Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /var/www/vhosts/notoku.com/httpdocs/wp-content/plugins/wp-useronline/wp-useronline.php on line 121
Bu Siteyi Seviyorum
Bize Ulaş
Kapat

NotOku.com'dan nasıl haberiniz oldu?

Paranın Gelişimi

Takas ekonomisinin getirdiği kısıtlamalardan kurtulabilmek için, ilk kez kullanılmasından bu yana, paranın biçimi çok önemli değişiklikler göstermiştir. İlk dönemlerde kullanılan para, ortak bir ticari araç olarak kullanılma ve gelenekler gibi kriterler tarafından belirlenen mallardı. Bu anlamda birçok meta, para olarak işlev görmüştür. İnek, pirinç, mısır ve buğday ilk para biçimlerine verilebilecek birkaç örnektir.

Zaman içerisinde, bu ilkel para biçimlerinin yerini değerli madenlerin aldığı görülmektedir. Zira, herhangi bir nesnenin para olarak kullanılabilmesi için, o nesnenin söz konusu toplum içerisinde geniş olarak kabul edilebilir olması gerekmektedir. Herkes tarafından kabul edilen bir değere sahip olan bir nesnenin para olarak işlev göreceği açıktır. Bu konuda yapılan seçimse doğal olarak, altın ve gümüş gibi değerli madenler yönünde olmuştur. Değerli madenlerden ya da değeri olan diğer metallerden meydana gelen para sistemine mal para adı verilmektedir. İlk çağlardan başlayarak birkaç yüzyıl öncesine kadar, mal para bir değişim aracı olarak işlev görmüştür. Değerli madenlere bağlı olarak çalışan bir ödeme sistemindeki en büyük sorun, bu tür paranın çok ağır olması ve bir yerden bir başka yere nakliyesinin sorun yaratmasıdır. Şüphesiz bu sorunlardan birisi de nakliye sırasında gerçekleşebilecek bir soygun tehlikesidir.

Değerli madenlere dayalı mal para sistemi içerisinde görülen en önemli gelişmelerden birisi, bu parayı dolaşıma çıkarma gücüne sahip otoriteye gelir yaratma olanağı sunmasıdır. Feodal çağda para basma (daha doğru bir deyişle para dökme) gücüne sahip derebeyleri, paranın bileşiminde bulunan değerli maden oranını düşürerek, para basma yoluyla elde edebilecekleri geliri arttırma olanağı bulmuşlardır. Örneğin; elinde 10 kg altın stoku bulunan bir derebeyi, her biri 20 gr ağırlığında saf altından para döktürdüğünde 500 para birimlik gelir elde ederken, her biri yine 20 gr ağırlığında, ancak 5 gr altın ve 15 gr bakır bileşimine sahip para döktürdüğündeyse 2000 para birimlik gelir elde edecektir. Osmanlı’da paranın tağşiş edilmesi olarak adlandırılan bu olgu sonucunda, yukarıdaki örneğimize göre, para basma tekeline sahip derebeyi 1500 para birimlik ek bir gelir elde etmektedir. İktisat literatüründe para basma tekeline sahip olunması nedeniyle elde edilen bu gelir senyoraj olarak adlandırılır.

Paranın tağşiş edilmesinin bir diğer sonucuysa, aynı değeri ifade etmelerine karşın dolaşımda aynı anda iki farklı bileşime sahip mal paranın dolaşıyor olmasıdır. Yukarıda verdiğimiz örneğe göre, bunlardan bir tanesi 20 gr saf altından oluşan para, diğeriyse yine aynı ağırlıkta ancak bileşiminde 5 gr altın içeren paradır.

Her ne kadar bu paraların tamamı aynı değeri ifade etse de toplum, altın bileşimi yüksek olan parayı iyi para, bileşimindeki altın oranı düşük olan parayıysa kötü para olarak değerlendirir ve alışverişlerinde bu parayı harcamaya çaba gösterir; altın bileşimi yüksek olanlarıysa muhafaza eder. Toplumun büyük bir bölümü bu şekilde davrandığında elden ele geçen, dolaşımda kalan para kötü para, ekonomik birimlerin ceplerinde (keselerinde) kalan paraysa iyi para olacaktır. Bir diğer deyişle, kötü para iyi parayı piyasadan uzaklaştırır. Gresham Yasası olarak bilinen bu ilke, ilk kez 17 YY’da yaşamış olan İngiliz Sir Edward Gresham tarafından gündeme getirilmiş ve onun adıyla anılır hale gelmiştir.

Sayfalar: 1 2 3

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu
Bu Yazıyı Oyla:
Kötüİdare ederİyiÇok İyiMükemmel (Bu yazıya ilk oy veren sen ol!)
Loading ... Loading ...
NotOku tarafından
31 Temmuz 2008 tarihinde yazıldı. Toplam 284 kere okundu.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)