Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
24.07.2014
Ders: Toplum ve İletişim      Ünite 5      27 Mart 2011 Ara     

Televizyonun Kısa Tarihçesi

Amaç 1

Televizyonun nasıl ortaya çıktığını ve ilk televizyon yayınlarının nasıl gerçekleştirildiğini öğrenmek.

Ses iletilerinin elektromanyetik sinyallere dönüştürülmesi, radyonun bulunmasıyla birlikte başarılmıştı. Televizyon için artık yapılması gereken şey, görüntülerin elektromanyetik ortama aktarılmasıydı. İrlandalı bir telgraf operatörü olan Joseph May, 1873 yılında gerçekleştirdiği deneyler sonucunda televizyonun keşfinin ilk adımlarını atmış oldu. May, kendi ürettiği selenyum çubuklarının güneş ışığına karşı tepki verdiğini ve fotoelektrik bir etki yarattığını fark etti ve güneş ışığındaki değişimleri elektromanyetik sinyallere dönüştürmeyi başardı. İşte bu gelişme, tıpkı radyo teknolojisinde olduğu gibi sadece sesin değil, görüntülerin de elektromanyetik dalgalarla iletilebileceğini ispatlamış oldu.

Televizyon teknolojisini kim keşfetti sorusunun yanıtı ise radyonun keşfinden çok daha karmaşık. Çünkü farklı ülkelerde yaşayan farklı bilim adamlarının televizyon teknolojisini geliştirmek için yaptıkları çalışmalar, bu keşfin gururunu sadece bir kişiye vermeyi zorlaştırmakta. Fakat bu süreç içerisinde bazı gelişmeler var ki, televizyon tarihinde bu gelişmeleri ortaya çıkaran bilim adamlarını göz ardı etmek doğru olmayacaktır. Televizyon teknolojisinin ortaya çıkışında üç önemli gelişme öne çıkar. Bunlardan ilki mekanik televizyon çalışmaları, diğeri katot ışın tüplerinin keşfi ve sonuncusu ise elektronik televizyon üzerine çalışmalardır.

Nipkow'un Mekanik Televizyon Sistemi

Nipkow’un Mekanik Televizyon Sistemi

Mekanik televizyon çalışmalarında en kayda değer ilerlemeyi Alman bilim adamı olan Paul Nipkow gerçekleştirmiştir. Nipkow, spiral biçimde delinmiş selenyum hücrelerinden oluşan bir disk üretmiş ve bu araca döner disk adını vermiştir. Bu aracın içinde, kenarlarından başlayarak helezonik bir şekilde yerleştirilen kare delikler vardır. Bu deliklerden geçirilen elektrik ışınları dönerek taranmakta ve bu taranan yerler ışık ve gölge olarak, görüntü şekline dönüşmektedir. İngiltere’de ise John Logie Baird, Nipkow’un döner diskini geliştirmiş ve 1920′li yıllarda günümüz elektronik televizyon sisteminin ilk adımlarını atmıştır. Charles Francis Jenkins, Baird’in İngiltere’de gerçekleştirdiği çalışmaları eş zamanlı olarak Amerika’da hayata geçirir. Radiovision olarak adlandırdığı sistemiyle hareket eden siluet görüntüleri elde eder.

Öte yandan, televizyon ekranlarının çalışma prensibinin dayandığı katot ışın tüplerinin temelleri ise, 1897 yılında bir Alman bilim adamı olan Karl Ferdinand Braun tarafından atılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus ordusunda radyo uzmanı olarak çalışan Zworykin, 1919 yılında Amerika’ya göçmüş ve 1923 yılında ikenoskop (icenoscope) adını verdiği ve elektronik taramada kullanılan aracı geliştirerek, ilk kez elektronik taramayla görüntü yayınını gerçekleştirmiştir. Bu araç, tarama işlemini satır satır ve çok çabuk yapmakta ve sürekli bir resim geçiyor izlenimi vermektedir.

Baird ve Televizyon Sistemi

Baird ve Televizyon Sistemi

İşte bu gelişmeler, günümüz televizyon teknolojisinin temellerini oluşturması açısından büyük önem taşımaktadır. Tabii ki, televizyonun bulunuşunda katkıda bulunan başka bilim adamları da olmuş, denemelerin çeşitliği günümüzde farklı ülkelerde farklı televizyon sistemlerinin kullanılmasına yol açmıştır.

Televizyonun farklı ülkelerdeki bilim adamlarının eş zamanlı deneyleri ile bulunmasında olduğu gibi, ilk televizyon yayınları da, yine çok yakın zaman aralıklarıyla farklı ülkelerde gerçekleştirilmiştir. İlk denemelere 1935 yılının Mart ayında Almanlar tarafından başlandığı söylenmektedir. Yine 1935 yılının kasım ayında, Paris’te de bir televizyon stüdyosu kurulmuş ve bu stüdyodan test yayınlarına başlanmıştır. Fakat bu yayınlar henüz televizyon teknolojisinin test edilmesiyle sınırlı olduğundan fazla dikkat çekmemiştir. 1936 Berlin Olimpiyat Oyunları’nda ise durum oldukça farklıdır. Almanların geliştirdiği kamera kullanılarak bir televizyon yayını gerçekleştirilmiş, bu yayınla birlikte ilk kez bir toplumsal etkinlik canlı olarak yayımlanmıştır. Yine 1936 yılında Londra’da televizyon yayınına başlanmış, hatta bu yayınlar 1939 yılına dek sürmüştür. Fakat II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla yayınlara ara verilmiştir.

İlk televizyon yayınları günümüzdekinden oldukça farklıdır. Ekranda oluşan görüntü kalitesi hayli kötü ve siyah beyazdır. Henüz kayıt teknolojisi gelişmediğinden, gerçekleştirilen ilk yayınların kayıtları yapılamamıştır. Ayrıca, II. Dünya Savaşı, radyonun gelişimine ne derece hız kazandırmışsa, televizyonun gelişimini de o derecede yavaşlatmıştır. Savaşla birlikte ağır bir yük altına giren devletler, televizyon gibi yeni bir kitle iletişim aracını geliştirmek için ne maddi ne de manevi bir güç bulabilmişlerdir. Televizyonun teknolojik evrimini tamamlaması ve yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanması için, önce savaşın bitmesi gerekmiştir.

Tarihte Bir Gün

Montreal’de yapılan 1976 Olimpiyatları televizyon yayınlarıyla dünyanın pek çok yerinden izlendi. Yarışmaları takip edenler, 14 yaşındaki Romen jimnastikçi Nadia Comaneci’nin yedi kez 10 tam puan alarak madalyaları toplamasına ve yıldızlaşmasına tanık oldular. Bütün dünya basını bu küçük sporcudan söz etti. Kanada’nın CBC televizyonu, çoğunu canlı yayınların oluşturduğu 175 saatlik bir yayın maratonu gerçekleştirdi. Dünyanın çeşitli ülkelerinden 70 yayın kuruluşu Montreal Olimpiyatlarının görüntülerini CBC televizyonundan alarak yayınladılar. Bu yayınlar aracılığıyla Olimpiyatlar 1 milyar insana ulaştı. CBC, 1976 Montreal Olimpiyatlarını yayınlayabilmek için 103 kamera, 83 video kayıt cihazı, 19 yayın arabası kullandı.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra televizyon üzerine yapılan çalışmalar hız kazanır. Farklı ülkelerde geliştirilen teknolojiler sayesinde, farklı televizyon sistemleri uygulamaya sokulur. Bu sistemler sadece görüntünün oluşturulması ve iletilmesi ile ilgili teknik konuları kapsamıştır. Teknolojinin evrimi kadar önemli olan kurumsal yapılanmanın temelleri ise, radyonun gelişimi ile birlikte zaten oluşmuş durumdadır. Televizyon yayınları da radyonun gelişim çizgisini izler. Hatta radyo yayını yapan birçok kurum ya da şirket, kendi televizyon kanallarını kurmakta gecikmez.

Avrupa’da ise özel girişim televizyonlarından çok, devlet televizyonları gündemdedir ve tıpkı radyo yayınlarında olduğu gibi, televizyon yayınları da devletlerin kontrolü altında gelişmiştir. Devletçi bir anlayış içinde yapılanan Avrupa televizyon yayınları, bu nedenle ulusal model olarak adlandırılır. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinde televizyon yayınlarında teknolojik gelişim Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadar hızlı olmamış, bunun yanında Amerika’da televizyon alıcılarının sayısında da hızlı bir artış yaşanmıştır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1956 yılında 450 kanal ülkenin neredeyse tamamına yayın yaparken, Fransa’da nüfusun sadece %41′ine, İngiltere’de ise %80′ine televizyon yayınları ulaşabilmektedir. Yine Amerika’da ilk renkli televizyon yayınları 1950′li yıllarda gerçekleştirilirken, birçok Avrupa ülkesi renkli yayına geçebilmek için 1960′lı yılların sonlarına dek beklemek durumunda kalmıştır.

Dünyada Kullanılan Yayın Standartlarının Dağılımı

Dünyada Kullanılan Yayın Standartlarının Dağılımı

Televizyonun teknolojik evriminin farklı ülkelerde ve farklı bilim adamlarınca sürdürülmesi, modern televizyon sistemlerindeki farklılıkları da beraberinde getirmiştir. PAL, SECAM ve NTSC olarak adlandırılan bu ayrımın temelinde ise görüntünün oluşturulmasındaki farklılıklar yatmaktadır. Örneğin, Fransa dışında birçok Avrupa ülkesinde 625 satır sayısı ile yayın yapan PAL standardı kullanılırken, Fransız sistemi olarak bilinen ve daha az tercih edilen SECAM standardı ise yine 625 satır sayısında görüntü üretmesine rağmen renklerin oluşturulmasında diğerlerinden farklı bir sistem kullanır. Amerika, Japonya ve bazı Asya ülkelerinde kullanılan NTCS sisteminde ise satır sayısı 525′dir. 2000′li yıllara gelindiğinde ise hâlâ tüm dünya ülkelerini bir araya getirecek bir yayın standardı hayata geçirilememiştir.

“Televizyonun Kısa Tarihçesi” için 1 cevap

  1. [...] – Tüketim Kültürü – Kültür Endüstrisi – Televizyon ve Şiddet – Infotainmentİçindekiler Televizyonun Kısa Tarihçesi Türkiye’de Televizyon Yayınları Kitle İletişim Aracı Olarak Televizyon Canlı [...]

Bir Cevap Yazın

*