Siyasal Yaşamda Kültürel Etkenler
Kültürel etkenleri incelerken önce kültür, uygarlık, evrensel kültür ve alt kültür gibi kavramlar arasındaki ayrımı görmek gerekir. Siyasal tartışma ve çatışmalarda önemli bir yer tutan ideoloji olgusu da bu ilk aşamada üzerinde durulacak konular arasında yer alıyor. İkinci aşamada, siyasal değer sistemlerinin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan siyasal toplumsallaşma sürecini ve daha sonra da kültürel etkenlerin kendi başlarına ya da bir bütün olarak siyasal yaşamdaki yansımasını inceleyeceğiz.
Kültür ve İdeoloji
İnsan, içinde yetiştiği çevrenin bir ürünüdür. Benzer koşulları paylaşanlar benzer biçimde düşünürler. Durkheim’den hareket ederek, kültürü bir duyuş, düşünüş ve davranış birliği olarak tanımlayabiliriz. Duyuş, düşünüş ve davranış birliği ya da benzerliği ise, bir ulusun, bir toplumun, öbür toplumlardan değişik olan tarihsel ve güncel koşullarının etkisiyle oluşur.
Uygarlık, kültürden daha geniş, evrensel kültürden ise daha dar bir kavramdır; benzer kültürlerin ortak yanlarını ve teknolojik düzeydeki birlik ya da bütünlüğü içerir.
Kültürle ilgili temel kavramlara göz atarken, genellikle “kültür emperyalizmi” olarak nitelendirilen olguya ve bu konudaki bilimsel tartışmalara da kısaca değinmekte zorunluluk var. Çağımızda kitle iletişim araçlarının kazandığı olağanüstü etki ne kadar gerçekse, bu araçların varlıklı, ileri ölçüde sanayileşmiş ülkeler tarafından, kendi kültürlerini yaymak için kullanılabilecek önemli bir olanak oluşturduğu da o ölçüde açıktır. Ayrıca teknoloji üreten ülkelerin dillerini öğrenmek (başta İngilizce olmak üzere), geri kalmış ülkelerin seçkinleri için zorunlu olmakta, bu zorunluluk da, o ülkelerin kültürel etkilerinin yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Kaldı ki, söz konusu seçkinlerin bir bölümü zaten o ülkelerde eğitim görmektedirler. Bunun sağladığı olanaklarla kendi toplumlarında daha etkili olmakta -eğitim kurumları da dahil olmak üzere- toplumsal yaşamın çeşitli kesimlerinde, etkilendikleri dış kültürün özelliklerini belirli ölçüler içinde taşımaktadırlar.
Evrensel kültür, tüm ulusal kültürlerin katkılarıyla oluşur. Oysa burada söz konusu olan olay, belirli bir ulusal kültürün, diğer toplumları genellikle tek yanlı olarak etki altına alması, söz konusu ulusal kültürün taşıdığı değerler sisteminin, bir alışkanlık yaratılarak yayılmaya başlamasıdır. Kültür emperyalizmini yaratan temel öge, ileri teknoloji ve ileri teknolojiye bağımlı ekonomik güçtür. Ne var ki, bu güçlü dış kültürel etkinin sonucu olarak topluma yerleşen yeni yaşam biçimi ve değişen beğeniler, o dış etkiyi yaratan ekonomik gücün ürünleri için giderek büyüyen bir pazar oluşturuyor. Böylece de, ekonomik güç ile kültürel etki, sürekli birbirlerini besleyip büyüten bir kısır döngü yaratıyorlar
Kültürel etkenlerin siyasal yaşamdaki yansıması söz konusu olduğunda, akla ilk gelen olgu kuşkusuz ki ideolojilerdir. Kültür gibi ideoloji de sayısız tanımı yapılmış bir kavramdır. İdeolojileri, toplumda benzer koşulları paylaşanların, bu koşullardan doğan ortak gereksinmelerini karşılayan, kendi içinde tutarlı inanç sistemleri olarak tanımlayabiliriz.
Siyasal Toplumsallaşma
Siyasal toplumsallaşma süreci, toplumsallaşmanın bir bölümünü oluşturur. Siyasal toplumsallaşma, siyasal inanç, değer ve davranışların birey tarafından benimsenme ya da toplum tarafından bireye öğretilme süreci olarak tanımlanabilir. Bu konudaki kitabında Türker Alkan şu tanımı veriyor: “Siyasal toplumsallaşma, toplumsal-siyasal çevre ile bireyin arasında yaşam boyu süren dolaylı ve doğrudan etkileşim sonucunda, bireyin siyasal sistemle ilgili görüş, davranış, tutum ve değerlerinin gelişmesidir. “

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
b*k gibi biryer sizinle sevişmek istiyorum