Sosyal Politikanın Önemi
Sosyal nitelikli politikaların öne çıkmasıyla bu politikaları konu alan Sosyal Politika bilim dalı da özel bir değer kazanmıştır. Bu politikaların yaşadığımız dönemde önem kazanmasının nedenlerini ayrı başlıklar altında toplayarak açıklamaya çalışalım.
Sosyal Politikalara Konu Olan Kesimlerin Sayısal Çokluğu
Günümüzde bir çok ülkede nüfus çoğalırken, birikimler başka bir deyişle tasarruflar ile geleneksel dayanışma ve yardımlar yetersiz kalmakta, modern toplumlarda korunma gereksinimi giderek daha çok duyulmaktadır. Bu ve bir önceki başlık altında değinilen başka nedenlerle sosyal politikaların kapsamı nicelik yönünden sürekli genişlemekte ve Sosyal Politika bilim dalı konu aldığı kesimlerin sayısal çokluğu nedeniyle giderek önem kazanmaktadır. Endüstrileşmiş ülkeler de, yalnızca çeşitli bağımlı statülerle istihdam edilenlerin sayıları, ekonomik yönden aktif nüfus içinde giderek daha büyük oranlarla yer almaktadır. Günümüzün sanayileşmiş ülkelerinde, özel ve kamu kesimlerinde işçi, memur yada başka statülerle çalışanların, toplam istihdam içindeki payları %90′lara ulaşmıştır (Labour Foce Statatistics, OECD, 2000-2001). Bu alanda yapılmış olan araştırmaların bulguları, endüstrileşmenin ilerleyip, yaygınlaşmasıyla birlikte gelişmekte olan ülkelerde de benzer bir gelişmenin yaşanılacağını göstermektedir.
Bağımlı statüler altında çalışanların yanı sıra, Sosyal Politika’nın kapsamına giren sosyo-ekonomik yönden güçsüz olan kesimleri aile üyeleri ile birlikte düşünecek olursak, bu politikaların toplumun çok büyük bir bölümünü doğrudan ilgilendirdiği ortaya çıkar. Çevrenin ve tüketicinin korunmasını öngören politikalar göz önünde tutulacak olursa, Sosyal Politika bilim dalının konu aldığı kesimlerin sayısal çokluğu nedeniyle ne denli büyük önem taşıdığı daha da somut biçimde algılanabilir.
Sosyal Politikalara Konu Olan Kesimlerin Niteliği
Sosyal politikalar, kendilerine konu olan kesimlerin salt sayısal çoklukları (nicel özellikleri) nedeniyle değil, nitelikleri (nitel özellikleri) nedeniyle de ayrı bir önem taşır. Bir iş bulup çalışmak, o işi elde tutabilmek, yoksulluğa, ayrımcılığa, aldatılmaya karşı korunmak, bakılmak, gözetilmek, gelişebilmek tüm bireyler için yaşamsal gereksinimlerdir. Çünkü bir toplumu oluşturan bireyler, ancak böyle bir ortam ve bu koşullar altında kendilerine ve topluma olan güven duygularını, kişiliklerini geliştirilebilirler. Yaşadıkları topluma değer katmanın ve bunun karşılığını almanın öğüncünü duyarlar. Topluma entegre olarak, toplumu oluşturan bireylerle daha sağlıklı ilişkiler kurabilirler. Toplumdaki dayanışma duygusu güçlenir. Kısacası, toplumsal yaşam içinde bireyler, kendilerini mutlu kılacak bir yaşam biçimine kavuşabilirler. Böylece sağlıklı bir toplumun temelleri de atılmış olur.
Bir ülkede nüfusun mikro ve makro ekonomik göstergeler yönünden taşıdığı önemin de bu bağlamda göz ardı edilmemesi gerekir. Çünkü, bir ülkenin en değerli varlığı insanı, en önemli üretim faktörü ise insan gücüdür. Kaynakların en tutumlu ve akılcı biçimde değerlendirildiği günümüzde, insanın ve insan gücünün her alanda korunup, geliştirilmesi bu yüzden her ülke için yaşamsal bir öncelik taşır. Sosyal politikalara konu olan kesimlerin özelliklerini, bir başka açıdan da değerlendirebiliriz. Şöyle ki önceden de değinildiği gibi, sosyal politikalar ilke olarak devlet eli ve denetiminde sürdürülür. Demokratik yönetimlerde ise yasama organını seçmenler, yani büyük ölçüde sosyal politikalara konu olan kesimler belirler. Bu nedenledir ki, sosyal politikalara konu olan kesimler bir ülkede siyasal iktidarın, dolaylı olarak da siyasal iktidarların izleyeceği sosyal politikaların yönlenip, biçimlenmesinde seçmen olarak söz sahibidirler.
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın