Psikolojik Bir Sistem Olarak Aile
Psikolojik bir sistem olarak aileyi bir Gestalt olarak tanımlamak olasıdır; yani aile, üyelerinin toplamından daha fazlasını ifade eder. Birbirinden bağımsız ve kendine özgü özellikleriyle bir araya gelen bireyler, aile olarak adlandırılan yeni yapı içerisinde yeni bir yaşam ve ilişkiler örüntüsü kurarlar. Bu yaşam ve ilişkiler örüntüsü içerisinde ortaya çıkan yeni roller ve bu rollerin gerektirdiği sorumluluklar bireyleri aile sisteminde yer alan diğer bireylerle olan ilişki, rol ve sorumluluklarına gören yeniden tanımlar. Böylece tek tek gereksinme ve özelliklerine göre bireysel düzeyde değerlendirilen kişiler artık grup düzeyinde oluşturdukları ilişki örüntüleriyle tanımlanır.
İlişki örüntüleri içinde oluşan roller ve sorumluluklar çerçevesinde aile belli amaçları olan sosyal bir grup haline dönüşür. Sosyal bir grup olarak aile sisteminin amacı tek tek bireysel gereksinme ve istekleri karşılamanın ötesinde, üyelerinin aynı anda ve karşılıklı bir biçimde psikolojik, sosyal ve fizyolojik gereksinmelerinin karşılandığı bir yapı oluşturmaktır. Aile sistemi anne, baba, çocuk ya da çocuklar ve bazen de büyükanne, büyükbaba ve akrabalardan oluşur.
Aile sistemi içerisinde merkezde bulunan üye çocuktur. Çünkü çocukların yeni üyeler olarak aile sistemine katılmalarıyla birlikte, diğer aile bireylerine yeni roller ve sorumluklar eklendiği gibi, ailenin yaşam alışkanlıkları da büyük ölçüde değişir. Aile sistemi içerisinde bulunan kadın çocuğun aileye katılmasıyla birlikte eş rolüne ek olarak anne rolünü de benimser. Çocukların özellikle iki yaşına kadar en temel sosyal çevresi olarak tanımlanan anne, bir yandan çocuğun temel fizyolojik gereksinmelerini karşılarken, diğer yandan çocukla derin ve güçlü bir psikolojik iletişim sürecine girer. Bu iletişim süreci yukarıda ifade edildiği gibi tek yönlü bir işlevin ötesinde hem anne hem de çocuk için aynı anda gereksinmelerin karşılandığı bir süreçtir. Anne bu süreçte annelik duygularını tatmin ederken, çocuk temel fizyolojik gereksinmelerini ve özellikle sevgi, güven, şefkat gibi psikolojik gereksinmelerini anneyle kurduğu özel ilişkide sağlar.
Anne çocuğa ilişkin temel fizyolojik gereksinmelerin karşılanması ve koruma, güven verme, şefkat ve sevgi gibi psikolojik gereksinmelerin karşılanmasında çocuk için birincil çevreyi oluşturur. Bu çerçevede çocukların kişilik gelişimi, benlik tasarımları ve ileri yaşlara ilişkin davranış örüntülerinin belirlenmesinde anne, ilk karşılaşılan yetişkin olarak rolleri ve bu rollerin öngördüğü sorumluluklar açısından aile sistemi içerisinde önemli bir yere sahiptir.
Aileye yeni bir birey olarak çocuğun katılımıyla birlikte erkek eş rolünün yanında baba rolünü de edinir. Babanın aile içerisinde çocukla etkileşiminin önemi özellikle bebeklik dönemi sonrasında, anneye fizyolojik bağımlılığın azalmasıyla birlikte ortaya çıkar. Aile sistemi içerisinde sevgi ve şefkate ilişkin rollerinin yanında baba, güç imgesinin getirdiği güven, saygınlık ve otorite gibi çeşitli imgelerin yarattığı rolleri de temsil eder. Özellikle okulöncesi ve ilköğretim döneminde çocuklar babalarının fizyolojik özelliklerini, becerilerini ve sahip oldukları meslekleri karşılaştırarak kendilerine pay çıkarmaya çalışırlar. Baba, aile sitemi içerisinde aile bireylerine ilişkin sevginin yanında gücü, güveni, otoriteyi temsil eden, diğer aile bireyleriyle birlikte çocuğu yaşamda karşılaştığı güçlüklere karşı koruyan ve destekleyen ve bu özellikleriyle çocuk için model oluşturan bir üyedir.
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın