Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
25.07.2014
Ders: Gelişim ve Öğrenme      Ünite 3      17 Şubat 2010 Ara     

Ergenlik Döneminde Fiziksel Gelişim

Ergenlik dönemi, çocukluktan yetişkinliğe geçilen bir yaşam dönemidir. Çocuklar, ergenlik döneminin başlangıç yıllarında, yoğun bir fiziksel gelişim yaşarlar. Ergenliğin bu ilk yıllarına “erinlik” adı verilir. Erinlik, ergenlik döneminin ilk yıllarındaki gelişimin fiziksel boyutlarını betimler ve ergenliğe girmenin bir işareti olarak kabul edilir. Erinlik yıllarında çocuklar çok hızlı bir bedensel büyüme gerçekleştirir. Bedensel büyüme değerinde, bebeklik döneminin sonundan itibaren çocukluğun son yıllarına kadar olan yavaşlama eğilimi, erinlikle birlikte yeniden yaşamın ilk yıllarındaki hızına ulaşır ve dikkate değer bir artış gösterir. Belirgin bir şekilde, boy uzunluğu ve ağırlıktaki artışlar, vücudun çeşitli yerlerinde tüylenmeler, büyüyen eller, iç salgı bezlerinin işleyişinde artışlar, üreme organlarında gelişmeler erinlikte karşılaşılan bazı değişmeler olarak gözlenebilir. Erinlik yıllarında, cinsel olgunlaşmaysa en dikkat çekici değişmelerden biridir. Bu sebeple, belirtilen bu değişmeleri anlamak için, erinlik yıllarındaki fiziksel gelişimi açıklamak önem kazanmaktadır.

Bedensel Özelliklerin Gelişimi

Erinlik yıllarında çocuklar, bedensel özellikleri açısından, çok hızlı ve ani bir bedensel büyüme gerçekleştirirler. Bu büyümenin gerçekleştiği erinlik yıllarının başlangıcını belirli bir yaşla göstermek güçtür. Bununla birlikte; genellikle kızların 10- 11 yaşlarından ve erkeklerin 12- 13 yaşlarından itibaren erinliğe girdikleri kabul edilir. Kızların erkeklerden yaklaşık iki yıl daha erken erinliğe girdikleri açıkça görülebilir. Böylece, erinlik yıllarında kızların bedensel değişmeleri, erkeklerden daha önce gerçekleşir. Ancak, bireylerin erinliğe girme yaşı çok büyük farklılıklar gösterebilir, çok daha erken ya da geç zamanlarda erinliğe girebilirler. Çünkü erinlik, çocuklukla ergenliği birbirine bağlayan bir zaman dilimi olup, bu zaman içerisindeki gelişime sosyo- ekonomik ve coğrafik etkenlerden etkilenebilmektedir.

Ağırlık: Erinlik yıllarında, kız ya da erkek çocuklar hızlı bir ağırlık artışı sergilerler. Kızların ağırlıkları erkeklerden daha önce artmaya başlar. Ancak, yaklaşık 14 yaşından itibaren, erkeklerin ağırlıklarının kızların ağırlıklarını geçmeye başladığı görülür. Erinlik yıllarında çocukların vücudunda yağ birikimi artar ve bu durum ağırlıktaki artışa yol açar. Ağırlıktaki artış, beslenme gibi etkenlere bağlı olarak, bireysel farklılıklar gösterebilir.

Boy Uzunluğu: Erinlik yıllarında, çocukların boy uzunlukları çok hızlı bir şekilde artar. Kızların erinliğe daha erken girmeleri nedeniyle, kızların boy uzunluğu ağırlıktaki gibi erkeklerden daha önce artmaya başlar. Erinlik süresince boy uzunluğundaki artış, erkekler için her yıl ortalama 10 cm. ve kızlar için her yıl ortalama 5 cm. olarak gerçekleşir. Ancak, bu büyüme değerleri bireyden bireye değişebilir. Genellikle, erinlik süresince erkeklerin 7- 12 cm. ve kızların 6- 11 cm. arasında uzadıkları belirtilmektedir. Erinlik yıllarından sonra boyca uzama yavaşlar. Boy uzunluğundaki kararlılık ise kızlarda yaklaşık 18 yaş ve erkeklerde yaklaşık 20 yaş dolaylarında sağlanır. Boy uzunluğundaki artışta da, genetik ve çevresel faktörlerin etkisi belirleyici olmakta ve bu nedenle, bireyler arasında farklılıklar gözlenebilmektedir.

Beden Oranı: Erinlik süresince büyüme, bedenin tüm organlarında aynı hızda gerçekleşmez. Ellerde, kollarda, bacaklarda, ayaklarda ve yüz bölgesinde yer alan organlarda büyüme hızı farklıdır.

Örnek

Eller, ayaklar ve burun daha hızlı büyür ve diğer organlara göre daha büyük gözükürler. Bunun sonucunda gençler, beden koordinasyonlarını sağlamakta güçlük çekerler, hareketlerinde geçici sakarlıklar ve becerisizlikler gözlenebilir.

Ayrıca, ergenlik yıllarında bedensel görünümde bir oransızlık ortaya çıkar. Bu oransızlık ergenlik döneminde büyümenin tamamlanmasıyla yetişkin düzeyine ulaşır. Böylece; tüm beden uzunluğunun yaklaşık %37. 5′unu gövde, %12. 5′unu baş ve %50′sini bacaklar oluşturur.

Vücut Sistemleri: Erinlikte gerçekleşen hızlı fiziksel değişme ve gelişim sonucunda bedensel sistemler de büyür ve gelişir. Ergenliğin sonuna doğru bedensel sistemlerin büyümesi azalır ve yetişkin düzeyine ulaşır. Erinlikte bedensel büyümedeki artışla birlikte gençlerin kemik ve kas yapılarında dikkat çekici gelişmeler gerçekleşir. Erinlik döneminde kemiklerin boyu uzar, yapısı iyice sertleşir. Kas dokusu gelişimi de iyice artar. Kaslardaki bu gelişim, özellikle erkeklerin kuvvetinde önemli bir artışa neden olur. Bu durum, kız ve erkek arasındaki bedensel güç farklılıklarına yol açar. Bununla birlikte, bireysel farklılıklar vardır ve bazen kızların aynı yaştaki erkeklerden daha kuvvetli olabildikleri gözlenebilir. Erinlikten itibaren ergenlerde oluşan değişmelerse düzenli, bütünleşmiş ve uyumlu bir biçimde çalışan merkezi sinir sistemiyle iç salgı bezleri sistemi tarafından gerçekleştirilir. Erinlikte iç salgı bezlerinin işleyişindeki artışla fiziksel gelişim hızlanır. İç salgı bezleri vücudun çeşitli bölgelerinde yer almakta olup, çeşitli hormonlar salgılarlar. Hormonlar, iç salgı bezlerinin salgıladığı güçlü kimyasal maddelerdir. Ergenlik dönemi fiziksel gelişiminde etkili olan hipofiz bezi, tiroit bezi, böbrek üstü bezi ve cinsiyet bezleri (erkeklerde testisler ve kızlarda yumurtalıklar) önemli görevler üstlenen iç salgı bezleridir. İç salgı bezleri, kan akışı yoluyla vücudun ilgili bölgelerine hormonlarını göndererek fiziksel değişmeleri sağlarlar. Böylece hızlı bedensel büyüme ve bir yetişkinin sahip olduğu cinsel olgunluğu içeren fiziksel ilerlemeler gerçekleşir.

İç salgı bezlerinin işleyiş ve faaliyetlerini, beyinde yer alan hipotolamus yapısı düzenlemektedir. İç salgı bezlerinden hipofiz beziyse beyinde bulunan temel bezdir. Çünkü hipofiz bezi iç salgı bezleri sisteminin temel kontrol mekanizmasıdır. Bu bez, büyümeyi sağlayan büyüme hormonunu salgılar, diğer salgı bezlerini belirli hormon çeşitlerini üretmeleri için uyarır ve denetler. Hipofiz bezinin ürettiği büyüme hormonu, bedensel büyümeyi etkileyerek, kas ve kemik sisteminin gelişmesini sağlar. Aynı zamanda hipofiz bezi, cinsiyet salgı bezlerini (erkeklerde testisler ve kızlarda yumurtalıklar) uyarır ve kontrol eder. Cinsiyet salgı bezleri; farklı türden hormonlar salgılarlar. Bu hormonlar temel olarak her iki cinsiyette de bulunmakla birlikte, östrojen hormonunun üretimi kızlarda baskınken, testosteron hormonunun üretimi erkeklerde baskındır. Bu hormonlar, çocukluk süresince her iki cinsiyette de eşit miktarlarda ve düşük düzeyde üretilirken, erinlik yıllarında bu denge bozulur ve hormon üretiminde önemli bir artış oluşur. Erkek cinsiyet hormonu (testosteron) ve kadın cinsiyet hormonu (östrojen), ergenlerin cinsel olgunlaşmasında önemli rol oynarlar. Yine iç salgı bezlerinden tiroit salgı bezi, salgıları yoluyla organların gelişimine, kas ve kemiklerin büyümesine ve cinsiyet hormonlarının üretimine yardımcı olur. Böylece, iç salgı bezlerinin salgıladıkları hormonlar, erinlikte ortaya çıkan fiziksel değişmelere doğrudan yol açarlar ve yaklaşık birkaç yıl içerisinde çocukların bedenini bir yetişkin bedenine dönüştürürler. İç salgı bezlerinin hormonlarını salgılaması, ergenlik ve genç yetişkinlik süresince artmaya devam eder ve yaklaşık 20 yaş dolaylarında zayıflayarak, yetişkinlik düzeyine ulaşır. Böylece, erinlikte gerçekleşen hızlı bedensel büyüme ergenliğin sonundan itibaren gittikçe yavaşlar. Erinlik yıllarında, iç salgı bezlerinin hormonları yetersiz salgılaması, bedensel büyümede geri kalmaya, aşırı derecede salgılanmasıysa normalin üzerinde bedensel büyümelere yol açabilmekte ve erinliğe erken ya da geç girişte belirleyici olmaktadır.

Soru

Ergenlik döneminin ilk yıllarında bedensel özelliklerin gelişimi nasıldır?

Cinsel Olgunlaşma

Erinlik yıllarında, bireyler cinsiyetlerine özgü bedensel gelişmeler gösterirler ve cinsiyetlerine özgü özellikleri edinerek, cinsel olgunluğa ulaşırlar. Cinsiyete özgü özellikleri içeren fiziksel değişmelerin görülmeye başlanması, genellikle, erinliğe girmenin de bir işareti olarak algılanır.

Erinlik yıllarında, hem kızlarda hem erkeklerde, cinsiyete özgü özelliklerde dikkat çekici bir gelişim gözlenir. Bu özelliklerden bazıları birincil (temel) cinsiyet özellikleri olarak adlandırılır. Birincil cinsiyet özellikleri, üreme işlevinden sorumlu üreme organlarını içerir. Bunlar, erkekler için testisler ve penis, kızlar içinse yumurtalıklar, rahim, vajina ve klitoris’tir. Bu organlar erinlikte fiziksel değişmeler sonucunda olgunlaşarak üretici duruma gelirler. Erinlikte birincil cinsiyet özellikleri dışında başka cinsiyete özgü özelliklerin ortaya çıkışı da gözlenir. Bu özelliklerse ikincil cinsiyet özellikleri olarak belirtilir. İkincil cinsiyet özellikleri, üreme fonksiyonuyla doğrudan ilişkili olmayan, bedenin dışından bakıldığında gözle görülebilen, cinsiyeti farklılaştıran ilave özelliklerdir. Bu özellikler, her iki cinsiyette koltuk altları ve kasık bölgelerinde kılların oluşması, erkeklerde belirgin biçimlerde yüzde kılların oluşması, sesin kalınlaşması ve kızlarda göğüslerin büyümesi gibi fiziksel değişmeleri içerir. Birincil ve ikincil cinsiyet özelliklerinin erinlikte ortaya çıkışı bireysel farklılıklar göstermekle birlikte, ergenler benzer bir ilerleme eğilimi sergilerler.

Ancak, bedensel büyümedeki gibi, kızların cinsel gelişimi erkeklerden daha erken başlar ve böylece kızlar, erinliğe daha önce girerler. Kızlarda erinlik, genellikle hızlı, ani bir büyümenin oluşması ve göğüslerdeki değişmelerle başlar. Kasıklarda kıllar gelişmeye başlar. Yağ dokusunun artışıyla kalçalar genişler. Boy uzunluğu artışının doruğa çıkmasıyla ilk ayhali (adet görme) oluşur. İlk ayhalini takiben koltuk altlarında kıllar görülür ve göğüslerin büyümesi tamamlanır. Kızların çoğunluğu, bu özellikleri yaklaşık 3- 4 yıl içerisinde kazanırken, bazıları için bu durum 5 yıldan daha fazla zaman alabilir. Kızlarda ilk ayhali yaklaşık 12 yaşında oluşmakta olup, ilk zamanlar düzensizdir. Kızlarda doğurganlık ya da üreyebilirlik özelliğiyse ilk ayhalini görmeyi izleyen yaklaşık bir yıl sonra (ya da daha fazla) olgunlaşmış yumurtanın üretilmesiyle oluşur. Böylece cinsel olgunlaşma gerçekleştirilmiş olur. Ayhalinin başlaması bir kızın yaşamında önemli bir olaydır. Çünkü kızın geliştiğinin ve olgun bir kadın haline geldiğinin bir işaretidir. Genellikle, kızlar kendilerini daha çok kadın olarak algılarlar. Dolayısıyla, ayhalinin başlaması mutluluk verici olarak yaşanılır. Ancak, bazen bu durum mutsuzluk verici olarak da yaşanabilir. İlk ayhaliyle birlikte kızlarda karamsarlık, utanç ve sıkıntı verici duygular oluşabilir ve bu duruma karşı hoşnutsuzluk gelişebilir. Onun için, kızların ayhaline hazırlanması önemlidir. Ana babaların bu konuda gereken özeni göstermeleri beklenir.

Örnek

Cinselliğe ilişkin bilgi verilmeyen kızlarda ilk ayhali şok edici ve rahatsızlık vericidir.

Erkeklerde erinliğin ilk belirtileri yaklaşık 12 yaşında testislerin büyümesindeki artışla görülür. Kasıklarda kıllar ortaya çıkar, seste değişmeler başlar. Boy uzunluğundaki ani bir artışla birlikte yaklaşık 13- 14 yaşlarında ilk sperm üretimi gerçekleştirilir. Aynı zamanlarda, yüzde ve koltuk altlarında kıllar ortaya çıkar, üreme organının büyümesi tamamlanarak yetişkin yapısına ulaşır. Erkeklerin erinlik döneminde olgun sperm hücreleri üretmeye başlamasıyla cinsel olgunlaşma gerçekleşmiş olur. Bu fiziksel değişim, ergenlerde bazı olumsuz tepkiler uyandırabilir. Onun için, ergen bu cinsel özelliklerin değişimine hazırlanmalı, olumsuz ve yanlış bilgilendirici yayınlar yerine ana babalar tarafından doğru bir şekilde bilgilendirilmelidirler.

Soru

Cinsel olgunlaşmanın nasıl gerçekleştiğini açıklayınız?

Ergenlikte Bireysel Farklılıklar

Erinlik yıllarında ergenler, bedensel büyüme ve cinsel olgunlaşma açısında çok büyük farklılıklar gösterebilirler. Bazı ergenler yaşıtlarından daha önce erinliğe girme belirtileri göstererek ani, daha hızlı bir bedensel büyümeyle ikincil cinsiyet özellikleri kazanırlar. Bu ergenlerin fiziksel değişimi, “erken olgunlaşma” olarak nitelendirilir. Bazı ergenlerse yaşıtlarıyla aynı zaman diliminde erinliğe girme belirtileri gösteremeyerek, ani ve çok hızlı bir bedensel büyümeyle ikincil cinsiyet özellikleri kazanımını gerçekleştiremezler. Ancak, yaşıtlarından daha sonraki bir zamanda bu büyümeyi gerçekleştirebilirler. Bu ergenlerin fiziksel değişimiyse “geç olgunlaşma” olarak adlandırılır. Ergenlerin aynı yaşta olmalarına rağmen, yaşıtlarından bedensel olarak farklılaştıklarını görmeleri, onların kendilerine ilişkin olumsuz duygular geliştirmelerine yol açabilir. Erken olgunlaşan ergenler, hızla değişen ve gelişen bedenlerine kolayca uyum sağlamayabilirler. Geç olgunlaşan ergenlerse kendilerinin hiç büyümeyeceği gibi bir algı geliştirerek, bunun sıkıntısını, korkusunu ve endişesini yaşarlar. Dolayısıyla, büyüme ve cinsiyet özelliklerinin olgunlaşması açısından akran gruplarından farklılaşma, ergenler için güçlükler yaratmakta, onların, çevresindeki yetişkinler ve akranlarıyla ilişkilerini etkileyebilmektedir.

Yapılan araştırmalar, ergenlerin akranlarından daha erken ya da daha geç olgunlaştıkları zaman, kendilerini farklı algılayabildiklerini göstermektedir. Erken olgunlaşan erkekler, duygusal ve sosyal açıdan geç olgunlaşanlardan daha avantajlıdırlar. Çünkü yetişkinler ve akranlar tarafından, görünüşe ve atletik mükemmelliğe verilen değer ölçüsünde bağımsız, kendine güvenli, girişimci ve çekici olarak görülürler. Erken olgunlaşan erkekler, akran ilişkilerinde daha başarılı olurlar ve akranlarının kendisine gösterdiği hayranlık ya da popülerlikten hoşlanırlar. Onlar, okulda lider pozisyonu sergilerler. Tersine, geç olgunlaşma hoş olmayan bir durum olarak algılanır. Akranlar ve yetişkinlerden sıklıkla olumsuz tepkiler alabilirler. Bundan dolayı, yetersizlik ve reddedilme duyguları sergileyebilirler. Bu duygular, asi davranışlara yol açabilir. Araştırma sonuçları; erken olgunlaşan erkeklerin daha dengeli, kendine hâkim, sakin, işbirlikçi, sosyal ve uyumlu olma; geç olgunlaşan erkeklerinse daha sabırsız, konuşkan, kendi fikrinde ısrarcı, asi, kaygılı ve alıngan olma eğilimini yansıtmaktadır.

Tersine, kızlar için erken olgunlaşma problemli olabilir. Bu kızlar; erken gelişen bedenlerine uyum gösterme çabası içerisinde içe dönük, kendine güveni eksik ve sıkıntılı olabilirler. Okulda daha az başarı sergileyebilir ve içki, sigara gibi olumsuz davranışları çok erkenden kazanabilirler. Araştırma sonuçları, erkeklerdekinin tersine, geç olgunlaşan kızların daha uyumlu olduğuna işaret etmektedir. Bazı araştırma sonuçlarıysa zamanında olgunlaşan kızların, geç ya da erken olgunlaşanlardan, benlik algılamalarının daha olumlu yönde olduğunu ortaya koyarlar. Bu araştırma sonuçları; geç olgunlaşan erkeklerle erken olgunlaşan kızların uyum güçlüklerini daha çok yaşayabildiklerini göstermektedir. Bu güçlüklerin yaşanmasında, kültürün beklentileri, ana babaların, öğretmenlerin ve akran grubunun sergilediği tutum önemli belirleyiciler olabilmektedir. Onun için, tüm yetişkinlerin, ana babaların ve öğretmenlerin ergenlerle yakın bir iletişim kurmaları, onlara gerekli bilinci kazandırmaları için uygun davranışlar sergilemeleri gerekir. Çünkü yakın çevreden edinilen bilgiler ve sağlanan destek, onların duygusal ve sosyal uyumlarını kolaylaştıracaktır.

Ergenlik dönemi, fiziksel değişmeler kadar bilişsel ve sosyal değişmeleri de içerir. Bu dönem içerisinde ergenler, gelişen bedensel özelliklerini kabul ederek, bedenlerine uyum sağlamaya çalışırlar. Kendi bedensel özelliklerine ve görünüşüne ilişkin duygu ve düşünceler geliştirirler. Böylece, kendi beden yapılarına ilişkin beden imgesi oluştururlar. Ergenlerin, kendilerine ilişkin olumlu bir beden imgesi geliştirmeleri gerekir. Ancak, ergenlik döneminde bazı ergenler bedensel görünüşlerine ilişkin olumsuz bir algı geliştirebilirler. Ergenlerin bir kısmı genellikle yüzlerinin ve bedenlerinin biçimine ilişkin sıkıntılar yaşarlar. Sık sık aynaya bakarak kendisinde oluşan değişimden hoşlanmayabilirler. Bazıları kendilerini çok zayıf ya da şişman olarak algılarlar. Bazıları yüzündeki sivilcelerinin, gözlüklerinin, düzensiz dişlerinin, burnunun, saçının ve yüzünün biçiminin onların dış görünüşlerini bozduğunu düşünürler. Bunun gibi daha pek çok sebep, ergenin kendi bedenini algılayış biçimini olumsuz yönde etkileyerek sürekli zihnini meşgul edebilir.

Çünkü ergenler, çevreleri tarafından sürekli dış görünüşlerinin takip edildiği; bedensel değişmelerinin değerlendirildiği, giyimlerinin, makyajlarının, saç şekillerinin kendilerine uygunluğunun dikkate alındığı gibi, benmerkezci düşünceler geliştirebilmektedirler. Bu nedenle, çoğu ergen dış görünüşe önem verir. Çoğunlukla dış görünüşlerini toplumda popüler olan kişilerin, televizyon ve dergilerde gördükleri modellerin tarzlarına benzetmeye çalışırlar. Akran grupları arasında geçerli ve kabul gören tarzda dış görünüşlerini oluştururlar. Böylece, çevreleri ve akranları tarafından ilgi görecekleri, değer verilecekleri ve kabul görecekleri gibi gerçekçi olmayan bir algı geliştirebilirler. Bu algıyı içeren benmerkezci düşünce ergenliğe özgü bir düşünce tarzı olup, ergenlik sonundan itibaren etkisini kaybeder ve ergen, bedensel özelliklerini olduğu gibi benimser duruma gelir.

Ergenlik döneminde ergenlerin bedensel özelliklerini aşırı bir biçimde kendilerine dert etmemeleri ve dış görünüşlerinden hoşnutluk duymaları, içinde bulundukları çevreye de son derece bağlıdır. Ergenlerin bedenlerini gururla ve memnuniyetle ya da sıkıntı ve utançla algılamaları onların çevrelerindeki yetişkinlerin ve akranlarının değerlendirmelerinden etkilenecektir. Yetişkinlerin, akranların ve kültürel değerlerin ergenin gelişen cinselliğine, yoğunlaşan duygularına, artan beğenilme ihtiyacına, değişen bedensel özelliklerine ve dış görünüşüne verdiği tepkiler ve yaptığı değerlendirmeler onların olumlu veya olumsuz beden imgesi geliştirmelerine yol açacaktır. Dolayısıyla, bireyin kendini algılayış biçiminde temel bir etkiye sahip olacaktır.

Örnek

Ergenlerin içinde bulunduğu çevre, genellikle her iki cinsiyete özgü belirli bedensel yapılar tanımlar. Kızlarda güzellik ve fiziksel çekicilik, erkeklerde yakışıklılık ve atletik vücut yapısı gibi özellikler arzu edilir. Ergenler, akranlarından, ailelerinden, kültüründen ve kitle iletişim araçlarından (televizyon ve dergi gibi) bu ideal beden yapısının özelliklerini öğrenirler. Bu ideal beden özellikleriyle kendi beden özelliklerini karşılaştırırlar. Ergenler beden yapılarına son derece duyarlı oldukları için, bedensel yapılarını bu ideale benzetmek ister. Büyük bir kısmı ağırlıklarını değiştirmek ister, kendilerini çok zayıf ya da çok şişman, çok kısa ya da çok uzun hissederler. Bunun sonucunda olumsuz duygular geliştirebilir ve kendilerini olumsuz biçimde algılayabilirler.

Ayrıca, ergenin bedensel görünüşüne ilişkin akranlarından gelebilecek alay etmeler, yargılamalar, eleştiriler de onların benliklerini olumsuz biçimde etkiler. Ergenlik döneminde ana babaların, öğretmenlerin ve tüm yetişkinlerin ergenin beden yapısına ilişkin duyarlılığının farkında olmaları, ilişkilerinde bunu dikkate alacak biçimde davranışlar sergilemeleri, ergenin içinde bulunduğu dönem gereği dış görünüşüne verdiği önemin ve benmerkezci düşüncenin farkında olmaları, gereken anlayışı göstermeleri ve desteği verebilmeleri gerekir. Yetişkinler, ergende ideal bir beden yapısı görüşü oluşturmaktan kaçınmalı, çevreleri tarafından kabul görmelerinin dış görünüşe bağlı olmadığını açıklamalı, beden yapıları ve cinsiyet özelliklerine ilişkin oluşan değişmeler konusunda bilgiler vermeli, değişen ve gelişen bedenlerine uyum sağlamalarına ve bedensel özelliklerini tutarlı bir biçimde benimsemelerine yardımcı olmalı, gerçekçi ve olumlu bir beden imgesi geliştirmelerini sağlamaları yönünde davranmalıdırlar. Ayrıca yetişkinler, ergenlerin kendisine ve ergen akran gruplarına gereken bilgilendirmelerle, açıklamalar yaparak bir bilinç oluşturmaya çalışmalı, dış çevredeki tehlikeleri farketmelerini sağlama ve kendilerini geliştirmelerine destek olma yönünde çaba göstermelidirler. Yazılı ve görsel iletişim organları da aynı çabayı sergilemeli ve gereken desteği vermelidirler.

Soru

Ergenlerin fiziksel gelişimindeki bireysel farklılıklar, onları nasıl etkilemektedir?

Tartışalım

Yaşamın başlangıcından, ergenliğin sonuna kadar olan zaman diliminde gerçekleşen fiziksel gelişimin, insan yaşamı açısından önemini tartışınız.

“Ergenlik Döneminde Fiziksel Gelişim” için 2 cevap

  1. [...] İlk Çocukluk Döneminde Fiziksel Gelişim İkinci Çocukluk Döneminde Fiziksel Gelişim Ergenlik Döneminde Fiziksel Gelişim Özet Değerlendirme Soruları Düşünelim, Tartışalım Yararlanılan ve Başvurulabilecek [...]

  2. Prof.Dk.Ayla Bagda diyor ki:

    Öncelikle ergenlik önemli bir kavramdır.Bu kavram yaşanılıyor.Bütün 12-22 Yaş arası gençler bu sorun ile karşı karşıya.Duygusal ve ruhsala özelliklerde değişimler şunlardır: Küfretme,Bağırma,Öfke,Ağlama,Stres,Depresyon ve üzüntü kırıklılık gibi değişmiler ortaya çıkar.Genellike yetişkinleri hor görme ve isteklerini iteleme,Kendini üstün görme,genellikle herşeye ağlama,karışma,özgürlük bağımsızlıkta isteklik.Ama daha çok ergenler de gençlerde herşeye özenme özenti bir toplum oluşuyor.Bunu önlemek kendinizi bir kaç saat dinlemek bazen yoga işe yarayabilir.:D Aslında şimdi bir yetişkine sorduğumuzda%86sı gençliğine dönmek isterler.Bende isterim çünkü ergenlik dönemi tozpembe yıllardır.Özgürlük ve sultanlık yıllarıdır.Siz Siz olun özenmeyin özenne degil herkeze kendinizi özendirin.:D Gençler Bu dönemleriniizi bizim gibi özeleyeceksiniz

Bir Cevap Yazın

*