Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
31.10.2014
Ders: Hukuka Giriş      Ünite 5      6 Mart 2010 Ara     

Hukukun Kaynakları: Yardımcı Kaynaklar

Amaç 4

Hukukun yardımcı kaynaklarının neden ibaret bulunduğunu ve bunların bir olaya uygulanmaktaki etkilerinin ne olduğunu ortaya koyabilmek

Yukarıda incelediğimiz yazılı kaynaklar hakimin hukuki bir anlaşmazlığı çözümlerken başvurmak zorunda olduğu kaynaklardır. Örf ve adet hukukundan oluşan yazısız kaynağında bazı hukuk alanları, örneğin ceza hukuku dışında mecburilik niteliği vardır. Başka bir deyimle, hakim önüne gelen bir anlaşmazlığı çözümlemeye yarayacak hukuk kuralını önce yazılı kaynaklarda, daha sonra da yazısız kaynakta aramak zorundadırlar. Mecburi nitelikteki bu kaynakların dışında hakimin başvurabileceği başka kaynaklar da vardır. Bu kaynaklar hakime anlaşmazlığı çözümlerken yardımcılık ettiklerinden dolayıdır ki bunlara “yardımcı kaynaklar” denilmektedir.

Yardımcı kaynaklardan biri bilimsel görüşler, diğeri ise yargısal kararlardır. Hakim, önüne gelmiş olan bir anlaşmazlığı çözümlerken bu kaynaklara mutlaka başvurmak zorunda olmayıp dilerse bunlardan faydalanabilir; yani bu kaynaklar mecburi nitelikte kaynaklar değildir. Nitekim Medeni Kanunumuz m. 1/III’te “ha kim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanılır” demek suretiyle bu kaynakların mecburi olmadığını belirtmektedir. O halde hakim, dilerse bilimsel görüşlerden ve yargısal kararlardan oluşan yardımcı kaynağa başvurabilecek ve önüne gelmiş olan anlaşmazlığın çözümlenmesinde ondan yararlanabilecektir. Buna karşılık başka bir hakim, hukuki anlaşmazlığı yardımcı kaynaklara hiç başvurmaksızın da bir sonuca bağlayabilecektir.

Sıra Sizde

Yardımcı kaynakları diğer kaynaklardan ayıran özellik nedir?

Bilimsel Görüşler

Bilimsel görüşler, genellikle tartışmalı olan hukuki konularda hukuk bilginlerinin ileri sürmüş oldukları görüş, düşünce ve kanaatlerdir. Buna doktrin veya öğreti de denilmektedir.

Hukuk bilginlerine düşen görev, pozitif hukuku açıklamak, hukuk kurallarının asıl amaçlarını ortaya çıkarmak, yani onları yorumlamaktır. Hukuk bilginleri bu görevlerini yerine getirirlerken herhangi bir hukuki sorun hakkındaki görüş ve düşüncelerini belirtirler. Bunu da çeşitli biçimlerde yaparlar. Ya bu sorunu özel bir konu olarak ele alıp derinlemesine bilimsel bir çalışma yaparak vardıkları sonuçları monografik eserlerde açıklarlar veya yayınladıkları sistematik eserlerde bu soruna da değinerek görüşlerini belirtirler.

Bilimsel görüşlerin pozitif hukukun gelişmesinde büyük önemi vardır; çünkü hukuk bilginleri mevcut bir hukuk kuralını olması lazım gelen hukukun (tabii hukukun) ilkelerine göre değerlendirirler, o hukuk kuralını günün ihtiyacına cevap verecek biçimde yorumlamaya çalışırlar veya onun değiştirilmesini önerirler. Bu itibarladır ki, hakimler bilimsel görüşlerden büyük ölçüde yararlanabilirler. Nitekim son yıllarda hakimlerimizin, özellikle Yargıtay’ımızın bu yola gitmekte olduğu ve kararlarında bilimsel görüşlere de atıfta (yollamada) bulunduğu görülmektedir ki, bu hukukumuzun gelişmesi bakımından sevinilecek ve takdir edilecek mutlu bir olaydır.

Bilimsel görüşler sadece hukuku uygulayanlara değil, fakat aynı zamanda kanun koyucuya da ışık tutar. Gerçekten, kanun koyucunun bir hukuk kuralı koyarken bu konuda hukuk bilginleri tarafından ileri sürülmüş olan görüş ve düşüncelere başvurmasında büyük yarar vardır; çünkü Atatürk’ün de belirttiği gibi “Hayatta en hakiki mürşit (yol gösteren) ilimdir”.

Sıra Sizde

Bilimsel görüşler veya doktrin ne demektir? Bilimsel görüşlerin ne yararı vardır?

Yargısal Kararlar

Yargısal kararlar, mahkemelerin vermiş oldukları kararlarda bir sorunun çözümlenmesi ile ilgili olarak kabul edilmiş olan ilkeleri yansıtırlar, benzer bir sorunun çözümlenmesinde yardımcı bir rol oynarlar. Bir hakim, önüne getirilmiş olan herhangi bir hukuki anlaşmazlığı sonuca bağlarken, buna benzer bir anlaşmazlığı daha önce sonuca bağlayan herhangi bir mahkeme kararının mevcut olup olmadığını araştırır ve böyle bir kararın mevcudiyetini tespit ettiği zaman ondan yararlanabilir. Ancak, tekrar belirtelim ki, mahkeme kararlarının, yani yargısal kararların hakimleri bağlayıcı niteliği yoktur. O halde bir hakim, önüne getirilmiş olan anlaşmazlığı daha önce benzeri bir anlaşmazlıkla ilgili olarak verilmiş bulunan yargısal kararlara uygun biçimde sonuca bağlamak zorunda değildir. Mamafih uygulamada mahkemelerin yargısal kararlara ve özellikle Yargıtay’ın kararlarına büyük ölçüde uymakta oldukları görülmektedir.

Yargıtay’ın daire kararlarının ve hatta genel kurul kararlarının hakimleri bağlayıcı niteliği olmamasına karşılık, “içtihadı birleştirme karaları”nın bağlayıcı niteliği vardır. Gerçekten 2797 sayılı Yargıtay Kanunu, içtihadı birleştirme kararlarının bağlayıcı nitelikte olduğunu açıkça belirtmektedir. İçtihadı birleştirme kararları Yargıtay’da “İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu” (Büyük Genel Kurul ve Küçük Genel Kurullar) tarafından verilir ve Resmi Gazetede yayımlanır. İçtihadı birleştirme yoluna, Yargıtay’ın iki dairesinin kararları veya bir dairesinin çeşitli tarihlerde verdiği kararlar arasında bir aykırılık bulunduğu yahut yerleşmiş bir içtihadın değiştirilmesine gerek duyulduğu zamanlar başvurulur.

Sıra Sizde

Yargısal kararların hakimleri bağlayıcı niteliği var mıdır?

“Hukukun Kaynakları: Yardımcı Kaynaklar” için 3 cevap

  1. [...] Kaynak Kavramı Hukukun Kaynakları: Yazılı Kaynaklar Hukukun Kaynakları: Yazısız Kaynaklar Hukukun Kaynakları: Yardımcı Kaynaklar Özet Test Soruları Düşünelim, Tartışalım Yaşamın İçinden Başvuru Kaynakları [...]

  2. aysun diyor ki:

    hukukun yardımcı kaynakları nelerdir? mutlak butlan baştan yok sayılma gibi bir şey oluyor değil mi?

  3. aysun diyor ki:

    bilimsel ve yargısal buldum

Bir Cevap Yazın

*