Konuşmanın Yaşamdaki Yeri, Önemi ve Tarihçesi
Yalın bir tanımla konuşma, duygu ve düşüncelerimizi, görüp yaşadıklarımızı karşımızdakilere sözel iletişimin sözlü boyutuyla iletme işidir. Bu bağlamda konuşma; tıpkı yemek yemek, solumak, su içmek, yürümek gibi günlük yaşamımızın bir parçasıdır. Sabahın ilk saatlerinden yatma zamanına kadar sıradan bir günümüzü düşünelim. Bu süre içinde konuşmanın büyük bir yer tuttuğunu görülür. Bir gün içerisinde, eğer yalıtılmış bir ortamda yaşamıyorsak, mutlaka yakınlarımızla, çevremizdekilerle, arkadaşlarımızla günün olayları, ihtiyaçlar, duygular, düşünceler vb. üzerinde konuşmuşuzdur. Karşılıklı olarak gazetelerde okuduklarımızdan, duyduklarımızdan, kişisel ve toplumsal sorunlarımızdan söz etmişizdir. Bu sorunlar üzerindeki düşüncelerimizi açıklayıp, düşünce alış verişi yapmış, yaşantılarımızı paylaşmışızdır. Bu toplum içinde yaşamın doğal bir sonucudur, günlük bir gereksinmedir. Konuşma günlük bir gereksinme olduğu gibi, iş ve uğraşımız yönünden de bir gereksinmedir. Kısacası iletişimin bir türü olarak konuşma varoluşumuzun bir biçimi olarak ortaya çıkmaktadır.
Bilim ve teknik alanlarındaki yeni buluş ve gelişmeler de bu alanlarla ilgili kişilerin sık sık bir araya gelmesini zorunlu kılar. Konuşmalar, konferanslar, açık oturumlar, paneller, forumlar düzenlenir. Eğer seçtiğimiz işte başarının yolu üzerindeysek, bu tür etkinliklerde varlığımızı kanıtlamak, kendimizi kabul ettirmek, konuşmamızın, düşüncelerimizin, açıklamadaki kısacası konuşmadaki ustalığımızın gücüne bağlıdır.
Konuşmanın Tarihçesi
Konuşma insanın en eski bilinçli eylemidir ve şüphesiz insanla başlamıştır. Elbette bir arada yaşama, eşya yapma benzerliği ile insanı hayvanla ortak duruma getiren noktalardan insanlığı daha üstün bir düzeye çıkaran en önemli etken, haberleşmede çok büyük bir aşama olarak değerlendirilen konuşma olmuştur. İnsan soyunun ilk ve en eski çağlarından bu yana olan her konudaki birikimini kuşaktan kuşağa aktarmada ve kültür oluşumunda konuşma şüphesiz çok değerli roller oynamıştır ve oynamaktadır.
Özcesi, insanı hayvandan ayıran en önemli özellik, konuşmadır. Toplumsal bir varlık olması ya da araç ve eşya yapabilmesi gibi özellikleri bile, insanı, hayvandan ayırma konusunda konuşma yeteneğine benzer bir biçimde değerlendirilemez. İnsan, ruh ve beden bakımından, canlı varlıklar arasındaki gelişme çizgisinde bir özelleşme sonucu ayrılsa bile bunda konuşmanın rolü çok büyüktür. O kadar ki, insanın toplumsal bir varlık olabilme ve araç kullanabilme, eşya yapabilme yetenekleri bile konuşma yeteneği ile sıkı sıkıya bağlıdır ve hatta bu özellikler konuşmanın birer sonucu olup, konuşma ile birlikte oluşmuş ve gelişmişlerdir.
Kuşkusuz ilk insanlar konuşmayı bilmeden önce de bir biçimde anlaşabiliyorlardı. Karınlarını doyurmak, uyumak vb. ihtiyaçlarını gidermek için el ve kollarını oynatarak, daha sonraki aşamalarda resimler yaparak birbirleriyle anlaşabiliyor ve ihtiyaçlarını karşılayabiliyorlardı. Derken konuşmayı ve daha sonra da yazmayı öğrendiler. Böylece iletişim aşama aşama da olsa kolaylaşmış oldu. Konuşmanın kaynağı, (nasıl başladığı) bugün bile, modern antropoloji biliminin henüz iyice aydınlatamadığı ve üzerinde tam olarak uzlaşamadığı bir sırdır.
Sayfalar: 1 2

Konular
Giriş

Arşiv
En Beğenilenler
Son Yorumlar
Rastgele Yazılar
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın