Kayıt Ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Açıköğretim fakültesi (AÖF) e-öğrenme eğitim portalı
30.09.2014
Ders: Türk Dili      Ünite 1      6 Mart 2011 Ara     

Dilin Türleri

Amaç 4

Dilin türleri nelerdir?

Dil; kullanıldığı biçime, yaşa, mesleğe, coğrafi sınırlara göre türlere ayrılmaktadır. Şimdi bu türleri inceleyelim:

Anadili

Dil, bir topluluğu ulus yapan etkenlerin en başında gelenidir. İnsanlar, doğuştan itibaren yakın çevresinden öğrendiği ve zamanla ilişkide bulunduğu sosyal çevrelerle geliştirdiği anadili sayesinde üyesi bulunduğu toplumla ilişki kurar ve ancak anadiliyle o toplumun bir parçası olur.

Birden fazla dil konuşulan ülkelerde doğan ve büyüyen ya da değişik uluslardan anne ve babanın çocuğu olarak dünyaya gelen insanın da tek bir anadili vardır. Ancak o dille bilinçaltına kadar inebilir, duygu ve düşüncelerini ifade edebilir.

Her ulusun anadilinin kendine özgü ses dizgesi bulunmaktadır. Örneğin, Türkiye Türkçesinin söz varlığında Arapçadan geçen pek çok alıntı sözcük vardır. Fakat bir Türkün mide, maden, neşe ve mağrur demesi ile bir Arabınki farklıdır. Çünkü her ne kadar bunlar gibi pek çok sözcük Arapçadan dilimize geçmişse de biz bunları kendi dilimizin ses örgüsüyle söyleriz. Bu nedenle bir yabancı dil ne kadar iyi öğrenilirse öğrenilsin, telaffuzunda her zaman için birtakım güçlüklerin olacağı bir gerçektir.

Dilbilimde bir dil ailesine kaynaklık eden dile de anadil adı verilmektedir. Buna göre Türk, Moğol ve Mançu-Tunguz dillerine kaynaklık eden ya da bu dillerin köken bakımından bağlı bulunduğu bir Ana Altay dili düşünülebilir. Ana Türkçe terimi ile de Çuvaşça dışında diğer Türkçelerin atası olan dil anlatılmaktadır.

Ortak Dil

Dilin tanımında da sözünü ettiğimiz gibi dil, bir toplum ve o toplumun kültürü hakkında en gerçekçi bilgileri veren sosyal bir kurumdur. Bu, dilin sosyal yönünü yansıtması bakımından önemlidir. Dilin bu yönü yani toplumsal yönünü kazanmasındaki şart, o dili konuşan insanlar arasında ortak bir iletişim aracı, başka bir deyişle ortak dil olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir ülkenin değişik yörelerinde doğan ve yaşayan insanlar arasında bir sözcüğün söylenişi ve bir ifadenin anlatımında farklılıklar olabilir. Ancak bu farklılıklar o ülkedeki basın, yayın ve televizyon gibi iletişim araçlarında kullanılan dile yansıtılmaz. Yani yerel gazetelerde veya televizyonlarda bile o yöre insanlarının konuştuğu dil esas alınmaz. Bunun gibi bir ülkede konuşulan lehçe ya da ağızlar arasında en yaygın ve en üst konumda olanına ortak dil adı verilmektedir. Ortak dil genelde bir ülkedeki yönetim, siyaset ve kültür merkezi olan yörenin konuşma dili üzerine kurulmuştur. Türkiye için bu merkez Osmanlı İmparatorluğu’nun yüzyıllarca başkentliğini yapmış olan İstanbul’dur. Bu nedenle Türkiye Türkçesinde ortak dil İstanbul ağzı üzerine kurulmuştur.

Konuşma Dili – Yazı Dili

Dil iki yönlü olarak gelişimini sürdürür,
1. İnsanlar arasında sesli olarak iletişimi sağlayan konuşma dili
2. İnsanların söylemek istediklerini yazıya geçirdikleri yazı dili. Konuşma dili ile yazı dili, arasında farklılıklar vardır:

- Konuşma dili, günlük hayatta insanların karşı karşıya geldikleri her an için kullanılan doğal bir dildir. Bu nedenle bir ülkede bölgeler ya da yerleşim birimleri arasında söyleyiş özelliklerinin farklı olmasına dayanan değişik konuşma dilleri bulunabilir. Konuşma dili bir dil alanı içinde farklı özellikler gösterebilir. Fakat aynı dil alanında tek bir yazı dili vardır. Konuşma dilindeki bölge ya da bir ulusun boylarından kaynaklanan farklılıklar yazı dilinde gösterilmez.

- Yazı dili konuşma diline oranla yapay bir dildir. Hiçbir yerde konuşulduğu gibi yazılmaz, yazıldığı gibi konuşulmaz. Her yazı dili o ülkedeki bir konuşma diline, ortak dile dayanır. Fakat yazı dilinin bütün öğeleri bu ortak dilden alınmıştır denilemez, çünkü yazı dili diğer konuşma dilleriyle de beslenip gelişimini sürdürür.

- Yazılan dil konuşulan dilden daha kurallıdır. Konuşma dilindeki birtakım kuralsızlıklar genelleşip kural haline gelmedikçe yazı diline yansıtılmaz. Örneğin, peşinden gitmek ifadesindeki peş sözcüğü bu ifadede ‘arka’ anlamındadır. Fakat Farsçadan dilimize geçen bu sözcüğün (<peş) gerçek anlamı ‘ön’dür. Yazı dilini de yansıyan bu anlam değişmesi konuşma dilindeki yanlışın kurallaşmasından başka birşey değildir.

- Yazı dili bir uygarlık dilidir. Bir ülkedeki bütün eserlerde kullanılan kültür ve edebiyat dili olduğu için buna edebi dil de denilmektedir. Dünya üzerinde bugün sadece konuşma dili olarak varlıklarını sürdüren pek çok dil vardır. Türk yazı dilinin tarihinin bilinen en eski eserleri VIII. yüzyılda yazılan Orhun Yazıtları’dır.

Lehçe – Şive – Ağız

Bir dilin değişik ülke ve bölgelerde güç anlaşılacak kadar birbirinden ayrılan dallarına lehçe (dialect, idiom) denilmektedir. Bir dil, değişik zaman ve alanlarda aynı toplum tarafından farklı şekilde kullanılır ve bu farklılıklardan da o dilin lehçeleri ortaya çıkar. Örneğin, XI. yüzyıla kadar temelde tek kol halinde gelişimini sürdüren Türk yazı dili, bu yüzyıldan sonra değişik dönem ve alanlarda farklı tarihi lehçeler ile ürünlerini vermiştir. Doğuda Harezm Türkçesi ve Çağatayca, kuzey-batıda tarih” Kıpçak Türkçesi, güney-batıda ise Eski Anadolu Türkçesi olmak üzere üç farklı lehçe ortaya çıkmıştır.

Bugün ise Asya ve Avrupa’da Türk dilinin konuşulan ve yazılan pek çok lehçesi bulunmaktadır. Türkiye’de Türkiye Türkçesi, Orta Asya Cumhuriyetlerinde Kırgız, Kazak, Türkmen, Özbek ve Azerbaycan Türkçeleri gibi. Bu lehçeler bazen bağlı oldukları dilden anlaşılmayacak kadar ayrılırlar ve başka bir dil görünümü de verebilirler. Türk dili için Saha (Yakut) ve Çuvaş Türkçeleri buna en güzel örnektir. Ağız ve şive ise lehçenin alt bölümleridir. Ağız, bir lehçe içinde daha küçük yerleşim birimlerine özgü yazı diline yansımamış konuşma biçimidir. Örneğin Türkiye Türkçesinde yerleşim bölgelerine göre adlandırılan, Güney-batı Anadolu ağızları, Ankara ağzı, Urfa ağzı. Kayseri ağzı gibi çok çeşitli ağızlar vardır.

Özel Diller

Buraya kadar incelediğimiz dil türleri, dilin sosyal yönü ile ilgilidir. Ancak dilin bir de kişiden kişiye farklılık gösteren bireysel yönü vardır. Buna göre bireyin dilinden de (idyolekt) söz etmek yerinde olacaktır.

Bir toplumda konuşulan dil, o dili konuşan insanların yetiştiği ve içinde bulunduğu çevreye, edindiği mesleğe, kültür düzeyine ve yaşına göre değişiklik göstermektedir. Bu şekilde ortaya çıkan diller özel dil veya grup dili adı altında değerlendirilir. Örneğin, bir insan ne kadar okumuş aydın bir kişi olursa olsun doktorunun söylediklerinden pek bir şey anlayamaz. Çünkü her insanın kendi mesleği ile ilgili kavramlar konuşma diline de yansır ve kişi çoğu zaman karşısındaki insanın aynı meslekten olup olmadığının farkına varamaz. Yukarıda sözünü ettiğimiz tıp dili yanında hukuk dili, edebiyat dili, gazete dili, denizcilik dili gibi pek çok mesleğe ait özel diller vardır. Ayrıca diğer faktörlere göre de diller, köylü dili, teklifsiz dil, aydın dili, çocuk dili, yetişkin dili gibi çeşitli adlar altında da gruplandırılabilir.

Argo

Argo, bir toplumda belli kesimlerin kendi aralarında anlaşmayı sağlamak amacıyla kullandıkları özel bir dil veya dil grubudur. Dünya üzerinde her ülkede ve konuşulan bütün dillerde görülmektedir.

Argo, genelde toplumun alt tabakasına özgü, özel sözler olarak bilinse de gerçekte bu dil türü, toplumun aydın kesimi de dahil bütün katmanlarını içine almaktadır. Fakat her grubun argosu değişiktir. Bu nedenle öğrenci argosu, asker argosu gibi konuşulduğu yere göre adlandırılan argo türleri ortaya çıkmıştır. Argoda sözcüklere özel anlamlar yüklenir, bu yolla söz sanatlarından ve deyim aktarmalarından yararlanılır.

Argoda kullanılan sözcüklerin büyük bölümü Rumca, Ermenice gibi az bilinen yabancı dillerden alınır: mangiz ‘para’, aftas ‘sevgili’ gibi. Dilin kendi olanakları kullanılarak da argo sözler yapılır ve bunlar ortak dile katılabilir ‘çalmak’ için yürütmek, tırtıklamak, araklamak, hortumlamak, zula etmek gibi. Ayrıca ortak dilde geçen bazı sözcükler farklı anlamlarla argo sözlerde de kullanılır: bilezik ‘kelepçe’, inek ‘çok çalışan (öğrenci)’, angut ‘anlayışı kıt olan kişi’, okşamak ‘ dövmek’ gibi.

Bir Cevap Yazın

*