Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
22.09.2014
Ders: Sermaye Piyasası ve Finansal Kurumlar      Ünite 3      25 Temmuz 2011 Ara     

Tahvil Türleri

Güvenceli Tahviller

Bilindiği gibi, tahvil bir borçlanma senedidir. Belli bir dönem için faiz ve dönem sonunda anaparayı geri ödemeyi ifade eder. İşte, gerek faiz, gerekse, anapara eklemesi için bir karşılığın bulundurulması durumunda, güvenceli tahviller anlaşılır. Burada amaç, işletmenin ödemeleri yapamaması olasılığına karşı, bazı varlıkların güvence olarak bulundurulmasıdır.

TTK’nın 420. maddesi, tahvili, “anonim şirketlerin ödünç pata bulmak için itibari kıymetleri eşit ve ibareleri aynı olmak üzere çıkardıkları borç senetleri” olarak tanımlamaktadır.

Tanımdan anlaşılacağı gibi, tahvilin herhangi bir borç ödeme taahhüdünü gösteren borç senedinden ayrı özellikleri vardır.

Tahvil ihraç eden bir anonim şirket, tahvil satın alan yatırımcılarla bir borç anlaşması yapmaktadır. Bu anlaşma, karşılıklı bir sözleşme metnini imzalamak şeklinde olmamakta, anonim şirket yetkilileri tahville ilgili taahhüt ve yükümlülüklerini belirten ve anonim şirketin ekonomik ve finansal yapısı hakkında bilgi veren bir izahname hazırlayıp, yayınlayarak, borçlanmaya ilişkin sözleşmeyi şekillendirmektedir. Tahvil satın alan yatırımcılar, TTK’nın 426. maddesi hükmü gereği izahnameyi ihtiva eden bir belgeyi imzalamak suretiyle sözleşmeyi yürürlüğe koymaktadırlar. Tahvil çıkaran anonim şirket karşısında, aynı haklara sahip çok sayıda alacaklının bulunması, borçlanma ile ilgili herhangi bir uyuşmazlığın olması durumunda, alacaklılar açısından bazı sorunlar çıkarabilir. Bu sorunların çözümlenmesi, tahvil sahiplerinin bir araya gelmeleri ve bir takım kararlar almalarını gerektirir. TTK 429-432 no’lu maddeleri, tahvil alacaklılarının haklarını korumak ve anonim şirket ile ilişkileri sürdürmek için, Tahvil Sahipleri Genel Kurulu oluşturulmasına olanak vermektedir.

İşletme, tahvil faiz veya anaparasını ödeyemez duruma düşerse, güvence olarak belirtilen varlık veya varlıklar satılarak, tahvil sahiplerine gerekli ödemeler yapılır. Tahvillerin güvenceye bağlanmaları, riski azaltarak maliyetin düşmesine neden olabilir.

Ülkemizde, özellikle sermaye piyasasında tahvillerini satamayan işletmeler, güvencelere bağlanmış tahvilleri ihraç ederler. Genellikle büyük işletmeler için, güvenceli tahvil ihracı pek yaygın değildir. Güvenceli tahvil ihracı durumunda, işletmenin bazı varlıkları (arsa, bina, makine vb.) ödenmeme olasılığına karşı ipotek edilebilir. Eğer, aynı varlık birden fazla ipoteğe konu olmuşsa 1., 2., 3. derece ipotekten söz edilir. Birinci dereceden ipotek ettirilmiş tahvillerin güvencesi, diğerlerine göre daha fazladır.

Güvencesiz Tahviller

Bu tür tahvil sahipleri için güvence, işletmenin tüm mal varlığıdır. Başka bir deyişle, tahvil sahibinin alacağının güvencesi olarak, belli varlık veya varlıklar belirlenmemiştir. Bu durumda olan tahvil sahiplerinin korunması, güvenceli tahvil sahiplerine göre farklıdır. Rehinli veya ipotekli tahvil sahiplerine alacakları eklendikten sonra kalan tutar, güvencesiz tahvil sahiplerine ödenir. Bu nedenle, tahvil sahiplerinin hakları belirli varlıklarla değil, işletmenin varlıkları ile korunmuştur. Bu tür tahvillerin işletme açısından üstünlüğü, işletme varlıklarının ileride finansman aracı olarak kullanılabilmesidir.

Kâra İştirakti Tahviller

Kâra İştirakli Tahviller, genellikle işletmelerin yeniden organizasyonları durumunda ortaya çıkar. Kâra iştirakli tahviller, yatırımcılara, hem faiz elde etme, hem de kâra katılma olanağı sağlar.

Kâra iştirakli tahviller, işletmenin kârlı olması durumunda ekleme yapılacağından, imtiyazlı hisse senetlerine benzerler.

Ancak, iki noktada imtiyazlı hisse senetlerinden ayrılırlar. Eğer, işletme kârlı ise, tahvil sahipleri ödemenin yapılmasını isteyebilirler. Ayrıca, faiz eklemeleri vergi matrahından da düşülebilir. Bilindiği gibi, imtiyazlı hisse senetleri için ödenen kâr payları, vergi matrahından düşülememektedir.

Eğer, kâra iştirakli tahviller kümülatif bir özellik taşıyorsa, geçmişte ödenmemiş faizler toplamı, gelecek yıllarda yapılır. Bu tür tahviller için, genellikle ödenim fonu oluşturulur. Kâra iştirakli tahvillere, hisse senedine çevrilme olanağı da verilebilir. Burada amaç, yatırımcının zararını azaltmaktır. Söz konusu tahvillere oy hakkı verilmez. Ancak, işletme birkaç yıl faiz ve anapara ödemelerini yapamazsa, tahvil sahiplerine, birkaç yönetici seçme hakkı tanınabilir.

Türkiye’de kâra iştirakli tahviller, vade sonu anapara ödemeli olarak çıkarılır. Kâra iştirakli tahvillerle ilgili olarak, dönem kârının belirlenmesinde aşağıdaki esaslardan birisi seçilebilir:
1. Tahvillere ödenecek kâr payı belirlenir ve söz konusu paydan her bir tahvil sahibine düşecek pay ödenir.
2. Kâr payının, faiz oranlarından daha az olması halinde faiz ödemesi yapılır. Kâr payının faiz oranlarına eşit veya daha fazla olması durumunda kâr payı ödemesi yapılır.
3. Faiz oranları dikkate alınmaksızın, belirlenen kâr payı yüzdesine göre hesaplanan tutardan tahvillere düşen payın eklemesi yapılır. Dönem kârının hesaplanmasında bu yöntemin kullanılması, faizi haram sayan yatırımcıların tahvil almasına olanak sağlar. Böylece, yatırımcılar zarara da katlanmış olurlar. Ancak, kâra iştirakli tahviller, Özel Finans Kurumları hakkındaki düzenlemeler ile Kâr Zarar Ortaklığı Belgeleri’nde olduğu gibi, zarara katılma özelliğine sahip değildirler.

Tahvillere ödenecek kâr payı, en geç olağan genel kımılda bilançonun onaylanmasını izleyen iki ay içerisinde gerçekleştirilir. Bu husus, tahviller ihraç edilirken hazırlanacak izahnamede belirtilir.

Ödenim Fonlu Tahviller

Ödenim fonu, tahvillerin anapara taksitlerinin geri ödenmesi için oluşturulan bir fondur. Genellikle, işletmeler için tahvil borçlarını bir defada eklemek oldukça zor olmaktadır. Bu nedenle, işletmeler, her yıl belli tutardaki tahvil borçlarını ödemek isterler.

Satın alınacak tahvillerin belirlenmesi ya kura ile ya da piyasadan satın alınarak yapılabilir. Söz konusu iki seçenekten, işletme için en uygun olanı tercih edilir. Eğer, faiz oranları yükseliyorsa, tahvil fiyatları düşer. Bu durumda işletme, sermaye piyasasından tahvil alımını tercih edecektir. Öte yandan, faiz oranları düşüyorsa, tahvil fiyatları yükselir. İşletme kura çekerek ödeme yolunu seçecektir. Görüldüğü gibi, her iki seçenek de tahvil sahiplerinin zararınadır. Örneğin; piyasa faiz oranı % 40 iken, tahviller % 45 faiz getiriyorsa, ilk seçenekle tahviller geri alındığında, tahvil sahiplerinin zararı olacaktır.

