Kayıt ol  |  Giriş
NotOku'yu +1'le
Ders: Devlet Bütçesi      Ünite 1      14 Şubat 2011 Ara     

Devlet Bütçesinin Fonksiyonları

Bütçeler; hazırlanması, görüşülmesi, onaylanması, uygulanması ve denetlenmesi açısından yürütme, yasama ve yargı organları arasındaki ilişkilerin ortaya konması yönünden önemli bir araçtır.

Bütçenin yukarıda belirtilen temel özellikleri; bir yandan siyasal, iktisadi, hukuksal ve denetime ilişkin klasik temel işlevleri olduğu gibi, öte yandan çağdaş işlevlerine de işaret eder.

Bütçenin Klasik İşlevleri

Bütçenin Siyasal İşlevi

Her toplumda siyasal olgular, devletin varlığından çıktığına ve devletin yaşamının sürmesine parasal destek sağladığına göre, bütçe ile siyaset arasında ayrılmaz bağlar vardır. Çünkü dünya tarihinde ilk bütçelerin ortaya çıkışının nedeni, devletin neler yapacağını saptamak ve yapılacak hizmetlere halkın katkısının ne olacağını belirlemek arzusudur. Bu nedenle de bütçenin bir kurum ve süreç olarak ortaya atılışının nedeni “siyasal”dır. Siyasal rejimlerin en yaygını olan demokrasilerin gelişmesinde bütçeler etkili olmuşlardır.

Yasama organında parlamenterler ve siyasi partiler halkın isteklerini açıklarlar. Parlamentoda çoğunluğa sahip olan siyasal kadro, vatandaşların iradesini hükümet programı haline getirir ve bürokrasiye uygulatır. Hükümet, burada, vatandaşların isteklerini bütçe aracılığıyla gerçekleştirmeyi amaçlamış ve üstlenmiş bir siyasal girişimcidir. Bürokrasi ise, kamusal hizmetlerin üreticisi bir örgüt niteliğini taşır.

Toplum adına karar alma sürecinin bir anlamı da, hangi hizmetlerin bütçe içine alınacağı ve her birine ne kadar kaynak tahsis edileceğinin belirlenmesidir. Kaynakların kıt ihtiyaçların sonsuz olduğu düşünülürse, kaynakları etkin kullanabilmek için her bir hizmeti görmenin alternatif yollarını araştırmak ve uygun olanını seçmek (karar almak) gereklidir.

Yasama organı genel kurulunda, bütçe kanun tasarısının tümü üzerinde görüşmeler bittikten sonra, oylamaya sunulup kabul edilmesi halinde, hem bütçeye hem de hükümete güvenoyu verilmiş olur. Diğer bir anlatımla bu tasarının reddi, diğer kanun tasarılarının reddinden farklı bir durum doğurur. Bütçenin reddi, siyasal anlam taşıyan bir olaydır. Çünkü bütçelerin, hükümet programlarını ve politikalarını yansıtan birer kanun olmaları nedeniyle, bunun reddi hükümete güvenoyu verilmemesi anlamına gelir. Bu durumda o bütçeyi sunan hükümetin çekilmesinden daha doğal bir sonuç olamaz. İşte bu nedenle bütçe kanun tasarısının böyle bir siyasal anlam taşıması, bütçe ile siyaset arasındaki organik ilişkinin hem kanıtı hem de sonucudur. Bu siyasal nitelikleri ve işlevleri nedeniyle bütçeler toplumdaki kişilerin konumlarına göre farklı anlamlar ifade eder. Şöyle ki bütçeleme;

– sıradan bir vatandaş için, anlaşılmaz veya basit bir süreç olarak nitelendirilirken,
– merkezi yönetimdekiler için, kaynakların tıpkı bir sulama sistemindeki dağıtım ağına benzer,
– çıkar grupları için, bir fırsatlar veya engeller bütünü ve sürecidir, birbirlerine rakip kurumlar anlamına gelir,
– bürokrat kadro için, tahsis edilen kaynaklar bir güç belirtisidir ve bu gücü kaybetmemek gerekir,
– parlamenterler için, yasama gücünün saptandığı ve yürütme organına verilen yetkileri sağlayan bir kurum ve araçtır,
– parti üyeleri ve liderler için de, hizmet programlarına ayrılan kaynakların büyüklüğü aracılığıyla, partinin yönetim üzerindeki etkisinin bir ölçütüdür.

Bu anlamda bütçeleme, çıkarların ve çıkar gruplarının taleplerinin açık veya gizli olarak yansıtılması açısından siyasal sürecin tam ortasındadır. Siyasal güçlerin yansıtılma biçimi ve toplumsal yaşamın farklı gereksinimlerini gerçekleştirme aracı olduğu için bütçeler, mali kaynakların politik süreçler aracılığıyla dağıtılması girişimidir. Bu anlamda bütçeler, değişik mal ve hizmetlerin nispi değerleri üzerinde bir “sosyal fikir birliği” sağlanmasını ifade eder.

Sıra Sizde

Demokratik olmayan toplumlarda bütçenin siyasi işlevinden bahsedebilir miyiz? Tartışınız.

Bütçeleme sürecinde; genelde, kamu daireleri genişlemeyi arzularken yürütme gücünün başında bulunanlar ılımlı olmaya çalışır, yasama organı ise tasarrufu esas alır. Bununla birlikte, parlamenterler adeta kişiliklerinin bir tür bölünmesi sonucunda, hem kamu yararının gözetilmesi hem de seçmen kişiliğine girer gibi özel ve bölgesel yararlar sağlanması için, kaynakların kendi seçim bölgelerine yöneltilmesi amacıyla “siyasi yatırım” ve “seçmene selam” mantığına kapılırlar. Parlamenterlerin hem kamusal ve hem de özel çıkarlara yönelmesini, bu farklı kişiliklerini ve tutumlarını ifade etmek üzere “mali şizofreni” deyimi kullanılmaktadır, yani kişiliklerinde bir ayrılma olduğu kastedilmektedir.

Bu nedenle bütçe kaynakları, kamu dairelerinin “hayat suyu” gibidir ve kamusal öncelikleri ile yürütme organının neler yapacağını gösterir.

Bütçenin Hukuksal İşlevi

Mali araçların (giderler, gelirler, borçlar) ortaya çıkışını, biçimini, içeriğini, uygulanışını, denetimini düzenleyen hukuk dalına “mali hukuk” denilir. Bu nedenle; mali hukuk içinde devlet gelirlerine ve giderlerine dayanak oluşturan tüm yasalar, bütçenin yapılmasına, uygulanmasına, denetlenmesine ilişkin yasalar, devlet muhasebesini kuran yasalar, Sayıştay yasası, kesin hesap kanunları, mali yargı, vergileme yasaları ve borçlanma yasaları, dış ülkelerle yapılan mali anlaşmalar yer alır.

Hemen her ülkede bütçeye ilişkin temel yetkiler, ilkeler ve hukuksal sınırlar ilgili ülkenin anayasasında belirlenir. Çünkü, bütçe hakkıyla bağlantılı olan, yürütme ve yasama organlarının konuya ilişkin sınırlarını çizen kuralların, anayasal çerçevede uygulamaya konulması istenir. Ayrıca; bütçe uygulamasında, kamu yönetimi birimleri ve vatandaşlar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar da yargı organları tarafından çözümlenmektedir. Bütçenin hükümet tarafından hazırlanması, yasama organı tarafından görüşülüp onaylanması veya onaylanmaması, kamu yönetim birimlerini bağlayıcı bir tasarruf olması ve yürütme, yargı ve yasama organlarınca denetlenmesi onun hukuksal boyutunu yansıtır. Çünkü bütçeler aynı zamanda kamu gelirlerinin toplanması ve kamu harcamalarının yapılması için sınırlı süreli bir yetki ve izin veren kanunlardır. Bu yetkiye, izne ve bütçe mevzuatına aykırı olan tüm işlemler yasal sayılmaz.

