Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
31.08.2014
Ders: Hukuka Giriş      Ünite 8      16 Mart 2010 Ara     

Gerçek Kişiliğin Sona Ermesi

Amaç 4

Gerçek kişiliğe son veren durumları belirleyebilmek

Gerçek kişilik ölüm ile sona erer (MK. m. 28/I). Gerçek kişiliğe son veren bir başka hal ise, gaipliktir. Bu iki hali ayrı ayrı inceleyelim:

Ölüm

Ölüm, gerçek kişiliği sona erdiren hukuki olaydır. Ölüm ile gerçek kişilik sona erince, ölenin kişilik hakları ve kişiye bağlı hakları da ortadan kalkar; fakat malvarlığı hakları mirasçılarına geçer. Ölen kişinin cesedi bir eşya niteliğine dönüşmez ve hukuki işlemlere konu yapılamaz, örneğin satılamaz. Ancak, bu kişi ölmeden önce düzenlenmiş olduğu bir vasiyetname ile cesedinin bilimsel incelemelerde bulunulmak üzere bir bilim kuruluşuna, örneğin tıp fakültesine verilmesini veya organlarının başkalarının hayatını kurtarmak üzere verilmesini arzu etmişse, mirasçıları onun bu son isteğini yerine getirebilirler. Bir kişinin ölmüş olduğunun ispatı, bundan kendi lehine bir hak çıkaracak olan kimseye düşer (MK. m. 29/I). Ölüm olayı kişisel durum sicilindeki (nüfus kütüğündeki) kayıtlarla veya yasal karinelerle ispat edilebilir. Medeni Kanunumuz bu konuda iki karine kabul etmiştir.

Ölüm Karinesi

“Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır” (MK. m. 31). Bu kimsenin kütüğüne “o yerin en büyük mülkiye amirinin emriyle” ölüm kaydı düşürülür (MK. m. 44). Buna ölüm karinesi denir.

Medeni Kanunumuz, m. 31′de öngörülen koşullarda kaybolan bir kimsenin ölmüş olduğunun ispatında ortaya çıkacak güçlüğü dikkate alarak bu konuda bir karine kabul etmiştir. Gerçekten, örneğin havada infilak edip parçalanarak denize düşen bir uçakta yolculuk etmekte olan ve cesedi de bulunamayan bir kimsenin ölmüş olduğunu ispat etmek, imkansız denecek kadar güçtür. Kanun bu halde ölüm karinesi ile ilgilileri ispat yükünden kurtarmaktadır.

1972 tarih ve 1587 sayılı Nüfus Kanunu da ölüm karinesiyle ilgili bir hüküm içermektedir. Gerçekten, sözü geçen Kanunun 40. maddesine göre, “bir kimse bir geminin torpil neticesinde batması, fırtına kazası, yanma, patlama, çarpışma ve savaş gibi ölümüne muhakkak nazarı ile bakılacak durumlar içinde gaip olup da ölüsü bulunmamış ise, kayıtlı bulunduğu askerlik şubesi veya kıtası komutanlığınca, sivil ise olayın olduğu yer zabıtasınca durum belgelendirildiği takdirde o kimse gerçekten ölmüş sayılarak en büyük idare amirinin emri ile künyesine ölüm kaydı düşürülür… Künyesine ölü işareti verilenlerden sonradan sağ oldukları anlaşılanların mahkemeye başvurarak ölüm kaydının kaldırılması istenmezse, nüfus idaresince genel hukuk bakımından Cumhuriyet Savcılığına bildirilerek ölüm kaydı kaldırtılır”. Nüfus Kanunu ölüm karinesinin geçerli olacağı durumları sınırlı şekilde saymamış, sadece örnek kabilinden belirtmiştir. Bunu, maddede kullanılan “gibi” kelimesinden kolaylıkla anlayabiliriz. O halde sayılan durumlara benzer bir durum, o kimsenin ölümüne kesin gözle bakılacak nitelikte ise, o kimse hakkında da ölüm karinesi geçerli olacaktır. Nüfus Kanunu ayrıca asker ve sivil kişilerden bu durumda bulunanlar hakkında ölüm karinesinin geçerli olabilmesi için, durumun ne şekilde belgelendirileceğini de belirtmektedir.

Sıra Sizde

Sezgin ve Okan 3 yaşında yitirdikleri çocukları Deniz’i aradan on yıl geçmesine karşın bulamamışlardır? Bu durumda ölüm karinesi geçerli olur mu?

Birlikte Ölüm Karinesi

Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır (MK. m. 29/II). Buna birlikte ölüm karinesi denir. Bu karine, özellikle birbirine mirasçı olabilecek kimseler bakımından önem arz eder. Gerçekten, bu durumda olan iki kimse, örneğin bir baba ile bir oğul aynı anda ölmüşlerse, birbirlerinin mirasçısı olamazlar. Eğer biri diğerinden bir süre sonra ölmüşse, öncekinin ölümü sırasında hayatta olduğundan onun mirasçısı olabilecektir. Gerek ölüm karinesi gerekse birlikte ölüm karinesi adi karinelerdir; yani bunların aksi her türlü delil (kanıt) ile ispat edilebilir.

Sıra Sizde

Ünitenin başında verilen örnek olayda Sevil’in anne babası için birlikte ölüm karinesi geçerli olur mu? Neden?

Gaiplik

Gerçek kişiliği sona erdiren durumlardan bir diğeri de gaipliktir. Medeni Kanunumuz gaipliği m. 32 ve devamında düzenlemiştir. MK. m. 32′ye göre, “Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir. ” Nüfus Kanunu da 40. maddesinde gaipliğe ilişkin bir hüküm içermektedir. Sözü geçen maddeye göre, “Savaş halinde askere alınarak memleket içinde veya dışında bir tarafa gönderilip de savaşa katıldığı veya bir çarpışmada bulunduklarına dair şubelerince bir bilgi bulunmadan herhangi bir surette gaip olanlarla, sivillerin ilgilileri Medeni Kanun gereğince mahkemeye müracaatla gaip olan kimsenin ölü veya sağ olduğuna hakim tarafından hükmedilmesini isteyebilir”.

Görüldüğü gibi, bir kimsenin gaipliğine iki halde karar verilebilir: Bunlardan biri, ölüm tehlikesi içinde kaybolma; diğeri ise uzun zamandan beri haber alınamamadır. Ancak, bu durumlarda bir kimsenin gaipliğine karar verebilmek için belli bir sürenin geçmiş olması da gerekir. Nitekim Medeni Kanun, 33. maddesinde bu süreleri, ölüm tehlikesi içinde kaybolma için bir yıl; uzun zamandan beri haber alınamama durumu için ise son haber tarihinden itibaren beş yıl olarak tespit etmiştir. Bir kimsenin gaipliğine karar verebilmek için, o kimsenin ölüm tehlikesi içinde kaybolmuş olması gerekir. Eğer bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılabilecek bir durumda kaybolmuşsa, bu takdirde zaten onun hakkında ölüm karinesi geçerli olduğundan ayrıca gaiplik kararı alınmasına gerek yoktur. Örneğin havada parçalanarak denize düşmüş olan uçakta bulunan bir kimsenin ölümüne kesin gözle bakılabilirse de, ormanda avlanmakta olan bir avcının veya Uludağ’a kayağa gitmiş olan bir sporcunun kaybolması halinde, onların ölümüne ancak kuvvetli olasılık gözüyle bakılabilir.

Kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan kimsenin de ölmüş olması kesin değildir. Bu kimsenin hayatta olması pekala mümkün ve olasıdır. Örneğin çalışmak üzere yabancı bir ülkeye gitmiş olan bir kimseden ailesi ve yakınları uzun süredir haber alamamışlarsa, onun hayat ve akıbeti hakkında endişeye düşebilecekleri gibi, kendilerini ihmal ettiği ve unuttuğu sonucuna da varabilirler. Kanunumuzun aradığı koşullar mevcut ve süreler geçmiş olsa dahi, gaiplik kendiliğinden, yani kanundan ötürü gerçekleşmez. Bunun için mahkemenin “gaiplik kararı” vermesi şarttır. Mahkeme, gaiplik kararını kendiliğinden veremez. Bunun için hakları ölüme bağlı bulunan kimselerden birinin bir talepte bulunması gerekir. Bu talep gaibin Türkiye’deki son yerleşim yeri; eğer gaip Türkiye’de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı bulunduğu yerin mahkemesine yapılır (MK. m. 32/II). Mahkeme, bu talep üzerine gaip hakkında bilgisi olan kimseleri belli bir süre içinde bilgi vermeleri için usulüne göre iki kez yapılan ilanla çağırır. Bu süre ilk ilanın yapıldığı günden başlayarak en az altı aydır (MK. m. 33/III). Yapılan iki ilandan da durumu bilinmeyen kişi hakkında bir bilgi elde edilemezse, mahkeme gaiplik kararı verir (MK. m. 35/I). Bu karar hakimin bildirmesi üzerine nüfus siciline kaydolunur (MK. m. 45).

Gaiplik kararı, o kişinin ölmüş olduğuna bir karine oluşturur. Gaiplik kararı, verildiği andan itibaren değil, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur; yani geçmişe etkili sonuçlar doğurur (MK. m. 35/II).

Sıra Sizde

Ünitenin başında verilen örnek olayda Caner babası için mahkemeden gaiplik kararı alabilir mi? Neden?

Gaiplik kararı ile gaibin (kaybolanın) evliliği kendiliğinden sona ermez. Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez (MK. m. 131/I). Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusu ile birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir (MK. m. 131/II). Kaybolanın eşi, bu yollara başvurmadığı sürece evlilik devam eder. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.

Sıra Sizde

Kaybolanın evliliği ne olur?

Gaibin mirası, ölümde olduğu gibi mirasçılara hemen geçmez. gaibin terekesi mirasçılara teminat karşılığında teslim edilir. Mirasçılar terekeye kanunda belirtilen süre için geçici zilyet olurlar; ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda 5, uzun zamandan beri haber alınamama için 15 yıllık ve her halde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süreler sonunda onu kesin olarak kazanırlar (MK. m. 584).

Sıra Sizde

Gaibin mirası mirasçılara hangi koşullarla geçebilir?

Bir Cevap Yazın

*