Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Uygarlık Tarihi      Ünite 1      8 Nisan 2011 Ara     

Neolitik Çağ

Amaç 5

Tarımın ve hayvanların evcilleştirilmesinin nerede, ne zaman ve nasıl başladığını öğreneceksiniz

Taş Çağlarının sonuncusu olan Neolitik, Yeni Taş Çağı anlamına gelmektedir ve bazen Cilalı Taş Çağı olarak da adlandırılmaktadır. Ancak Neolitik Çağ’da yaşanan kültürel gelişmeler, taş aletlerdeki yeniliklerden çok daha fazlasıdır. Bu çağda ta­rım keşfedilmiş ve hayvanlar evcilleştirilmiştir. Neolitik, aslında başlangıç ve bitişi kesin tarihlerle sınırlanan bir dönem olmaktan çok tarımın başladığı ve hayvanla­rın evcilleştirildiği bir kültür evresi olarak tanımlanabilir. Bu gelişmeler, dünyanın çeşitli yerlerinde farklı tarihlerde yaşanmıştır.

Neolitik Çağ’daki diğer bir yenilikse çanak çömlek yapımının başlamasıdır. Ça­nak çömlek yapımının başlaması, tarım ve hayvanların evcilleştirilmesinden sonra Neolitik Çağ’ın üçüncü önemli yeniliği olarak kabul edilmektedir. Çanak çömlek yapımı Neolitik Çağ’ın ortalarında geliştiği için Neolitik Çağ iki evreye ayrılır: Ça­nak Çömlek Öncesi Neolitik (İngilizce Pre-pottery Neolithic’in kısaltması olan PPN de bir adlandırma olarak kullanılmaktadır.) ve Çanak Çömlekli Neolitik. Çanak-Çömlek Öncesi Neolitik de kendi içinde ikiye ayrılmaktadır: Çanak Çömlek Önce­si Neolitik A (PPNA) ve Çanak Çömlek Öncesi Neolitik B (PPNB).

Tablo 1.3 – Neolitik Çağ’ın Evreleri

Evre Alt Evre Yıl (İ.Ö.)
Çanak Çömlek Öncesi Neolitik Çanak Çömlek Öncesi Neolitik A (PPNA) 10.000-8.000
Çanak Çömlek Öncesi Neolitik B (PPNB) 8.000-7.000
Çanak Çömlekli Neolitik   7.000-5.500

Çanak Çömlek Öncesi Neolitik

Çanak Çömlek Öncesi Neolitik yerleşimleri, Epipaleolitik Çağ’a ait Natufyen yerle­şimlerinin devamıdır. Bu yerleşimlerin bazılarında bu evrede de kısmen yabani ta­hıl toplayıcılığı ve avcılık devam etmiştir. Bu durum, bir geçiş döneminin yaşandı­ğını göstermektedir.

Verimli Hilal: Filistin’den başlayarak Batı ve Kuzey Suriye’yi, Kuzey Mezopotamya’yı ve Dicle Nehri’nin doğusunda kalan Zagros Dağları’nın batı eteklerini kapsayan bölgedir.

Tarım

Tarımın geliştiği ilk yer, Orta Doğu’da verimli hilal adı verilen bölgedir. Yeni araştırmalar, ilk defa tarıma alınan buğdayın ana vatanının Urfa ve Diyarbakır ara­sındaki Karacadağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla beraber tarım, dünya­nın başka yerlerinde, örneğin Amerika kıtasında ve Güneydoğu Asya’da birbirin­den bağımsız olarak daha sonra başlamıştır. Tarım, Ortadoğu’da yaklaşık günü­müzden 10.000 yıl önce, Güneydoğu Asya’da günümüzden 8000 yıl önce ve Orta Amerika’da ise günümüzden 5000 yıl önce başlamıştır. Ancak bu bölgelerde tarımı yapılmaya başlanan bitki türleri farklıdır. Ortadoğu’da arpa, buğday; Güneydoğu Asya’da pirinç ve Orta Amerika’da ise mısır tarıma alınan ilk bitkilerdir. Tarım bu merkezlerde başladıktan sonra hızla diğer bölgelere de yayılmıştır. Böylece tarımın keşfine dek tüm insan topluluklarının esas geçim biçimi olan avcı-toplayıcılık, gi­derek azalmış ve marjinal bir hale gelmiştir.

