Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Aile Ekonomisi      Ünite 11      25 Ocak 2015 Ara     

Para Arzı

Amaç 6

Para arzını tanımlayabilmek

Bir ülkedeki mevcut her türlü paranın miktarına para arzı denir. Buna göre bir ülkenin para stoku ya da tedavül hacmi o ülkenin para arzını oluşturur. Para arzının ve bu arzdaki değişmelerin bilinmesi bir ülkenin ekonomisinin yönetimi bakımından son derece önemli, ancak o oranda zordur. Çünkü para ile para olmayan şeyler arasındaki sınırı çizmek hiç kolay değildir. Her ülkede değişik paralar piyasada dolaşmaktadır. Bu paraları iki ana gruba ayırarak incelemek mümkündür.

1. Dolaşımı zorunlu olan paralar: Bu paralar para olma özelliğini yasadan alırlar. Hiç kimse bu paralar ile yapılmak istenen ödemeleri reddedemez. Ülkemizde Merkez Bankası’nın çıkardığı kâğıt paralar ile Hazinenin çıkardığı madeni paralar bu tür yasal, dolaşımı zorunlu olan parkıdır. Merkez Bankasının, piyasaya kâğıt para sürme işlemine Emisyon, piyasaya sürdüğü kâğıt para miktarının toplamına da Emisyon hacmi denir. Kâğıt paranın ne miktarda ve hangi koşullarda piyasaya çıkarılacağına ilişkin esaslar Merkez Bankası’nın ilgili kanunu ile belirlenmiştir. Merkez Bankası bu esaslar çerçevesinde ekonominin ihtiyaçlarına göre para arzını ayarlamakla görevlidir.

2. Dolaşımı zorunlu olmayan paralar: Bu belgeler, para olma özelliklerini geleneklerden halkın güveninden alırlar. Hiç kimse bu tür belgeler ile yapılan ödemeleri kabul etmekle yükümlü değildir. Bunlar aslında para olmayıp para benzerleridirler. Örneğin Devlet tahvilleri, Ticari senetler, vadesiz mevduat vb. aslında para olmadıkları halde para imiş gibi iş görürler. O halde modern ekonomilerde ve ülkemizde para olarak sayılan ve para arzı içerisinde incelenebilecek olan üç eleman vardır.
Bunlar; 1. Kâğıt para, 2. Madeni ufaklık para, 3. Banka parasıdır.

1. Kâğıt para: Kâğıt para standardı tüm ülkelerde uygulanmaktadır. Kâğıt para çıkarma yetkisi Türkiye’de sadece Merkez Bankasına tanınmıştır.

2. Madeni ufaklık para: Ülkemizde hazine tarafından çıkarılır. Kâğıt paraya yardımcı olmak, piyasa işlemlerini kolaylaştırmak amacı ile dolaşıma verilir. Bu paralara bozuk para adı da verilir. Olmadıklarında küçük ve küsurlu ödemelerin yapılması son derece zor bir hale gelir. Çok değişik madenlerden ve genellikle alaşımlardan yapılır. Türkiye gibi yüksek enflasyon yaşanan ülkelerde bozuk paranın metal olarak değeri üzerinde yazılı nominal kıymetinden daha fazla olabilir. Bu gibi durumlarda piyasada bozuk para sıkıntısı başgösterebilir.

3. Banka parası: Bu paraya kaydi para, mevduat parası gibi isimler de verilir. Banka parası çek aracılığı ile mevduatın bir hesaptan diğer hesaba devredilmesi sureti ile tedavül eden bir paradır. Çeke tabi olmayan mevduatın dolaşımı mümkün olmadığı için, değişim aracı olamaz. Ancak likiditesi bakımından para olarak kabul edilebilir. Çeke bağlı olmayan mevduatla bir ödeme yapabilmek için bu mevduatı öncelikle bankadan para olarak çekmek gerekir.

Mevduat bankaların borcudur. Bu borçların bir hesaptan diğer bir hesaba geçirilmesi ödeme olarak kabul edilir. Bir bankadaki mevduat iki biçimde oluşabilir. Birinci şekilde müşteriler tasarruflarını veya ellerindeki paraları bankaya yatırırlar. İkinci şekilde ise bankalar müşterilerine kredi açarlar. Bir müşteriye açılan kredi nakit olarak çekilmez ise banka kredi açtığı müşterisine açtığı kredi kadar borçlanmış olur ve müşteri mevduatı haline gelir.

Öte yandan çek ise bankadaki alacaktan yapılması gereken bir ödeme emridir. Alacağı karşılığında çek alan kişi almış olduğu bu çeki bankaya götürerek çek üzerinde yazılı olan miktarı dolaşımı zorunlu olan para ile değiştirir. Ancak bankanın bu değiştirme işini her durumda yapacağına inanan birisi çeki bankadan tahsil etmeyip bir başkasına yapacağı ödemede para gibi kullanabilir. Çekin yeni sahibi de aynı düşünceler ile aynı işlemi tekrarlayacak olursa çek karşılığı olan para bankada bekler iken, çok para imiş gibi piyasada dolaşmaya başlar. Bir tür ödeme aracı haline gelir.

Öte yandan bankalar mevduat miktarlarının belli bir oranını karşılık olarak bulundurmak zorundadırlar. Bankanın karşılık olarak bulundurması gereken para miktarının oranı bazı ülkelerde yasa ile belirlenmiştir.

Bu durumda bankaya yatırılan her miktar için yasa ile belirlenmiş miktar karşılık olarak alınır ve kalan kısım kredi olarak kullanılır. Kredilendirme sonunda kendisine kredi açılan kişi bankadan kredi miktarı kadar alacaklı olur ve kendi adına mevduat ortaya çıkar. Eğer kredi açılan kişiye ödeme çekle yapılırsa; bu durumda bankadan fiilen herhangi bir para çekilmez. Bu durumda banka kredi olarak verdiği miktarın kanuni karşılığını ayırıp kalan kısmını yeniden kredi olarak bir başka müşterisine verebilir. Aynı işlem birçok kereler tekrarlanarak bankaya yatırılan ilk mevduattan çok daha fazla miktarda tedavül aracı yani banka parası meydana getirilmiş olur.

Bunu bir örnek ile açıklamak gerekirse halkın ödemelerini çekle yaptığı ve karşılık oranının % 20 olduğu insanların bankaların müşterisi olduğu bir durumda her hangi bir bankaya 100 lira yatırılmış olsun. Bu durumda banka bu 100 liranın % 20 sini yani 100.20/100= 20 TL’sini karşılık olarak ayıracak ve kalan 100-20= 80 TL’yi kredi olarak kullanabilecektir. 80 TL krediyi alan kişi bu parayı bankadan çekmeden ödemelerini çekle yapar ise banka yine söz konusu bu 80 TL’nin % 20’si olan 80.20/100= 16 TL’yi karşılık olarak ayıracak ve 80-16= 64 TL’yi kredi olarak kullanabilecektir. Aynı durum sürekli olarak tekrarlanacak olursa sonuçta ortaya şöyle bir tablo çıkacaktır.

Mevduat - Karşılık - Kredi

Buradan bankaya yatırılan her 100 TL’si, karşılık oranın %20 olduğu durumlarda ve para bankadan nakit olarak çekilmeyip çek olarak kullanıldığında 500 liralık bir mevduata ulaştığı anlaşılmaktadır. Belirli bir oranda azalarak giden bu mevduat miktarını

S=A\frac{1}{1-r}

formülü yardımı ile hesaplamak mümkündür. Burada

S = Mevduat toplamı (Örnekte 500 TL)
A = İlk mevduat miktarı (Örnekte 100 TL)
r = Azalma oranı (Örnekte 80 / 100 = 4/5 dir)

(1/1-r) ifadesine mevduat çoğaltanı ismi de verilmektedir. Kredi alpların, aldıkları kredinin bir kısmını nakit olarak çekip kalan kısmını bankada bırakırlarsa söz konusu formül

S=A\:\frac{1}{(1-r)\:+\:(1-r_1)}

şeklini almaktadır. Burada “r” ifadesi sızıntı oranı olarak bilinmektedir. Sözgelimi bir bankaya 100 TL yatırılmış olsun. Karşılık oranı %20 ise ve her kredilendirmede kredinin %10’u bankadan nakit olarak çekiliyor yani kredinin %90’ı mevduat olarak bankada kalıyor ise, bu durumda ortaya çıkacak banka parası:

S=A\:\frac{1}{(1-r)\:+\:(1-r_1)}   formülünden hareket ederek,

S=100\:\frac{1}{(1-\frac{80}{100})\:+\:(1-\frac{10}{100})}

S=A\:\frac{1}{\frac{20}{100}\:+\:\frac{90}{100}}=100\cdot\frac{1}{\frac{110}{100}}=100\cdot\frac{10}{11}=90.90\:TL

Sıra Sizde

Emisyon hacmi ne demektir?