Örgütsel Davranışta Yeni Yaklaşımlar 1970-2000
İnsan Kapitali Yaklaşımı veya İnsani Sermaye
Davranış bilimlerindeki araştırma yönetim pratikleri, 1970′lerde insanı da bir para veya kapital olarak gören bir yaklaşımı geliştirmişlerdir. Bu yaklaşım, insanı bir üretim faktöründen ziyade bir üretim kaynağı olarak görmekte veya insanı sadece duyguları ve düşünceleriyle hareket eden bir üretim girdisi olmaktan çıkarmaktadır. İnsanı bir kaynak olarak gören bu yaklaşımda insan bir yatırım kaynağıdır.
Eğer bu kaynak yeterince iyi bir şekilde geliştirilir ve kullanılırsa uzun dönemde örgüte büyük kar veya menfaat sağlayacaktır. Buna göre çalışanların zamanla geliştirdikleri hünerleri, becerileri ve bilgileri örgütün önemli bir girdisi olarak kabullenilip korunmalı ve değerlendirilmelidir. Bu tür düşünce, insana yeni bir önem kazandırmakta ve insanı belli bir işi belirli bir biçimde yapan bir faktör olmaktan çıkarmaktadır. Buna ilaveten bu yaklaşımda, yönetim de hem örgütün hem de çalışanların amaçlarını gerçekleştirebilecekleri uygun ortamı sağlayarak hazırlamalıdır. Burada hem bilimsel yönetim anlayışının, hem de insan ilişkileri modelinin temel yaklaşım tarzları kabul görüp, benimsenmektedir. Bu nedenle etkili davranışsal programların geliştirilmesi önem kazanırken, çalışanların ekonomik ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması da göz ardı edilmemelidir.
Örgütsel Davranışta Yeni Gelişmeler
Çağımızda örgüt içerisinde devrim sayılabilecek gelişmeler giderek önem kazanmaktadır. Artık örgütlerin Dinazorlar tarafından çok, takımlar tarafından yönetildiği gelişmelere doğru gitmekteyiz. Bu değişmelerin nedenleri şu şekilde özetlenmektedir:
- Özellikle Amerika’da ve büyük şirketler tarafından üretilen mal ve hizmetlerin kalitesinde olan düşmeler,
- Hızlı teknolojik değişmeler ve değişmenin temposuna uyum sürecinde ortaya çıkan sorunlar ve fırsatlar,
- İşgücünün yapısında olan değişmeler. Özellikle kadın işgücünün, alt grupların veya kültürlerin, yabancı uyruklu işçilerin ve yaşlı kişilerin işgücünde bulunması ve bunların farklı gereksinimlerinden, güdülenmelerinden ve arzularından kaynaklanan sorunlar,
- Dünya ekonomisindeki globalleşme süreciyle ortaya çıkan aşırı rekabet sonucunda oluşan sorunlar. Özellikle Amerikan şirketlerinin bu rekabetten arzulanan payı alamamaları ve Amerikan yaşam standartlarının düşmesidir. Bütün bu yukarıda sayılan faktörler sonucunda büyük şirketleri üzerinde oluşan baskılar, yeni üretim tekniklerinin ve kalitenin gelişimini hızlandırmış, bazı gelişmelerin uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Şimdi bu gelişmeler karşısında yöneticilerin uygulamada başarılı oldukları bir kaç yaklaşımın adlarını verelim:
- Örgütün uygun büyümesi veya küçülmesi: Bir başka deyişle, orta düzey yöneticiler arasında basamakların ortadan kalkması. Yani yönetim kademeleri arasındaki azalma ve gereksiz yönetici kademelerinin ortadan kaldırılması. Yönetim pozisyonlarının azalması, otoritenin merkezi olmaktan çıkarılmasını ve çalışanların yaptıkları işlerden sorumluluk almalarını ortaya çıkarmaktadır.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın