Para Miktarının Ölçülmesi
Parayı, “satın alınan mal ve hizmetlerin karşılığının ödenmesinde genel olarak kabul edilen her şey” biçiminde tanımladığımız zaman, paranın halkın kararları ve tercihleri tarafından belirlenen bir kavram olduğunu kabul ediyoruz demektir. Bir varlığı para yapan unsur, bir ödeme yapılacağı zaman halkın, bu varlığın karşı tarafça kabul edileceğine olan inancıdır. Daha önce değindiğimiz gibi, tarih boyunca çok sayıda farklı varlık bu fonksiyonu yerine getirmiştir. Bu nedenle söz konusu davranışsal para tanımı, bir ekonomide hangi tür varlıkların para olarak kabul edilebileceği hususunda bir bilgi vermemektedir. Ancak, paranın miktarını ölçebilmek için, hangi tür varlıkların para olarak kabul edileceğini ortaya koyan kesin bir tanıma ihtiyacımız vardır. Bu tür para tanımı elde edebilmenin iki temel yolu söz konusudur:
Para miktarını veren tanımı teorik olarak belirlemek ve para miktarını ampirik olarak ölçmek. Ancak, aşağıda da göreceğiniz gibi, bu iki yaklaşım da soruna kesin bir çözüm getirememekte ve sonuçta her ülkenin merkez bankası (ya da bu bankanın fonksiyonunu üstlenen birimi) ülkedeki finansal sistemi ve yasal düzenlemeleri esas alarak az çok yerleşik para tanımları yapmaktadır. Aşağıda paranın teorik ve ampirik olarak tanımlanmasına ilişkin temel görüşleri ve TC Merkez Bankası tarafından para miktarını ölçmeye dönük olarak yapılan para stoku tanımlarını ele alacağız.
Paranın Teorik ve Ampirik Olarak Tanımlanması
Teorik yaklaşıma göre, para miktarının ölçülmesinde hangi varlıkların bu miktara dahil edileceğine karar verirken ekonomi teorisi kullanılmalıdır. Daha önce gördüğümüz gibi, paranın temel özelliği bir değişim aracı olarak kullanılmasıdır. Bu nedenle teorik yaklaşım paranın söz konusu özelliği üzerinde durmakta ve değişim aracı olarak kullanılan aktiflerin para arzı ölçümüne dahil edilmesi gerektiğini savunmaktadırlar. Nakit (kağıt para ve ufaklık para) ve çeke tabi vadesiz mevduatlar, mal ve hizmetlerin bedellerinin ödenmesinde kullanılabileceği için değişim aracı olarak işlev görmektedirler. Buna göre teorik yaklaşım, para arzı ölçütüne sadece yukarıda sıralanan aktiflerin dahil edilmesi gerektiğini öne sürmektedir.
Teorik yaklaşım paranın tanımı konusunda çoğu zaman kesin cevaplar vermemize olanak tanımamaktadır. Diğer bazı aktifler de değişim aracı gibi fonksiyona sahipken nakit ve vadesiz mevduatlar kadar likit değildirler. Örneğin; bazı ülkelerde mevduat sertifikaları başkalarına devredilebilir özellik taşımaktadır. Öte yandan vadeli mevduatlar çoğu zaman ilave bir maliyete katlanmaksızın, istendiğinde nakde ya da vadesiz mevduata dönüştürülebilmektedir. Bu nedenle, örneğin vadeli mevduatların da para arzına dahil edilmesi gerektiği düşünülebilir.
Para arzına hangi aktiflerin dahil edileceği konusunda teorik yaklaşımın taşıdığı bu belirsizlik, birçok iktisatçının paranın ampirik olarak tanımlanması gerektiğini savunmalarına neden olmuştur. Bu iktisatçılara göre, para olarak adlandırılacak şey, paranın etkilediği düşünülen değişkende gözlenen hareketleri en iyi şekilde belirlemeye olanak sağlayan ölçüt olarak kabul edilmelidir.
Örneğin; enflasyon oranını doğru şekilde tahmin etmeye olanak tanıyan para ölçütünü araştırabilir ve bu ölçütü geçerli para arzı olarak tanımlayabiliriz. Ancak, hangi para arzı ölçütünün en iyisi olduğu yolunda yapılan araştırmaların sundukları kanıtlar, bu konuda kesin bir karar verilmesine engel olacak ölçüde karışıktır.
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın