Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
22.07.2014
Ders: Bankacılık Uygulamaları      Ünite 1      28 Ocak 2011 Ara     

Finansal Piyasaların Unsurları

Finansal piyasalar, fon talep edenler ile fon arz edenlerin bir araya geldiği piyasalar olarak adlandırılmakla birlikte, bu tanım yetersiz kalmaktadır. Zira tanımdan finansal piyasaların sadece fon arz edenlerle fon talep edenlerden oluştuğu sonucu çıkmaktadır. Oysa finansal piyasalar, fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşmaktadır (Şekil 1. 5). Buna göre finansal piyasalar beş ana unsurdan oluşmaktadır:

Finansal piyasaların unsurları

- Fon arz edenler (Tasarruf sahipleri)
- Fon talep edenler (Yatırımcılar)
- Yatırım ve finansman araçları
- Finansal aracı kurumlar
- Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

Sıra Sizde

Finansal sistemin temel fonksiyonu nedir?

Bir ekonomide fonları talep edenler, fonları arz edenler, bunlar arasındaki fon akımlarını düzenleyen kurumlar, fon akımını sağlayan araç ve gereçler, bunları düzenleyen hukuki ve idari kuralların tümü finansal sistemi oluşturur. Bir ekonomide finansal sistemin temel fonksiyonu tasarrufların yatırımlara dönüşmesine yardımcı olmaktır.

İnternet

Finansal piyasalarla ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek için www.spk.gov.tr sayfalarını inceleyebilirsiniz.

Fon Arz ve Talep Edenler

Bireyler, işletmeler, devlet ve yabancılar finansal sisteme hem fon arz ederler hem de finansal sistemden fon talep ederler.

Bireylerin, gelirleri ve ihtiyaçları aydan aya, yıldan yıla farklılık gösterir. Hatta, ihtiyaçlar en üst düzeydeyken, gelirler en düşük seviyesinde olabilir. Dolayısıyla, gelirler ile giderleri her zaman tam olarak uyumlaştırmak mümkün olmayabilir. Gelirden daha az harcanılması halinde tasarruf fazlası verilirken, gelirden daha fazla harcanılması durumunda tasarruf açığı doğmaktadır. Gelirden daha fazla harcama nasıl yapılabilir? Geçmiş dönemlerde yapılmış tasarruflar varsa, bu tasarruflardan harcama yapılabilir. Ancak, böyle bir imkan yoksa, gelecekte yapılacak tasarruflarla ödenmek üzere, borçlanma yoluna gidilebilir. Tasarruf fazlası ya borçların ödenmesinde ya da servetin artırılmasında kullanılırken, tasarruf açığı borçlanma veya önceki tasarruflarla kapatılır. Tasarruf fazlası ya da açığı verilmesi, gelir ve harcamaların dalgalanmasından kaynaklanmaktadır. Tek tek tüm bireylerin tasarrufları toplamı hane halkı sektörünü oluşturur. Bir ekonomideki bireylerin bir kısmının verdiği tasarruf fazlası, kalan kısmının tasarruf açığına eşitse, tasarruf dengesi sıfıra eşit olur. Diğer yandan tasarruf fazlası veren bireylerin sayısı, tasarruf açığı verenlerden fazla ise, net tasarruf fazlası oluşur. Tasarruf fazlası, nüfus artışı, nüfusun yaş komposizyonu, gelirlerin artış oranı gibi faktörlere bağlıdır. Hane halkı toplamda tasarruf fazlası verdiğinde, artı tasarruflar ekonominin diğer sektörlerine borç olarak kullandırılır.

İşletmeler günlük faaliyetlerini yürütürken çalışma sermayesi gereksinimi duyarlar. İşletmelerin nakit girişleri düzenli değilken, harcamaları süreklilik arz eder. Nakit girişleri ile çıkışları arasındaki bu zaman uyumsuzluğunu gidermek için işletmeler borçlanmak zorunda kalırlar. Diğer taraftan, işletmeler işlerini büyütmek, yeni yatırımlara girişmek için büyük tutarlarda sermaye arayışına girişebilirler. Makine, taşıt, bina, arsa gibi uzun vadeli yatırımlar için tahsis edilen sermayeye sabit sermaye denilmektedir. İşletmelerin ihtiyaç duyduğu gerek işletme sermayesi gerekse de sabit sermaye, iç kaynaklarla sağlanamıyorsa, dış kaynaklara başvurulur. Ancak tüm işletmeler, nakit ihtiyacı içinde olmayabilir. Bazı işletmeler fon fazlası verebilirler. Tüm işletmeler birlikte değerlendirildiğinde, tasarruf fazlası ya da açığı ortaya çıkar. Genelde işletmeler devamlı büyüme, yeni girişimlerde bulunma isteğinde olduğundan, tasarruf açığı verirler. Tasarruf açığının düzeyi, ekonominin içinde bulunduğu duruma bağlıdır. Ekonominin yavaşladığı dönemlerde, işletmelerin net tasarruf açığı küçülür. İşletmelerin, net tasarruf açığı vermesi durumunda, aradaki fark ekonominin diğer sektörlerinden borçlanılmak suretiyle karşılanır.

Bireyler ve işletmeler, gelirlerinin bir kısmını vergi olarak devlete verirler. Devlet, sahip olduğu kuruluşların mal ve hizmet satımından da gelir elde eder. Buna karşılık, devlet, gelirleri ile cari ve yatırım harcamalarını karşılar. Ancak, çoğu zaman devletin topladığı gelirler, harcamalarını karşılamadığından, bütçesi açık verir. Devlet, bütçe açığını kapatmak için finansal sistemden fon talep eder; tersi durumda ise (devletin bütçe fazlası vermesi durumunda), fon fazlasını ihtiyaç sahiplerinin hizmetine sunulmak üzere finansal sisteme aktarır.

Son yıllarda küreselleşmenin artış göstermesi, çok uluslu işletmelerin sayısının ve etkinliğinin artması, ülkeler arasındaki ticari ilişkilerin yoğunlaşması, yaşanan ekonomik krizler gibi nedenlerle ülkeler daha dışa açık konuma gelmiştir. Bunun bir sonucu olarak da ulusal ekonomilerde yabancılar da yer almaya başlamışlardır. Yabancılar doğrudan veya portföy yatırımları ile ülkelere fon girişine yol açarken, benzer şekilde yerliler de yabancı ülkelere fon transferi gerçekleştirmektedir.

Dikkat

Bir ülkede, küçük tasarruflara sahip bireylerin parasal birikimleri finansal sistem açısından büyük önem taşır. Bu birikimler, üretken yatırımlara finansal sistem aracılığıyla yönlendirilerek, ülke kalkınmasına katkı sağlar.

Yatırım ve Finansman Araçları

Finansal piyasalara fon arz edenler, diğer kişi ya da kurumlara sundukları bu fonlar karşılığında fon talebinde bulunanlardan bir belge almaktadırlar. Bu belgeye menkul kıymet veya finansal varlık adı verilir. Menkul kıymetler, ortaklık veya alacaklılık hakkı sağlayan, belli bir meblağı temsil eden, yatırım aracı olarak kullanılan, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte ve seri halde çıkarılan, ibareleri aynı olan kıymetli evraklardır. Finansal varlıkların, arsa, bina, araç, gereç gibi reel varlıklardan farkı, değerlerinin fiziki bir yapıya değil gelecekte beklenen nakit akışlarına göre belirlenmesidir. Finansal varlıkların başlıca özellikleri şunlardır:

- İstenildiği anda kolayca paraya çevrilebilir.
- Bölünebilir özelliğe sahiptir. Bölünebilirlik, finansal varlıkların en az hangi miktarda paraya çevrilebileceğini gösterir.
- Finansal varlıklar alındıktan sonra, düşük maliyetle geri satılabilir.
- Dönemsel getiri sağlar.
- Belirli bir vadesi vardır.
- Belli ölçüde risk içerirler ve bu riskler tahmin edilebilir.

Türkiye’de İşlem Gören Yatırım ve Finansman Araçları:

- Para (nakit)
- Mevduat
- Hazine bonosu
- Tahvil
- Repo
- Hisse senedi
- Yatırım fonu
- Kredi
- Gelir ortaklığı senedi
- Eurobond
- Varlığa dayalı menkul kıymet
- Finansman bonosu
- Katılma intifa senedi
- Kar ve zarar ortaklığı belgesi
- Banka bonoları
- Banka garantili bonolar
- Gayrimenkul sertifikası

İnternet

Finansal araçlara yatırım yaparken dikkat edilmesi gereken kuralları http://www. spk. gov. tr/yatirimcikosesi/ykosesi. htm?tur=yy sayfasından öğrenebilirsiniz.

Sıra Sizde

Türkiye’de tasarruf sahiplerinin birikimlerini hangi alanlarda değerlendirdiklerini düşünün. İnsanların tasarruflarını değerlendirirken, hangi faktörlerin etkisinde kaldığını araştırın.

Finansal Aracı Kurumlar

Finansal sistemde işlem gören finansal araçların alıcılarla, satıcılar arasında el değiştirmesini finansal aracı kurumlar gerçekleştirir. İşletmelerin farklı büyüklükte olması, teknolojideki gelişmeler, ülkeler arasındaki politik, kültürel ve tarihi farklılıklar gibi nedenlerden dolayı, finansal kurumlar ülkeden ülkeye de farklılık gösterebilmektedir. Kurumların isimleri aynı olsa bile, zaman içerisinde fonksiyonlarında ciddi değişiklikler olmaktadır. Örneğin, günümüz bankacılık sisteminin sunduğu hizmetler, 1950′li yıllarda sunulan hizmetlere göre ciddi değişiklikler göstermiştir.

Finansal sistem içerisinde aracı kurumların sundukları hizmetler, ülkeden ülkeye, zamana göre değişiklikler göstermesine rağmen finansal kurumların temel işlevi, fon akımını kolaylaştırmaktır. Finansal kurumların diğer fonksiyonları aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

- Ekonomik kaynakların zaman, sınır ve endüstriler arasında transferini gerçekleştirmek. Gelirinin tamamını harcamayarak, bir kısmını tasarruf eden ekonomik birimler, bu tasarruflarını belirli bir süre için değerlendirmek isterler. Bu değerlendirme süresi çeşitli yatırımcılar arasında farklılık gösterebilir. Örneğin, üç aylık maaşını alan bir emekli, ihtiyaç duyduğu kadar kısmını alıp, kalanını iki ay için bir bankaya yatırarak, fon arz eder. Yeni emekli ikramiyesini alan bir birey ise, daha uzun süreli olarak bu fonu değerlendirmek isteyebilir. Diğer taraftan, yeni yatırımlara girişen bir işletme, uzun süreli fon talep edebilir. Finansal aracı kurumlar, farklı vadelerdeki fon arz ve taleplerini uyumlaştırarak, fon transferini kolaylaştırırlar. Ülke içerisinde bazı bölgelerde toplanan fonlara talep olmazken bazı bölgelerde, toplanan fonlardan daha fazla fon ihtiyacı olabilir. Finansal sistem içerisinde fonların coğrafi bölgeler arasında transferi de yapılabilmektedir. Aynı durum, ülkeler arasında da geçerlidir. Dünyanın belirli bölgelerinde ortaya çıkan fon fazlaları yine finansal sistem aracılığıyla, diğer bölgelere transfer edilmektedir. Ülkeler arasındaki fon transferlerinde beklenen getirilerin farklılık arz etmesi de önemli bir etmendir. Örneğin kendi ülkesinde, tasarruflarına ancak yıllık %5 getiri sağlayabilen Amerikalı bir yatırımcı, başka ülkelerde bu fonlarını değerlendirerek çok daha yüksek oranda getiri elde edebilir. Benzer şekilde, ülke içerisinde, yüksek maliyetlerle borçlanabilen bir işletme, daha düşük maliyetle uluslararası finansal piyasalardan borçlanma imkanı elde edebilmektedir.

