Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
23.11.2014
Ders: Davranış Bilimlerine Giriş      Ünite 10      22 Temmuz 2011 Ara     

Gelişim Psikolojisinde Bazı Temel Kavramlar

Gelişme ve Değişme

Gelişim psikologları gelişme sürecini döllenme ile başlayıp yaşam boyu devam eden değişme ve hareket örüntüsü anlamında kullanırlar. Her gelişme bir değişmeyi beraberinde getirirken, her değişme mutlaka bir gelişmeye işaret etmeyebilir. Örneğin, değişme döllenmeden yetişkinliğe kadar olan sürede devamlı bir büyüme ve gelişme örüntüsü içinde ilerlerken (progress), orta yaş ve yaşlılıkta inişe geçme ve gerileme (regress) ile devam eder, giderek bozulmaya (decay) dönüşür ve ölümle sonuçlanır.

Gelişmeye bağlı değişmeler belirli bir düzen ve örüntü içinde meydana gelir ve böylece her yeteneğin gelişmeye başladığı yaş normları oluşturulur. Değişik yaş dönemlerine ilişkin davranış beklentileri, sözü edilen yaş normlarına göre belirlenir. Örneğin, çocuk yürümeyi yaşıtlarıyla aynı yaşta mı yoksa daha önce ya da daha sonra mı öğreniyor? Anladığı sözcük sayısı yaşıtlarıyla aynı mı? Zekâ testlerinde aldığı puan yaş normuna uyuyor mu gibi sorular anılan normlar dikkate alınarak yanıtlanır.

Yukarıda değinildiği gibi gelişimde düzenlilik söz konusudur, ancak her bireyin gelişim örüntüsü aynı hızda oluşmayabilir. Günümüzde bu durum eskiden olduğu gibi bir eksiklik (deficiency) olarak nitelendirilme inektedir. Gelişim örüntüsünün kültürden kültüre, aileden aileye ve aynı ailedeki kişiler arasında farklılaştığı öne sürülmektedir. Aynı ortamda yetişen kardeşler değişik ilgi alanlarına yönelebilmekte yetenekleri, ahlaki değerleri ve sosyal davranış örüntüleri birbirinden tamamen farklı olabilmektedir. Bu nedenle normlara göre değerlendirme yapılırken bireysel ayrılıklar göz ardı edilmeyip, bireysel gelişime gereken önem verilmelidir.

Gelişim Psikolojisinin Amaçları

İnsan gelişimini incelemenin temel amacı, yaşam boyu devam eden değişim sürecini ve doğasını anlamaktır. Hu temel amaç çerçevesinde gelişim psikologları davranış ve yeteneklerde yaşa bağlı olarak meydana gelen değişimleri betimlemeye, açıklamaya, yordamaya ve kontrol altında iyi hale getirmeye çalışmaktadırlar.

Tarihsel gelişimi içinde gelişim psikolojisinin amaçlarında önemli değişiklikler olmuştur. Yirminci yüzyılın başlarında gelişim psikologları yaşa bağlı olarak bireylerde görülen değişiklikleri betimlemişler ve izlenen tipik davranış örüntülerinin yanı sıra bireysel ayrılıklar üzerinde de durmuşlardır.

BebekYirminci yüzyılın ikinci yarısında ise toplumsal baskılar nedeniyle bilim adamları davranış değişikliklerinin nedenlerini nasıl, niçin sorularıyla açıklamaya yönelmişlerdir. Örneğin, geleneksel dil gelişimi çalışmalarında, bebeğin çıkardığı ilk anlamlı heceden 2-3 yaşına kadar olan dönemdeki sözcük dağarcığının gelişimsel sırası ile ilgilenilmekteydi. Günümüzde ise dilin gelişme sürecindeki belirleyiciler araştırılmaktadır.

Bugün gelişim psikologlarının cevap aradığı sorulardan bazıları şunlardır: Çocuğun sosyal sınıfı, zihinsel performansını etkiler mi? Etkilerse nasıl ve niçin etkilemektedir? Özel eğitim, alıştırma ya da çevresel uyarıcılar, başarıyı ne derece etkileyebilir? Problem çözme ve düşünme gibi etkinliklerde çocuğun kaygı düzeyi ya da diğer güdülerinin kuvveti, başarısını etkiler mi?

Görüldüğü gibi, gelişim psikolojisinin amaçlarında görülen değişiklik, araştırmalara da yansımıştır. Daha önceleri önemsenmeyen bazı alanlar en kritik araştırma konularını oluşturmaktadır. Hunlar arasında bebeklerdeki algı gelişimi ve algıyı etkileyen faktörler, öğrenme, bellek, başkalarına bağlılığın (attachment) gelişimi, deneyimlerin ve eğitimin bilişsel gelişime etkisi, ana-baba tutumları ile çocuğun okuldaki başarısı arasındaki ilişki sayılabilir.

Davranışın gelişimini açıklayan araştırma bulguları, ileriye yönelik yordamalarda bulunma olanağı da sağlamaktadır. Örneğin, araştırma bulguları alt sosyo-ekonomik düzeyden (SED) gelen çocukların zekâ düzeylerinin ve okuldaki başarılarının, orta ve üst SED’den gelenlere oranla daha düşük olduğunu göstermiştir. Genellikle alt SED’den gelen çocukların beslenmeleri ve çevresel uyarıcıları oldukça sınırlı, ana babaları ile olan ilişkileri ise genellikle problemlidir. Hunların yanı sıra okulda kullanılan test maddelerinden çoğu orta SED’den gelen çocukların ihtiyaçlarına göre düzenlenmiştir. Alt SED’den gelen çocukların anılan testlerde düşük puan alması, bu tür testlere aşina olmamalarına ve testlerin yanlı olmasına bağlanabilir.

Özel eğitim gerektiren durumlarda erken önlem alınıp, bunlara yaklaşım yolları belirlenir. Örneğin, farklı tutum ve değerlerle okula başlayan çocukların başarıları tutarlı bir şekilde pekiştirilip, konuya ilgileri sağlanırsa performanslarında düzelme olmaktadır. Görüldüğü gibi gelişimsel araştırma bulgularının ışığında bireyin bazı davranışları yordanabilmekte ve böylece davranış kontrol altına alınıp istenen yönde müdahale olanağı sağlanabilmektedir.

Gelişim psikologları insanı fiziksel, bilişsel (cognitive) sosyal ve kişilik gelişimi olmak üzere dört temel alanda incelemektedirler. Ancak bu oldukça yapay bir ayırımdır. Gelişim alanları birbirinden bağımsız olarak işlev görmezler. Bir alandaki değişim diğer alanı hem etkiler hem de ondan etkilenir. Dolayısıyla aralarında devamlı bir etkileşim söz konusudur. Bu nedenle insan gelişimi bütünlüğü içinde ele alınması gereken bir süreçtir. Araştırma bulguları gelişimin belirli bir yönünde meydana gelen değişimin, diğer alanlar üzerinde önemli doğurguları olduğunu göstermektedir.

Davranışın Gelişmesinde Biyolojik ve Çevresel Etkenler

İnsanın gelişiminde çok çeşitli etkenler rol oynamaktadır. Gelişimin doğasını anlayabilmek için değişimin altında yatan ve ona neden olan temel süreçlerin anlaşılması gerekmektedir.

Gelişim kuramcılarının cevap aradığı temel sorular iki alt kategoride toplanabilir.
- Gelişim büyük ölçüde doğuştan getirilen kalıtsal özelliklerden mi yoksa çevre tarafından mı etkilenir?
- Gelişim yaşam boyu devam eden sürekli bir süreç midir? Yoksa bir seri farklı dönemlerden mi oluşmaktadır?

Kalıtım ve çevre konusu yüzyıllar boyunca derinlemesine araştırılmıştır. Bir grup bilim adamı bireyin gelişiminde kalıtımın önemini vurgularken; diğerleri çevrenin daha etkili olduğunu öne sürmüşlerdir.

Kalıtımın Gelişim Üzerindeki Etkileri: Olgunlaşma

Birey diğer memeli hayvanlar gibi döllenen yumurtadan oluşmaktadır. Yaşama anne ve babadan alınan kalıtsal özelliklerle başlanır. Döllenmiş bir yumurtada 23′ü anneden 23′ü babadan olmak üzere toplam 46 kromozom bulunmaktadır. Kromozomlar kalıtım birimleri olan genleri taşımaktadırlar. Baba ve annede bulunan kromozomlardan hangilerinin birleşerek dölütü meydana getireceği tesadüfe kalmıştır. Bu nedenle doğacak çocuğun ne gibi özellikler taşıyabileceğini o dogmadan önce yordayamayız. Her birey diğerinden ayrı bir özellik gösterir. Yalnız tek yumurta ikizleri (identical twins) aynı yumurtadan geliştikleri için kalıtımları ve cinsiyetleri aynı olmaktadır.

Tüm canlı organizmalar kalıtsal bir plana göre gelişirler. Psikologlar bu kalıtsal plana göre büyüme ve gelişme sürecinden söz ettiklerinde olgunlaşma terimini kullanmaktadırlar. Olgunlaşma, öğrenme olmaksızın kalıtsal olarak belirlenmiş büyüme örüntüsüne göre doğal olarak gelişme anlamına gelir.

Olgunlaşmaya en güzel örnek döllenmiş yumurtanın anne rahminde dokuz ay on gün gibi sabit bir sürede, düzenli bir sıra izleyerek (dölüt, embriyo, fetüs) gelişmesi ve fetüsün doğuma hazır hale gelmesidir. Doğumu izleyen süre içinde görülen motor (devinsel) gelişimde de düzenli bir sıra izlenmektedir. Tüm bebekler aynı hızda gelişme göstermeseler de izlenen sıra aynıdır (örneğin emekleme, ayakta durma, yürüme gibi).

Sıra Sizde

Olgunlaşmayı tanımlayınız.

Çevrenin Gelişim Üzerindeki Etkileri: Öğrenme, Sosyalleşme

Daha önce de belirtildiği gibi insanın gelişmesinde, olgunlaşma kadar çevrenin de önemli etkiye sahip olduğu bilinmekledir. İnsan milyonlarca yıllık evriminin ürünü olan kalıtımının yanı sıra, binlerce yıllık toplumsal evriminin sonucu olan kül türel bir yapıya sahiptir, içinde yaşadığı doğa ile birlikte bu toplumsal ve kültürel ortam bireyin çevresini oluşturur. Davranışların gelişmesi yönünde en önemli etkenlerden birisi de bireyin sosyal çevresidir.

Çevrenin davranış üzerinde uzun süreli değişikliklere neden olduğu temel sürece “öğrenme” denir. Öğrenme davranış biçiminde, duygularda ve düşüncelerde sürekli değişikliklere neden olan yaşantılardır.

Bebek yukarıda değinildiği gibi çeşitli davranış potansiyelleriyle dünyaya gelir. Sosyalleşme çocuğun ailesi ve sosyal grubu tarafından kabul edilen değerlere, inançlara, tutumlara, örf, adet ve beklentilere göre davranış örüntülerini geliştirme sürecidir ve yaşam boyu devam etmektedir.

Toplumun beklentilerine ulaşma ve bunları öğrenme biçimi kültürden kültüre değişmektedir. Çocuk yetiştirmedeki toplumlararası farklılıklar, sonuçta kültürlerarası çalışmaların yapılmasına yol açmıştır. Örneğin, memeden kesmenin birdenbire ve sert bir biçimde yapıldığı toplumlarda, yeme davranışı kaygı ile birleşerek ileride bazı bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Sıra Sizde

Öğrenme ve sosyalleşme arasında nasıl bir ilişki vardır?

Kalıtım ve Çevre Arasındaki Etkileşim

Davranışların ne kadarının olgunlaşmaya, ne kadarının öğrenmeye bağlı olduğu tartışması günümüzde devam etse de araştırmalar olgunlaşma ile öğrenme arasında çok sıkı bir bağlantı olduğunu ortaya koymuştur. Bilindiği gibi olgunlaşma öğrenmeye hazır oluş (readiness for learning) dediğimiz durumu meydana getirir. Olgunlaşma bireyi hazır duruma getirmeden öğrenme gerçekleşmemektedir. Örneğin, bütün çocuklar konuşmayı öğrenebilme yeteneği ile doğarlar ve belirli bir nörolojik olgunlaşma düzeyine ulaştıklarında konuşmayı çevrelerinden öğrenebilirler.

Ancak bazı koşullarda bu kural değişebilir. Örneğin, bazı hastalıklar, ilaç kullanımı, kötü beslenme ve çevresel uyarıcı eksikliğine dayanan nedenlerden ötürü öğrenme ve olgunlaşma zamanında gerçekleşmeyebilir.

Belli bir noktaya kadar tüm davranışlar türün evrimine özgü kalıtım ve ana-babadan gelen genetik yapı tarafından tayin edilmektedir. Evrimsel süreçler türün hem fiziksel yapısını tayin etmiş, hem de belli davranışlar için potansiyel (gizilgüç) sağlamıştır. Anılan biyolojik yapı ile onun fiziksel, psikolojik ve sosyal çevresi arasındaki etkileşim sonunda davranışlar meydana gelir.

Kalıtım bir organizmanın ne olacağını değil, ne olabileceğini belirler. Bir organizmanın ne olacağı ise kalıtım ve çevre arasındaki etkileşime bağlıdır. Bireyin sergilediği hiçbir özellik uygun kalıtım ya da çevre olmadan oluşamaz. Örneğin, zekâ, mizaç ve kişilik hem kalıtım hem çevrenin bir ürünüdür. Belli bir kişilik özelliğini doğrudan kalıtıma, bir başka kişilik özelliğini ise yalnız çevresel etkenlere bağlamak olanaksızdır. Bu nedenle kişiliğin ya da zekânın gelişmesinde kalıtsal etkenler mi yoksa çevresel etkenler mi rol oynar tartışmasına girmenin an tanısızlığı ortadadır. Bu aşamada cevap aranması gereken soru, anılan etkenler den hangisinin, ne kadar ağırlık taşıdığını tayin etmek değildir. Önemli olan, genetik etkenlerle çevresel etkenlerin birbirleriyle nasıl etkileşim halinde olduğu sorusuna yanıt getirebilmektir.

“Gelişim Psikolojisinde Bazı Temel Kavramlar” için 1 cevap

  1. [...] davranışlarını nasıl kazanıp, değiştiğini gözlemlemeye çalışın.İçindekiler Gelişim Psikolojisinde Bazı Temel Kavramlar Davranışın Gelişimini Açıklamaya Yönelik Başlıca Kuramlar  Vicdan Gelişimi: Doğru ve [...]

Bir Cevap Yazın

*