Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
23.04.2014
Ders: Gelişim ve Öğrenme      Ünite 5      17 Şubat 2010 Ara     

Kişiliği Açıklayan Diğer Kuramlar

Modern Psikodinamik Kuramlar

Freud’un görüşleri, kendisinden sonraki birçok kuramcının görüşlerinin temel kaynağını oluşturmuştur. Freud’u izleyen ve Modern Psikodinamik Kuramcılar olarak anılan bir grup kuramcının Freud ile temelde ortak görüşleri olmakla birlikte her birinin ayrıldıkları görüşleri bulunmaktadır. Kişiliğin psikodinamik kuramlarını savunan kuramcılar, kişiliğin; geçmiş yaşantılar, düşünceler, duygular ve anılar ile bilinçliliğin çeşitli düzeylerinde yaşanılan içsel ve psikolojik çatışmaları yansıttığı sayıltısından hareket ederler.

Freud’dan farklı düşünceleri olan kimi kuramcılar, egonun fonksiyonlarının ve bireylerin sosyal etkileşimlerinin kişiliğin önemli belirleyicileri olduğu kanısında ortak görüşleri paylaşmaktadırlar. Freud yetişkin kişiliğini, erken çocukluk dönemlerinde id’in doyum bulma yollarının belirlediği görüşünü savunmaktadır. Modern psikodinamik kuramcılarsa biyolojik içgüdülerin doyum bulmalarının, bireyin sosyal gelişiminin sadece bir bileşeni olduğunu, genelde sosyal gelişimde çocuğun ailesi ve yaşıtları ile ilişkilerinin niteliğini, yetişkin kişiliğinin oluşmasında temel bir güç olarak görürler.

Modern Psikodinamik Kuramcılar arasında yer alan Carl Jung, Alfred Adler ve Karen Horney’in kişilik kuramları aşağıda ana hatlarıyla açıklanmıştır.

Carl Jung

Kişilik gelişimi açısından Jung’da Freud gibi, bilinçdışının önemini kabul eder. Ancak Jung, kişisel bilinçdışının yanı sıra ortak bilinçdışının da olduğunu ileri sürmüştür. Ortak bilinçdışı, tüm insanlar tarafından paylaşılır ve biyolojik katılımımızın bir parçasıdır. İnsana atalarından aktarılan belirli düşünme, hissetme, algılama, davranış eğilimleri ve gizil güçler ortak bilinçdışının içeriğini oluşturmaktadır. Örneğin anne, güneş, Allah, ölüm imgeleri herkes tarafından paylaşıldığından farklı kültürlerde benzer figür ve konuların ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Aynı zamanda Jung, bireylerin kişiliklerinin içedönüklük ya da dışadönüklük yönelimlerine sahip olarak dünyaya geldiklerini savunmaktadır. Bu yönelimler; bireylerin ya kendileriyle ya da dış dünyayla ilgilenmelerini kapsamaktadır. Jung’un içedönük olarak tanımladığı insanlar sıkılgan ve şüphecidirler, kolay arkadaşlık kuramazlar ve yaşamın içinde olmaktan çok yaşamı seyretmeyi tercih ederler. Dışadönük olarak isimlendirdiği insanlarsa; açık, kendine güvenli, kolaylıkla arkadaşlık kurabilir ve yaşamda farklı faaliyetlerde bulunurlar. Jung kişiliğin bu iki yönünün denge içerisinde olması gerektiğini vurgulamıştır. Jung’un kuramının birçok yönü psikologlar tarafından reddedilmekle birlikte içedönüklük, dışadönüklük konusunda hala araştırmalar sürmektedir.

Alfred Adler

Adler’in kişilik kuramına göre evrensel, herkeste olan eksiklik duyguları, insanların güdüleyici bir süreç olarak eyleme geçmelerini sağlar. İnsanlardaki bu eksiklik duygusuna tepki olarak üstünlük çabaları ortaya çıkar. Diğer bir deyişle insanlar eksiklik duygularını üstünlük çabalarıyla telafi etmeye çalışır. Şayet başarılı olursa sağılıklı bir kişilik gelişimi ortaya çıkar. Ama abartılmış üstünlük çabalarıyla eksiklik duyguları bireyin kendisi tarafından saklanmış olur, böylece bozulmuş bir benlik imajı gelişir.

Diğer modern psikodinamik kuramcılar gibi, Adler de kişilik gelişiminde sosyal faktörlerin önemini vurgulamıştır. Örneğin; çocukların ailedeki doğuş sıralarına göre farklı kişilik özellikleri tanımlamıştır. Aynı zamanda Adler, insanların, diğerleriyle ilişki kurma gereksinimi içinde olan toplumsal varlıklar olduğunu öne sürer. İnsanlar kendi algılarını, eylemlerini, düşüncelerini, görüşlerini oluşturma ve biçimlendirme konusunda doğuştan yeteneklidirler. Kendi kişiliklerini yaratabilirler.

Karen Horney

Horney, insanlar arasındaki davranış farklılıklarının aile içi ilişkilerden ve sosyo kültürel etmenlerden kaynaklandığını belirtmektedir. Ona göre, çocuğun anne babasıyla, toplumla ve diğer insanlarla ilişkileri önemlidir. Bu ilişkiler içerisinde bireyler çevreyle etkileşim tarzları geliştirirler. Horney, bu ilişki tarzlarından birini, “insanlara yönelme” olarak tanımlamaktadır. Bu örüntü diğerleri tarafından kabul edilmeyi ve sevilmeyi içerir. Diğer örüntü “insanlara karşı olma”dır. Bu örüntüyü gösteren insanlar düşmanca davranır, insanları yönetmeyi ve zayıf yönlerinden yararlanmaya çalışırlar. Üçüncü örüntü olan “insanlardan uzaklaşma” bağımsızlık ve mahremiyet için çalışmayı kapsamaktadır. Bu insanlar, sosyal etkileşimden uzaklaşma ve gizliliği tercih etme yönünde davranmaktadırlar. Horney’e göre sağlıklı insan, insanlara yönelme, insanlara karşı olma ve insanlardan uzaklaşma davranış örüntülerinden her birini, bulunduğu koşullara göre seçimli olarak kullanabilen kişidir. Nevrotik kişiyse bu üç davranıştan birini sürekli olarak kullanır ve yaşam biçimi haline getirir.

Soru

Psikodinamik kuramların Freud’un kuramlarından ayrılan temel özellikleri nelerdir?

Öğrenme Kuramları

Psikodinamik kuramlar; kişiliğin bilimsel yöntemlerle incelenemeyen birçok kavramsal açıklamalarını yapmışlardır. Öğrenme kuramlarıysa, bilimsel yöntemlerle gözlenebilen ve ölçülebilen davranışları inceleyerek, kişilik gelişiminde öğrenme ve yaşantıların rolünü vurgulamışlardır.

Öğrenme kuramları, insan davranışlarındaki tekliği, öznelliği, her bireyin farklı yaşam tecrübeleri olmasıyla açıklamaktadırlar. Farklı durum ve zamanlarda davranıştaki sürekliliği ve kararlılığı ise, öğrenme yoluyla elde edilen tepki ve davranışların kalıcı olma eğilimiyle açıklamaktadır. Öğrenme kuramları kapsamında, kişiliğin, sadece pekiştirme örüntülerinin belirlediği dışsal koşullar tarafından oluşturulduğunu savunan davranışçı kuramlarla kişiliğin oluşmasında, dışsal koşullar kadar bilişsel süreçlerin de önemli olduğunu ileri süren sosyal öğrenme kuramı bulunmaktadır.

Davranışçı Kuramlar

Kişiliği açıklayan davranışçı kuramlar John Watson ve BF. Skinner’in çalışmalarından ortaya çıkmıştır. Davranışçılar kişiliği klasik ve edimsel koşullanma yoluyla öğrenme sonucunda, bireyin öğrendiği davranış örüntülerinin toplamı olarak görürler. Aynı zamanda davranışçı kuramlar doğrudan gözlenebilen davranışlar üzerinde odaklaşırlar, gözlenemeyen içsel süreçlerle ilgilenmezler.

Örnek

Hatırlama, bellek, düşünme, bilinçdışı gibi içsel süreçler yerine saldırganlık, iletişim tarzı, derse katılım gibi gözlenebilen ve ölçülebilen davranışlar üzerinde odaklaşırlar.

Sosyal Öğrenme Kuramı

Öğrenme ilkeleri üzerinde yapılandırılmış diğer bir kuramsa sosyal öğrenme kuramıdır. Walter Mischel ve Albert Bandura tarafından geliştirilmiştir. Sosyal öğrenme kuramına göre kişilik; model almayı içeren öğrenme ilkeleriyle beklenti ve yorumlama gibi, bilişsel süreçlerin birleşiminin bir sonucudur. Diğer bir deyişle sosyal öğrenme kuramı, öğrenme ilkeleri ve bilişsel süreçlerin kişiliği nasıl etkilediğini açıklamaya çalışır.

Bandura, kişiliğin ya da davranışın; bireylerin duyguları, düşünceleri, algıları, davranışları ve çevresel faktörler arasındaki karşılıklı etkileşime dayanarak anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Diğer bir deyişle kişilik; bireylerin, kendileri hakkındaki duyguları, düşünceleri ve algıları, olayları nasıl yorumladıklarını, nasıl bir çevre aradıklarını etkiler, daha sonra bu faktörler de kişiliği etkiler. Örneğin; arkadaşlarının kişisel problemlerinde onlara etkili ve yeterli bir düzeyde yardım ettiğini düşünen bir kişi, psikolog olmaya karar vererek, psikoloji eğitimi almak ya da psikoloji ile ilgili kitaplar okumak gibi davranışlara yönelebilir. Daha sonra yapılan bu davranışlar, bireyin çevresinin bir parçası olarak gelecekte kişiliği etkileyebilecektir.

Bandura; gözleyerek öğrenme ya da model alma yoluyla öğrenme olarak da adlandırdığı bu kuramda; bireylerin pekiştireç ya da uyarıcı olmaksızın, sadece diğer bireylerin davranışlarını gözleyerek, yeni davranışları öğrendiğini öne sürmektedir.

Soru

Davranışçı kuramlarla sosyal öğrenme kuramını birbirinden ayıran temel özellikler nelerdir?

İnsancı Kuramlar

İnsancı kuramlar; kişiliğin oluşumunda, hem içsel süreçlere önem vermeyen davranışçı kuramlara, hem de insanları bilinçdışı güçler ve çocukluk yaşantıları gibi kontrol edilemeyen koşulların bir kurbanı olarak gören psikanalitik kurama karşı, bir tepki olarak ortaya çıkmışlardır.

İnsancı kuramlar, insanların nasıl davranacağını, nasıl bir kişi olacağını, yani kendi kişiliğini seçme özgürlüğü olduğunu savunurlar. İnsanları, kendi davranışlarının sorumluluğunu alabilen bireyler olarak görürler. İnsancı kuramlardan en etkili olan Carl Rogers ve Abraham Maslow’un görüşleri aşağıda açıklanmıştır.

Rogers’ın Benlik Kuramı

Rogers’ın çalışmalarının odak noktasını, insanın kişilik gelişim sürecinin, nasıl gerçekleştiğini anlama çabaları oluşturmaktadır. Rogers, kişilik gelişimini benliğin gelişimiyle açıklamaktadır.

Rogers’ın kişilik kuramında önemli bir kavram olan benlik; kişinin kendisi hakkında sahip olduğu algıları, düşünceleri ve değerleri içerir. Özellikle “Ben neyim?” gibi bireyin varolduğunun ve” Ben ne yapabilirim?” gibi kapasitesinin farkında olmasıdır. Bireyler zaman içerisinde benlik kavramlarını değiştirebilirler.

Örnek

Bir kişi “Önceleri kendine güvensiz, topluluk karşısında kendini ifade edemeyen, ürkek, korkak birisiydim. Şimdi kendimi böyle tanımlayamıyorum. Bu özelliklerim büyük oranda değişti. ” diyebilir.

Benlik kavramının gerçeği yansıtması gerekmemektedir, önemli olan bireyin kendini nasıl gördüğüdür.

Örnek

Bir okul müdürü kendisini yetenekli bir yönetici olarak görebilir, oysa okuldaki herkes onun, yeteneksiz bir yönetici olduğu konusunda ortak bir fikre sahip olabilir.

Rogers’a göre, bireylerin benlik kavramının gelişimi, yaşamın ilk günlerinden başlayarak çevreyle etkileşim içerisinde, dinamik bir süreç sonucunda gerçekleşmektedir. Bu nedenle bireylerin, olumlu bir benlik kavramı geliştirebilmeleri için, yakın çevrelerinde bulunan anne baba, öğretmen gibi yetişkinlerin davranışları ve değerlendirmeleri önem kazanmaktadır. Aynı zamanda çevresel koşullar; bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerinde de önemli bir rol oynamaktadır. Bireyler uygun ortamlar olduğu sürece, potansiyellerini sonuna kadar gerçekleştirebilirler. Rogers, bireylerin olumlu bir benlik kavramı geliştirmelerinde ve kendilerini gerçekleştirmelerinde; bireylerin koşulsuz olumlu saygının olduğu ortamlarda yetiştirilmeleri gerektiğini vurgular. Koşulsuz olumlu saygı; bireylere davranışlarının uygun olmadığının söylendiği durumlarda bile, onların duygularını kabul etmek ve sürekli sevgi göstermek anlamındadır. Koşulsuz olumlu saygının gösterilmesi, genellikle bireyin davranışlarının sorumluluğunu kabul etmesini, potansiyellerini gerçekleştirmesini, içsel çatışmalardan kurtulmasını, yetenek ve ilgilerini ortaya koyabildiği bir benlik kavramı geliştirmesini sağlayacaktır.

Örnek

Bir annenin, kardeşini döven çocuğuna “Bu yaptığın davranış çok yanlış, bu yüzden bugün televizyon seyretmeni yasaklıyorum. Ama bu durum seni her zaman sevdiğim ve kabul ettiğim gerçeğini değiştirmez. ” demesi, koşulsuz olumlu saygının bir göstergesidir.

Rogers, insanların koşullu olumlu saygının olduğu ortamlarda, yetiştirilmemeleri gerektiğini ifade eder. Koşullu olumlu saygı; bireylerin belirli bir şekilde tutum, davranış ve değerleri gösterdikleri zaman sevgi ve kabul görmeleri anlamını taşımaktadır.

Örnek

Çocuklar iyi bir karne getirdikleri zaman ailelerinin kabul ve sevgi göstermeleridir.

Bireyler, koşullu olumlu saygının olduğu ortamlarda yetiştiklerinde, kendi gerçek tutum ve duygularını inkâr ederler ve çevrenin kabulünü alabilmek için onların tutum, davranış ve değerlerine uygun davranışlar sergilerler.

Maslow’un Kişilik Kuramı

Maslow’a göre motivasyonel faktörler kişiliğin temelini oluşturmaktadır. Kendini gerçekleştirmeyi başarma arzusu ya da bireyin potansiyellerini ortaya çıkarma isteği kişilik gelişiminde itici bir güçtür. Ancak kendini gerçekleştirmeden önce, yeme, içme gibi fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik ihtiyacı gibi daha temel ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. Örneğin yoksulluk ve yetersiz eğitimin, temel ihtiyaçları karşılamak için, insanları zorlaması ve yapacağı seçimleri engellemesi söz konusu olduğunda; bireyler, varolan potansiyellerini ortaya koyamazlar, kendilerini gerçekleştiremezler.

İnsanlar ancak temel ihtiyaçları karşılandığında kendilerini gerçekleştirebilirler. Ancak kendini gerçekleştirme bir son nokta değildir, bir süreçtir. Kendini gerçekleştiren insanlar, sürekli olarak kendilerinin farkındadırlar, kendilerini kabul ederler ve olayları objeleri ve insanları olduğu gibi kabul etmekten çok onları değerlendirirler.

Soru

İnsancı kuramları diğer kuramlardan ayıran temel özellikler nelerdir?

Treyt Kuramları

Treyt kuramlarına göre kişilik, çok sayıdaki kalıcı ve tutarlı özelliklerin bir sentezidir. İnsanların davranış örüntülerinin temelini, genel özellikler ve eğilimler oluşturmaktadır. Örneğin; bir kişi genellikle hareketsizken diğer bir kişi hareket etmeye eğilimli olabilir. İnsanları, sahip oldukları kişilik özelliklerine (treyt) göre tanımlamak üzerine odaklaşmış olan treyt kuramları, insanların niçin bu özelliklere veya kişiliğe sahip olduğunu açıklamaya çalışmaz.

Treyt kuramcıları, insanların tipik olarak gösterdikleri davranış örüntülerini, değerleri, tutumları ve inançları belirlemek için hazırlanmış ölçekler kullanırlar. Bu ölçekler birbirine zıt sıfat çiftlerini kapsamaktadır. Bu ölçekler üzerinde bireylerin aldıkları puanlar aracılığıyla kişilik profilleri elde edilmektedir.

Örnek

Girişken çekingen, pasif aktif, gergin rahat gibi özelliklere bireylerin ne derece sahip olduklarını gösteren grafikler aracılığıyla kişilik profilleri çizilebilmektedir.

İnsanların sahip oldukları kişilik özelliklerinin yaklaşık 20. 000 civarında olduğu bilinmektedir. Bu kadar çok özellik için ayrı ayrı ölçekler geliştirmek çok mümkün olmadığı için treyt kuramcıları, temel özellikleri belirlemek için faktör analizi kullanmaktadırlar. Faktör analiziyle çok sayıdaki kişilik özelliği içerisinde gruplaşma özelliği gösterenler belirlenmekte, böylece temel özellikler elde edilmektedir. Daha sonra treyt kuramcıları bu gruplaşmış olan kişilik özelliklerini kuramsal olarak analiz ederek, bunları isimlendirmektedirler.

Treyt kuramcılarından biri olan Raymond Cattell faktör analizi yoluyla kişiliği oluşturan 16 temel özellik belirlerken, Hans Eysenck iki temel özellik elde etmiştir. Diğer kuramcılarda birbirinden farklı sayıda ve içerikte temel özellikler belirlemişlerdir. Treyt kuramcıları belirledikleri birbirinden farklı temel özelliklerin kişiliği oluşturduğunu ifade ederek, insanların bu temel özelliklere sahip olma düzeyleri farklılık gösterse de tüm insanlarda bu temel özelliklerin olduğunu belirtmektedirler.

Soru

Kendinizin sahip olduğu temel kişilik özelliklerini belirlemeye çalışınız.

Bir Cevap Yazın

*