Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
02.09.2014
Ders: Banka ve Sigorta Hukuku      Ünite 4      22 Mart 2012 Ara     

Sigortanın Doğuşu

Amaç 1

Sigorta kavramı nasıl doğmuştur?

İnsanlar ve Tehlikeler

Her devrin ve toplumun insanı kısa veya uzun yaşam süresinde tabii ve sosyal nitelikteki çeşitli tehlikelerle (rizikolarla) karşı karşıyadır. Örnek: Deniz ve trafik kazaları, hırsızlıklar, yangınlar, hastalıklar, salgınlar, depremler, su baskınları… vs. gibi. Mal ve can güvenliğini çeşitli şekil ve derecelerde tehdit eden bu tehlikelere karşı insanoğlu ve müesseseler devamlı bir mücadele halinde bulunmuşlardır. Bu tehlikelerden doğabilecek cismani ve maddi zararlara maruz fertler, kendi varlıklarını devam ettirme içgüdüsüne dayanan bir korunma iradesiyle, zaman içinde, birtakım mücadele yollarına başvurmuşlardır.

Tehlikelerle Mücadele Yolları

Tehlikelerle mücadele yolları

Korunma

Korunma, esas itibariyle, tehlikenin gerçekleşme ihtimalini tamamen ortadan kaldırmayı veya azaltmayı hedef alır. Örnek: insanın belli dönemlerde aşılanması belirli hastalıklara yakalanma ihtimalini, mahsulün zamanında toplanması ise, doludan müteessir olma ihtimalini tamamen ortadan kaldırır. Buna karşılık, ihtiyatlı bir şekilde otomobil sürülmesi, trafik kazası ihtimalini, evin kapısına iyi bir kilit sisteminin takılması da hırsızlık ihtimalini, sadece azaltır.

Yukarıdaki örneklerden anlaşılacağı veçhile, korunma, belirli bazı ihtimaller dışında, tehlikenin gerçekleşme ihtimalini, kural olarak, tamamen ortadan kaldırmamakta, sadece azaltmaktadır. Örnek: bir kimse evinin yanmaması için (dama paratoner takılması, eve yangın söndürücülerin yerleştirilmesi, vs. gibi) her türlü koruyucu tedbiri alsa bile, kiracısının ütüsünü prizde unutması sonucu evi yanabileceği gibi, aynı ev, bitişikteki benzin istasyonuna dikkatsizce atılan bir sigara izmariti yüzünden çıkan yangın sonucunda da tamamen tahrip olabilir.

Yardım

Yardım, tehlike ve zararlı sonuçları gerçekleştikten sonra başvurulan bir mücadele yoludur. Tek başına fazla bir pratik değeri yoktur. Zira yardım, genellikle felakete uğrayanın ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek ölçüde yapılmadığı gibi, kişiyi başkalarının (akraba, arkadaş, yardım dernekleri…vs.’nin) irade ve insafına tabi kılması bakımından tam bir güvence sağlamaktan uzaktır.

Öngörme

Öngörme, ileriyi düşünme, yarını bu günden hazırlama demektir. Öngörmede tehlikenin muhtemel tehdidi altında bulunan kişinin, önceden, yalnız başına veya başkalarıyla birlikte, tehlikenin zararlı neticelerini tamamen veya kısmen telafi edici birtakım tedbirleri alması söz konusudur. Öngörme, genellikle iki türlü gerçekleşebilir: tasarruf ve sigorta ile.

Tasarruf

Tasarruf, ileriyi düşünen bir kişinin, bugünkü çalışmaları sonucu elde ettiği kazancının bir kısmını, bir tarafa ayırmasıyla biriken servettir. Örnek: hisse senedine yatırılan tasarrufun sağladığı gelir, kişinin işsiz kaldığı sürece, mahrum olduğu ücretlerini karşılamaya veya hasara uğrayan arabasını tamir ettirmeye hizmet eder. Keza, anonim şirketlerde, safi kârdan ayrılan ve ortaklara dağıtılmayarak, şirket içinde muhafaza edilerek biriktirilen, mecburi (kanuni) yedek akçeler de, şirketin uğrayacağı muhtemel zararları kapatmak için kullanılır.

Tasarruf, tehlikenin bir felaket haline dönüşmesini önlemekteyse de, genellikle, ani, kesin ve yeterli bir emniyet tesis etmez. Tasarruf uzun bir zamana ihtiyaç gösterir. Zira tedrici bir biriktirme işlemini gerektirir. Tasarrufta, tehlikenin zararlı sonuçlarına, tasarruf sahibi, mağdur sıfatıyla, tek başına katlanır. Tasarruf sahibinin zararını başkalarıyla paylaşması söz konusu değildir. Tasarrufun bu sakıncalı yönlerine karşılık, çok çeşitli tehlikeleri temin etmek ve tehlikenin zararlı sonuçları karşısında tam bir himaye elde etmek, ancak, sigortayla mümkün olabilmiştir.

Sigorta

Sigorta, fertlerin hayatta karşılaşacakları tehlikelerin zarar ve masraf doğuran sonuçlarından kendilerini korumak için önceden tedbir alma ihtiyacından doğmuştur. Sigorta kavramında, aynı tehlikelere maruz kimseler arasında karşılıklı yardımlaşma ve bu yardımlaşmanın istatistik, ihtimaller hesabı, büyük adetler kanunu sayesinde teknik ve rasyonel bir şekilde organize edilmesi fikri hâkimdir. Kısaca, sigortanın esası, zararın sigortalılar topluluğuna dağıtılması olup, bu dağıtımı aracı sıfatıyla, sigorta işletmesi (organizasyonu) yapmaktadır.

Sıra Sizde

Sigorta kavramının temelini açıklayınız?

Gerçekten de tecrübe ve araştırmalar göstermiştir ki:

- Belli bir tehlike pek çok kişiyi tehdit eder.
- Belli bir tehlike dolayısıyla tehdit altında bulunan kişilerin, tamamı değil, ancak, bir kısmı bu tehlikenin gerçekleşmesinden doğan zarara maruzdur.
- Bu zararın, zarara uğrayan tarafından tek başına yüklenilmesi ekonomik açıdan büyük bir külfet teşkil eder. Hâlbuki söz konusu zarar, aynı tehlikeye maruz insanlar topluluğunun iştiraki ile karşılanırsa, yani zarar sigortalılar topluluğuna dağıtılırsa, ekonomik sonuçları açısından daha kolay tahammül edilebilir bir hale gelir.

Örnek

Örnek: Bütün fabrikalar yangın tehlikesine maruzdur. Bir ülkede 100.000 lira değerinde 1000 fabrika mevcut olduğunu ve istatistiklere göre de senede 1 fabrikanın yanma ihtimali bulunduğunu farz edelim. 1000 fabrikadan yalnız 1 tanesinin yanma ihtimali bulunduğundan, doğacak zarar 100.000 lirayı aşmayacak, dolayısıyla da, bütün fabrikaların toplam değerinin (100.000×1000 = 100.000.000) ancak (100.000.000 : 100.000) 0/001’ini bulacaktır. Şu halde tek fabrika sahibinin 100.000 lira ödemesi yerine, her fabrika sahibinin 0/001 oranında, yani 100 lira ödeyerek tehlikeye iştiraki, zararı daha kolay tahammül edilir hale getirecektir. Her fabrika sahibinin tehlikeye karşı iştirak payını ifade eden 100 liralık tutara pirim (sigorta ücreti) denir. Sigortacı, topladığı bu primler sayesinde, tehlikenin gerçekleşmesi halinde ödeyeceği tazminatları karşılamış olur.

Sıra Sizde

Sigorta mekanizmasının nasıl çalıştığını kendi bulacağınız rakam ve örnekle belirleyiniz?