Ödenim fonlu tahviller, özel bir güvence içerdiklerinden, ihraç durumunda daha yüksek bir fiyatla satılır. Bu nedenle, ihraç eden işletmeye maliyetleri düşüktür.

Primli Tahviller

Tahvillerde prim, ya ihraç, ya da itfa primi şeklinde olabilir. Eğer. tahvil, üzerinde yazılı nominal değerinden daha düşük bir değerle satılıyorsa, ihraç primi söz konusu olur. İtfa anında, tahvil sahibine, tahvilin nominal değerinden daha yüksek bir değer ödeniyorsa, bu durumda da itfa primi söz konusudur.

İkramiyeli Tahviller

Tahvillerin pazarlamasını kolaylaştırmak için, faiz yanında, belirli zamanlarda kura çekilmesi yoluyla bazı tahvillere ikramiye verilebilir. Ülkemizde şirketlerin ikramiyeli tahvil ihraç etmeleri mümkün değildir.

Endeksli Tahviller

Endeksli tahviller, faiz eklemeleri bir fiyat endeksine bağlanmış olan tahvillerdir. Endeks olarak, enflasyon oranı, altın, döviz veya herhangi bir malın fiyatı esas alınabilir.

Enflasyona karşı tahvil sahiplerini korumak için, tahvil tutarının ve faiz oranının seçilmiş bir değişkene göre, her yıl değerlendirmeye ve ayarlamaya bağlı tutulması söz konusudur. Endeks olarak, enflasyon oranı seçilmişse, enflasyon oranı düştüğünde, işletme de zarara uğramamaktadır. Çünkü işletmenin ödeyeceği faiz oranı enflasyondaki düşme oranına göre azalacaktır. Aynı şekilde, enflasyonun artması durumunda yatırımcının da zarara uğraması önlenmektedir.

Brezilya, Finlandiya, Fransa, İsveç, İngiltere, ABD ve İsrail’de menkul kıymetler endekslenerek ihraç edilmiştir. Ülkemizde de, enflasyona, dövize, altına endeksli tahviller ihraç edilmektedir.

Türkiye’de endeksli tahvil ihracı, 1 Temmuz 1981 tarihinden itibaren uygulanmaya başlamıştır. Endeksli tahvillerde yalnız faiz geliri enflasyona karşı korunmaktadır. Ayrıca, ülkemizde Hazine tarafından Tüketici Fiyat Endeksine (TÜFE) dayalı tahvil ihraç edilmeye başlanmıştır. Söz konusu tahvil ihalelerinde belirlenen reel faiz oranı ve anapara, geçmiş on iki aylık tüketici fiyat artışlarına göre belirlenmektedir. Öte yandan, ülkemizde dövize endeksli tahvil ihracına 1987 yılında çıkarılan Petkim Şirketinin tahvilleri ile başlanmıştır.

Sıra Sizde

Türkiye’de endeksli tahvillerin çıkarımı neden gereklidir?

Faizi Tahvil Olarak Ödenebilen Tahviller

Faizi Tahvil Olarak Ödenebilen Tahviller, adından da anlaşılacağı gibi, işletmeye, faizi ister nakit, isterse nominal değeri buna eşit tahvil şeklinde ödeme olanağı sağlar. Bu tür tahviller, ihraç eden işletmeye önemli bir üstünlük sağlar, işletme nakit sıkıntısına düşerse, yatırımcıya nakit ödeme yerine yeni tahviller vermektedir.

Riskli Tahviller

Riskli tahviller (Junk Bonds), finansal açıdan oldukça riskli olan işletmelerin çıkartmış oldukları borçlanma araçlarıdır. Özellikle. ABD’de 1980 öncesi sabit getirili araçlara yatırım yapan yatırımcılar, emeklilik ve sigorta fonları, genellikle bu tür yüksek riskli tahvillere yatırım yapmayı pek tercih etmemişlerdir. Dolayısıyla, riskli işletmelerin, neredeyse tahvil piyasasından finansman sağlamaları imkânsız hale gelmiştir. Bu olaylardan hemen sonra. Michael Milken adlı bir finans uzmanı, tarihi veriler üzerinde yaptığı ampirik çalışmalarla, riskli tahvillerin getirilerinin, katlanılan riskin üzerinde olduğunu göstermiştir. Bu araştırma, özellikle kurumsal yatırımcıları ikna ederek, büyük tutarlarda riskli tahvilleri portföylerine almalarına neden olmuştur. Bu gelişmeler, riskli tahvillerin yeniden doğmasına neden olmuştur. Riskli tahviller, oldukça riskli olduklarından, daha yüksek faiz oranıyla ihraç edilmektedir. İhraç eden işletmeler, genellikle leveraged buy o ut veya borçlanarak bir işletmeyi satın almak için kullanmaktadırlar.

Riskli tahviller, işletme birleşmeleri veya sorunlu işletmeler tarafından çıkarılır. Riskli tahvil ihraç ederek finansman ihtiyacını karşılayan işletmelere örnek olarak, CNN (Cable News Network) ve Turner Broadcasting verilebilir. Riskli tahvil ihraç eden işletmelerin borç rasyosu, genellikle, son derece yüksektir. Bu nedenle, riskli tahvillere yatırım yapmış olan yatırımcılar, hisse senedine yatırım yapanlar kadar risk almış olurlar. Derecelendirme şirketleri, riskli tahvillere, yatırım yapılması uygun olmayan dereceler vermektedir.

Sıfır Kuponlu Tahviller

Bu tür tahvil sahiplerine, isminden de anlaşılacağı gibi, vade boyunca hiçbir faiz ödemesi yapılmaz. Yatırımcıya, vade sonunda ödenecek tutar, sıfır kuponlu tahvilin nominal değeri, yani üzerinde yazılı değeridir. Yatırımcının faiz geliri, nominal değerle, satın alma değeri arasındaki farktır. Sıfır kuponlu tahvil ile ilgili bir örnek aşağıda verilmiştir.

Bir yıl vadeli sıfır kuponlu tahvilin getirisi;

Bir yıl vadeli sıfır kuponlu tahvilin getirisi

Nominal değeri 180 YTL ve fiyatı 150 YTL olan sıfır kuponlu tahvilin getirisi ne kadardır?

Hisse Senedine Çevrilebilir Menkul Kıymetler

Hisse senedine çevrilebilir menkul kıymetler denilince, genellikle, akla, hisse senedine çevrilebilir tahviller ve hisse senedine çevrilebilir imtiyazlı hisse senetleri gelir. Bilindiği gibi, söz konusu menkul kıymetler, hisse senedine çevrildiklerinde tekrar eski durumlarına dönemezler.

Hisse senedine çevrilebilir tahvil, yatırımcısına, faiz-, hisse senedine çevrilebilir imtiyazlı hisse senedi ise, kâr payı sağlar. Çevrilebilir menkul kıymetlere, bu haklar yanında, adi hisse senedine dönüşüm hakkı da tanınmıştır. Bu çevirim hakkıyla, yatırımcılara, fiyatları yükselmiş hisse senetlerinin gelirlerine ortak olma hakkı tanınmaktadır.

Çevrim hakkı, yatırımcıyı enflasyon karsısında koruyabilir. Örneğin; yüksek enflasyon nedeniyle, faiz geliri azalmış olan tahvil sahibi için en iyi seçenek, elindeki tahvilini hisse senedi ile değiştirmek olabilir. İşletmeler, çevrilebilir menkul kıymet sahiplerini söz konusu işlem için, bir zaman aralığıyla sınırlandırabilir. Bu nedenle, yatırımcılar çevirim hakkının maliyetinin olduğunu unutmamalıdırlar. Çevrilebilir menkul kıymetler, hisse senedine çevrilemeyenlere göre sermaye piyasasında daha yüksek fiyatla alınıp satılırlar.

Ülkemizde Sermaye Piyasası Kanunu ile halka açık şirketlere hisse senedi ile değiştirilebilir tahvil ihraç etme olanağı sağlanmıştır. Hisse senedi ile değiştirilebilir tahvillerin şekli ve çıkarma koşulları, Sermaye Piyasası Kurulu’nun1-1.07.1992 tarihli tebliği ile yeniden düzenlenmiştir. Bu tebliğde hisse senedine çevrilebilir tahviller: “ihraç sırasında izahname ve sirkülerde belirlenen esaslar dahilinde, ihraççı ortaklıkça, hisse senedi ile değiştirilmek üzere artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetleri ile değiştirme hakkı veren menkul kıymetler” şeklinde tanımlanmıştır.

İhraç eden şirket genel kurulu veya yönetim kurulu, hisse senedine çevrilebilir tahvil sahiplerinin haklarını kullanmalarına engel olacak karar alamaz. Söz konusu tahvillerin vadesi 2 yıldan az, 7 yıldan uzun olamaz.

Anonim şirketler, hisse senedine çevrilebilir tahviller karşılığında verilmesi gereken hisse senedi sayısını temsil edecek kadar sermaye artırımı yaparak, hisse senedine çevrilebilir tahvil sahiplerine arz ederler. Bu hakkı kullanmak isteyen tahvil sahipleri, izahnamede belirtilen tarihlerden en az bir ay önce değiştirme hakkının kullanımı için şirkete bildirimde bulunurlar. Bu durumda, hisse senedine çevrilebilir tahvil sahiplerine, değiştirme gününe kadar olan faizleri ödenir.

Değiştirme süresinin sonunda, hisse senetleri ile değiştirilmeyen, menkul kıymetler nedeniyle işletmenin elinde kalan hisse senetleri, Sermaye Piyasası Kurulu’nun Pay Senetlerinin Kurul Kaydına Alınmasına İlişkin Esaslar Tebliği’ ne uygun olarak halka sunulur.

Varant (Hisse Senedi Satın Alma Hakkı Veren Tahvil)

Bilindiği gibi, bazı şirketler, ihraç ettikleri tahvilleri vadesinden önce geri çağırabilirler. Başka bir ifadeyle, şirketler, tahvilleri vadesinden önce ödeme opsiyonuna sahiptirler.

Varant‘ta olduğu gibi, bazı durumlarda ise, yatırımcılar opsiyona sahiptir. Varant’ta tahvile yatırım yapan kişi veya kurum, faiz olarak bir gelir elde etme yanında, seçim hakkını kullanarak, belirli fiyattan, belirli sayıda hisse senedi satın alma hakkına da sahip olmaktadır. Satın alma hakkının süresi, belirli bir tarihle sınırlı olabileceği gibi, süre sınırsız da olabilir.

İşletmeler, Varant ihraç ederek, başka menkul kıymet ihracıyla ödeyecekleri faizden daha az faiz ödeyebilirler.

Varant bir hak içerir. Bir işletmeye ait varant’a sahip olan kişi belli sayıda o işletmenin hisse senetlerini de satın alabilir. Varant ve çevrilebilir menkul kıymetler, birçok bakımdan birbirlerine benzemelerine karşılık, hakkın kullanılmasından sonra, işletmenin sermaye yapısında değişiklere yol açarlar.

Çevrilebilir menkul kıymetler, hisse senedine dönüştürüldüklerinde, işletmenin hisse senetlerinin sayısı artmaktadır. Çevrilebilir tahvillerin tutarı da bu şekilde ödenmiş olmaktadır. Oysa işletme tarafından Varant ihraç edildiğinde, hem işletmenin hisse senedi sayısı artmakta, hem de tahvil tutarında değişiklik olmamaktadır.

Bir Cevap Yazın

*