Bu Siteyi Seviyorum
Bize Ulaş
Kapat

Sosyolojinin Bakış Açısı ve Farklılığı

İnsanın dünya görüşünü kendi deneyim ve tecrübeleri oluştururken, bize yeni bir bakış açısı ve dünya görüşü sunmaktadır. Bu sunulan dünyanın içinde; zenginler ve fakirler, politikacılar, doktorlar, uyuşturucu madde bağımlıları, suçlular ve daha birçokları yer almaktadır. Bu insanların farklı bakış açıları, farklı yaşam tecrübeleri ve gerçekleri farklı bir biçimde algılayışları söz konusudur. İşte bu noktada bizim, bu insanların da dünyalarını görmemize, anlamamıza, kendimizden farklı olan tutum ve davranışlarını kavramamıza yardımcı olur.

İnsan, yaşamını bir toplum içerisinde geçirir. İçinde yaşadığımız bu toplum, biz doğmadan vardı, biz öldükten sonra da varlığını sürdürecektir. Hepimiz toplumda bir grubun üyesi olarak dünyaya gelir, kişiliğimizi, ümit ve korkularımızı, mutluluğumuzu bu gruplarla sürdürdüğümüz ilişkiler sonunda kazanırız. Bu açıdan sosyolojinin temel görüşü olarak “insan davranışlarının, bireyin içinde yaşadığı, üyesi olduğu grup tarafından etkilendiği ve bu grup içindeki etkileşimlerle şekillendiği” kabul edilmektedir.

Sosyolojik bakış açısı insanların içinde bulundukları içerik ile doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle sosyologlar, bu çevrenin veya içeriğin bireylerin yaşantılarını nasıl etkilediğini analiz ederler. Diğer bir deyimle, sosyolojik bakış açısının temelinde insanların içinde bulundukları toplumlardan nasıl etkilendiği yer alır. İnsanların bazı şeyleri neden veya niçin yaptıklarına baktığımızda, sosyologlar, bu bireylerin o toplum içinde nerede bulunduklarına bakarlar.
Yani birey o toplum içinde nerede yer alıyor, yaptığı iş nedir, geliri ne kadardır, eğitim düzeyi nedir, yaşı veya cinsiyeti nedir? İşte bu noktaları göz önüne aldığımızda bireyin o toplum içinde nerede olduğunu anlarız. Bizler yetişirken içinde bulunduğumuz gruplarla kurduğumuz özdeşimler sonucu fikirlerimiz, değerlerimiz, dünya görüşümüz bunlardan etkilenerek farklılaşır veya benzerlik taşır.

Diğer bir deyimle yaşantımız diğer insanlarla kurmuş olduğumuz ilişkilerdir. Tokalaşmaktan cinayete bütün sosyal davranışlarımız ve ekonomiden aileye bütün kurumlar, sosyal etkileşimin bir sonucu veya ürünüdürler. Bütün bu anlatılar sonucunda, grupların sosyologlar için temel çalışma alanı olduğu kolaylıkla anlaşılmaktadır. Bu gruplar yani sosyologların (toplumbilimcilerin) üzerinde odaklaştıkları gruplar, bir müzik grubunda olduğu gibi küçük, bir topluluk ya da bir kent gibi büyük, ya da milyonlarca insanı barındıran endüstriyel toplumlar gibi çok büyük gruplar olabilir. Bu nedenle ; aile, grupları, sapkın grup davranışları, örgütler, üniversiteler, topluluk ve toplumları inceler. Dolayısıyla insanın hiçbir zaman bulunduğu yerde tek başına olmadığı, daima bir grup içerisinde yer aldığı düşüncesinden hareket eder.

Sosyologlar toplum, kurumlar ve insan ilişkileri üzerinde çalışan bilim adamlarıdır. Onların çalıştıkları konular genelde bizim için yabancı değildir. Sosyologlar sıradan, çok basit gibi görünen olayları ele alarak incelerler ve herkesin kabul edebileceği gerçekleri ortaya koymaya çalışırlar. Sosyologların ele aldığı sorunlar çok zor gibi görünebilir; ama açıklandıklarında ise çok basitmiş gibi görünürler. Sosyologlar olaylar arasındaki değişmez ilişkileri gösterme, kanunlara varma çabası içindedirler. Bütün bu sözü edilenler her bilim dalında olduğu gibi sosyolojide de bilimsel bilgi birikimi teori (kuram) ve kanunlarla gelişecek ve amacına ulaşacaktır.

Sayfalar: 1 2

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu
Bu Yazıyı Oyla:
Kötüİdare ederİyiÇok İyiMükemmel (Bu yazıya ilk oy veren sen ol!)
Loading ... Loading ...
NotOku tarafından
10 Haziran 2008 tarihinde yazıldı. Toplam 412 kere okundu.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)