- Kredi kullandırmak. Finansal sistemin ikinci önemli fonksiyonu kredi kullandırma imkanını mümkün kılmasıdır. Bu sayede bireyler, mal ve hizmetlere yapacakları harcamaları artırabilirler. Aynı şekilde bina, otoyol, köprü gibi altyapı yatırımları ile makine ve ekipman alımları kredi kullanılmak suretiyle finanse edilebilir. Yatırımlar, toplumun sahip olduğu kaynakların verimliliğini artırır ve bireylerin hayat standardını yükseltir.

- Tasarruf düzeyini belirlemek. Hem bireyler hem de kurumlar, mal ve hizmet alımlarının bir kısmını geleceğe erteleyerek, gelirlerinin bir kısmını tasarruf ederler. Üretken yatırımların artırılmasında büyük öneme sahip sermayenin kıt olması, bir ekonomide tasarrufların artırılmasını gerekli kılmaktadır. Kullanılabilir fon piyasasından fonlara daha fazla talep olduğunda, faiz oranları yükselecek, bu durum fon fazlası veren birimleri daha fazla tasarruf yapmaya sevk edecektir. Finansal sistem tasarrufları artırmaya yönelik bir mekanizma kurarak, fonların yatırımlara akmasını sağlamaktadır.

- Ödemelerde kolaylık sağlamak. Finansal sistemin önemli fonksiyonlarından birisi de alış verişlerde ödeme kolaylığı sağlamasıdır. Finansal sistemin sunduğu para, çek, senet gibi ödeme araçları ticareti kolaylaştırmaktadır. Son yıllarda, teknolojide yaşanan gelişmelerle birlikte, ödeme yöntemleri de değişikliğe uğramıştır. Para, senet, çek gibi kağıt ödeme araçlarının yerini kredi kartı, dijital para, telefon bankacılığı, elektronik fon transferi, internet bankacılığı almaya başlamıştır.

- Risk transferini gerçekleştirmek. Finansal kurumlar, tek bir birimin yapamayacağı ölçüde risk ayarlaması yapabilir. Finansal kurumda toplanan fonların farklı riskteki finansal araçlara dönüştürülerek riskin dağıtılabilmesi, tek bir ekonomik birime göre daha kolay olacaktır. Halbuki bir yatırımcının ya da bir firmanın bir finansal kurum kadar çeşitlendirmeye gitmesi mümkün değildir. Risk transferini gerçekleştiren finansal kurumlar sigorta şirketleridir.

- Likiditeyi sağlamak.
- İşlem, bilgi ve araştırma maliyetlerini düşürmek.
- Finansal danışmanlık hizmeti sunmak.

Türkiye’de Faaliyet Gösteren Finansal Aracı Kurumlar şunlardır:

- Ticari bankalar
- Katılım bankaları
- Kalkınma ve yatırım bankaları
- Borsalar
- Aracı kurumlar
- Yatırım ortaklıkları
- Portföy yönetim şirketleri
- Yatırım danışmanlık şirketleri
- Factoring şirketleri
- Forfaiting şirketleri
- Leasing şirketleri
- Sigorta şirketleri
- Sosyal güvenlik kurumları
- Bireysel emeklilik şirketleri
- Tüketici finansman şirketler

Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar

Modern ekonomilerde, finansal piyasaların önemi her geçen gün artmaktadır. Bu piyasalarda yaşanan bir sorun diğer sektörleri de oldukça olumsuz etkilemektedir. Herhangi bir sektörde yaşanan sorunun diğer sektörlere etkisi sınırlı kalmakta iken, finans sektöründe yaşanan bir kriz tüm ekonomiyi tahrip etmektedir. Nasıl vücutta kan dolaşımının aksaması ciddi sorunlara yol açarsa, bir ülkenin para dolaşımını sağlayan finans sisteminin tıkanması aynı etkiyi yaratmaktadır. Diğer taraftan finansal piyasalarda faaliyet gösteren kurumlar, çoğunlukla kendi paralarını değil, tasarruf sahiplerinin paralarını yönetmektedir. Bu nedenle bu kurumların faaliyetleri bir çok insanı ilgilendirmektedir. Sayılan nedenlerden dolayı, finansal piyasalarda kuralların çok iyi konulması ve bu sektörde faaliyet gösterenlerin yakından izlenmesi, denetlenmesi büyük önem arz etmektedir. Ülkemizde bu konunun önemi son yıllarda daha iyi anlaşılmış ve gerek kuralların belirlenmesinde gerekse de denetimin yapılmasında görevli kılınan kurumların önemi artmıştır.

Türkiye’de Finansal Piyasaları Düzenleyen ve Denetleyen Kurumları:

- Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası
- Hazine Müsteşarlığı
- Sermaye Piyasası Kurulu
- Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
- Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu
- Türkiye Bankalar Birliği

Diğer Kurumlar ise;

- İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
- Takasbank
- Bağımsız Denetleme Şirketleri
- Derecelendirme Şirketleri olarak sayılabilir.

İnternet

Düzenleyici ve denetleyici kurumların web adresleri: www. tcmb. gov. tr, www. hazine. gov. tr, www. spk. gov. tr, www. bddk. org. tr, www. tmsf. org. tr, www. tbb. org. tr, www. imkb. gov. tr

Sıra Sizde

Bir ülkede sık sık ekonomik krizlerle karşı karşıya kalınmasında piyasaların denetlenmemesinin ve yeterli hukuki alt yapının oluşturulmamasının payı çok fazladır. Bu görüşe katılıyor musunuz?

Bu kapsamda ülkemizdeki düzenleyici ve denetleyici kurumların önemini açıklayınız. Herhangi bir sektörde yaşanan olumsuzluk, çoğunlukla o sektörle sınırlı kalırken finansal sistemde yaşanan olumsuzluklar ekonominin tümünü aynı şekilde olumsuz etkiler. Diğer taraftan uluslararası sermaye akımlarının hız kazanması, küreselleşme ve finansal liberalleşme finansal sistemin kırılganlığını daha da artırmıştır. Bu nedenle finansal sistemin işleyişi ile ilgili kuralların iyi oluşturulmuş olması gerekmektedir. Sadece kuralların oluşturulması da yeterli değildir. Bu kurallara uyulup uyulmadığının da sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Bu noktada düzenleyici ve denetleyici kurullara büyük görevler düşmektedir. Ülkemizde 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan krizler göz önüne alındığında bu kurulların önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

Yaşamın İçinden

TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜ

I. Giriş

Güçlü ve istikrarlı bir ekonominin varlığı, sağlam bir ulusal para ve güçlü bir finansal sektör ile mümkündür. İstikrar içinde, sürdürülebilir ekonomik büyümenin sağlanmasındaki temel etkenler, nüfus artışı ve doğal kaynaklar yanında teknolojik yenilikler ve sermaye birikimidir. Finansal sektör büyüme sürecinde önemli bir rol oynar. Çünkü sermaye birikiminin sağlanması; hem finansal kaynakların toplanmasının ve kullandırılmasının hem de yeni teknolojilerin yaratılmasının önemli bir parçasıdır.

Finansal sektörün varlığı bilginin ve kaynakların toplanması, değerlendirilmesi ve aktarılmasının maliyetini düşürür, tasarruf sahipleri ve yatırımcılar için etkinliği ve verimliliği sağlarlar; bu da büyümeyi olumlu yönde etkiler. Finansal sektör birçok ekonomik işlevi daha düşük maliyetle ve daha etkin olarak görür. Finansal sektör tarafından verilen hizmetler dört grupta toplanabilir: tasarrufların harekete geçirilmesi, riskin dağıtılması, kaynakların kullandırılması, kullandırılan kaynakların izlenmesidir.

a. Kaynakların harekete geçirilmesi: Bireylere ve kurumlara ait tasarruflardan oluşan finansal kaynakların aracı kurumlarca toplanarak belli bir ölçeğe getirilmesi yatırımların büyüklüğünü etkiler, aksi durumda ölçek yapıları çok daha küçük kalır. İyi organize olmuş bir finansal sektör çok küçük miktarlardaki kaynakları toplar. Böylece ekonomik olarak kârlı yatırımlar yapılabilir; bu da yatırımların etkinliğini artırır, dolayısıyla da girişimcinin yatırım tercihini olumlu etkiler. Sonuçta büyüme olumlu etkilenir.

b. Risklerin dağıtılması: Finansal sektör bireysel ve kurumsal yatırımcılar için beklenmedik, öngörülmedik veya hesaplanması çok kolay ve ucuz olmayan riskler için özel bir sigorta sağlar. Böylece bireysel yatırımcı hem yatırımları için getiri elde eder hem de likidite riskini çok düşük düzeye indirmiş olur. Sonuçta, getirili ve uzun dönemli, geri dönüşlü projeler finanse edilebilir. Hizmetlerin farklılığı riskin fiyatlanmasına ve yönetilmesine yardımcı olur; bu durum bireysel risklerin daha iyi dağılmasını sağlar. Büyüme ve yatırımlar daha yüksek getirili ve dolayısıyla hesaplanabilir riskli projelerin finansmanının sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir. Burada üzerinde hassasiyetle durulması gereken konu risklerin ölçülebilmesi, yönetilebilmesi ve doğru fiyatlanabilmesidir.

c. Kaynakların yeni projelere sunulması: Bireysel tasarruf sahipleri açısından yeni projeler için bilginin toplanmasının ve değerlendirilmesinin maliyeti finansal aracılık işleminin olmadığı durumlara göre oldukça yüksek olabilir, bu nedenle getirisi yüksek çok değerli projelere finansman sağlanamayabilir. Oysa, finansal aracılar bilginin toplanması ve değerlendirilmesinde uzman kuruluşlardır, küçük tasarrufların düşük maliyetle yüksek getirili yeni projelerin finansmanında kullanılmasını sağlayabilirler. Tasarrufların verimli ve yüksek getirili yeni projelerin kullanılmasında etkinliğinin sağlanması büyümeye katkıda bulunur.

d. Kaynakların izlenmesi: Finansal sektör aynı zamanda yatırımların izlenmesi hizmetini görür, bu da kaynakların kötü kullanılmasının riskini azaltır. Finansal sektörün varlığı yatırımların tasarrufçular veya yatırımcılar tarafından gruplar oluşturularak izlenmesinin maliyetini azaltır. Finansal kurumların fonksiyonel ve bölgesel anlamda gelişen uzmanlıkları izlenme maliyetini dolayısıyla aktarma maliyetini düşürür.

Finansal sektörün yukarıda sayılan işlevleri başarıyla yerine getirebilmesi bu kurumların çalışma koşulları ile ilgili çerçevenin doğru oluşturulmasına bağlıdır. Çünkü finansal kurumların performansları faaliyet gösterdikleri ortamın riskine, üstlendikleri risk miktarına, bu riskleri yönetebilme becerisine ve beklenmedik gelişmelere dayanabilme, karşı koyabilme güçlerine bağlıdır. Bu çerçevede, istikrarı temin eden makroekonomik yapı, ekonomi politikası uygulamaları, borç veren ve hisse senedi sahiplerinin ilişkilerini ve haklarını düzenleyen hukuki düzenlemeler, icra ve iflas sistemi, ticaret kanunu, rekabet kanunu, finansal kurumların faaliyetlerine ilişkin düzenleme, gözetim ve denetim sistemi yer almaktadır.

Kaynak: Dr. Ekrem Keskin, Melike Alparslan, Emre Alpan İnan, 5-9 Mayıs 2004 tarihlerinde İzmir’de düzenlenen 2004 Türkiye İktisat Kongresinde Türkiye Bankalar Birliği tarafından sunulan raporun giriş bölümü.

Bir Cevap Yazın

*