Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
24.07.2014
Ders: Finansal Yönetim      Ünite 1      11 Şubat 2011 Ara     

Finansal Yönetimin Tarihsel Gelişimi

Ekonomik koşullardaki gelişmeyle birlikte finans yöneticisinin rolü de devamlı olarak değişmekte ve gelişmektedir. Bir zamanlar finansal kayıtların tutulması, raporların hazırlanması, işletmenin nakit durumunun yönetilmesi gibi işleri kapsamaktayken, son yıllarda finans yöneticilerinin görevleri, bu sayılanların çok ötesine geçmiştir.

1930 öncesi finans yönetiminde, esas olarak, çeşitli finansal pazarlar ve bu pazarlarda işlem gören menkul değerlerle ilgili betimleyici tartışmalar ağırlıktaydı. Dolayısıyla çalışmalar finanslama ya da bilançonun pasif tarafında yer alan borçlanmalar ve öz sermaye üzerinde yoğunlaşılmıştır.

1930′lu yıllarda finansal yönetim, bu dönemin ekonomik yapısını belirleyen depresyon ve bunalımın etkisinde kalmıştır. Fiyatlardaki düşmeler, kredilerdeki sıkıntılar, tasfiye ve iflaslara neden olmuştur. Ayakta kalan işletmeler ise finansal reorganizasyona gitmişler ve likidite durumlarını kuvvetlendirecek önlemlere ağırlık vermişlerdir.

1940 ve 1950′li yıllarda finansal yönetimde kantitatif yöntemlere yer verilmiştir. İlk defa, finansal yönetimde, fonların kullanımı, diğer bir ifade ile bilançonun aktif tarafıyla da ilgilenilmiştir. Ayrıca, sermaye bütçelemesi problemlerinde, mükemmel bir teknik olan iskonto edilmiş nakit akışları tekniği kullanılmıştır. Bundan başka sermayenin maliyetini ölçmede ve finansal varlıkların değerlendirilmesinde yeni yeni teknikler geliştirilmiştir. Sermaye bütçelemesi ve sermaye maliyeti konusundaki gelişmeler günümüzde de devam etmektedir.

1960′lı yıllarda sabit aktiflerle, stoklar, alacaklar ve nakit gibi döner aktiflerin dağılımında optimizasyon ve istatistiksel tekniklerin kullanıldığı matematiksel modeller uygulanmaya başlanmıştır. 1970′li yıllarda bu eğilim daha da artmıştır. Bu yılların diğer önemli bir özelliği de işletme değerini ve hissedarların ortakların servetini maksimum kılmada riskle düzeltilmiş modellerin geliştirilmiş olmasıdır.

1980′li yıllardaki gelişmeler, finansal kararlar almada bilgisayarlı uygulamalara gittikçe artan bir önemin verilmesi yönündedir. Ayrıca bu yıllarda finans yöneticileri, sık sık yükselen faiz oranları karşısında varlıkların yönetiminde de daha atak davranmaktadırlar.

Son yıllarda dünya ekonomisinde yaşanan büyük değişim ve gelişimler diğer alanlarda olduğu gibi finansı da önemli ölçüde etkilemiştir. Özellikle 1980′lerden sonra gelişmelerin hızı artmıştır.

İlk dikkati çeken eğilim, sermayenin dolaşım hızının olağanüstü artmasıdır. Sermayenin uluslararasılaşması yeni bir olgu değildir; ancak dünya ekonomisinin merkez ülkelerinden çevre ülkelere yapılan doğrudan sermaye yatırımlarında ve daha çok da portföy yatırımlarında son yıllarda önceki dönemlere göre çok büyük sıçramalar yaşanmıştır.

Dikkati çeken diğer bir eğilim teknolojik gelişme ve değişikliklerdir. Bilgisayarların işlem hızında, bellek kapasitesinde yaşanan olağanüstü gelişmelere karşılık maliyetlerin hızla düşüyor olmasıyla, dünyanın hemen hemen bütün noktalarının yalnızca telefon hatlarıyla değil fiber optik veri transfer kanallarıyla bağlanmasını olanaklı hale getirmiştir.

Finans fonksiyonu üzerinde etkili olan diğer gelişmeler ise şu şekilde özetlenebilir:

- İşletmelerin büyük ölçekte faaliyette bulunmaları.
- İşletmelerin çok çeşitli ürünler üretmeleri ve çeşitli piyasalara sunmaları.
- Araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin öneminin artması.
- İşletmelerin büyümeye verdikleri önemin artması.
- İşletmeler arasında birleşmelerin ve satın almaların yoğunlaşması.
- Teknolojide hızlı değişmelerin yaşanması.
- Piyasalarda rekabetin artması, kâr marjlarının daralması.
- Ulaştırma ve iletişim olanaklarının artması.
- Faiz ve döviz kurlarında dalgalanmaların artması.

Dünya ekonomisinde yaşanan, yukarıda sayılan ve benzeri değişimler nedeniyle finans yöneticisinin işlevleri de büyük ölçüde nitelik değiştirmiştir. Karar alma, değişimin hızından dolayı daha çok zorlaşmış, daha riskli hale gelmiştir. Bu nedenle daha kapsamlı karar alma modelleri kullanma gereği ortaya çıkmıştır. Zamanın önemi büyük olduğu için, verilerin hızla alınarak kullanılabilmesinde bilgi işlem teknikleri yaygın bir biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Değişimin hızlı olması belirsizlik ve riski arttırmıştır. Diğer taraftan piyasaların entegre olması nedeniyle piyasalar arasında etkileşim büyümüş, finansal yönetimde yeni finansal araçların ve yeni risk yönetim tekniklerinin kullanılması kaçınılmaz olmuştur.

Sıra Sizde 6

Örnek olayda A. KIYIK yerinde siz olsaydınız likidite problemi için neler yapardınız?

Bir Cevap Yazın

*