Sosyal Hayatı Düzenleyen Kurallar
Burada da din kurallarında sorduğumuz sorunun cevabı, doğrudan doğruya ahlak kurallarının yaptırımı ile ilgili bulunmaktadır. Ahlak kurallarının yaptırımı, yani ahlak kurallarının emir ve yasaklarına aykırı davranışlarda bulunanların karşılaşacağı tepki de, din kurallarında olduğu gibi manevidir. Yani kendisini ayıplama ve küçük görme şeklinde gösterir. Gerçekten, herhangi bir ahlak kuralının emrine aykırı biçimde davrandığımız zaman toplum bizim hakkımızda bir değer yargısına varır; bizi ayıplar ya da küçük görür; ama bizi bu emre uygun davranışta bulunmaya asla zorlayamaz. Örneğin toplumun ahlaki görüşleriyle bağdaşmayacak biçimde bir hayat sürüyorsak veya başkalarının şeref ve haysiyetini zedeleyecek şekilde ileri geri kötü sözler sarfediyor, dedikodu yapıyorsak, tanıdıklarımız bizi ayıplar ve olsa olsa bizimle ilişkilerini keserler; fakat bizi ahlak kurallarının emrettiği biçimde bir hayat sürmeye veya konuşmalarımızı ahlak kurallarının çizdiği sınırlar dışına çıkarmamaya, dedikodu yapmamaya hiç bir zaman devlet gücüyle zorlayamazlar.
Yaşamın İçinden Örnek:
Depremzede Öğrencilere Yardım Konseri
Boğaziçi Üniversitesinin tarihi salonunda depremzede üniversite öğrencilerine yardım için klasik müzik konseri düzenlendi. Düzenlenen konsere katılan sanatçılar ücret almadan sahneye çıkacaklar.
Böyle bir yardım konserine kişiler devlet gücü ile zorlanabilir mi? O halde, herhangi bir kimse ahlak kurallarının emir ve yasaklarına ancak toplumun kendisi hakkında kötü bir değer yargısına varmasından, ayıplamasından, küçük görmesinden, lanetlemesinden ve nihayet ilişkisini kesmesinden korktuğu ve çekindiği ölçüde uyar. Bütün bunlara kıymet vermeyen, karşılaşacağı böyle bir tepkiye hiç aldırış etmeyen bir kimse, pekâlâ ahlak kurallarına aykırı biçimde hareket edebilir. Demek ki, ahlak kuralları da tıpkı din kuralları gibi maddi bir yaptırımdan yoksun oldukları için, sosyal ilişkilerin etkin biçimde düzenlenmesinde yetersiz kalmaktadırlar.
Görgü Kuralları
Görgü (muaşeret) kuralları da, din ve ahlak kuralları gibi sosyal ilişkileri düzenlemekte olan kurallardır. Bu kurallar, bir kimsenin belli bir olayda ne şekilde davranması gerektiğini gösterirler. Örneğin bir toplantıda konuşurken, bir ziyafette yemek yerken, bir törene katılırken nelere dikkat edeceğiz, karşımızdakilere nasıl davranacağız? Büyüklerimizle veya küçüklerimizle olan ilişkilerimizde davranışlarımız nasıl olacaktır? İşte, bütün bu olaylardaki davranış biçimlerini belirleyen kurallar, görgü kurallarıdır. Bu kurallar, toplum hayatında insanların belli bir olayda hep aynı biçimde davranmaları sonucunda ortaya çıkarlar ve bu davranış biçimi toplumda çoğunluk tarafından benimsendiği içindir ki, bizler de o belli olayda aynı davranışta bulunuruz. Örneğin sokakta karşılaştığımız bir dostumuzu selamlarız; kapalı bir yere girerken şapkamızı çıkartırız; bir düğüne veya doğum günü törenine davet edildiğimiz zaman, küçük de olsa bir hediye götürürüz; hastalanmış olan dostlarımızı ziyaret ederiz, tanıdıklarımızdan biri öldüğü zaman yakınlarına başsağlığı dileğinde bulunuruz.
Yukarıda sorduğumuz soruyu burada da tekrarlamamız gerekiyor. Acaba görgü kuralları ile sosyal ilişkileri tam anlamıyla düzenlemek imkânı var mıdır? Bu sorunun da cevabı, görgü kurallarının yaptırımı ile ilgilidir. Görgü kurallarının yaptırımı da din ve ahlak kurallarınınki gibi manevidir. Gerçekten, görgü kurallarına uygun biçimde hareket etmeyen, örneğin bir toplantıda söz almadan ulu orta konuşan kimseye saygısız, bir düğüne hediyesiz elini kolunu sallayarak gidene görgüsüz, hastalanmış olan yakın arkadaşını ziyaret etmeyene vefasız deriz.
Davet edildiği bir ziyafette elleriyle yemek yiyen bir kimseyle cahil diye alay ederiz. Ama düğüne hediyesiz gideni hediye götürmeye, hasta olan dostunu ziyarete gitmeyeni ziyarette bulunmaya, ziyafette elle yemek yiyeni çatal bıçakla yemek yemeye hiç bir surette devlet gücüyle zorlayamayız. Öyleyse toplumda karşılaşacağı bu tür manevi tepkilere aldırış etmeyen bir kimseyi, görgü kurallarına zorla uydurmak imkânımız yoktur. O halde, din ve ahlak kuralları gibi görgü kuralları da maddi yaptırımdan yoksun oldukları içindir ki, sosyal ilişkilerin tam anlamıyla etkin biçimde düzenlenmesinde yeterli olamamaktadırlar.
Hukuk Kuralları
Din, ahlak ve görgü kurallarının sosyal ilişkilerin tam anlamıyla etkin biçimde düzenlenmesinde yeterli olamamaları, doğrudan doğruya onların yaptırımından ileri gelmektedir. Gerçekten, bütün bu sosyal kuralların yaptırımları manevidir. Bu nedenle de kişileri bu kuralların emir ve yasaklarına uygun biçimde davranmaya zorlamak imkânı yoktur. O halde, sosyal ilişkileri tam anlamıyla düzenleyen, aynı zamanda kişileri kendi emir ve yasaklarına uygun biçimde hareket etmeye zorlamak imkânına da sahip bulunan, kısaca yaptırımı manevi değil, maddi olan başka sosyal kurallara ihtiyaç vardır. İşte, maddi yaptırımlı olan bu kurallar, hukuk kurallarıdır. Öyleyse … Hukuk, sosyal hayatta kişiler ile kişiler veya kişiler ile toplum arasındaki ilişkileri düzenleyen, maddi yaptırımlı, yani uyulması zorunlu kuralların bütününden ibarettir.
Hukuk kuralları maddi yaptırımlı oldukları içindir ki, kişiler bu kuralların emir ve yasaklarına uyup uymamakta kendilerini diğer sosyal kurallardaki gibi serbest hissetmezler. Zira bilirler ki, hukuk kurallarına uymadıkları takdirde karşılaşacakları tepki, günahkâr olma, ayıplama, küçük görme veya alaya alınma biçiminde olmayacaktır; kendileri hukuk kurallarının emir ve yasaklarına uymaya zorlanacaklardır. Bunu bir örnekle açıklayalım:
Bir kimsenin, yoksulluk içinde bulunan hemcinsine yardım etmesi, din ve hatta ahlak kurallarının emirlerindendir. Fakat bir kimse din ve ahlak kurallarının bu emrini yerine getirmez ve yoksula yardım elini uzatmazsa, onu bu emre uymaya ve yoksula yardımda bulunmaya zorlamak imkânımız yoktur. Hatta yoksulluğa düşmüş olan kimse, bu kişinin kendi anası, babası veya kardeşi olsa bile, durumda bir değişiklik olmaz. Diğer bir deyişle, bir kimse yoksulluk içinde bulunan anasına, babasına veya kardeşine yardımda bulunmaya din ve ahlak kurallarıyla asla zorlanamaz. Bizler toplum olarak böyle bir evlada veya kardeşe hayırsız, ahlaksız demekten başka bir şey yapamayız; ama böyle demekle de yoksul ana babanın veya kardeşin derdine çare bulmuş olmayız ki… Ancak, eğer hukuk kuralları da yardımda bulunma konusunda bir emir koyuyorsa, o zaman iş değişir. Çünkü hukuk kuralının bu emrine kendiliğinden uymayan kimseyi, devlet gücüyle emrin gereğini yerine getirmeye zorlayabiliriz.
Yorumlar
evet arkadaşlar İsrafilin yorumuna bende katılıyorum
bence çok güzel bir site, bana yeterince yardımcı oldu
iğrenç bir site hiç sevmedim aradığım konu yok, bu yüzden bu siteyi hiç yararlı bulmuyorum öle işte:@
çok teşekkür ederim bunu hazırlayanlara çok iyi oldu benim için, bu ödevimi yapmasaydım eksi alabilirdim
site oldukça güzel tasarlanmış. içerik ve bilgi sunumu oldukça iyi. epeyce faydalandığımı söyleyebilirim…teşekkürler!
site bence de güzel olmuş, biz insanlar sadece yorum yapıyoruz onlarsa bizim için yararlı olabilecek birşey yapmışlar, beğenmeyenler bir de bu yönden düşünsün

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Siteniz güzel desem yalan olur açıkcası pek beğenmedim. Volkanı artık sevmiyorum. bu kadar BYBYBY AEO. KİB