Otoriteye Boyun Eğme
Her sosyal grupta, örgütlenmede, insanların yasal otoriteden gelen emir ve kurallara uyum sağlaması önemlidir. Savaş dönemlerinde generaller askerlerinden itaat beklerken uymayanları da cezalandırırlar. İtaat kavramı yasal otoritenin baskı uygulayabileceği inancına dayanır. Bizim inanç ve değerlerimizle otoriteninkiler çatışırsa ne olur? Kendi inancımız doğrultusunda giderek ceza riskini göze alır mıyız? Yoksa otoritenin kurallarına mı uyarız? Herbert Kelman ve Lee Hamilton (1989) (Aktaran: Taylor, Peplau, ve Sears, 2000), otoritenin etik ve yasal olmayan faaliyetlerini otorite suçları olarak adlandırmışlardır. Örneğin, terörist ya da askerler işkence yapılması emri ile bunu uygularlarsa, otorite suçu işlenmiş olur.
Milgram Deneyleri
Stanley Milgram 1960′larda, laboratuar ortamında yaptığı deneylerle, otoriteye itaat konusunu incelemiştir. Yapılan deney özet olarak şöyleydi: Araştırma için gazete ilanıyla seçilen deneklerden, aşağıdaki gibi bir öğretmen rolü oynamaları istendi. Elektrikli sandalyeye bağlanmış bir öğrenciye kelime çiftleri okuyacak; sonra öğrenciden bu kelimeleri hatırlamasını isteyecekti. Öğrenci her hata yaptığında, denek (öğretmen rolünü oynayan) elektrik şoku veren bir kola basarak onu cezalandıracaktı.
Öğrenci elektrikli sandalyeye bağlanırken denek onu izledi; sonra da yan odada, üzerinde 15 volttan başlayıp 450 volta kadar çıkan değerlerin yazılı olduğu bir voltaj jeneratörünün önüne oturtuldu. Öğretmen cezayı 15 ila 450 volt arasında şok veren bu makine ile gerçekleştirecekti. Jeneratördeki voltaj değerlerinin üzerinde “hafif şok”tan “şiddetli şok”a kadar etiketler yapıştırılmıştı. Bir anahtara basıldığında zil sesi duyuluyor, ışıklar çakıyor ve voltmetrenin göstergesi sağa dönüyordu.
Araştırmaya başlarken öğretmen rolünü oynayan deneğe, öğrenci her hata yaptığında şok jeneratöründe bir üst kademeden şok uygulaması talimatı verilir. Tahmin edeceğiniz gibi, öğrenciye hiçbir şok verilmiyordu. Her şey bir senaryoydu. Öğrenci rolünü oynayan kişi durumu biliyordu; ve şok verilmeye başlandığında neler yapması gerektiği kendisine söylenmişti: Şok verileye başlandığında önce mırıldandığı, itiraz ettiği duyulmaya başlanır. Şoklar yükseldikçe bağırmaya, küfretmeye, 300 volt verildiğinde duvarları tekmelemeye başlar. Şok jeneratöründe 300 voltun üzerinde “aşırı şiddetli şok” yazılı etiket vardır. Bir sonraki şok düğmesine basıldığında yan odadan hiçbir ses duyulmaz. Öğretmen rolünü oynayan denekler; bu ızdırap verici uygulamanın durdurulması için araştırmacıya yalvarıp yakarırlar. Ama araştırmacı, “Devam etmeniz gerekiyor”, “devam etmek zorundasınız”, “başka seçeneğiniz yok devam edeceksiniz” . . . gibi ifadelerle, denemenin sürdürülmesinde ısrar eder.
Otoriteye itaat, öğretmen rolünü oynayan deneğin, devam etmeyi reddedinceye kadar vereceği maksimum şok düzeyiyle ölçülüyordu. Araştırmacı, deneklerin (öğretmen rolünü oynayanların) yüzde 65′inin, işlem boyunca itaat etmeye devam ettiğini ve şok kademelerinin sonuncusu olan 450 volta kadar gittiğini gördü. Hiç bir denek, öğrencinin duvarı tekmelemeye başladığı noktadan önce, yani 300 voltu vermeden önce durmadı.
Araştırmayı yapan Milgram; normal insanların, otoritenin güçlü baskısına maruz bırakıldıklarında, yıkıcı davranışlar sergileyebilecekleri şeklinde yorumlamıştır. Hayatı boyunca sorumluluk sahibi ve nazik bir adam bile otorite tuzağına düşebilir. Bir başka araştırmacı bunu, “normallik tezi”olarak isimlendirdi ve; kötülüğün illa ki anormal insanlar tarafından yapılmayacağı, ortalama insanların da kendilerini önemsiz ve değersiz hissettiklerinde yıkıcı davranışlar sergileyebileceğini söyledi.
Yasal otoritelere itaat edilmesi için yapılan baskı çok güçlü olmasına rağmen bireyler beklendiği gibi itaat etmeyebilirler. Örneğin Hıristiyanların, Musevileri Nazi zulmünden korumak için kendi hayatlarını riske ettiklerini biliyoruz. Acaba o insanların Nazi politikalarına karşı gelmelerinin sebebi neydi? Daha genel olarak ifade edersek; biz nasıl oluyor da otoriteye karşı gelecek kadar prensip sahibi oluyoruz? Birçok faktörün etkili olduğu söylenebilir. Bir kere kurbanın çektiği ızdırap çok fazla olduğunda itaat ortadan kalkmaktadır. Bir başka neden, kurbanın çektiği ızdırabın nedeni olarak kendimizi görüyorsak otoriteye karşı geliyoruz. Üçüncüsü, insanların bir durum için otoriteye karşı çıkıldığını gösteren modeller varsa, benzer davranış göstermektedirler. Dördüncüsü, bireylerin, otoritenin davranışının altında yatan nedenleri değerlendirmek için yüreklendirilmesi de otoriteye karşı çıkmayı getirmektedir.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın