Toplumsal Cinsiyet Kavramı
Toplumsal cinsiyet kavramı (gender) kadın çalışmalarında kullanılan en önemli kavramlardan biridir. İlk önce toplumsal cinsiyet kavramının ne anlama geldiğini ve daha sonra sosyal bilimler literatüründe nasıl ele alındığını incelemeye çalışalım.
Sosyal bilimler literatüründe iki farklı cinsiyet kavramından söz edilmektedir. Bunlardan birincisi biyolojik cinsiyet kavramıdır. Biyolojik cinsiyet bireyler arasındaki fiziksel farklılıkları tanımlar. Başka bir deyişle, biyolojik cinsiyet bireylerin fiziksel farklılıklara göre erkek (male) ve kadın (female) olarak sınıflandırılmaları anlamına gelmektedir. Bu tanımlama kadınlar ve erkeklerin organizmaları arasındaki doğurganlık, cinsel uzuvlar ve üreme gibi biyolojik farklılıkları esas almaktadır. İkincisi ise toplumsal cinsiyet kavramıdır. Toplumsal cinsiyet kadınların ve erkeklerin toplumdaki farklı rol ve davranışlarını tanımlar.
Toplumsal cinsiyet erillik (masculinity) ve dişillik (feminity) olarak nitelendirilen toplumsal ve kültürel kişilik özelliklerini tanımlamada kullanılmaktadır. Bu tanımlamada duygusal olma, zayıf olma, pasif olma veya bağımlı olma gibi özellikler daha çok dişillik özellikleri olarak görülürken güçlü olma, cesur olma, hırslı olma, saldırgan ve bağımsız olma gibi özellikler daha çok erillik özellikleri olarak görülür.
Toplumsal cinsiyet ile biyolojik cinsiyet kavramları arasında yapılan bu ayırım sosyal bilimler literatüründe önemli bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir. Bu da kadınların ve erkeklerin toplumdaki rol ve davranışları arasındaki farklılıkların biyolojik mi yoksa kültürel kökenli mi olduğu tartışmasıdır. Başka bir deyişle bu tartışma, kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet rollerinin “doğal” yapılarından mı kaynaklandığı yoksa toplumsallaşma sürecinde mi öğrenildiği tartışmasıdır.
Bu tartışmalar sosyal bilimler literatüründe önemli bir yer tutan iki farklı yaklaşım biçiminin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Bir taraftan toplumda kadınlar ile erkeklerin davranışları arasındaki farklılıkları fiziksel ve biyolojik farklılıklarla açıklayan yaklaşımlar, diğer taraftan da kadınlar ile erkeklerin davranışları arasındaki farklılıkları biyolojik veya fiziksel faktörler yerine geniş ölçüde sosyal ve kültürel faktörlerle açıklayan yaklaşımlar gelişmiştir.


















Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Yorum yapın