Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
23.09.2014
Ders: İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku      Ünite 1      20 Nisan 2010 Ara     

İş Hukukunun Temel İlkeleri

Öğretide; iş hukukuna egemen olan ilkeler; “işçinin korunması”, “işçiyi koruma ve yardım”, “işçinin kişiliğinin tanınması”, “işçilerin yönetime katılmaları”, “bireysel hukukun toplu hukuka dönüşmesi”, “toplu iş hukukunda tarafların özerkliği”, “nisbi emredici hukuk kuralları”, “işçi lehine yorum” olarak ifade edilerek sıralandırılmaktadır (Çelik, N. (2003), s. 4-6; Işıklı, A. (2003), s. 4-6; Güven, E. – Aydın, U. (2004), s. 8-9). Bunlar arasında yer alan ve genelde kabul gören işçinin korunması ve işçi yararına yorum ilkelerini ayrı başlıklar altında ele alarak açıklayalım.

İşçinin Korunması İlkesi

İş hukuku, sanayiin gelişmesiyle birlikte çoğalan işçi statüsü altında çalışanları, iş ilişkileri ve yaşamında korumak amacıyla doğmuş olan bir hukuk dalıdır. İşçiyi koruma düşüncesinin temelinde bulunan nedenler, önceki dönemlere göre nitelik değiştirmiş olmakla birlikte, geçerliliğini günümüzde de sürdürmektedir.

Çünkü iş sözleşmesinin konusunu, insanın fiziksel ya da düşünsel işgücü oluşturur. Bu özelliği nedeniyle iş sözleşmeleri, başka sözleşme türlerinden ayrılarak öne çıkar. Günümüzde geçerli ahlâk ve hukuk anlayışları, bu özelliği nedeniyle iş sözleşmelerinin başka sözleşmelerden farklı biçimde düzenlemesini öngörür.

Şöyle ki; daha önce verilen bilgilerden de hatırlanacağı üzere işçiler işverene hukuki, teknik ve ekonomik yönden bağlı olarak iş görürler. Üretim araçlarına sahip değillerdir. Ücretleri, kendilerinin ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin yaşam düzeylerini belirleyen çoğu kez tek gelirleridir. Bu bağlamda ekonomik yönden sahip oldukları güç, işverenlere göreli bir üstünlük kazandırır. Bu gücün işçiler üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılma olasılığı her zaman vardır. Çalışma yaşamını düzenleyen hukuk kuralları yaratılırken, işçi statüsünde çalışanların bu özellikleri göz önünde tutulur. İşçiyi koruma ilkesi, iş hukukunun bu işlevini ifade eder. Bu ilkenin temelinde, işçi ile işveren arasında gerçek bir hukuki eşitliğin, işçinin özel hukuki düzenlemelerle korunması yoluyla kurulabileceği düşüncesi yer alır. Nitekim iş hukuku kurallarına egemen olan bu anlayış nedeniyle bu hukuk dalı önceleri işçi hukuku ya da işçileri koruma hukuku olarak da adlandırılmıştır.

Ancak unutulmaması gerekir ki, bu düşünce biçimi kamu yararı ile çelişmediği sürece geçerli olabilir. Bu nedenle de bir ülkenin olanakları ve koşulları, işçinin korunması ilkesinin sınırlarını çizer. Örneğin ulusal ekonominin taşıyamayacağı bir ücret ya da iş süresi uygulamasının, son bağlamda işçilerin de olumsuz yönde etkileneceği koşulları beraberinde getireceği açıktır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 65 inci maddesinde de “Devlet, sosyal ve ekonomik alanlarda Anayasa ile belirlenen görevlerini, ekonomik istikrarın korunmasını gözeterek, mali kaynaklarının yeterliliği ölçüsünde yerine getirir” denilerek, bu yaklaşım ile uyumlu bir hüküm getirilmiştir.

İşçi Yararına Yorum İlkesi

İş hukuku kuralları işçinin iş ilişkileri ve yaşamında korunması yönünden hiç kuşkusuz büyük önem taşır. Ancak çalışma yaşamının değişken bir yapısı vardır. Yeni koşullar, yeni konular, yeni gereksinimler sürekli olarak yeni hukuki düzenlemeleri gerektirir. Bunları önceden kestirip, hukuki düzenlemelere yansıtabilmek çok güçtür. Bu nedenle mevzuat hükümleri, iş ilişkilerinin tüm yönleriyle eksiksiz olarak düzenlenmesinde bazen yetersiz kalabilir, boşluklar doğabilir. Ayrıca yürürlükteki hukuki düzenlemeler, bazı konularda açık hükümlere yer vermemiş de olabilir. İşçi yararına yorum ilkesi işte bu koşullar altında geçerlilik kazanır.

Şöyle ki; eğer yargı sürecinde mevzuatın yeterince açık olmayan bir hükmünün yorumlanması gerekiyorsa, bu hüküm işçinin yararı gözetilerek, işçi lehine karara bağlanır. Örneğin; niteliği ile ilgili olarak kanun hükümlerinde açık bir hüküm bulunmamasına karşın, ülkemizde asgari ücretler bu ilke çerçevesinde parasal olarak ödenmekte ve bu yöndeki yargı kararları Yargıtay tarafından da onaylanmaktadır. Bir hukuki düzenlemenin işçi yararına yorumlanabilmesi, mevzuatta açık ve seçik bir hükmün bulunmaması koşuluna bağlıdır. Bu nedenle mevzuat hükümleri, hukuki düzenlemenin özüne ya da sözüne aykırı sonuç doğuracak biçimde işçi yararına yorumlanamaz.

“İş Hukukunun Temel İlkeleri” için 2 cevap

  1. [...] This post was mentioned on Twitter by NotOku. NotOku said: İş Hukukunun Temel İlkeleri http://goo.gl/fb/XIUSK [...]

  2. rretre diyor ki:

    bu kadar sey demişsiniz diğerleri nerde

Bir Cevap Yazın

*