Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
02.10.2014
Ders: Davranış Bilimlerine Giriş      Ünite 14      23 Temmuz 2011 Ara     

Kişiliğin Gelişmesi

Kişiliğin gelişmesinde rolü olan etkenleri iki genel grupta inceleyebiliriz:
- Biyolojik Etkenler
- Çevresel Etkenler

Biyolojik Etkenler

Kalıtsal Etkenler

Saç. göz ve ten rengi gibi özellikler doğrudan kalıtıma bağlanabilir. Kişiliğin gelişmesinde kalıtsal etkenlerin rolü oldukça karmaşıktır. Belirli kişilik özelliklerini tek başına ne kalıtıma ne de çevre etkilerine bağlayabiliriz. Davranışlarımızın gelişmesinde ve nitelik kazanmasında her ikisinin de etkileri vardır. Önemli olan, kişiliğin oluşmasında çevre mi yoksa kalıtım mı etkendir sorusuna yönelik tartışma yerine, biyolojik-kalıtsal etkenlerle çevresel etkenlerin etkileşimi sonucu kişiliğin nasıl geliştiğinin incelenmesidir.

Fiziksel Yapı

Genel olarak bireyin fiziksel yapısının, bazı davranışlarını, dolayısıyla kişiliğini etkilediği söylenebilir. Bedenindeki sakatlık, eksiklikten dolayı mutsuz olan ve içi ne kapanan insanlara çevremizde sıkça rastlarız. Örneğin, bir delikanlının kuvvetli, yakışıklı ve sağlıklı görünümü nedeniyle arkadaş grubundaki kabulünün, prestijinin aynı yaştaki zayıf, çelimsiz ve sağlıksız bir delikanlınınkinden farklı olması beklenebilir. Bunun sonucu olarak, birinci delikanlının ikinciye oranla kendine daha güvenli, sosyal, girişken, atılgan ve başarılı olma gibi özellikleri geliştirmesi beklenebilir.

Çevresel Etkenler

Kişiliğin gelişiminde çevrenin etkileri, döllenmeden başlayarak sürer. Örneğin, hamilelik sırasında yetersiz beslenmenin, gelişmekte olan fetüs üzerinde olumsuz etkilerinin olması; ilaç alkol, tütün. vb. gibi madde bağımlılığı olan annelerin çocuklarında da aynı maddeleri kullanmaya yatkınlığın olması; ya da hamilelikte geçirilen asın heyecanlı yaşantıların bebekte de aşırı hareketli olma gibi sonuçları ortaya çıkarması… Bu gibi bilimsel yönden açıklanabilen sonuçların yanı sıra bir de eskiden beri yaygın olan ancak yanlış ve bilimsel geçerliği olmayan birtakım düşünce veya inançlar da vardır ki. bunlar bizi yanıltmamalıdır. Örneğin, hamileyken garip, çirkin bir şeye bakan kadının çocuğunun da garip, anormal olacağı; yine hamileliğinde kültürel faaliyetlere katılan, çok okuyan kadının çocuğunun da sosyal, entelektüel, zeki ve kültürlü olacağı gibi.

Daha önce araştırma bulgularına dayalı olarak verilen örneklerle anlatılmak istenen, annenin doğum öncesi dönemde geçirdiği çeşitli yaşantıların -beslenme, heyecansal vb. -bazen dolaylı olarak bebeğe, daha anne karnındayken başlayan etkilerinin olabileceğidir.

Doğum sonrası ilk yaşantıların, çocukluğun ilk yıllarındaki yaşananların ve Çevre etkilerinin, ilerleyen yıllardaki kişilik gelişimine olabilecek etkileri de önemlidir. Çevresel uyarıcı eksikliği, yoksunluğu ya da zenginliğinin etkilerini incelemek için yapılan bazı araştırmalar sonuçları bakımından oldukça dikkate değerdir. Örneğin, çevre zenginleştirmesi ile ilgili bir araştırma serisi Harlow ve Zimmermann (1959) tarafından gerçekleştirilmiştir.

Maymunlarla yapılan bu deneylerde yavru maymunlar rahat kafeslerde tek başlarına beslenip büyütülmüşlerdir. Kafeslerde anne yerine tel ve havlu türü kumaşla kaplı manken anneler kullanılmıştır. Bir grup yavrunun beslenmesi için biberonlar “havlu” anneye; diğer grup için ise “tel” anneye yerleştirilmiştir. Deney süresince tel anneden beslenen yavruların giderek zamanlarının büyük bir kısmını “havlu” annenin yanında geçirdikleri izlenmiştir.

Bu deney dizisinden iki sonuç çıkartılabilir. Birincisi, maymunların anneye ya kın olma ve ona dokunma güdüsüne doğuştan sahip oldukları; ikincisi ise. anne seçimi ile beslenme arasında bir bağlantı olmamasıdır. Eğer anne ile geçirilen zaman beslenmeye bağlı olsaydı, “tel” anneden beslenen maymunların zamanlarının çoğunu “tel” annenin yanında geçirmeleri beklenirdi. Oysa yavru maymunlar sütü “tel” annedeki biberondan emmiş olmalarına karşın zamanlarının büyük bir kısmını “havlu” annenin yanında geçirmişlerdir (“havlu” anne, daha yumuşak ve sıcak olması nedeniyle gerçek anneye benzemektedir).

Harlow’a göre, yavru maymunun başlıca doyum kaynağı yalnız beslenme değil, aynı zamanda gerçek anneye benzeyen “havlu” anneyle fiziksel temastır. O halde, yavru maymunun, “öğrenilmemiş dokunmanın verdiği rahatlık” diyebileceğimiz bir gereksiniminden söz edilebilir. Havlu annenin bile gerçek bir annenin yerini tam anlamıyla tutamadığı zamanla gözlenmiştir. Maymunlar büyüyüp geliştikçe saldırgan ve anti-sosyal olmaya başlamışlar; olgunluk dönemine eriştiklerinde de normal büyüyen karşı cins maymunlarla cinsel ilişkiye girme güçlükleri gösterdikleri gözlenmiştir.

İnsanlarla yapılan sayısız çalışmaların sonuçları da benzer doğrultudadır. Anne ile bebek arasında, eğer anne, çocuğun gereksinimlerinde zamanında ve uygun tepkilerle karşılık verecek kadar dikkatli ve duyarlı ise, örneğin, ağladığında kucağına alması, altını ıslattığında geciktirmeden temizlenmesini sağlaması, düzenli beslemesi, vb. sağlıklı bir ilişki, bağlılık kurulacaktır. Bu ilişkide etkileşimi güçlendiren annenin diğer eşlik edici davranıştan ise gülümseme, kucaklama, göz teması, uygun ses tepkilerini verme, vb.dir.

Sıra Sizde

Harlow ve Zimmermann’ın deneyinde açıklanmaya çalışılan nedir?

Kültürel Etkenler

Kişiliğin gelişiminde en önemli etkenlerden biri olan çevresel etkenler arasında çocuğun sosyal çevresi ile olan ilişkileri ve etkileşimi büyük önem taşır. Birey yaşadığı toplumda diğer insanlarla sürekli bir sosyal alışveriş, etkileşim içindedir. İçinde yaşanılan her toplumun kendine özgü bir kültür yapısı, yaşama biçimi, töre ve gelenekleri, amaç ve tutumları vardır. Çocuk, içinde yaşadığı toplumdan ve kültüründen etkilenir. Kültür çocuğa nelerin öğretileceğini belirler. Kültürün bireyden bazı beklentileri vardır. Bir dereceye kadar çocuğun yaşantılarının çeşitleri ve genişliği kültür tarafından saptanır. Tüm kültürlerde çocukların beslenmesi, büyütülmesi, hastalıklardan korunması, cinsel ve saldırganlık dürtülerini kontrol etme yollarının öğretilmesi yer alır. “Kültürün”. bireyin çocukluktan başlayarak süren kişilik gelişiminde ve psikolojik olgunlaşmasında önemli rol oynayan sosyal etkileşim bağlamında değerlendirilmesi sonucu ortaya çıkan anlamının, burada açıklanmasında yarar vardır.

“Kültür” günlük dilde, sanat, edebiyat ve felsefe gibi güzel ve yüksek sanatlar anlamına gelir ki, bu bağlamda kişinin bireysel gelişmesiyle eş tutulur. Kültür kavramının sosyal bilimlerdeki anlamı ise çok daha geniş kapsamlıdır. Şöyle ki. “Kültür, bir toplumun yaşama, türünü sürdürme, örgütlerini düzenleme, öğrenilmiş davranış biçimlerini, bilgi, inanç ve insanlarla oluşan tüm etkinlikleri karşılamak ve gereksinmelerini yerine getirmek için geliştirdiği bir yaşam biçimidir. Kültür, bir anlamda, insanın çevresine katkısıdır: bir toplumun üyesi olarak, insanın yaptığı, düşündüğü ve sahip olduğu her şeydir. Değerler, inançlar, idealler, gelenek ve görenekler, sosyal ilişkiler bu tanıma girer.”

Ailenin Etkileri

Kişiliğin gelişiminde aile ve çocuk etkileşimi de çok önemlidir. Bu etkileşim süre cinde önemli bir olgu, toplumsallaşmadır. Toplumsallaşma, çocuğun ailesi ve içinde bulunduğu sosyal grubu tarafından kabul gören, gelenek, töre ve beklentilere uygun davranışları geliştirmesi sürecidir. Kalıtsal sınır ve gizilgüçleri (potansiyel) içinde çocuk, çeşitli sosyal özellikleri geliştirebilir. Birey, daha çok cinsiyetine, sosyal ve dinsel grubuna uygun davranışları öğrenir. Toplumsallaşma, ilk önce ailede başlar. Aile topluluğundaki en önemli kişi ise annedir. Çocuğun özellikle an nesiyle geçirdiği ilk yaşantıları daha sonraki kişilik özelliklerini etkilemesi bakımından çok önemlidir.

Aileden başka diğer sosyal grup ve kurumlar da kişiliğin gelişmesini ve yeni davranış örüntülerinin kazanılmasını etkiler. Örneğin, okul ve arkadaş grupları. Ayrıca gazete, radyo, televizyon, sinema, vb. gibi kitle iletişim araç ve ortamları da kişiliğin oluşmasına etki yapabilecek yeni tutum ve davranışların kazanılmasın da önemli rol oynarlar.

Sıra Sizde

Kişiliğin gelişmesinde rol oynayan başlıca etkenler nelerdir? Siz de kendi kişiliğinizin gelişmesinde sözü edilen etkenlerin etkisini tartışınız.

Bir Cevap Yazın

*