Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
27.11.2014
Ders: Sosyal Psikoloji      Ünite 2      30 Ekim 2010 Ara     

İzlenim Oluşturma

Çok sınırlı bilgi ve ipuçlarına dayanarak birisi hakkında izlenim oluşturmaya çalışmak; biz insanlardaki, önemli evrensel bir eğilimdir. İnsanlar, yalnızca bir kaç dakika gördükleri bir kişinin (hata fotoğrafın) çok sayıda özelliği hakkında yargılarda bulunmak eğilimindedirler. Örneğin bir tanıdığınızın, yaşlı bir insanı karşıdan karşıya geçirmesini gördüğünüz anı unuttuktan çok zaman geçtikten bile, o arkadaşınızı yardımsever ve nazik olarak hatırlarsınız. Demek istediğim, bir izlenime dayalı olarak yaptığımız kişilik çıkarımları, bu durumda, hızla, neredeyse kendiliğinden, bir insan hakkında minimal bilgi üzerinde yapılır ve uzun zaman sonra da değişmezler. Aşağıda bu izlenimlerimizi nasıl oluşturduğumuzu tartışacağız.

İzlenim Oluşturma Fiziksel Özelliklerden Etkilenir

Karşılaştığınız bir kişinin görünüş, davranış, hatta jestler gibi gözlenebilir özelliklerinden; hızla, onun nasıl bir insan olduğuna ilişkin çıkarımlarda bulunmaya yöneliriz.

Fiziksel İpuçları

İnsanların özellikleriyle ilgili izlenimlerin ilk belirleyicisi, onların görünüşleri ve davranışlarıdır. Bu ipuçları, dikkate değer şekilde ayrıntılı izlenim edinmemizi sağlarlar. Örneğin bir kimsenin yüzündeki sakalın biçimine bakarak, onunla ilgili pek çok yargıya varılabilir.

İlk karşılaştığımız birisindeki fiziksel özelliklerin, sizde uyandırdığı izlenimleri anımsamaya çalışın.

Ayırıcı Özellik

Ayırıcı özellikten kastımız, kişide ilk bakışta göze çarpan özelliktir. Bu ayırıcılı dikkat çekiciliği nedeniyle de, izlenim edinme üzerinde son derece etkilidirler. Örneğin yeni başladığınız iş yerindeki oda arkadaşınız koltuk değneğiyle yürüyorsa, onunla ilgili ilk izlenimimiz ne giyimi, ne saç biçimi, ne cinsiyeti olur. Sadece fiziksel engelidir.

İnsanlardaki ayırıcı özellikle yukarıdaki örnekte olduğu gibi fiziksel görüntüyle ilgili olabileceği gibi, kişinin tutum ve davranışıyla ilgili de olabilir. Örneğin bir toplantıda en önde oturup, fırsat geldikçe sorular soran birinin davranışı, toplantı üzerinde egemenlik kurmak istemesi olarak algılanır. Ayırıcı özelliğin izlenim edinmedeki belli başlı etkileri şunlardır: Birincisi, ayırıcı özellikler daha çok dikkat çeker. İkincisi, ayırıcı özelliğe sahip insanların, bulunulan toplumsal bağlamda daha etkili olmak istiyor gözükmeleri, nedensellik algılarımızı etkilemektedir. Bir üçüncü etkisi, bireydeki ayırıcı özellik bir sosyal grubun özelliği ise, grubun öteki bütün özellikleri o kişiye atfedilir. Diyelim ki, kişideki ayırıcı özellik uyuşturucu bağımlılığı ise, bağımlıların öteki bütün özelliklerini taşıdığı izlenimi oluşur.

İzlenim Oluşturma Karşıdakinin Ait Olduğu Sosyal Kategoriden Etkilenir

Cinsiyet, ırk ve sosyal sınıf gibi sosyal kategoriler de algılamamızı etkiler. Biz başkalarındaki ayırıcı bir özelliğe tepki verirken, çok kez onu, bir grup veya kategorinin parçası olarak algılarız. Örneğin, parktaki tıraşsız, kirli-pasaklı, yırtık ayakkabılı ve alışveriş torbası taşıyan bir adamı, sadece farklı birisi olarak görmez, onu hemen bir evsiz olarak kategorize ederiz. Bir basketbol maçına gittiğimizde, genellikle insanları hemen şu beş sosyal gruptan biri olarak görürüz; takım üyeleri hakemler, amigolar ve gözlemciler, gazeteciler.

Kategorizasyon veya gruplama işlemi çok hızlı ve otomatiktir; zaman veya düşünce gerektirmez. Kategorilere ayırma, en kaba düzeyiyle, görünüşteki doğal benzerliklere göre yapılır. İnsanları genellikle kültürel olarak tanımlanmış farklar olan fiziksel karakteristiklerine (saç uzunluğu, makyaj, giyim tarzı) göre “erkek” veya “kadın” olarak tanımlama eğilimi gösteririz. Kategorizasyonun sonuçları nelerdir? Bir bireyin belli bir kategorinin üyesi olduğuna karar verdiğimizde, onunla ilgili yargılarımızda, kategoriye ait şemalarımızı kullanırız. Şemalar konusu “sosyal biliş” ünitesinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

İzlenim Oluşturma Bağlamdan Etkilenir

İzlenimlerimiz, karşılaşılan bağlama bağlı olarak da değişmektedir. Örneğin çok çekici bir yüzün fotoğrafı gösterildiğinde; hemen sonra gösterilen daha az çekici bir yüz; olduğundan daha az çekici görünür. Tersi de olabilir: Çok çirkin bir fotoğraftan hemen sonrasında gösterilen normal güzellikte bir resim, olduğundan daha güzel olarak algılanır. Buna zıtlık etkisi denilmektedir. Buna karşılık çok çekici birinin fotoğrafıyla, daha az çekici birinin fotoğrafı birlikte gösterilmesi; az çekici olanın, olduğundan daha çekici olarak algılanmasını sağlayacaktır. Buna da benzeştirme etkisi denilmektedir.

İzlenim Oluşturma Bilişsel Yükten (Meşguliyet) Etkilenir

Bir insanın başkası hakkında oluşturduğu izlenim; o kişinin, o andaki meşguliyetinden fazlaca etkilenir. Başkaları hakkında izlenim oluştururken, aklımızın başka şeylerle meşgul olmaması ve dikkatimizi o insanın davranışı üzerinde yoğunlaştırmamız gerekir. Ne var ki, çok kez kafamızda bin bir düşünce vardır: İşimizle, ailemizle, geleceğimizle geçimimizle, çeşitli ilişkilerimizle ilgili pek çok düşünce ve duyguyla meşgulüzdür. Kafa meşguliyeti; insanlar hakkında yüzeysel, eksik, yanlış izlenimlerdir. Meşgul olduğumuz zaman, başkalarının bireysel niteliklerini aynı ve değişmez olduğunu düşünürüz. Örneğin bir profesörün anlattığı sıkıcı bir dersi dinlerken, onun rolünün onu böyle yaptığını düşünmek yerine; onun her zaman boş ve sıkıcı olduğunu düşünebiliriz.

İzlenim edinmede meşguliyetin ne demek olduğunu; “kör filin hangi organını tutarsa; fili o organ olarak tanımlar” ifadesi ile ilişkilendirilebilir misiniz? Nasıl?

İzlenim Oluşturma Sözel Olmayan Davranışlardan Etkilenir

Bizim başkalarıyla ilgili ilk izlenimlerimizin kaynağı; çok kez, duygu ve niyetlerin iletimindeki sözsüz davranışlardır. Bir kimsenin bir başkası selam verdiğinde gülümseyip gülümsememesi; yürürken zıp zıp zıplaması ya da kararlı oluşu; el-kol hareketlerinin abartılı ya da sınırlı gözükmesi; bir gün için birlikte olduğumuz birisini değerlendirmede kullanacağımız modeli oluşturmamızda önemli bilgiler sağlar. En önemli sözsüz iletişim kanalımız yüz ifadeleri ve vücut hareketleridir.

Yüz İfadeleri

Ünlü Romalı hatip Çiçero, bundan iki bin küsur yıl önce, “yüz, ruhun görüntüsüdür” demiş. Dilimizdeki “yüzünde meymenet yok”; ya da “içinin kötülüğü yüzüne vurmuş” deyimleri de, kötü olarak düşünülen insanlar için kullanılır. Çiçero’dan yıllar sonra Çarls Darvin (1872. Aktaran: Franzoi, 2000), “yüz ifadelerinin” sadece iletişimde önemli bir rol oynamadıklarını; belli duygusal ifadelerin doğuştan olduğunu ve dünyanın her yanında anlaşılabildiğini söylemiştir. Yapılan araştırmalar; insanların, hangi toplumdan olurlarsa olsun; 6 temel duyguyu doğru bir şekilde tanıyabildiklerini göstermektedir: Mutluluk, şaşkınlık, kızgınlık, üzüntü, korku ve iğrenme.

Darvin’e göre yüz ifadelerine bakarak insanların duygularını anlama yetimiz, bizim türümüzde genetik olarak vardır ve bizim için yaşamsal öneme sahiptirler. Bu yeti, türlerin yaşamasına nasıl yardımcı olabilir? Olası yanıtlardan birisi, duyguların anlaşılması, yalnızca insanların davranışsal niyetlerini (bana zarar mı verecek?) kestirmede değil; aynı zamanda karşımızdakinin çevrede olup biteni nasıl algıladığını anlamamıza da yardımcı olmaktadır. (Niçin korkuyorlar? Bu ortamda herkes tehlikede midir?).

Vücut Hareketleri

Yüz anlatımlarının yanı sıra, bir bütün olarak vücut da zengin bilgi kaynağıdır. Genç bir insanın yürüyüşü ile bir yaşlınınkini düşününüz. Ya da bezgin ve neşeli birinin yürüyüşünü… Sinirli insanların sık sık vücutlarının bir yerlerine dokunduklarını, kaşındıklarını bilirsiniz. Dolayısıyla yüz ifadelerine ek olarak vücut hareketleri de, izlenin edinme süreci üzerinde etkili olabilecek çok çeşitli bilgiler içermektedir.

Her ne kadar paylaşılan birçok vücut hareketinin ne anlama geldiği konusunda görüş birliği varsa da; aynı fiziki davranışa farklı kültürlerden gelen insanların farklı anlamlar yükleyebildiği de gerçektir. Acaba insanlar, sözel olmayan işaretleri kullanmada farklılık göstermekte midirler? İnsanlar izlenim oluşturmada sözel olmayan davranışların önemli olduğunun farkında oldukları için, kendilerinin sunum stratejilerinde sözel olmayan işaretleri de kullanmaktadırlar. Örneğin, bitimiz kadar sevmediğimiz insanlara gülümsemek zorunda kaldığımız çok olmuştur. Ya da bilerek bazı kimselere soğuk, kızgın, uzak davranırız. Görmezlikten geliriz kimilerini… Bu sözsüz iletişim davranışlarının kadına ve erkeğe özgü olanları vardır ve biz bunları bebeklikten başlayarak toplumsallaşma süreci içerisinde öğreniriz.

Araştırmalar, sözsüz iletişimi kodlarını anlamada, kadınların erkeklerden daha usta olduklarını göstermektedir. Bu cinsiyet farklılığı, yüz ifadelerinin anlaşılmasında çok daha belirgindir. Bu farklılığın nedeni, kadın ve erkeğin toplumsal yaşamda yüklendikleri rollerin farklılığından kaynaklanmaktadır. Kadınların toplumsal rolleri, onların daha çok eğitici, arkadaşça ve duyarlı olmalarını gerektirirken; erkeklerin toplumsal rolleri, onların daha baskıncı, saldırgan ve duygularını belli etmemeye zorlamaktadır.

Sözel olmayan davranışları nedeniyle, tanıdığınız insanlar var mı? Bunları nasıl insanlar olarak niteliyorsunuz?

“İzlenim Oluşturma” için 1 cevap

  1. [...] İzlenim Oluşturma İzlenimleri Bütünleştirme Atfetme-Yükleme Yargıların Doğruluğu Özet Test Soruları Yaşamın İçinden Başvuru Kaynakları [...]

Bir Cevap Yazın

*