Kamu Hukuku - Özel Hukuk Ayrımı
Hukuk kurallarının bir kısmı, kişiler ile kişiler arasındaki ilişkileri, bir kısmı ise kişiler ile toplum (devlet) arasındaki ilişkileri düzenler. Bu ilişkilerin gösterdikleri özellikler ve korunan menfaatler birbirinden farklıdır. İşte bu durumu göz önünde bulunduran Roma hukukçuları hukuku, kamu hukuku (amme hukuku) ve özel hukuk (hususi hukuk) olmak üzere iki ana gruba ayırmışlar ve bir kişi ile diğer bir kişi arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına özel hukuk (Jus privatum); bir kişi ile devlet veya bir devlet ile diğer bir devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarına da kamu hukuku (Jus publicum) adını vermişlerdir.
Hukukun, kamu hukuku-özel hukuk şeklinde bir ayırıma tabi tutulmasının pratik bakımdan faydalı olduğu hakkında tereddüt yok ise de, ayırımın hangi ölçüte (kıstasa) dayanması gerekeceği konusunda çeşitli görüşler ortaya atılmıştır. Gerçekten, herhangi bir hukuk kuralının kamu hukukuna mı, yoksa özel hukuka mı girmekte olduğunu tespitte, bazıları bu hukuk kuralının amacına, bazıları ise mahiyetine bakılmak gerektiği fikrini ileri sürmektedirler. Bu konuda doktrinde sürdürülen tartışmalar üzerinde durmak yerine, bizim de katıldığımız modern görüşü açıklamakla yetinmek istiyoruz.
Kişilerin birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen hukuk kurallarının özel hukuka girmekte olduklarında herhangi bir duraksama (tereddüt) yoktur; çünkü bu ilişkilerde taraflar eşit durumdadırlar. Eşitler arası ilişkiler özel hukuk tarafından düzenlenir. Duraksama (tereddüt), kamu hukukunda ortaya çıkmaktadır; çünkü devlet ile herhangi bir kişi arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları, kişiler arasındaki ilişkileri düzenlemekte olan hukuk kurallarından farklıdır. Acaba bu kurallar her halde mutlaka da kamu hukukuna mı gireceklerdir?
Modern görüşe göre, devletin bir kişi ile olan ilişkisini düzenleyen herhangi bir hukuk kuralının mutlaka kamu hukukuna girmesi gerekmez. Burada dikkat edilecek husus, devletin bu ilişkiye ne sıfatla katılmakta oluşudur. Eğer devlet bu ilişkiye üstün bir otoritenin, yani kamu gücünün (amme iktidarının) sahibi olarak katılıyor ve böylece ilişkinin tarafları arasında eşitlik değil, bir altlık-üstlük durumu söz konusu oluyor ise, “Bu ilişkiyi düzenleyen hukuk kuralı kamu hukukuna girer.” diyeceğiz. Nitekim kamulaştırmada (istimlâkta) durum böyledir. Gerçekten devlet, kamu yararı (amme menfaati) düşüncesiyle bir kişinin taşınmazını, örneğin yol açmak veya çocuk bahçesi yapmak amacıyla bir kimsenin arsasını, takdir edilen bedelini ödemek suretiyle onun elinden almaktadır. Kamulaştırmada devlet, ilişkiye kamu gücünün sahibi olarak girmekte olduğundan, karşısındaki kişi taşınmazının mülkiyetini devlete devretmek istemese bile sonuçta gene de devretmek zorunda kalacaktır; “Bu arsa bana lazım, onu devretmek istemiyorum.” diyemez.
Eğer devlet, herhangi bir kişiyle olan ilişkisinde kamu gücünün sahibi olarak bulunmuyor ve böylece ilişkinin tarafları arasında bir eşitlik söz konusu oluyor ise, o takdirde bu ilişkiyi düzenlemekte olan hukuk kuralının kamu hukukuna değil, özel hukuka girmekte olduğunu kabul edeceğiz. Nitekim devlet bazı ihtiyaçlarını karşılamak üzere kişiler ile çeşitli sözleşmeler yapar. Örneğin devlet, kamu kuruluşlarının yakıt ihtiyacını karşılamak üzere bir kömür tüccarından kömür satın alır; çalıştırdığı personel için bir terziye tek tip elbise diktirir; bir kamu kuruluşunun yer ihtiyacını gidermek üzere bir kişiden binasını kiralar vs. Bu tür hukuki işlemlerde devlet, kamu gücünün sahibi olarak değil, alelade bir kişi, bir vatandaş gibi ortaya çıkmaktadır. Diğer bir deyişle, bu hukuki işlemler tamamen, eşitler arası bir işlem olarak yapılmaktadır; burada devletin, karşısındaki kişiye istediğini zorla kabul ettirmek yetkisi yoktur, onunla anlaşabilirse sözleşme yapılmış olur, anlaşamazsa bir başkasına başvurmak zorunda kalır. O halde, bu ilişkileri düzenleyen hukuk kuralları özel hukuka girerler.
Demek oluyor ki, devletin katıldığı ilişkileri düzenlemekte olan hukuk kurallarını her zaman kamu hukukuna giren kural saymak doğru olmaz. Bu kuralların kamu hukukuna girebilmesi için, devletin ilişkiye kamu gücünün sahibi sıfatıyla katılmakta olması gerekir.


(Toplam Oy : 2, Ortalama : 8.5 )
















Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın