Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
23.10.2014
Ders: Hukuka Giriş      Ünite 10      1 Nisan 2010 Ara     

Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borçlar

Amaç 7

Sebepsiz zenginleşmenin tanımını verebilmek, şartlarını tespit edebilmek ve örnekler türetebilmek (Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçlar)

Kavram

Borçlar Kanunumuzda düzenlenmiş olan borç kaynaklarından sonuncusu, sebepsiz zenginleşme (haksız iktisap) dir (m. 61-66) . Sebepsiz zenginleşme, bir kimsenin malvarlığının haklı bir sebep olmaksızın diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine çoğalması (zenginleşmesi) demektir. Bunu bir örnekle açıklayalım:

Bir bağışlama sözleşmesi yapıldığı zaman bağışlananın malvarlığı, bağışlama konusu olan şey oranında çoğalmış (zenginleşmiş) , bağışlayanınki ise o oranda eksilmiş (fakirleşmiş) olur. Ancak, bağışlananın malvarlığında meydana gelen bu zenginleşme sebepsiz zenginleşme değildir, çünkü hukuken makbul ve geçerli bir sebebe dayanmaktadır. Gerçekten, bu kazandırıcı işlemin hukuki sebebi, yani bununla erişilmek istenilen hukuki amaç, bağışlayanın diğer tarafın malvarlığında ivazsız (karşılıksız) olarak bir çoğalma meydana getirmek istemesidir. Fakat bağışlayan, BK. m. 244′de öngörülen sebeplerden biriyle bağışlamadan dönerse (rücu ederse) , durum değişir; çünkü dönme (rücu) ile birlikte zenginleşmeyi haklı kılan hukuki sebep artık ortadan kalkmış, böylece bağışlananın malvarlığında meydana gelmiş olan zenginleşme de haklı olmaktan çıkarak haksız, sebepsiz bir zenginleşme niteliğini almış olur.

Sıra Sizde

Sebepsiz zenginleşme nedir? Sebepsiz zenginleşmeye örnekler türetiniz.

Şartları

Sebepsiz zenginleşmeden doğan borçların şartları

Sebepsiz zenginleşmenin mevcut olabilmesi, başka bir deyişle sebepsiz zenginleşen ile sebepsiz fakirleşen arasında bir borç ilişkisinin doğması için, başlıca dört şartın gerçekleşmiş bulunması gerekir; bunlar zenginleşme (çoğalma) , fakirleşme (eksilme) , zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı ve nihayet haklı bir sebebin bulunmamasıdır.

Zenginleşme

Sebepsiz zenginleşmeden söz edebilmek için, her şeyden önce bir kimsenin malvarlığında bir zenginleşme (çoğalma) meydana gelmiş olmalıdır. Bunun ise, mutlaka malvarlığının aktif kısmının artması, örneğin bir malın veya hakkın malvarlığına dahil olması şeklinde gerçekleşmesi şart olmayıp, malvarlığının eksilmemesi, örneğin normal olarak malvarlığından çıkması gereken bir kıymetin çıkmaması şeklinde gerçekleşmesi de mümkündür.

Fakirleşme

Bir kimsenin malvarlığındaki zenginleşme, diğer bir kimsenin malvarlığının aleyhine olarak gerçekleşmeli, yani bir kimsenin malvarlığı zenginleşirken diğerinin malvarlığı o oranda fakirleşmiş olmalıdır. Bu fakirleşme ise, bazen malvarlığının aktif kısmının eksilmesi, örneğin bir kıymetin malvarlığından çıkması; bazen de pasif kısmının çoğalması, örneğin malvarlığına yeni bir borcun dahil olması şeklinde gerçekleşebilir.

İlliyet Bağı

Bir kimsenin malvarlığında meydana gelen zenginleşme ile diğerinin malvarlığında meydana gelen fakirleşme arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır. Başka bir deyişle, bir malvarlığındaki çoğalma diğer malvarlığındaki eksilmeden ileri gelmiş olmalı, zenginleşme ile fakirleşme arasında bir sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır. Eğer bir kimsenin malvarlığındaki eksilme vuku bulmasaydı diğer kimsenin malvarlığındaki çoğalma meydana gelmeyecek idiyse, zenginleşme ile fakirleşme arasında illiyet bağı var demektir.

Haklı Bir Sebebin Bulunmaması

Sebepsiz zenginleşmenin söz konusu olabilmesi için gerekli olan son şart, bir malvarlığında diğerinin aleyhine olarak meydana gelen zenginleşmenin haklı bir sebebe dayanmamasıdır. Borçlar Kanunumuz bunu 61′nci maddesinin ilk cümlesinde “Haklı bir sebep olmaksızın. . . ” şeklinde ifade etmiş, aynı maddenin ikinci cümlesi ile 62′nci maddesinde ise bunun belli başlı örneklerini vermiştir. Buna göre, eğer zenginleşme geçerli olmayan veya gerçekleşmemiş olan yahut sona ermiş bulunan bir sebebe dayanmakta ise, böyle bir zenginleşme sebepsiz bir zenginleşmedir.

Sıra Sizde

Ayla çocuğunun okul ücretini, daha önce eşinin ödediğini bilmeden bir kez daha ödemiştir. Bu olayda sebepsiz zenginleşmenin şartları gerçekleşmiş midir?

Hükümleri

Yukarıda şartlarını kısaca belirttiğimiz sebepsiz zenginleşmeden doğan borç, geri verme (iade) borcu dur. Borçlar Kanunumuz bunu m. 61′de “Haklı bir sebep olmaksızın başkasının zararına mal iktisap eden (edinen) kimse, onu iadeye mecburdur” demek suretiyle belirtmektedir. Geri verme borcunun kapsamı, sebepsiz zenginleşen kimsenin iyiniyetli olup olmamasına göre değişir. Gerçekten, zenginleşen kimse iyiniyetli ise, yani malvarlığında meydana gelen zenginleşmeyi geri vereceğini bilmiyor veya bilmesi gerekmiyorsa, geri verme anında elinde kalmış olan miktarı vermekle borcundan kurtulur, daha önce herhangi bir şekilde elinden çıkmış olan kısmı geri vermekle yükümlü tutulamaz (BK. m. 63/I) .

Buna karşılık zenginleşen kimse, zenginleşmenin sebepsiz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, yani iyi niyetli değilse, malvarlığında meydana gelen çoğalmayı tamamen geri vermekle yükümlüdür (BK. m. 63/II) . O halde zenginleştiği miktarın, örneğin malvarlığına giren malın kaybolmasından, hasara uğramasından veya değerinin azalmasından da sorumlu olacaktır. Sebepsiz zenginleşmede geri verme, fakirleşen tarafın zenginleşen tarafa karşı açacağı bir davayla sağlanır; bu davaya sebepsiz zenginleşme davası deriz. Bu dava bir ve on yıllık zamanaşımına tabidir (BK. m. 66) .

Sıra Sizde

Bir önceki sıra sizde olayımızda Ayla’nın okul ücretini ödemesinin sonuçları nelerdir? Buradan ne gibi bir borç doğar? Ayla, kime karşı ve ne kadar süre içinde ne tür bir dava açabilir?

Bir Cevap Yazın

*