Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
19.12.2014
Ders: İdare Hukuku      Ünite 7      18 Nisan 2010 Ara     

Kamu Hizmetlerinin Türleri ve Bireyin Durumu

Amaç 3

Kamu hizmetlerinin türlerini farklı açılardan sınıflandırabilmek.

Kamu Hizmetlerinin Türleri

Tekelli – Tekelsiz Kamu Hizmetleri Kamu hizmetleri, konularını oluşturan faaliyetin özel kesime bırakılmasına veya özel kesime tamamen yasaklanmasına göre bir ayrıma tabi tutulabilir. Buna göre, kamu hizmetinin konusunu oluşturan faaliyet özel kesime tamamen yasaklanmış ise, tekelli kamu hizmetlerinden söz edilir. Örneğin, posta, telgraf ve telefon hizmetleri gibi. Buna karşılık, kamu hizmetinin konusunu oluşturan faaliyet özel kesime de bırakılmış ise, yani İdare kamu hizmeti olarak kabul edilen faaliyeti özel kesim ile yan yana yürütüyor ise, tekelsiz kamu hizmetlerinden söz edilir. Örneğin, eğitim hizmetleri, sağlık hizmetleri gibi.

Yürütüldükleri Alana Göre

Kamu hizmetleri yürütüldükleri alana göre, milli kamu hizmetleri ve mahalli kamu hizmetleri olarak ikiye ayrılır. Milli kamu hizmetleri, tüm ülke düzeyinde yürütülen ve dolayısıyla tüm yurttaşların yararlanmasına sunulmuş bulunan kamu hizmetleridir. Örneğin, TCDD’nin yürüttüğü ulaştırma kamu hizmeti milli bir kamu hizmetidir. Buna karşılık, belli bir yörede yürütülen ve sadece o yöre halkının yararlanmasına sunulmuş kamu hizmetleri ise mahalli kamu hizmetleridir.

Bireylerin Yararlanma Biçimlerine Göre

Kamu hizmetlerini bireylerin yararlanma biçimlerine göre de bir ayrıma tabi tutmak mümkündür. Buna göre:

Doğrudan Doğruya ve Bireysel Yararlanma Sağlayan Kamu Hizmetleri

Bireyler, bazı kamu hizmetlerinden idare ile ayrı ayrı ilişki kurmak suretiyle ve doğrudan doğruya yararlanırlar. Örneğin, öğretim, sağlık vs. gibi.

Dolaylı ve Birlikte Yararlanma Sağlayan Kamu Hizmetleri

Bireyler, bazı kamu hizmetlerinden İdare ile bir ilişki içine girmeden ve dolaylı olarak yararlanırlar. Örneğin, bayındırlık hizmetleri.

Konularına Göre

Kamu hizmetlerini konularına göre de bir ayrıma tabi tutmak mümkündür. Buna göre, kamu hizmetleri idari, iktisadi, sosyal ve bilimsel- teknik- kültürel kamu hizmetleri olmak üzere 4 grup altında toplanabilir. Kamu hizmetlerinin konularına göre yapılan ayrımı, kamu hizmetlerinin tabi oldukları hukuki rejimi belirleme açısından da önem taşımaktadır. Gerçekten bu ayrım her bir tür kamu hizmeti içinde kamusal ve özel yönetim usullerinin yerini ve yoğunluğunu da ortaya koymaktadır.

İdari Kamu Hizmetleri

İdari kamu hizmetleri Devletin öteden beri yürüttüğü geleneksel kamu hizmetleridir. Bunlar, iktisadi, sosyal ve bilimsel teknik- kültürel nitelikli olmayan tüm kamu hizmetleridir. Sağlık, eğitim hizmetleri gibi. İdari kamu hizmetleri esas itibariyle Kamu Hukuku kurallarına tabidirler. Bu hizmetlerin yetkileri, usulleri, personeli, mal ve paraları Kamu Hukuku rejimine tabidir. Bu hizmetlere ilişkin işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda çözümlenir. Ancak ayrıksı hallerde bu hizmetler için özel hukuk usullerine de başvurulabilir. Örneğin, bu hizmetler için gerekli araç- gereç temini için özel hukuk sözleşmeleri yapılabilir.

İktisadi Kamu Hizmetleri

İktisadi kamu hizmetlerinin bir kısmı 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ortaya çıkan demiryolları, gaz, elektrik, telefon gibi bireylerin ve topluluklarının mali güçlerinin yetersizliği nedeniyle yürütemedikleri iktisadi ve sınaî nitelikteki faaliyetlerden oluşmaktaydı. Ancak 20. yüzyılın başından ve özellikle 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Devletin ekonomik yaşama müdahalesi sonucu, özel kişilerin sanayi, ticaret, maliye ve tarım alanlarında yürüttükleri faaliyetler de kamu hizmetleri haline getirildi ve özel kişilerle yan yana yürütülmeye başlandı. Gerçi daha eskiden beri yürütülen iktisadi kamu hizmetlerini özel teşebbüs faaliyetlerinden ayırdetmek kolaydır. Ama daha yeni tarihlerde üstlenilen iktisadi kamu hizmetlerinin özel teşebbüs faaliyetlerinden ayırt edilmesi son derece güçtür.

İktisadi kamu hizmetleri çoğu kez özel teşebbüs faaliyetleri ile yan yana yürütüldüklerinden, sınaî ve ticari esas ve usullere uygun olarak yürütülmek zorundadırlar. Bu nedenle, iktisadi kamu hizmetleri, işleyişleri ve dış ilişkileri yönünden esas itibariyle özel hukuk kurallarına tabidirler. Bununla beraber, iktisadi kamu hizmetleri bazı unsurları ve amaçları yönünden özel teşebbüs faaliyetlerinden farklıdırlar. Bir defa, bu kamu hizmetleri kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak bir idari işlem ile kurulurlar. Malları Devletçe veya kamu tüzelkişilerince sağlanır ve kamu malı niteliğindedir. Personelinin bir bölümü İdare ajanıdır. Tüm bunlardan da önemlisi bu hizmetler her ne kadar kârlılık ve verimlilik esaslarına göre yürütülmekte ise de bu hizmetlerin asıl amacı kâr elde etmek değil ve fakat toplumsal gereksinimleri karşılamak suretiyle kamu yararını sağlamaktır. İşte tüm bu nedenlerle işleyiş ve dış ilişkileri yönünden özel hukuk hükümlerine tabi tutulmuş olan iktisadi kamu hizmetlerine belli ölçüde kamu hukuku kuralları da uygulanır. Örneğin, kamu hizmetlerine egemen olan süreklilik, düzenlilik, değişkenlik, nesnellik ve eşitlik ilkeleri iktisadi kamu hizmetleri için de geçerli olduğu gibi, bu hizmetlere ilişkin kamulaştırma, ceza kesme, idari sözleşme yapma gibi kamusal yetki ve usuller de kabul edilmektedir.

Sosyal Kamu Hizmetleri

Sosyal kamu hizmetleri, Devlet ve öteki kamu tüzelkişileri tarafından öteden beri yürütülen emeklilik ve fakirlere yardım gibi faaliyetlerin yanı sıra, özellikle 2. Dünya Savaşından sonra gelişmeye başlayan çalışma düzenine ve sosyal güvenliğe ilişkin faaliyetlerdir. Sosyal kamu hizmetlerinden bir kısmı Devletin tekeli altındadır. Örneğin, iş ve işçi bulma hizmetleri. Buna karşılık, sosyal kamu hizmetlerinin bir kısmı ise özel teşebbüs ile beraber yürütülmektedir. Örneğin, işçilerin sosyal güvenlik işleri ile özel sigorta şirketlerinin yaptıkları hastalık, kaza ya da hayat sigortaları arasında büyük benzerlik vardır.

Memurların emeklilik işleri dışında, sosyal kamu hizmetleri salt pratik mülahazalarla özel hukuk rejimine tabi tutulmuşlardır. Bununla beraber, sosyal kamu hizmetleri de, tıpkı iktisadi kamu hizmetleri gibi, kimi unsurları ve amaçları yönünden özel kesim faaliyetlerinden farklı olduklarından, belli ölçüde kamu hukuku kurallarına da tabi tutulmuşlardır. Hatta sosyal kamu hizmetlerine kamu hukuku kurallarının uygulanması, iktisadi kamu hizmetlerine oranla çok daha yoğundur. Zira sosyal kamu hizmetlerinin kamu yararı amacı daha belirgin olduğu gibi, bu hizmetlerde kârlılık ve verimlilik kaygısı da hiç rol oynamaz. Ayrıca sosyal kamu hizmetleri çoğu kez, örneğin, sosyal güvenlikte olduğu gibi, ilgililer için katılma zorunluluğu da öngörür.

Bilimsel – Teknik – Kültürel Kamu Hizmetleri

Bilimsel- teknik- kültürel kamu hizmetleri, İdarenin yakın zamanlarda genellikle özel faaliyete konu olan bilimsel ve teknik araştırmalara, müzik, resim vs. gibi sanat ve kültür hareketlerine el atması sonucu ortaya çıkmış olan kamu hizmetleridir. Toplum yaşamında oynadıkları önemli rol nedeniyle kamu hizmeti haline getirilmiş bulunan bu faaliyetler, nitelikleri gereği, idari kamu hizmetlerinin örgüt biçimleri, görev ve yetki kuralları, usulleri ve işleyişleri ile bağdaşmazlar. Bu kamu hizmetleri, kamu hukukunun katı kalıpları içinde yürütülemezler. Bu nedenle, bu kamu hizmetleri için özerk kuruluşlar, bağımsız personel ve daha serbest usuller ile geniş maddi olanakların kabulü zorunlu olmuştur. Gene bu nedenle, bu kamu hizmetleri için özerklik ilkesini esas alan ve daha serbest hareket olanaklarına ve usullerine yer veren kamusal özel yönetim biçimlerinin karması sayılabilecek bir hukuk rejimi öngörülmüştür.

