Maliye Politikasının Amaçları
Gerçekten, günümüzde dış ticaretin öneminin gittikçe artması, iç piyasada geliri artırmak için alınan maliye politikası önlemlerinin etkinliğini, örneğin, iç talep yetersizliğini gidermek için yaratılan satın alma gücünün yurt dışına sızması nedeniyle, zayıflatmaktadır. Bu durumda bir ekonomide hem yurt içi hem de yurt dışı istikrarın bir arada gerçekleştirilebilmesi için maliye politikasının diğer politikalarla uyumlu bir biçimde kullanılması gerekmektedir.
Fiyat İstikrarı
Günümüz devletlerinin en büyük ekonomik sorunu ve maliye politikasının en önemli amacı, dengeli bir fiyat düzeyinin sağlanması ve korunmasıdır. Fiyat istikrarının korunması denilince, bir ekonomide genel fiyat düzeyinde meydana gelen sürekli dalgalanmaların önlenmesi anlaşılmaktadır. Ekonominin genel fiyat düzeyinde ortaya çıkan ve süreklilik gösteren böyle bir dalgalanma iki tür olabilir. Fiyatlar genel düzeyi ya sürekli yükselir ya da sürekli düşer. Birinci durum enflasyon, ikinci durum ise deflasyon olarak isimlendirilir.
İşte, fiyat istikrarının korunmasından söz edildiği zaman ifade edilmek istenilen enflasyon ve deflasyonla mücadeledir. Ancak günümüz ekonomilerinin genel fiyat düzeylerinde daha çok yükselme yönünde sürekli değişikliğin olduğu gözlemlenmektedir. Genel fiyat düzeyindeki sürekli aşağıya doğru olan hareketler bugün yalnızca kuramsal alanda tartışılmaktadır. Genel fiyat düzeyindeki sürekli bir yükselişin, diğer bir deyişle enflasyonun etkilerini ise hepimiz hissetmekteyiz. Bu nedenle günümüzde maliye politikasıyla fiyat istikrarının sağlanması ve korunması amacı, geniş ölçüde enflasyonla mücadele anlamına gelmektedir.
Tam İstihdam
Maliye politikasının, 1930′lu yıllarda ekonomiye hakim olan işsizlik sorununa bağlı olarak, bir ekonomide tam istihdamın gerçekleştirilmesi tartışmalarından kaynaklandığını belirtmiştik. Ancak, günümüz ekonomilerinde de, özellikle gelişmiş ülkelerde, maliye politikasının temel amaçlarından birisi yine tam istihdamın sağlanması ve korunmasıdır. Çünkü, bu amaca ulaşılamaması halinde bir ekonomide milli gelir düzeyi azalmakta ve ekonomik büyüme hızında düşmeler görülmektedir. Tam istihdam kavramı ile, geniş anlamda bir ekonomide mevcut, tüm üretim faktörlerinin tam olarak kullanılması ifade edilmektedir.
Ancak, ekonomik kuramda ve uygulamada, tam istihdam, üretim faktörlerinden emek üzerinden tanımlanmakta ve bir ekonomide çalışma arzusu ve yeteneği olan her bireyin, cari ücret ve çalışma koşullarında üretim süreci içinde yer alması olarak tanımlanmaktadır. Burada bir konunun belirtilmesi gerekmektedir. O da, kaynakların tam olarak kullanılması ifade edilirken, hepsinin yüzde yüz kullanılıyor olduğunun anlaşılmaması gerektiğidir.
Dinamik bir değişim ekonomisinde kaynaklar (emek de dahil) yüzde yüz istihdam edilemez. Buna göre, ekonomistler tam istihdamı friksiyonel öğeleri gözönünde tutarak, işsizlik oranının normal olduğu bir istihdam düzeyi olarak tanımlarlar. Diğer bir deyişle, ekonomistlere göre friksiyonel işsizliğin varlığının bir ekonomide tam istihdamı engellemediği varsayılmaktadır. Ekonomi tam istihdamda iken söz konusu olan bu işsizliğe doğal işsizlik oranı denilmektedir. Daha önce belirtildiği gibi kavramı literatüre kazandıran isimlerden birisi Friedman’dır.

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın