Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
20.08.2014
Ders: Halkla İlişkiler ve İletişim      Ünite 5      12 Şubat 2011 Ara     

Sözlü İletişim

Kişiler arası iletişimde, sözlü ve sözsüz iletişim, iki temel iletişim kurma yöntemidir. Kaynak ve alıcı arasındaki konuşmanın her türü, sözlü iletişim olarak tanımlanabilir. Dolayısıyla, sözlü iletişim, yazılmış ya da yazılmamış sözcüklerin söylenmesi ile gerçekleşen bir iletişim türü olduğu için ses ve işitmeye dayalı bir iletişimdir. Sözlü iletişimde kullanılan araçlara göre yer ve zaman birlikteliği ve farklılığı oluşur. Yüz yüze iletişim, sözlü iletişimlerimizi, en yoğun ve en yaygın olarak bir araç kullanmaksızın yüz yüze etkileşim içerisinde gerçekleştiririz. Dolayısıyla İletişimimizi, aynı yer ve aynı zaman dilimi içerisinde birbirlerimizi duyabileceğimiz mesafeler içerisinde gerçekleştirebiliriz.

Günümüzde gelişen iletişim teknolojileri özellikle, telsiz, telefon, radyo, televizyon gibi araçlar sayesinde coğrafi uzaklıkların anlamı kalmamıştır. Bu durum, kişiler arası iletişimde aynı yerde ve aynı zamanda olma koşulunun da ortadan kalkmasına neden olmuştur. Söz konusu iletişim teknolojileri, dünyanın her tarafıyla eş zamanlı iletişim kurma olanağı sağlamıştır. Bu nedenle, insanların iletişim kurmak için bir araya gelme ihtiyaçları, önemli ölçüde ortadan kalmıştır. Özellikle, görüntülü sabit ve mobil telefonların hızla yaygınlaşması ile birlikte, sözlü iletişim alanı da önemli ölçüde genişletmiştir.

İster araçsız, isterse araçlı olsun sözlü iletişimde yani konuşurken, dinlerken, sürekli bir dil kullanıyoruz. Bu dil, genellikle ana dilimiz bazen de yabancı dil oluyor. Bu nedenle, sözlü iletişimin konuşma diliyle bire bir ilişki içinde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Daha önce de belirtildiği gibi, dil bir simgeleştirme sistemidir ve simgesel kodlarımızın temellerini oluşturur. Konuşma bir yeti olarak biyolojik ve fizyolojik özellikleriyle birlikte aynı zamanda içeriği açısından toplumsal ve kültürel bir olgudur. Her toplum kendine özgü koşullarına göre gerekli sözcükleri üretir ve kullanır. Başka deyişle, bir dilin belli bir toplumda ve dönemdeki sözcük dağarcığı o toplumun kültürel yaşamı ile ilgilidir. Kısaca, teknolojide, bilimde, güzel sanatlarda ulaşılan gelişme düzeyi ile sözcüklerin çeşitlenmesi arasında sıkı bir ilişki vardır. Dillerin sözcük zenginliğine bakarak o dillerin yetkin yani gelişmiş olduğunu söyleyemeyiz. Konuşulduğu toplumun bilgi, duygu ve estetik gibi ihtiyaçlarına yanıt veren her dil yetkindir, gelişmiştir.

Her dil kendine özgü sözdizimi ve sözcük dağarcığı ile nesnel bir ürün olarak değerlendirilir. Ancak, onu konuşanlarca, bireysel ve toplumsal yaşantılarından kaynaklanan ve gerçeğin yanlı bir biçimde algılanmasına neden olan öznel bir boyutu da vardır. Bu öznel boyut, toplum hakkındaki görüşlerimizin çoğunluğunun değer yargıları taşıyan bir içeriğinin olmasından kaynaklanır. Sözcükler de bu değer yargılarına göre olumlu ya da olumsuz anlamlar taşıyabilir hatta birbirine karşıt olabilir: Komünizm/kapitalizm, gericilik/ ilericilik gibi.

Sözcükler dile getirdikleri şeylerin kendileri değildir; onları temsil eden işaret ve seslerdir. Bununla birlikte, kullanımları sırasında genellikle sanki kendi başlarına bir varlık ve değer kazanırlar. Temsil ettiklerinden çok daha güçlü bir özelliğe sahip olurlar. Bazı sözcükler, özellikle siyasi ve dini inançlarla, vatanseverlikle, seksle ilgili olanlar yüksek bir duygusallıkla yüklenmiş olurlar. Bu tür sözcükleri konuşulurken çok dikkatli olmak gerekir. Bazen büyük sorunlar yaratan, kişiler hatta ülkeler arasında çatışmaların yaşanmasına neden olan amacını aşan konuşmaların altında çoğu kez bu tür sözcükler bulunur.

Dikkat

Sözlü iletişimin etkin bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak için dikkat edilmesi gereken noktaların önemli bir kısmını iletişim ve kişiler arası iletişim ünitelerinde ele alınmıştı.

