Personel ve İnsan Kaynakları Kavramları
Bir işletmenin başarılı olabilmesi için çeşitli kaynağa ihtiyacı vardır. Bu kaynaklar esas olarak bir ürün ya da hizmet üretebilmek için gerekli üretim tesislerini ve donanımı içeren fiziksel kaynaklar; öz kaynakları, alacakları, borçları ve kârları içeren finansal kaynaklar; yaratılan tüm ürünler ve hizmetler ile müşterilerin bağlantısını kurabilmek için pazarlama kapasitesini ve örgüte ait bilgiyi, deneyimi, becerileri, karar vermeyi ve yaratıcılığı, bu yeteneklerin örgütlenmesini, yapılandırılmasını ve ödüllendirilmesini içeren insan kaynaklarıdır. Başarı için bunların hepsi önemli olmakla birlikte rekabet avantajı sağlama olasılığı en yüksek kaynak, insan kaynakları (İK) ve bu kaynakların nasıl yönetileceğidir. Çünkü örneğin, üretimde kullanılan teknoloji, finansman ve pazarlama teknikleri taklit edilebilir. Ancak insan kaynakları yönetimi uygulamaları taklit edilmeye çalışılsa bile aynı sonuçların alınma olasılığı çok düşüktür. Bu nedenle kâr amacı olsun ya da olmasın tüm örgütler ve tüm yöneticiler için etkili insan kaynakları yönetimi (İKY) en önemli hedeflerden biri haline gelmiştir.
Personel ve İnsan Kaynakları Kavramları
Tarihi süreç içinde bir işletmede çalışanlar için önceleri iş gücü, insan gücü, daha sonraları da personel sözcükleri kullanılmıştır. 1980′den beri bu konuda insan kaynakları ve 1990′lardan beri de insan sermayesi ya da entelektüel sermaye gibi tanımlamaların kullanılması tercih edilmeye başlanmıştır. Bu kavramları çeşitli açılardan karşılaştırmalı olarak tablo 1.1′de inceleyebilirsiniz.
İş gücü ve insan gücü tanımlamaları, üretimin daha çok insan emeğine ve kas gücüne dayalı olarak yapıldığı dönemlere aittir. Üretimde makinelerin kullanılmaya başlanmasıyla birlikte işletmede çalışanlar diğer üretim araçlarından biri olarak görülmüş ve personel olarak adlandırılmıştır. Personel kavramı bir işletmede çalışmakta olan herkesi kapsamaktadır. İşletmenin sahip ya da sahipleri dışında genel müdürü, müdürü, şefi, memuru, işçisi, teknisyeni, kapıcısı vb. herkes personel olarak tanımlanır. Bu tanımlamada ön plana çıkarılan temel unsur insanlarla kurulan istihdam ilişkisidir. Bir başka deyişle, bir işi yapmak üzere işletmede istihdam edilen herkes personel kavramı içinde yer alır.
Endüstriyel gelişmeye paralel olarak üretimin kolaylaşması ve yaygınlaşması sonucunda pazarlama, pazarlama konusunda başarılı sonuçlar elde edilmesiyle de finans yönetimi ön plana çıktı. Bu dönemde çoğu benzer teknolojiyi ve yöntemi kullanan işletmelerin üretim, pazarlama ve finans alanlarında elde ettikleri başarılar arasında fark yaratan en önemli unsurun insan olduğu görüldü. İnsanın bir işletme örgütü için önemini vurgulamak üzere personelden daha geniş anlam ifade eden insan kaynakları kavramı kullanılmaya başlandı.
Bazı akademisyenler ve uygulamacılar tarafından insan kaynakları tanımlaması doğru bulunmadı. Onlar, bu tanımlamanın insanın bir örgütteki diğer üretim araçlarıyla ve kaynaklarla eşdeğer düşünülmesine, maddi ve mekanik bir unsur olarak görülmesine neden olduğunu ileri sürdüler. Ayrıca bir işletmede çalışan insanlar, kaynak olarak tanımlandığında örgütte bu kaynağı yöneten başka bir grubun bulunduğu ve çalışanların bir kısmının kaynak, bir kısmının da bu kaynağı yönetenler olarak ikiye ayrıldığı gibi bir anlam çıktığını iddia ettiler. Bu nedenle de insanın, sahip olduğu bilgisi, becerileri, yetkinlikleri, taşıdığı potansiyel ve bunların kazanılması için işletmeler tarafından yapılan ciddi yatırımlar nedeniyle onların temel sermaye olduğu görüşü benimsenmeye başlandı. Bunun sonucunda da insan sermayesi veya entelektüel sermaye kavramları kullanılmaya başlandı. İnsan sermayesi ya da entelektüel sermaye, bir işletmede çalışanların sahip oldukları nitelikler ve taşıdıkları potansiyel ile yaptıkları ve yapabilecekleri şeylerin toplamından oluşur. Günümüzün bilgi çağını yaşayan toplumlarında işletmelere önemli rekabet avantajı sağlayacak olan insan sermayesi fiziksel sermayenin önüne geçmiş durumdadır.
Sayfalar: 1 2


















Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın