Sosyolojinin Ortaya Çıkışı
18. yüzyılın ortalarına gelinceye değin toplumla ilgili olan çalışmalar, toplumun kendisiyle değil, nasıl olması gerektiği ile ilgili olan bir takım filozofların düşünce tekelindeydi. Sosyolojinin bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkışı 19. yüzyılın ortalarında Endüstri Devriminin yol açtığı hızlı toplumsal değişimlerle birlikte olmuştur.
En az Endüstri Devrimi kadar etkili bir diğer patlama da 1789 Fransız Devrimidir. Tarihte hiç bir toplumsal değişme Endüstri Devrimi kadar yaygın ve etkileyici olmamıştır. Bu devrim, asırlardır düzenli bir yaşam biçimi olan Avrupa toplumlarını yoğun bir biçimde etkileyerek, yepyeni bir takım sorunlara ve değişmelere neden olmuştur. Yeni teknoloji ve endüstriler Avrupa’nın toplumsal ve fiziki çevresinin değiştirmiş, küçük kasabalar ortadan kalkmış, hava kirliliği hızlı bir biçimde büyük kentleri kaplamış, aileler topraklarından koparak çeşitli maden ve fabrikalarda çok ağır şartlarda çalışmaya zorlanmış, açlık, hırsızlık, sefalet ve hastalıklar bütün büyük kentleri içine almıştır.
Hızlı bir biçimde büyüyen kentlerde, eski düzeni sağlayan gelenek, görenekler ve normlar bu toplumları bir arada tutmaya yetmez olmuş, bu nedenle toplumda düzensizlikler baş göstermiştir. Bireyci yaklaşımların desteklenmesiyle, orta sınıf çoğalmış, monarşik devletler yıkılmış, demokrasi ideolojisi ön plana çıkmıştır.
Fransız ve Amerikan ihtilallerindeki başarılar, Batı ülkelerindeki mevcut düzeni sarsmış ve daha demokratik modeller Avrupa’da giderek yerlerini almaya başlamışlardır. Geleneksel yapının sarsılması Avrupa’da dinin egemenliği ile açıklanan birçok faktörü de etkilemiş ve kilisenin gücü sarsılmaya başlamıştır. Her önemli toplumsal değişme ile geleneksel bir biçimde açıklanan insan varlığının nedeni sarsılmaya başlamış ve yeni açıklamalara duyulan ihtiyaç giderek artmıştır. Böyle bir ortam içinde bir takım sorulara cevaplar verecek bilimsel bir disiplin ihtiyacı yoğun bir biçimde hissedilmeye başlanmıştır. Ancak henüz bu disiplinin adı konmamıştır.
Sosyolojinin gelişimini etkileyen bir diğer faktör ise emperyalist gelişmelerdir. Teknolojik ilerleme ile Avrupalılar dünyanın bir çok bölgesini ele geçirmeye başlamışlar ve yeni koloniler insanları yepyeni kültürlerle karşı karşıya getirmiştir. Afrika’da, Kuzey Amerika ve Asya’da elde edilen bölgelerdeki yaşam biçimi, Avrupa’daki toplumsal yaşantıdan çok farklıydı. İşte bu farklı yaşam biçimleri insanların kafalarında yeni bir sorunun doğmasına yol açtı. Bu da bu kültürler neden farklıdır, sorusuydu?
İşte bu sorulara aranan cevaplar da yeni bir disiplinin varlığını gerektiriyordu. Sosyolojinin gelişmesini etkileyen bir üçüncü faktör ise doğa bilimlerindeki hızlı gelişmelerdir. Bilimsel metodun fizik ve kimyada başarılı bir biçimde uygulanması yani objektif, sistematik gözlemler ile kuramların test edilmesi neden sosyal bilimlerde de bu yöntem uygulanmasın sorusunu gündeme getirmişti.
Doğa bilimlerinde başarılı bir biçimde uygulanan bilimsel yöntem anlayışının sosyal dünyada açıklanmaya çalışılan sorulara uygulanması birçok düşünüre çok mantıklı gelmekteydi. Bu mantığı savunan ve sosyolojinin isim babası olarak tanınan ünlü sosyolog Fransız Auguste Comte’dir. Sosyal düşüncenin gelişmesini etkileyen olayları gördükten sonra, şimdi bazı önemli sosyologların temel düşüncelerini incelemeye çalışalım. Sosyolojinin öncüleri olan bu kişiler toplumu bir arada tutan güçler üzerinde durarak çeşitli açıklamalar getirmişlerdir.


Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın