Sosyokültürel İncelemeler ve Hipotezler
Dünyada Sosyokültürel Gelişmeler
Zamanımız sosyokültürel değişiklikler yönünden geçiş dönemi olarak değerlendirilebilir. Çünkü; dinsel, ahlâksal ve güzellik anlayışı yönünden dünyamızın geleneksel değer sistemleri hızla değişmekte ve hatta ortadan kalkmaktadır. Karşılıklı derin sosyokültürel ilişkilerin etkisiyle 20. yüzyılın insanı, gerek sosyal ve gerekse kişisel değerler ve davranış özellikleri yönünden tamamen farklı bir hale gelecektir.
Sosyokültürel değişimlerin başlıca nedenlerini şu olaylara bağlayabiliriz: Demografik değişimler (hızlı nüfus artışı ve kentleşme), İletişim araç ve tekniğindeki gelişmeler, Öğretim ve eğitim sistemlerindeki ve yöntemlerindeki yenilikler, Düşünsel (felsefî) gelişmeler ve değişmeler. Nüfus artışı yönünden dünyanın en hızlı gelişen kıtaları %2. 7 ile Afrika ile Güney Amerika’dır. Bunları %1. 9 ile Kuzey Amerika ve Asya kıtaları izlemekte, sonra sırasıyla %1. 7 ile Okyanusya ve %0. 8 ile Avrupa kıtaları gelmektedir.
Hızlı demografik gelişmeler sonucu dünya nüfusunun dağılımında değişmeler meydana gelecektir. Örneğin; 2000 yılında dünya nüfusunun %58′i Asyalılardan oluşacaktır. Asıl önemlisi, bu artışın bütün politik ve ekonomik ilişkileri değiştirmesi ve önemli sosyal sorunlar doğurmasıdır.
Çünkü; nüfus artışı gelişmiş ülkelerden çok gelişmekte olan ülkelerin sorunudur. Zamanında çare bulunmadığı durumlarda dünyanın büyük bir açlık tehlikesiyle karşı karşıya bulunacağı düşündürücü olmaktadır. Diğer taraftan nüfus artışı gençliğin yararına nüfus piramidinde değişiklikler yapmakta bu durum çalışabilecek aktif nüfus kitlesini artırarak iş hayatını canlandırmaktadır. Başka bir husus da, çalışan aktif nüfusun satın alma gücünün yeni talep artışlarına neden oluşturacağı varsayımıdır. Ulusların toprak bütünlüğü, ekonomik gücü yanında, nüfus miktarının da politik ve ekonomik güç açısından büyük bir öneme sahip olduğunu kabul etmemiz gerekmektedir.
Dünyamızın bugün başka bir sorunu da kırsal alanlardan (köylerden) şehirlere olan akımdan ileri gelmektedir. Az gelişmiş ülke ve bölgelerde, Afrika ve Asya’da bile, nüfus artışları kırsal alanlarda kolayca barınma olanakları bulunmadığından, şehirlere kayma eğilimi göstermektedir. Bu nedenle, şehirler nüfus artışı yüzünden hızla büyümektedirler. Hatta, büyük kentlerle ticaret ve sanayi merkezleri civarındaki nüfus yığılmaları, ulusların toplam nüfus miktarlarının önemli yüzdelerini barındırmak durumunda kalmaktadır. Gelişmeler, dünyada 2000 yılına doğru, şehirlerde yaşayan nüfus oranının %80 ile 90′a ulaşacağını göstermektedir.
Hızlı kentleşme, yeryüzünde giyme, çalışma, barınma, eğlence ve sosyal değerler ve düşünceler yönünden meydana gelen sorunların önemli bir nedenini oluşturmaktadır. Belirtilmesi gereken diğer önemli bir sorun da, plânsız ve düzensiz kentleşme hareketlerinin şehirlerin yerel (mahallî) yönetimlerine, barınma, beslenme, sağlık ve ulaştırma hizmetleri yönünden, büyük külfetler ve sorunlar yüklemesidir. Kentleşme hareketlerinin önceden plânlanarak, diğer bir deyimle, gerekli önlemleri zamanında alarak, organize bir biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Sanayi bölgelerini, ticaret bölgelerini, eğlence ve kültür merkezlerini birbirinden ayrılmış biçimlerde organize etmek, düzensizliği giderme çarelerinin başında gelmektedir.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın