Bu Siteyi Seviyorum
Bize Ulaş
Kapat

Klasik Modelde Mal Piyasası ve Faiz Oranı

Mal piyasasında denge, toplam harcamalarla toplam gelirin ex-ante (planlanan) olarak eşitliğini ifade eder. Klasik modelde üretim miktarını işgücü piyasasında oluşan istihdam düzeyi belirlemektedir. Bununla ilgili analiz daha önce Şekil 12.4 üzerinde anlatılmıştı. Peki , belli bir dönemdeki toplam talebi, yani planlanan harcamaları o dönem üretimine, yani gelire eşitleyen bir mekanizma var mıdır? Klasik iktisatta bu mekanizma her arzın kendi talebini yarattığını ifade eden Say Yasası ve faiz oranlarının tasarruflarla yatırımları dengelediğini ifade eden Klasik ile ortaya konulmaktadır.

Say Yasası

Jean Baptiste Say çılar tam istihdam konusundaki görüşlerini Say Yasası olarak bilinen bir ilke üzerine inşa etmişlerdir. 1776-1832 yılları arasında yaşamış Fransız iktisatçı Jean Baptiste Say tarafından geliştirilen kuramda, bir piyasa ekonomisinin daima tam istihdama neden yöneldiği açıklanır.

Say Yasası’na göre “her arz kendi talebini yaratır”. Bir başka anlatımla, ekonomide bir şey üretildiğinde karşılığında gelir elde edilir, bu gelir mal ve hizmet alımları için kullanılır. Bunun anlamı; eğer ekonomi 400 milyar dolarlık nihai mal ve hizmet üretiyorsa, aynı zamanda bu mal ve hizmeti alacak 400 milyar dolarlık geliri de eş zamanlı olarak yaratacaktır. Bu muhasebe anlamında özdeşliktir. Gerçekleşen toplam çıktı daima gerçekleşen toplam gelire eşittir.

Say Yasası’na göre belirli malların arzı aslında diğer mallar için taleptir. Çünkü insanlar diğer mallarla değiştirmek istediklerinde kendi kullanımlarından daha fazla mal üretirler. Yani birisi bir şey arz ediyorsa, bunu başka bir şey talep ettiği için yapıyordur. Say Yasası’na göre piyasada fazla üretimde söz konusu değildir. Bu bir açıdan da emek piyasası ya da diğer piyasalar için ekonomide tam istihdamın varlığını vurgular.

J. B. Say’a göre, belirli piyasalarda bazı mallar için arz fazlalığı ile karşılaşılabilir. Ancak bu arz fazlalığı fiyatların düşmesine ve ekonomide ayarlanma gerçekleşinceye kadar üretimin azalmasına yol açar. Benzer şekilde ekonomide talep fazlalığı var ise fiyatlar yükselebilir. İşte bu esneklik sayesinde ekonomi daima tam istihdama yönelir.

Tüm bu açıklamalar basit takas ekonomileri (malların mallarla değiştirildiği ekonomiler) için anlamlı olur. Ancak gerçek ekonomilerde daha karmaşık durumlar ortaya çıkmaktadır. İnsanlar başkaları için çalıştığından, takas durumu geçerli olmadığından ve para kullanılmakta olduğundan bazı sorunlar yaşanabilmekte ya da eksik istihdam durumu ortaya çıkabilmektedir. Örneğin insanların elde ettikleri parasal gelirlerinin bir kısmını harcamayıp tasarrufa yönelmeleri durumunda, cari dönemde üretilen mallara yönelik talep yetersizliği ortaya çıkmaz mı? Bu da üretim düzeyinin azalması yönünde baskı oluşturarak, işsizliğe yol açmaz mı?

çılar Say Yasası’nın açıklayamadığı bu sorunlara yanıt olarak faiz teorisini kullanmışlardır. Böylece ndaki değişmeler ekonomideki tasarrufları yatırımları eşitleyecektir. Bu durumda hane halkı gelirlerinin harcama akımından sızan kısmı, ekonominin firmalar sektörünce harcamalara dönüştürülecektir. Sonuçta ekonomide mal arz ve talebi dengelenmektedir.

EkleBunu Sosyal paylaşım Butonu
Bu Yazıyı Oyla:
Kötüİdare ederİyiÇok İyiMükemmel ( 1 oy, ortalama: 5 )
Loading ... Loading ...
NotOku tarafından
17 Haziran 2008 tarihinde yazıldı. Toplam 218 kere okundu.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın

(gerekli)

(gerekli)