Sıra Sizde 2

Kamu hukuku kuralları hangi tür kamu hizmetine daha yoğun olarak uygulanmaktadır?

Bireylerin Kamu Hizmetleri Karşısındaki Durumları

Amaç 4

Bireylerin kamu hizmetleri karşısındaki durumlarını saptayabilmek.

Bireyler kamu hizmetleri karşısında ya hizmetten yararlanandırlar ya da hizmetten yararlanmaya aday durumdadırlar. Süreklilik, değişkenlik, nesnellik- eşitlik ilkeleri tüm kamu hizmetleri için geçerli olduklarından, hizmetten yararlanan veya yararlanmaya aday durumunda olan bireylerle kamu hizmetleri arasındaki ilişkiyi büyük ölçüde etkilerler. Ancak kamu hizmetlerinin kamusal ya da özel yönetim usullerine tabi tutulmuş olmalarına göre, bireylerin kamu hizmetleri karşısındaki durumları da bazı farklılıklar göstermektedir.

Kamusal Yönetim Usullerine Tabi Hizmetler Karşısında Bireylerin Durumları

Bireyler, esas itibariyle kamusal yönetim usullerine göre yürütülen kamu hizmetleri, özellikle idari kamu hizmetleri karşısında, hem hizmetten yararlananlar ve hem de yararlanmaya adaylar olarak kamusal- nesnel bir hukuki duruma sahiptirler. Bu hukuki durum, hizmeti kuran ve düzenleyen hukuk kurallarınca düzenlenmiştir. Bireylerin bu hukuki durumlarının bir gereği olarak, söz konusu hizmetler İdare ile bireyler arasında yapılacak bir anlaşma veya sözleşmeye konu olamazlar. Bu nedenle de, bireyler aday statüsünden hizmetten yararlananlar statüsüne bir sözleşme ile giremezler.

Bireyler, gene bu hukuki durumlarının bir gereği olarak, yararlanmaya aday statüsünde iken bu hizmetlerden eşitlik ilkesi uyarınca yararlanmayı talep edebilecekleri gibi, yararlananlar statüsüne girdikten sonra da hizmetin düzenli ve gereği gibi işlemesini İdareden talep etmek hakkına sahiptirler. Ayrıca bireyler, bu hizmetlerden yararlanmalarına engel olan idari işlemlerin hukuka aykırılığını ileri sürerek iptal davası açabilecekleri gibi; hizmetin düzenli ve gereği gibi işlememesi dolayısıyla bir zarara uğradıkları takdirde, tam yargı davası açarak zararlarının İdarece tazminini de talep edebilirler.

Özel Yönetim Usullerine Tabi Hizmetler Karşısında Bireylerin Durumları

Bireylerin esas itibariyle özel yönetim usullerine tabi kamu hizmetleri, özellikle iktisadi kamu hizmetleri karşısındaki durumlarının ilk bakışta bir ticari işletmenin müşterileri ile olan ilişkisine benzeyen ve sözleşmeye dayanan bir ilişkiden ibaret olduğu söylenebilir. Ancak bu hizmetler de belli ölçüde kamu hukuku kurallarına tabi tutulmuş olduklarından, söz konusu ilişki alelade bir sözleşme ilişkisi sayılamaz.

Şöyle ki; bireyler bu hizmetlerden yararlanmaya aday iken kamusal- nesnel bir hukuki duruma sahiptirler. Dolayısıyla eşitlik ilkesi uyarınca hizmetten yararlanmayı İdareden talep edebilecekleri gibi, hizmetten yararlanmalarını engelleyen idari işlemlerin de hukuka aykırılığını ileri sürerek iptal davası açabilirler. Bireyler hizmetlerden yararlananlar statüsüne bir sözleşme ile girerler. Ancak abonman sözleşmesi olarak adlandırılan bu sözleşme her bir birey için farklı hükümler taşımaz. Bu sözleşme, hüküm ve şartları düzenleyici işlemlerle belirlenen bir sözleşme olması dolayısıyla aslında bir iltihakı (katılma) sözleşme olup, tüm bireyler için aynı hüküm ve şartları taşır. Bu nedenle, bireyler özel yönetim usulleri ile yönetilen hizmetler karşısında, yararlananlar olarak özel- nesnel bir hukuki duruma sahiptirler. Bu hukuki durum kamusal unsurlar taşımasına rağmen, yararlananların sayısının çokluğu nedeniyle, bu hukukî durumdan (abonman sözleşmelerinden) doğan uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenmektedir.