
Şöyle garip bencileyin

Örnekleri yeniden inceleyiniz:

- Kısaltmaların aldığı eklerin kısaltmanın okunuşuna uyduğuna,
- 3 (üç), 4 (dört), 5 (beş) gibi sert ünsüzle biten sayıların eklerinin de sert ünsüzle başladığına,
- Şiirlerde, önce gelen ünlünün düştüğüne dikkat ediniz.

Düzeltme İşaretinin (^) Kullanılışı

Bu işaret dilimize Arapça ve Farsçadan giren ve dilimizde bugün de kullanılan sözcüklerin kiminde uzatma kiminde de inceltme işlevi görür. Genelde anlam ayırıcı olur:

Düzeltme işaretinin kullanılışı

Dikkat edin, bu sözcüklerin söylenişi ve anlamları ayrıdır.

- Dilimize bu yabancı dillerden girmiş kimi sözcüklerde k, g ve l seslerini izleyen a ve u üzerine inceltme veya uzatma amacıyla düzeltme işareti konması kural gereğidir. Ancak yazımda kolaylık sağlamadığı gerekçesiyle; yukarıdaki örneklerde olduğu gibi yazılışları aynı, anlamları ve okunuşları bu işaretin kullanımıyla değişen sözcükler dışında kullanılmaması gibi bir eğilim giderek yaygınlaşmaktadır.

- Düzeltme işaretini özel adlarda ya da yazımı devletçe benimsenmiş yer adlarında da görürüz: Bala, Lâdik, İslâhiye … Attilâ İlhan, Abdülbâki Gölpınarlı, Hasan Âli Yücel…

Dikkat

Düzeltme işareti dilimize yabancı dillerden girmiş Batı kaynaklı sözcüklerde kullanılmaz. Yazımında kuşkuya düştüğünüz sözcüklerin yazımı için yazım kılavuzuna bakınız.

Sayıların Yazıyla Gösterilmesi

- Sayılar genel olarak rakamla gösterilir. Ancak deneme ve anlatı türü yazılarda küçük sayılar yazıyla gösterilir:
Yirmisinde yirmi beşinde iken akşamları doğru evlerine çekilenlere ne kadar şaşardım. “Gece üçten, dörtten önce eve girmek niye? Tavuk musunuz?” derdim.
Sivas Kongresi’ne otuz dört delege katılmıştır.

- Çok sıfırlı büyük sayıların ana sayılarından sonraki basamaklar yazıyla gösterilir:
Totodan 2 milyar kazandı.
Televizyonda “Kim 500 milyar ister? “ yarışması var.

- Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan konularda sayılar rakamla gösterilir:
Türkiye’nin yüzölçümü 780 576 km 2 ‘dir.

- Banka işlemlerinde, parayla ilgili belgelerde -araya başka sayı katılmaması düşüncesiyle- sayıların yazıyla bitişik yazılması zorunludur:
Otuzbeşbinsekizyüzaltmış

Bileşik Sözcüklerin Yazımı

Yazımında sıkıntı çekilen birimlerden biri de bileşik sözcüklerdir. Bileşik sözcük teriminden ne anladığımızı bir kez daha belirtelim: İki ya da daha çok sözcüğün kaynaşıp kalıplaşmasıyla oluşan ve anlamlı tek bir sözcük işlevi gören öğelere bileşik sözcük adı verilir.

Hanımeli, binbaşı, suçiçeği…. bileşik sözcüktür.

Bileşik sözcükler bitişik yazılır. Şu örneklerde olduğu gibi:

aslanağzı (çiçek), kuzukulağı (bitki), kadınbudu (yemek)…. (Bu tür sözcüklerde her iki sözcük anlamca kaymış, birbiriyle kaynaşıp yeni bir anlam üstlenmiştir.)

adamotu (bitki), ketenhelva (helva çeşidi), dülgerbalığı (balık)…. (Bu sözcüklerde de ilk sözcüğün anlamı kaymış, ikincisiyle kaynaşıp kalıplaşarak yeni bir anlam üstlenmiştir.)

rüzgargülü (bir araç), karatavuk (bir kuş), basımevi (bir iş yeri)…. (Bunlarda ise ikinci sözcüğün anlamı kayarak bu sözcükler tek bir sözcük niteliği kazanmıştır.)

Böyle anlam kaymasının yanı sıra ses değişimi yoluyla (cumartesi: cuma ve ertesi sözcüklerinden, niçin: ne ve için’den) ya da sözcük türlerinin değişimiyle de {dedikodu, imambayıldı, bilirkişi, kaçgöç) bileşik sözcükler oluşur. Dikkat edilecek nokta bunların sıkı sıkıya kaynaşması, tek bir kavramı karşılamaları ve kullanımda tek bir sözcük gibi işlem görmeleridir.

Örneklenen bileşik sözcüklerin ünlü uyumu kuralına uyma koşulu olmadığına dikkat ediniz:

Dedi-kodu, basım-evi…

Ünsüz uyumu kuralları da bu sözcüklerin yapısını etkilemez:
Başbakan, tespihböceği…
Düzlemküre, katırtırnağı…

Dikkat

Bileşik sözcükleri deyimlerle karıştırmayınız. Aynı uyarıyı pekiştirmeler (yapayalnız), ikilemeler (yan yana), bileşik yapılı eylemler (yer etmek, affetmek) için de yapalım. Bu özellikteki bileşik sözcüklerin nasıl yazıldığını yazım kılavuzundan inceleyiniz.

Tartışalım

Aşağıdaki cümlelerde en sık kullanılan ve yazımında en çok yanılgıya düşülen bileşik sözcükler yer alıyor. Bunları inceleyiniz:

Sait Faik’in Birtakım İnsanlar adlı bir öyküsü vardır. Yazar, çocukluğundaki Adapazarı’nı ve sonra yaşadığı İstanbul’un, adaların insanlarını sevgiyle: “Bir insanı sevmekle başlar her şey.” diyerek anlatır. Sokakta, mahkemede, yolda, deniz kıyısında, kırda… her yerdeki herhangi bir olay, insan onun öykülerinde yer alır. Birkaç öyküsünü örnekleyelim: Tüneldeki Çocuk, Sinağrit Baba, Semaver, ”pekli Mendil… Öykü kahramanlarını sevgiyle anlatmasının yanı sıra anlatımı da etkileyicidir. Kimileri onun öykülerinin diline tutulmuş, birçok öyküsünü ezberlemeye çalışmıştır.

Yabancı Sözcüklerin Yazımı

Bu bölümle ilgili şu genel yargıyı belirtelim: Yabancı sözcükler Türkçede söylendiği gibi yazılır.

Bu yazımda aşağıdaki özelliklere dikkat edilir:

- Yabancı sözcüğün başında ya da sonunda yan yana iki ünsüz varsa, bunların arasına ünlü gelmez: kreş, prova, gram, staj, lüks, form, feminizm…

- Yabancı sözcüklerdeki g’lerğ’ye çevrilmez: program, biyografi, kardiyografi, diyalog, arkeolog, Türkolog, pedagog…. Yerleşmiş kimi eski sözcükler bu kuralın dışındadır: coğrafya, fotoğraf… .gibi.

- Yabancı sözcüklerde yan yana bulunan ünlüler arasına v, y ünsüzleri girmez: ideal, realist, jeolog, meteoroloji… Ancak, kimi “io, ia” ünlüleri arasına y konur: biyoloji, diyaliz… Fransızca sözcüklerin söylenişinde “ua” arasına da v sesi konur: konservatuvar, laboratuvar…. gibi. Kimi sözcükler ise v sesi almaz: şampuan, puan, kuaför… örneklerinde gördüğünüz gibi.

Yabancı özel adlar nasıl yazılır?

Bu soruyu birlikte yanıtlayalım. Diyelim, bir yakınınız Münih’te yaşıyor. Bu kentin adı toplumumuzda herkesçe böyle benimsendiği için München yerine Münih yazabilirsiniz. Londra sözcüğü de dilimizde böyle bir kullanım özelliği kazanmıştır. Landon yerine Londra yazabiliriz.

Fransız komutanı meşhur Napolyon’u da Napoleon değil Napolyon biçiminde söylediğimiz gibi yazarız. Oysa, dilimize yabancı dillerden giren sözcüklerin yazımında kural şudur:

- Yabancı sözcük Latin alfabesini kullanan bir dilden dilimize girmişse yani Almanca, Fransızca, İngilizce ise onu aynen, o yabancı dildeki gibi yazarız. Newton, Greenwich, Moliere, Geothe … gibi.

Gördüğünüz gibi sadece dilimize girmiş ve söylenişi ile yazılışı herkesçe aynen benimsenmiş Münih, Londra, Napolyon gibi birkaç örnek bu kuralın dışında kalır.

Dikkat

Latin alfabesini kullanan dillerden gelen, söylenişi ile yazılışı herkesçe aynı olarak benimsenmiş yabancı sözcükleri yazarken yazım kılavuzuna başvurunuz.

Dikkat

Resmi yazışmalarda, mektuplarda, adres belirtirken bu sözcükleri aslına uygun yazmak gerektiğine dikkat ediniz.

- Dilimize Latin alfabesini kullanmayan dillerden (Japonca, Rusça, Arapça…) giren sözcükler ise söylendikleri gibi yazılır ve okunur:

Konfüçyüs, Sokrat, Bağdat, Tokyo, Şostakoviç, Heredot… gibi. O zaman, İngiliz edebiyatının ünlü yazarı Shakespeare’i nasıl yazacağımızı düşünelim. İngilizcede olduğu gibi, değil mi? Shakespeare. Ancak, yardımcı olmak isteniyorsa parantez içinde de okunuşu, Shakespeare (Şekspir) diye belirtilebilir.

Yazı dili ile konuşma dilinin farklılığı bizim dilimizde yoktur. Türkçede çok az sözcükte söyleyişle yazılış ayrımı görülür. Bu özellikler de yazı diline geçmemiştir. Örneğin: gideceğim diye yazarız ama gidicem diye söyleriz, bekleyeceğim diye yazarız ama bekliycem diye söyleriz. Bunlar gibi başlayan yazsa, başlıyan deriz. Bekleyen yazar, bekliyen deriz. Bu yazma ve söyleyiş farklılığı, dilimizde yazıda gösterilmez.

“-de” Eki ile “de” Bağlacının Yazımı

Yazım yanlışlarının bir bölüğü karıştırılan ek ve sözcüklerle ilgilidir. Sesleri aynı, işlevleri değişik olan bu eklerle sözcükleri karıştırma, yazım yanlışlarına yol açıyor. Hem de en sık yapılan yanlışlara. Sözgelişi Türkçemizde bir -de eki vardır, bir de de bağlacı. Sesleri bir, işlevleri değişik olan bu iki öğe genellikle birbiriyle karıştırılıyor. Aşağıdaki örneklere bu yönden bakalım:

Evvel sen de yücelerde uçardın
Şimdi alçaklara indin mi gönül?

Bu dizelerdeki bitişik yazılan -de ad durum ekidir. Ayrı de ise bağlaçtır:

Bu havada yola çıkılmaz.
İlkyazın hava da insanı aldatıyor.

Bitişik ve ayrı yazım konusunda şu pratik yol denenebilir: Cümlenin anlamı de okunmadan da bozulmazsa de ayrı yazılır. Uygulayalım:

“Bu hava yola çıkılmaz.” demeyiz. Cümle anlam taşımaz. O zaman de’yi bitişik yazarız. Oysa, “İlkyazın hava insanı aldatıyor.” dediğimizde cümle anlamlıdır. O zaman de’yi ayrı yazarız. Aynı uygulamayı bir de şöyle yapalım:

Bahar da okula gidecek.
Baharda okula gidecek.

İlk cümlede Bahar özel addır, ikinci cümledeki bahar ise bir mevsim adıdır. Ek’in bitişik, ayrı yazımları anlamı bütünüyle etkilemiştir.

Bağlaç olan de sözcüğü ayrı yazılır, cümlelere değişik anlamlar katar.

Örnekleyelim:

O kitabı ben de okudum. (başkaları gibi)
Ben o kitabı da okudum. (benzerleri gibi)
Büyümüş de küçülmüş sanki. (karşıtlıkları bağlama)
Durur durur da turnayı gözünden vurur. (neden-sonuç ilişkisi)
Yemek de yemek olmuş. (pekiştirme)
Hem okudum hem de yazdım. (eşitleme)

Dikkat

De bağlacı kendinden önceki sözcüğe göre de, da biçimlerinde incelip kalınlaşıyor. Ancak, başındaki d sesi değişmiyor, t olmuyor. Her zaman d olarak yazılıyor. Oysa, durum eki olan -de, bitiştiği sözcüğe uyarak yazılır: evde, yolda, beşikte, hayatta gibi.

“-ki” Eki ile “ki” Bağlacının Yazımı

Dilimizde iki türlü de olduğu gibi iki türlü ki vardır. Bu iki ki’den biri ek, öteki bağlaçtır. Bunlar da birbiriyle karıştırılıyor.

Bağlaç olan ki sözcüğü ayrı yazılır:

Kimselerin vakti yok ki durup ince şeyleri anlamaya.
Bilmedik ki dişle, tırnakla tabiat denen canavarı yenmek gerekir.
Bu, denize inen yol öyle dik ki
O kadar çok çalıştı ki

Kimi cümlelerde de ki bağlacı cümlenin sonunda yer almış. Ancak, bu örneklerde “öyle”, “o kadar” sözcükleriyle kullanılmış ve anlama aşırılık katmış. Bu cümlelerde anlamın tamamlanması dinleyene ya da okuyana bırakılmıştır. Sözgelimi:

“O kadar çok çalıştı ki yoruldu.” ya da “O kadar çok çalıştı ki başardı.” biçimlerinde cümle tamamlanabilir.

Ki bağlacı soru cümlelerinin de sonuna gelebilir. O zaman bir kaygıyı dile getirir:

Bana kızar mı ki?

Bu örneklerde olduğu gibi kullanılmasının yanı sıra ki bağlacı kaynaşmış biçimde çünkü, halbuki, mademki, oysaki yapısında yine bağlaç görevinde kullanılır. Bitişik yazılan -ki eki ya ilgi zamiri (adılı) ya da sıfat görevinde kullanılır. Aşağıdaki cümleleri inceleyelim:

Dünkü yağmurdan yoldaki araçlar etkilendi.
Akşamki film Gölgedeki Adam’dı.
Geçen yılki ürün bereketli oldu.
Bankadaki hesabım kapanmış.

Bu cümlelerdeki -ki ekleri sıfat görevindedir. Her biri bitiştiği sözcükle beraber kendinden sonra gelen adı nitelemekte, belirtmektedir. Bunlar, ya zaman bildiren sözcüklerin sonunda (dün, akşam, yıl gibi…) ya da -de bulunma durumu eki almış adlardan sonra kullanılmışlardır. (yoldaki, gölgedeki, bankadaki…) Bitişik yazılan -ki ekinin ilgi zamiri (adılı) görevinde kullanıldığı örnekleri de görelim:

Caddede ışıklar yanıyor, sokağınki sönmüş.
Aysel’in örneği güzel, seninki olmamış.
Onun düşünceleri benimkine uymaz.

Tartışalım

Aşağıdaki cümlelerde ki hangi görevlerdedir? Yazarak belirtiniz.

Teknolojideki gelişmeler çok hızlı. ………………………………..
Evdeki hesap çarşıya uymaz. ………………………………..
Öylesine güzeldi ki anlatılamaz. ………………………………..
Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır. ………………………………..
Dünkü saldırı insanlık tarihine geçecek. ………………………………..

“mi” Soru Edatının Yazımı

Yazımında yanlışlık yapılan eklerden biri de mi soru edatıdır, mi edatı kendinden önceki sözcükten ayrı yazılır ve kendinden önceki sözcüğe incelik-kalınlık, düzlük-yuvarlaklık yönünden uyar:

İyi mi?. Hasta ?. Uygun mu?. Düzgün ? … gibi.

Bu eke bitişik yazılan ekler, mi ekinden sonra gelenlerdir:

Gelir misiniz?, Hasta mıydı?, Anlıyor musun?, Düzgün müymüş?…

Bu örneklerde mi, soru görevindedir. Kimi kullanımlarda bu edat, soru anlamından uzaklaşır. Örnekleyelim:

Tatlı tatlı bir dil. (pekiştirme)
Sözünden döner mi döner. (olasılığı pekiştirme)
Bunu yapar yapar. (olasılığı pekiştirme)
O içeri girdi mi sesler kesiliverirdi. (bağlaç)
Karanlık bastı gelirsin. (bağlaç)
Az söylendiler geldiğimde. (karşıtlık)
Geldi mi gitmez. (karşıtlık)

Bu tür kullanımlarında da ek yine ayrı yazılır.

“ile” Bağlacının Yazımı

Yazımında dikkatli olmamızı gerektiren bağlaçlardan biri de ile’dir. Bu bağlaç kimi durumlarda kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılır. Ünsüzle biten sözcüklerle bitişik yazılırsa başındaki -i ünlüsü düşer, -e ünlüsü de bitiştiği sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik yönünden uyar:

el-le, taş-la, ip-le, toprak-la… gibi.

Ünlüyle biten bir sözcükle birleştiğinde başındaki -i ünlüsü yerine -y ünsüzü gelir, -e ünlüsü de baştaki sözcüğün son ünlüsüne uyar: eli-yle, üzüntü-yle, korkuy-la, kitabı-yla, ordusu-yla… gibi

Tartışalım

Dilimizde ile bağlacının oluşturduğu kullanımlara siz de aşağıdaki örneklere benzer örnekler bulunuz:

Özle biçim, zarfla mazruf, etle tırnak, düşle gerçek, altyapıyla üstyapı, kırk katırla kırk satır…

Ekeylemlerin Yazımı

Dilimizde, eski imek eylemine (fiiline) bağlanan ve bugün ekeylemin (ekfiilin) çekimli biçimleri olarak adlandırılan idi, imiş, ise sözcüklerinin de yazımı kimi özellikler gösterir. Bunlarla ilgili eski bilgilerimizi hatırlayalım:

Bunlar bağlandıkları sözcükten ayrı yazılabilir. Ayrı yazıldıklarında bu sözcükler kendi ünlülerini korur:

bitkin idi, iyi imiş, gelir ise…

Ne var ki idi, imiş, ise sözcükleri genellikle sözcüklere bitişik yazılır. Bitişik yazılmaları durumunda şunlara dikkat etmek gerekir: Ünsüzle biten bir sözcükle bitiştirilirlerse, başlarındaki -i ünlüsü düşer; kalan hecelerinin ünlüsü de sözcüğün ünlüsüne kalınlık-incelik, düzlük-yuvarlaklık yönlerinden uyar:

temiz-di, yorgun-du, kalın-dı, ezik-miş, durgun-sa, gelir-se…

Bitişme ünlüyle biten bir sözcükle olursa, başlarındaki -i ünlüsü düşer, yerini -y ünsüzü alır; kalan hecelerindeki ünlü de baştaki sözcüğün ünlüsüne yine kalınlık-incelik, düzlük-yuvarlaklık yönlerinden uyar:

geldi-ydi, yaptı-ydı, hasta-ymış, tozlu-ymuş, gördü-yse, oldu-ysa, belli-yse…

Tartışalım

Bu bilgilere dayanarak siz de aşağıdaki örneklerde idi, imiş, ise’nin yazımlarını yazarak açıklayınız.

Aşk idi beni iten …………………………………………………………………………………………………….
Heyamola …………………………………………………………………………………………………………….
Ben onsuz yaşar isem …………………………………………………………………………………………….
Dünyalar haram ola ……………………………………………………………………………………………….
Mesutmuş, kocasını seviyormuş ……………………………………………………………………………….
Kendilerininmiş evleri …………………………………………………………………………………………..
Bir suçlu gibi ezik ………………………………………………………………………………………………….
Sana selam söyledi …………………………………………………………………………………………………
Yazı yazmak bir hırstan başka neydi? ………………………………………………………………………..

Bu ünitenin başında da belirttiğimiz gibi, yazımda doğruluk hem bilgi hem de bu bilgiyi kullanma yani alışkanlık işidir. Alışkanlık da bir şeyi sürekli yapma yoluyla sağlanır. Yazılı anlatımımızda nasıl anlatmak istediğimize uygun sözcüğü bulmak için düşünüp taşınıyorsak, sözcüğü yazıya geçirirken de ayni işi yapmalı, özellikle böyle karıştırılan ekler ve sözcüklerde dikkatli olmalıyız. Böylelikle doğru iletişim sağlanır. Dilimize gereken özeni göstermiş oluruz.

“Temel Yazım Kuralları” için 1 cevap

  1. [...] okuyor muyuz?Anahtar Kavramlar- Yazım Kurallarıİçindekiler Yazı ve Yazım Yazım İlkeleri Temel Yazım Kuralları Özet Test Soruları Yaşamın İçinden Başvuru KaynaklarıKünye: 2232 – Türk Dili [...]

Bir Cevap Yazın

*