Doğu Akdeniz, Kuzey Suriye, Kuzey Mezopotamya ve Güneydoğu Anadolu’da­ki yoğun tahıl toplayıcılığına dayalı Epipaleolitik yerleşimler, yavaş yavaş tarımsal üretime geçerek Neolitik yerleşimlerine dönüşmüştür. Filistin’de Jeriko ve Jarmo, Suriye’de Mureybet, Anadolu’da Caferhöyük (Malatya), Çayönü (Diyarbakır), Hallan Çemi (Batman), Nevali Çori (Urfa) ve Göbekli Tepe (Urfa) verimli hilal üzerin­de bulunan Neolitik köy yerleşimlerinin en önemlileridir. îç Anadolu’da ikinci bir Neolitik bölgesi daha bulunmaktadır. Buradaki en önemli yerleşmeler arasında ise Çatalhöyük (Konya), Suberde (Konya), Canhasan (Karaman), Hacılar (Burdur), Kuruçay (Burdur) ve Aşıklıhöyük (Aksaray) sayılabilir.

Yukarıda da söz ettiğimiz gibi yerleşik yaşam, tarımın keşfinden önce başlamış­tır. Yabani tahıl toplayıcılığına dayanan geçim biçimi, yerleşik yaşamı zorunlu kıl­mıştır. Yerleşik yaşamın başlamasından ve ilk köylerin oluşmasından sonra bir nü­fus artışı olmuştur. Tahıl toplayıcılığı, köylerde artan nüfusu beslemekte yetersiz kalmış olmalıdır. Böylece insanlar, besin sorununa yeni çözüm yolları aramaya yönelmiş ve yabani bitkileri denetim altına almayı keşfederek tahıllarını artık kendi­leri üretmeye başlamışlardır. Yabani tahılların bol miktarda bulunması ve insanla­rın bunları topluyor olmaları, tarımın keşfinde en önemli etkendir. Bu sayede in­sanlar bu tahılların doğal özelliklerini gözlemlemiş ve bu tahılları denetim altına al­manın da yollarını keşfetmiş olmalıdırlar. Yukarıda da bahsedildiği gibi buğday ve arpa, Ortadoğu’da tarımı yapılan ilk bitkilerdi. Bu bitkileri mercimek, nohut, bak­la ve diğerleri izlemiştir. İnsan müdahalesiyle daha çok ürün veren, dayanıklı ve iri taneli tahıllar ve baklagiller üretilmiştir.

Tarımla birlikte doğada bulunan besinlerin tüketilmesine dayanan geçim biçi­mine alternatif olarak doğanın denetim altına alındığı yeni bir geçim biçimi doğ­muştur. Neolitik Çağ, üretici ekonomiye geçişin çağıdır. Gordon Childe, insanlık tarihindeki en önemli gelişmenin, yiyecek üretiminin başlaması olduğunu öne sür­müştür ve bu nedenle tarımın keşfini bir devrim olarak nitelendirmiştir. Bu yüzden bu çağdaki gelişmeler Neolitik Devrim olarak da anılır.

Hayvanların Evcilleştirilmesi

Neolitik Çağ’da tarımdan hemen sonra gerçekleşen en önemli yenilik, hayvanların evcilleştirilmesidir. Köpek daha Mezolitik Çağ’da evcilleştirilmiştir. Bu nedenle köpek, evcilleştirilen ilk hayvan olma özelliğine sahiptir. Neolitik Çağ’da ise bes­lenme amaçlı olarak koyun, keçi, domuz ve sığır evcilleştirilmiştir. İnsanlar, evcilleştirdikleri hayvanların sütünden ve yününden de faydalanmışlardır. Evcilleştirme süreci, daha çok süt, daha kaliteli yün, daha fazla et veren ve kolay evcilleşebilen uysal hayvanların seçilmesi ve üretilmesiyle gerçekleşmiştir. İlk zamanlar evcil hayvan sayısı az olduğu için avcılık da devam etmiştir. Ancak zamanla evcil hay­vanların sayısı artmış ve avcılık giderek azalmıştır. Evcilleştirilen hayvan türü, böl­gelere göre farklılık göstermektedir. Örneğin Afrika’da sığır ve keçi, Doğu Asya’da domuz, Güney Amerika’da ise lama evcilleştirilmiştir. At, deve ve kümes hayvan­ları ise daha geç dönemlerde evcilleştirilebilmiştir.

Diğer Gelişmeler

Çanak Çömlek Öncesi Neolitik’in başlarında, üstleri dallarla veya kamışlarla örtü­lüp çamurla sıvanan yuvarlak kulübeler yapılmıştır. Bu dairesel planlı barınaklar, daha sonra dikdörtgen planlı, gerçek evlere dönüşmüştür. Bu evlerde mutfak ve kiler işlevi gören ayrı odalar vardır. Bu evlerle birlikte, düzenli bir yerleşim mode­line sahip köyler ortaya çıkmıştır. Bu yerleşim yerlerinde bazı yapılar, tapınak ve­ya kutsal mekân özelliğine sahiptir.

Bu dönemde ölüler; evlerin tabanlarına, bebeğin ana rahmindeki pozisyonuna benzer şekilde, dizler karına çekili olarak gömülmüşlerdir. Ölülerin yanına renkli taşlardan, deniz kabuklarından, bakırdan, kemikten ve fil dişinden yapılma süs eş­yaları ve boncuklar konmuştur. Bazı yerleşimlerde ölüler, etleri çürüyene kadar bekletilip sonra kemikleri toplanarak gömülmüşlerdir. Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü yerleşiminde ise ölülerin kafatasları vücutlarından ayrılarak başka bir ye­re, özel bir yapının içine konmuştur. Bu yapı, kafataslı yapı olarak adlandırılmak­tadır ve bu yapının muhtemelen inançla ilgili bir anlamı vardır.

Neolitik Çağ’da orak biçimli aletler ve tahılları işlemede kullanılan taştan öğüt­me taşları, havanlar ve dibekler yapılmıştır. Ayrıca yüzeyleri ve kenarları sürtüle­rek düzeltilmiş ve parlatılmış taş aletler de görülmektedir. En yaygın alet, yassı bal­tadır. 1-15 santimetre arasında büyüklüğe sahip üçgen ya da dörtgen biçimli bu aletler, bir sapa geçirilerek kullanılmıştır. Obsidyen, Neolitik dönemde alet yapı­mında bir ham madde olarak yoğun biçimde kullanılmıştır. Doğal kaynaklarından elde edin obsidyenin geniş bir coğrafyada ticaretinin yapıldığı görülmektedir. Uzun mesafeli ticarete konu olan ilk mal, obsidyendir. Özellikle İç Anadolu ile Do­ğu Akdeniz ve Güneydoğu Toroslar ile Mezopotamya arasında yoğun biçimde ob­sidyen ticareti yapılmıştır. Neolitik Çağ’da bakır da kullanılmaya başlanmıştır. Ba­kır, ısıtılıp dövülerek şekillendirilmiş; takı, küçük iğne, olta gibi aletler yapılmıştır. Neolitik’te obsidyen ve bakırın yanında deniz kabukları, kaliteli çakmak taşı ve de­ğerli renkli taşların da ticareti yapılmıştır.

Çanak Çömlekli Neolitik

Çanak Çömlekli Neolitik Çağ, sadece çanak çömlek yapımının başlamasından da­ha fazla şey ifade eder. Çanak Çömlek Öncesi Neolitik, besin üretici yaşam tarzı­na doğru bir geçiş aşamasıdır. Ancak Çanak Çömlekli Neolitik’te, artık besin üreti­mine dayalı ekonomi tamamen yerleşmiş, avcılık ve toplayıcılık terkedilmiştir. Bu­nunla beraber bu dönemde yapılan tarım, sadece yağmura bağlı olan kuru tarım­dır. Sulama sistemi yoktur ve saban, döven gibi tarım aletleri bilinmemektedir. To­humlar toprağa delikler açarak ekilmekte, hasat çakmak taşından yapılan oraklar­la biçilmekte ve tahıl, taş dibeklerde öğütülmektedir.

Bu dönemde taş temelli, kerpiç duvarlı, gerektiğinde yeni eklemeler yapılabi­len evler ortaya çıkmıştır. Bazı yerleşimlerde evler birbirine bitişik olarak yapılmış­tır. Evlerde oturma, uyuma ve çalışma için ayrı yerler, kiler alanları, işlikler, mut­faklar ve avlular bulunmaktadır. Jeriko ve Jarmo gibi yerleşimlerin etrafında sur duvarları yapılmıştır. Bu sur duvarları, derin hendeklerle çevrelenmiştir. Buradaki önemli unsur, sur duvarlarının yapımında ortak emek gücünün kullanılması ve ile­ri düzeyde bir toplumsal örgütlenmenin görülmesidir. Bu dönem yerleşimlerinden bazıları 5 ilâ 10 bin kişilik nüfusa sahiptir. Neolitik Çağ’ın sonuna doğru ölülerin evin tabanına gömülmesi âdeti ortadan kalkmış ve ölüler yerleşim yerinin dışına gömülmeye başlanmıştır.

Çanak Çömlekli Neolitik; Um-Dabagiye evresi, Hassuna evresi ve Samarra ev­resi olarak üç aşamaya ayrılır. Bunlar, I.Ö. 6000 ile 5000 arasında Kuzey Mezopo­tamya bölgesinde ortaya çıkan gelişmiş köy kültürlerini temsil eder.

I.Ö. 6000’lerde Kuzey Mezopotamya’da görülen Um-Dabagiye kültürü, Hassu­na kültürüne öncelik eden bir evreyi temsil eder. Hassuna yerleşimleri ise küçük, yaklaşık 100 ilâ 200 metre çapında, tahminen birkaç yüz kişilik nüfusa sahip tarı­ma dayalı köylerdir. Ancak nüfusları fazla olmasa da Hassuna ve Yarım Tepe gibi bu evreye özgü yerleşimlerde, gelişmiş bir yapılaşma görülmektedir. Örneğin Ya­rım Tepe’de iç ve dış avlulu, çok odalı evler inşa edilmiştir.

Hassuna’dan biraz daha geç ortaya çıkan Samarra yerleşimlerinde, gelişmiş bir mimari ve artan bir toplumsal tabakalaşma görülmektedir. Samarra yerleşimlerin­de bulunan mezarlarda turkuaz taşı, bakır, yeşil taş, obsidyen ve deniz kabuğun­dan kolyeler gibi mezar hediyeleri vardır. Bu bölgede bulunmayan turkuaz ve ob­sidyen gibi taşlar ticaret yoluyla getirilmiştir. I.Ö. 5400’de Samarra yerleşimlerinde yeni bir mimari özelliğin ortaya çıktığı görülmektedir. Köyün tahılının depolandığı T biçimli yapılar inşa edilmiştir. Tahılın ortak bir yerde depolanması hem tarımda hem de inşaat işinde ortak bir çalışma olduğunun işaretidir.

Sıra Sizde 6

Tarım ilk defa nerede ve ne zaman başlamıştır?