Sigortanın esasının, zararın istatistiklere dayanılarak sigortalılar topluluğuna dağıtılması olduğu yukarıda açıklanmıştır. Ancak istatistik sayesinde elde edilen ihtimaller (rizikonun tahakkuk imkânı ile tahakkuk etmeme imkânı arasındaki oran) ortalama ihtimallerdir. Kesin ölçüler değildir. Gerçekte, bu ihtimallerden uzaklaşmalar, sapmalar mevcut olabilir. Bu sapmalar, sigortacının hâsıl olacak zararları ödeyememesi tehlikesini ortaya çıkaracak ölçülere varabilir. Bir taraftan bu sapmaları karşılamak, diğer taraftan da, büyük rizikolara himaye sağlamak ve de sigortanın milli sınırlar dışına kaydırılarak rizikoya daha geniş bir topluluğun katılmasını temin etmek kısaca rizikoyu dağıtmak amacıyla, sigorta kavramı çerçevesinde mütalaa edilebilecek üç müesseseye ihtiyaç duyulmuştur: müşterek sigorta (koasürans), mükerrer sigorta (reasürans) ve retrosesyon.

Müşterek sigorta (Koasürans)

Müşterek sigorta, bir rizikonun muhtelif sigortacılar arasında paylaşılması olup, her bir sigortacı rizikonun belirli bir kısmını temin eder.

Örnek: 500.000 lira değerinde bir ev, yangına karşı, (A) sigorta şirketince 200.000 lira, (B), sigorta şirketince 200.000 lira, (C) sigorta şirketince de 100.000 liraya sigorta edilmişse, ev tamamen yandığında, her üç şirket de üzerine aldığı miktarı sigortalıya ödeyecektir (TTK.m.1285).

Müşterek sigorta akdinde, sigortacıların müteselsilen sorumlu olacakları kaydı konabilir. Bu takdirde, sigorta ettiren kimse, uğradığı zarardan fazla bir para talep edemez. Sigortacılardan her biri yalnız kendi mukavelesine göre ödemekle mükellef olacağı bedel kadar sorumlu olur. Ödemede bulunan sigortacının diğer sigortacılara karşı haiz olduğu rücu hakkı, sigortacıların, sigortalıya mukavelelere göre ödemeye mecbur oldukları bedeller nispetindedir. (TTK.m. 1285/f.2).

Örnek: 2.000.000 lira değerindeki bir ev, yangına karşı, (A) sigorta şirketine 2.000.000 ve (B) sigorta şirketine 2.000.000 TL’ye sigorta edilsin. Ev tamamen yandığında, 2.000.000 TL’yi ödeyen müteselsil sigortacılardan (B) şirketi, (A) şirketine %50 nispetinde rücu ederek, ödediği meblağın 1.000.000 TL’sini ondan tahsil edebilir. Bu tür sigortada, sigorta ettirenle müşterek sigortacılar arasındaki ilişkileri kolay ve süratli bir şekilde düzenlemek bakımından, sigortacılardan biri ortak temsilci (jeran) tayin olunur. Primlerin tahsili, tazminatın ödenmesi gibi işlemler bu sigortacı tarafından yürütülür. Müşterek sigorta genellikle, büyük rizikoları karşılamak üzere yapılır.

Sıra Sizde

Müşterek sigortanın amacı nedir?

Mükerrer Sigorta (Reasürans)

Sigorta şirketleri belli oranda rizikoları üzerinde tutar, geri kalanını, başka bir şirkete (reasürör) tekrar sigortalar. Buna mükerrer sigorta veya reasürans denir. Mükerrer sigortanın amacı (fonksiyonu/yararları), rizikoyu, milli/milletlerarası planda dağıtmak suretiyle sigortacının ödeme gücünü temin etmek, dolayısıyla da, sigorta tazminatının ödenmesine bağlı iflas tehlikesini önleyerek, sigortalıların güvenliğini kuvvetlendirmektir.

Mükerrer sigorta (devreden) sigortacı ile reasürör (tekrar sigorta eden sigortacı) arasında kurulan bir reasürans akdi ile gerçekleşir. Bu akit mahiyeti itibariyle bir sigorta akdidir. Bu akit dolayısıyla sigortacı reasüröre reasürans primini öder; reasüröre iş getirdiği için de ondan komisyon alır. Mükerrer sigorta (devreden) sigortacının sigorta ettirene karşı olan borçlarının devamını etkilemez.

(Devreden) sigortacı, rizikonun gerçekleşmesi halinde, sigorta tazminatını sigorta ettirene ödemek durumundadır. (Devreden) sigortacı, ödediği tazminatın, mükerrer sigortaya konu olan kısmını (reasürans tazminatını) reasürörden alır. Sigorta ettirenin, reasürörü doğrudan doğruya dava etme hakkı yoktur (TTK.m.1276).

Ülkemizde, halen mecburi reasürans inhisarı vardır. Buna göre ülkemizdeki sigorta şirketleri ile yabancı sigorta şirketlerinin Türkiye’deki şubeleri, otomobil sigortaları (kasko, mecburi/ihtiyari trafik sigortası) dışında akdettikleri her nevi sigortada, sigortaladıkları değerlerin (rizikonun), kendi üzerlerinde tutacakları miktarından (saklama payı, konservasyon haddi) geri kalanının (eksedan) belli bir yüzdesini (örneğin, %25’ni) Milli Reasürans TAŞ.’ye tekrar sigortalamak mecburiyetindedirler.

Keza otomobil sigortalarında ise, konservasyon haddi söz konusu olmaksızın, sigortaladıkları rizikonun belli bir yüzdesini Milli Reasürans TAŞ.’ye tekrar sigortalamak mecburiyetindedirler. Örneğin, 10 milyonluk kasko zararında, reasürörün bu meblağın %15’i oranındaki rizikoyu (1,5 milyon) üzerine alması. Hayat sigortaları bu sistemin kapsamı dışında tutulmuştur (fazla bilgi için bk. ve karş. Sigortacılıkta Yurt İçi Saklama Payı ve Reasürans Kapasitesini Arttırma Sistemine İlişkin, 91/2276 sayılı BKK. RG 16 Ekim 1991 S.21023).

Mecburi reasürans inhisarının amaçları şunlardır:
- rizikoyu, genelde, milli planda dağıtmak,
- milli servetin bir kısmını oluşturan primlerin ülkede kalmasını sağlayarak, gerek sermaye birikimini takviye etmek, gerekse dış ülkelere döviz gitmesine engel olmak,
- ve nihayet, denetime yardımcı olmaktır. Milli Reasürans TAŞ. dolaylı olarak, sigorta akitlerinin ve işlemlerinin TTK. ile SMK.’nin emredici hükümlerine uygun olup olmadığını denetleyebilir, hasar tespitlerinde reasürans asistanı bulundurarak, ekspertiz işlemlerinde suiistimal ihtimallerini azaltabilir (Bk. ve karş. 91/2276 sayılı BKK.m. III/A/4).

Sıra Sizde

Mükerrer sigortanın amacı ve yararları nelerdir?

Retrosesyon

Retrosesyon (yeniden devir), reasürörün taşıdığı rizikonun bir kısmını başka bir sigortacıya devretmesi işlemidir. Retrosesyon ikinci devir işlemidir (Sigortacı – Reasürör – Retrosesyoner).

“Sigortanın Doğuşu” için 1 cevap

  1. [...] Sigortası- Sigorta Değeri- Sigorta Bedeli- Tazmin İlkesi- Menfaat İlkesiİçindekiler- Giriş Sigortanın Doğuşu Sigortanın Yararları Sigortanın Tarihsel Gelişimi Sigortanın Ayrımı ve [...]

Bir Cevap Yazın

*