Sözlü iletişimin birçok üstünlüğü vardır; verilen mesajın anlaşılma derecesi denetlenebilir, soru sorulabilir verilen cevaplar denetlenebilir ve anlaşılmayan bir konu varsa, açıklık getirilebilir. Eş zamanlı olarak geri bildirimde bulunulur. Sözlü iletişimde kişiler, etkileyiciliğini daha fazla kullanabilirler. Buna karşılık sözlü iletişimde, söylenen bir sözcüğün yazı ile ifade edilen bir sözcüğe oranla, yanlış anlaşılma olasılığı daha yüksektir. Sözlü iletişimle alınan bir mesaj zamanla ya tamamen, ya da kısmen unutulur veya değişikliğe uğrar.

Sözlü iletişimde mesajın içeriği ile onun istenen yönde bir davranışı gerçekleştirmesi arasında her zaman birebir bir ilişki yoktur. Bir ifadenin davranış yaratma yeteneğini, salt anlamda mesajın kendisi belirlemez. Burada, mesajı gönderenin kişiliğinin karşı tarafça kabul edilme düzeyi önemli olmaktadır. Çünkü daha önce de açıkladığımız gibi, insanlar mesajı değerlendirirken, sadece onun içeriğine değil, mesajı gönderenin kişiliğini de göz önünde bulundururlar. Bir mesajın etkinliğinin sağlanmasında ise, mesajla neyin kastedildiğinin yanında, konuşmacı tarafından ima edilen anlamın da bilinmesi önemli olmaktadır. Bu nedenle, iki kişi arasında anlaşmanın oluşabilmesi için, her ikisinin de mesajın içeriği hakkında görüş birliğinde olmaları yeterli değil, bunların aynı zamanda, mesajın iletilme amacı hakkında da uzlaşma sağlamış olmaları gerekir.

Sözlü iletişimin bazı iletişim araçlarıyla da gerçekleştiğini belirtmiştik. Bu araçlar arasında en yaygın olarak telefon ve özellikle de polis ve jandarma teşkilatlarında telsiz kullanılmaktadır. Telefonla iletişim, gerçekten de üzerinde ayrıntılı bir şekilde üzerinde durulması gereken önemde bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Telefonla İletişim

Telefon, günümüzde çok yaygın bir şekilde kullanılmasına karşın, kullanımında çeşitli sorunlarla karşılaştığımız bir iletişim aracıdır. Kendisini görmediğimiz biri ne duygularımızı ifade etmemiz çok güçtür. Yüz yüze görüşmelerde tek bir jest ya da yüz ifadesi birçok şey anlatabilmemize olanak sağlamasına karşın, telefon la kurduğumuz sözlü iletişimde bu olanaktan yoksun olmak önemli bir eksiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Telefon görüşmeleri sırasında dikkat edilmesi gereken konuları, telefonu açma ve telefona yanıt verme olmak üzere iki başlık al tında inceleyebiliriz.

Telefonu açmak: Bir kişiye telefon la iletişim kurmadan önce, ne söyleyeceğimizi belirlemek ve bunun için bir plan yapmak gerekir. Ne söylemek istediğimizi açıkça bildiğimizde, karşımızdaki kişi bizi daha iyi anlayacaktır. Konuşacağımız birden fazla konu varsa, bunların önem ve öncelik sırasına göre bir listesini yapmak yerinde olur. Böylece, söylememiz gereken bir konuyu unutmaktan ve hatırlamaya çalışırken anlamsız sözler etmekten kendimizi korumuş oluruz. Telefonu kapattıktan sonra önemli bir konunun atlanmış olduğunu fark etmekten da ha tatsız bir şey olamaz. Görüşme sırasında alıntı yapılması gereken belgeler, raporlar varsa, konuşma sırasın da bunları el altında bulundurmak da iletişimimizi kolaylaştıracaktır.

Telefon açıldığında önce kendimizi tanıtmalıyız. Karşımızdaki kişinin bizi sesimizden tanımamızı beklemek son derece yanlıştır. Örneğin, sık sık görüştüğümüz bir çalışma arkadaşımızı aradığımızda bile “Merhaba ben Haluk, ben Burcu” şeklinde söze başlamak gerekir. Yakın ilişkimiz olamayan birini aradığımızda da “Ben Haluk Gürgen, Ferruh Uztuğ ile görüşebilir miyim” şeklinde başlamak yerinde olacaktır.

Telefona yanıt vermek: Telefona yanıt verirken, arayan biz olduğumuz zaman ki kadar etkili konuşmak gerekir. Telefonun yanında bir not defteri bulundurmak iyi olur. Konuşurken bazı notlara ve verilere başvurmamızı gerektirecek bir telefon beklediğimizde, bunları el altında bulundurmak gerekir. Konuşurken önemli noktaları not almak, konuyu toparlamamıza ve aldığımız bilgileri özetlememize ayrıca verdiğimiz sözleri unutmamamıza yardımcı olacaktır.

Telefon çaldığında hemen ve kibar bir şekilde yanıt vermek gerekir. Çünkü arayan kişi için, defalarca çalan zilin sesini dinlemek kadar sıkıcı bir şey olamaz. Yanıt verirken de kendimizi hemen tanıtmaya dikkat etmeliyiz. Hepimiz zaman zaman başkalarına gelen telefonlara yanıt veririz. Böyle durumlarda arayan kişinin adını, arama zamanını ve mesajı doğru bir şekilde kaydetmeyi unutmamalıyız. Bizi arayanlarla görüşemediğimizde, fazla zaman geçirmeden o kişileri aramak da telefonla iletişimin önemli kuralları arasında yer alır. Ayrıca, arayanları bizim de aynı sıra içinde aramamız doğru olur. Telefonla kurduğumuz sözlü iletişimin daha iyi bir şekilde gerçekleşmesini sağlayacak bazı önemli noktaları da şu şekil de açıklayabiliriz:

- Telefonla kurduğumuz iletişimde de cana yakın olmak önemlidir. Telefonda konuşurken, karşıdaki kişiye kendimizi sesimizle gösteririz. Birçok durumda, karşımızdaki kişi bizimle ilgi izlenimini, söylediğimiz şeylerden ve bunları nasıl söylediğimizden yola çıkarak oluşturur. Yüz yüze görüştüğümüz birine gülümsediğimiz gibi, telefonda konuşurken de tebessüm etmeyi ihmal etmemeliyiz.

- Telefon görüşmelerinde kibar/ nazik olunmalıdır. Bu, özellikle öfkeli, kızgın bir kişi ya da vatandaşla telefon görüşmesi yaparken daha da önemli olmak tadır. Kibar birine karşı kızgınlığı sürdürmek güçtür. “Size nasıl yardımcı ola bilirim?” ya da ” Aradığınız için teşekkür ederim” gibi basit bir söz, karmaşık, zor bir iletişim sorununun yaşanmasını engelleyecektir.

- Telefonda, normal bir hızda konuşulmalıdır. Konuştuğumuz kişinin bizim sözsüz mesajlarımızı alamadığı için bizi anlamak için daha fazla çaba içinde olacağını unutmamak gerekir. Hızlı ve sözcükleri yutarak konuştuğumuzda, karşımızdaki kişinin bizi anlaması zorlaşacaktır.

Telefon görüşmelerini daha etkin bir şekilde gerçekleştirmek için yukarıda açıkladıklarımızı şu şekilde listeleyerek özetleyebiliriz:

1. Çabuk yanıt verin: Gecikme, “umurumda değil” anlamına gelebilir.
2. Kendinizi tanıtın: Kim olduğunuzu ve çalıştığınız kurum ve biriminiz söyleyin.
3. Not alın: Telefonun yanında bir defter ve kalem bulundurun.
4. Tartışmaya girmeyin: Kendinizi olduğu kadar kurumunuzu da temsil ettiğinizi unutmayın.
5. Notlarınızı el altında tutun: Zaman harcamayın. Beklediğiniz telefonlarda gerekecek notları hazır bulundurun.
6. Açı seçik konuşun: Hızlı ya da sözcükleri yutarak konuşmayın
7. Konuşmayı uygun bir şekilde sona erdirin: Görüşmeyi özetleyin, anlaşmaya vardığınız noktaları tekrar edin, telefonu kapatmadan önce veda edin.
8. Konuşmanın devamını getirin: Daha sonra yapılacak işleri saptadıysanız, sözlerinizi yerine getirin.
9. Sizi arayanları siz de zaman geçirmeden arayın.

Güvenlik güçlerinin telefon kadar sık kullandıkları bir iletişim aracı olan telsiz de telefona dair söylediğimiz ilkelerle paralellik taşır. Telsiz ile iletişimler de etkinliğin anlamı anlaşılabilirlik, açıklık, mesaj dakikliğidir. Yüz yüze olmayan iletişim biçimleri kaynak ve alıcının bir birini görmemesi nedeniyle son derece dikkatli ve özenli olmamızı gerektirir.

Sıra Sizde

Feyzullah Arslan’ın Polisin Hatıra Defterinden adlı kitabında yer alan Polis telsizinde yaşanan, aşağıdaki örnekleri dikkate alarak; güvenlik güçlerinin telsiz ya da telefonla iletişimde etkinliği artırmadaki önceliklerini belirleyiniz.

Merkez: “Mevkiiniz”
4566: “Cumhuriyet Caddesi”
Merkez. “Tam mevkiiniz

4566: “Arabadayız Merkez”
4512: “Merkez hırsız kaçıyor”
Merkez: “Anlaşıldı, nereden nereye kaçıyor”
4512: “Şuraya doğru kaçıyor”
Merkez: “Biri 4512′den telsizi alsın, adam gibi tarif etsin”

5452: “Bahse konu aracı aldık, inceliyoruz, tamam”
Merkez: Araç alkollü mü?”
5452: “Olumsuz efendim, araç dizelmiş”

“Sözlü İletişim” için 1 cevap

  1. [...] – Temas – Egemenlik alanı – Susma – Sözlü iletişim – Yazılı iletişimİçindekiler- Giriş Sözlü İletişim Yazılı İletişim Sözsüz İletişim Özet Test Soruları Yaşamın İçinden [...]

Bir Cevap Yazın

*