Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /var/www/vhosts/notoku.com/httpdocs/wp-content/plugins/wp-useronline/wp-useronline.php on line 121
Bu Siteyi Seviyorum
Bize Ulaş
Kapat

NotOku.com'dan nasıl haberiniz oldu?

Sosyal Politikanın Önemi

Demokratik yönetimlerde, kamu vicdanı ile benimsenip, desteklenmedikçe siyasal parti ya da partilerin iktidarda kalamayacakları düşünülecek olursa, sosyal politikalara konu olan kesimlerin demokratik yönetimlerdeki etkinliği daha somut biçimde öne çıkar. Nitekim bu nedenle günümüzde siyasal partiler gerek seçim bildirgelerinde, gerekse parti ve hükümet programlarında, izleyecekleri sosyal politikaları giderek daha çok öne çıkartmaktadırlar. Ayrıca bu kesimlerin demokratik yönetimlerde siyasal baskı grupları olan sendikalar, odalar, birlikler, sivil toplum örgütleri gibi kuruluşlar aracılığı ile de izlenilen sosyal politikalar üzerinde etkili olabildikleri gözden ırak tutulmamalıdır.

Sosyal Politikaların Gelişmişlik Düzeyinin, Sosyal Hukuk Devleti Ülkesinin Bir Göstergesi Olması

Sosyal devlet ilkesi; herkese, içinde yaşamakta olduğu toplumun olanaklarına uygun bir yaşam düzeyini sağlamakla kendini görevli bilen devlet anlayışını ifade eder (Soysal, 1969, s: 234). Sosyal devlet, devletin sosyal barışı ve sosyal adaleti sağlamak amacıyla, sosyal ve ekonomik yaşama aktif olarak karışımını meşru ve gerekli görür (Özbudun, 1995, s: 22). Bu ilkeyi benimseyen devletler, vatandaşlarının sosyal durumlarını iyileştirmek, onlara insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamak, sosyal güvenlik gereksinimlerini karşılamak konusunda kendilerini yükümlü görürler (Gözübüyük, 1986, s: 150). Devletler, bu alandaki yükümlülüklerini yeteri ve gereğince yerine getirebildikleri ölçüde sosyal bir nitelik kazanabilir ve bu nitelikleri ile öğünebilirler. Bu nedenle, yaşadıkları toplumlarda bireyleri tüm olumsuzluklara karşı koruyacak sosyal politikaları üretmek ve bu politikalara işlerlik kazandırmak sosyal devlet ilkesini benimseyen devletlerin hiç tartışmasız görev alanına girer.

Bir başka yönden, hiç bir ayrım gözetilmeksizin toplumun tüm bireylerinin ekonomik ve sosyal tüm haklara sahip kılınmaları, bu hakları özgürce kullanabilmeleri beklenilir. Devletler kendilerini, ancak bu hakları hukuken güvence altına almakla yükümlü görerek de hukuk devleti ilkesini benimsemiş olurlar. Bu nedenle başta yaşamak olmak üzere, bir devletin vatandaşlarının tüm haklarını hukuki güvence altına almış olması, hukuk devleti ilkesini benimsenmiş olmasının da bir göstergesidir. Böyle bir yaklaşımla; koruma, bakım ve gözetim gereksinimlerinin karşılanması vatandaşlar için bir hak, devlet için de bir görev olacaktır. Yaşadığımız dönemde bu ilkeler, bir çok devletin anayasalarında yer almakta ve uluslararası ortamlarda o devletler için bir saygınlık imajı oluşturmaktadır. Bu çerçevede, izlenilen sosyal politikaların yaygınlığı ve gelişmişlik düzeyi, o devletin sosyal hukuk devleti ilkesini benimsemiş olmasının en güvenilir ölçütü olarak gösterilebilir. Sosyal hukuk devleti ilkesinin giderek yaygın biçimde benimsenmiş olmasının da sosyal politikaları konu alan

Sosyal Politika bilim dalına önem kazandırdığını düşünülebiliriz. Sosyal Politika bilim dalına önem kazandıran bu özellikler, sosyal politikaların salt duygusal, insancıl ya da ahlaki değil, somut ve akılcı (rasyonel) gerekçelere dayalı hedefleri bulunduğunu açık ve somut biçimde ortaya koyar.

Sayfalar: 1 2

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu
Bu Yazıyı Oyla:
Kötüİdare ederİyiÇok İyiMükemmel (Bu yazıya ilk oy veren sen ol!)
Loading ... Loading ...
NotOku tarafından
14 Temmuz 2008 tarihinde yazıldı. Toplam 128 kere okundu.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)