Bir başka açıdan da bütçeler bir sözleşme niteliğindedirler. Çünkü yasama ve yürütme organları, sağlanan kamusal kaynaklarla kamu harcamalarını yapmaya yetkilendirilmişlerdir. Bu nedenle bütçe, anlaşmayı yapan tarafların karşılıklı sorumluluklarını ve denetimini öngörür.

Öte yandan, yargı organı olarak nitelendirilen ve yüksek hesap mahkemesi olan Sayıştay da hukuksal denetimin önemli bir aktörüdür. Bu örgüt aracılığıyla, öngörülen harcamalar ve gelirler ile gelecekte gerçekleşmesi istenilen sonuçlar arasında bağlantı kurulmaya çalışılır ve ilgili kişi ve kurumlar hakkında kararlar verilir.

Sıra Sizde

Bütçelerin hukuki işlevinin olmaması ne tür sonuçlar doğurabilir? Tartışınız.

Anayasa’da kanun olarak nitelendirilmesine karşın, bütçe kanununun gerçek niteliği hakkında farklı görüşler vardır. Bu görüşler bütçe kanunlarının, bütçe gelir ve giderlerine ilişkin yasalara yeni bir şey katıp katmadığı tartışmasından çıkmıştır. Gerçekten de, bütçe kanunları sürelidir ve bu süre bir yıldır. Belli bir zamanda yasama organına getirilir, görüşülür ve oradan çıkar. Mali yılbaşı başlamadan yürürlüğe girer, mali yılın bitimi ile de ömrünü tamamlar.

Bütçe kanunlarının bu genel seyri, onun hukuksal değeri hakkında birbirinden farklı görüşlerin doğmasına yol açmaktadır:

– Konuya biçimsel açıdan yaklaşanlar, yasa yapma yöntem ve tekniği bakımından bütçeler ile diğer yasalar arasında hiçbir farkın olmadığını belirtirler. Buna göre bütçe, yürütme organınca hazırlanır, belli bir zamanda yasama organına gelir, ilgili komisyona gider, görüşülür ve yasalaşır. Öyleyse bütçe kanunu ile diğer yasalar arasında genelde bir fark yoktur ve hukuksal değer açısından bir noksanlık söz konusu değildir.

– Konuya içerik açısından bakan bazı hukukçular ise, bütçe kanunları biçimsel olarak kanuna benzer ise de, ona kanun denilemeyeceğini ileri sürerler. Çünkü yasama organlarından, yasalara benzer biçimde metinler geçse de bunlar sürekli, düzenleyici, yasaklayıcı ya da cezalandırıcı nitelikte hükümleri ve nitelikleri taşımayan metinlerdir ve sadece birer “karar”dır. Bu nedenle bütçeler konusundaki meclis kararlarının birer “şartlı tasarruf” olduğunu söylerler. Bu görüşte olanlara göre; bütçeler, vergi kanunlarına hiçbir yeni katkı getirmezler. Aynı şekilde, devlet giderlerinin nasıl yapılacağını düzenleyen yasalara da yeni bir şey eklemezler. Öyle ise bütçeler, belli bir şartı ortaya koyan kararlardır. Ortaya koyduğu şart ise, yıl içinde bütçeden harcama yapılmasına izin vermek, gelir toplanmasını sürdürmektir. Bu özellikleriyle bütçeler, gerçek anlamda bir yasa sayılmazlar.

– Bütçenin hukuksal değeri hakkındaki bu birbirine zıt iki görüş arasında yer alan hukukçulara göre; bütçe kanununun içinde hem gerçek anlamda kanun niteliğinde olan hükümler hem de idari karar ve şartlı tasarruf biçiminde olan hükümler vardır. Bütçenin, giderlere ait taşıdığı hukuki değer, bir meclis kararı ve bir şartlı tasarruf olmaktan öteye geçemez. Buna karşılık, bütçe gelirlerine ilişkin olarak, bütçe kanunu, vergi kanunlarının ve her türlü mali yükümlülükler getiren yasaların gelecek bir yıllık sürede de (mali yıl veya bütçe yılı) yeniden uygulanmasına izin verir. Gerçi bu yükümlülükleri koyan yasalar bütçe kanunundan bağımsız olarak yapılmış ise de bütçenin, yükümlülüklerin gelecek mali yıl içinde tekrar uygulanmasına yönelik hükmü, bütçe gelirlerine yasal bir nitelik kazandırır. Bunun için de bütçe kanunları, yükümlülüklere ilişkin yasaları bir liste halinde ekli cetvelde gösterir. Böylece bir yandan mali yükümlülüklerin yasal dayanaklarının neler olduğu belirtilir, öte yandan bu yükümlülüklerin sınır ve kapsamı ortaya konulmuş olur. Bu özellikler bütçenin gelir öğesini, gider öğesinden ayırt eder ve ona yasal bir nitelik kazandırır. Öyleyse bütçe kanunları, hukuksal açıdan karma bir nitelik taşımaktadırlar.

Sıra Sizde

Bütçelerin hukuki nitelikleri konusundaki farklı görüşleri özetleyebilir misiniz?

Bütçenin Mali-İktisadi İşlevi

Bütçenin en eski işlevlerinden birisi mali işlevidir ve harcamalar ile gelirler arasında bir mali denge oluşturmayı amaçlar. Bu bağlamda temel iktisadi işlevi; kıt kaynakları sınırsız ihtiyaçlar arasında en iyi biçimde dağıtmaktır. Buna paralel olarak, yurttaşlardan bazen zor kullanarak da olsa toplanan gelirlerin, harcanmasından sağlanacak sosyal faydayı azamiye çıkarmaya yardımcı ve destek olacak şekilde kullanımını sağlamak gerekir. Yani, iktisadi kaynakların kullanılmasında, kamu kesimindeki karar alma sürecine işlerlik kazandırır. Çünkü kamu ekonomisinde, kamu hizmetleri ve kolektif ihtiyaçlara talebin ne olduğunu ancak bütçeler ortaya koyabilir. Bu anlamda bütçeleme, mali kaynakların beşeri ve toplumsal amaçlara dönüştürülmesidir.

Sıra Sizde

Bütçenin mali-iktisadi işlevinin önemi nedir? Tartışınız.

Bütçeler aynı zamanda kamu harcamalarının (ücret, demirbaş, yolluk gibi) ve toplumsal amaçların (savunma, tarımsal sulama gibi ) türlerini ve finansmanını sağlayacak gelir türlerini belirler. Bu bağlamda bütçeler, alternatif harcama ve gelirler arasında tercihlerde bulunma sürecine dönüşür. Tüm bu özellikleriyle bütçeler, iktisadi nitelikleri ve işlevleri açısından üç şekilde karşımıza çıkar:

Birincisi; bütçelemenin, bireysel, sınıfsal ve toplumsal refahın arttırılmasına ilişkin olarak kaynak tahsisinde ve gelir bölüşümünde optimizasyonu sağlama süreci olmasıdır.

İkincisi; bütçelemenin kamu ve özel kesim arasında kaynak dağılımına ilişkin bir uzlaşma olmasıdır.

Üçüncüsü; bütçelemenin, mal ve hizmetlere olan talep ile mal ve hizmetlerin maliyetleri ve buna karşılık toplanabilecek gelirler arasında bir bağ kurmasıdır.

Bütçenin Denetim İşlevi

Kamu bütçelemesinde denetim, mal, gider ve gelir işlemlerinin amaca ve yasalara uygunluğunu, kaynakların iyi kullanılıp kullanılmadığını açığa çıkarmaya yarar. Denetim işlevi bütçeciliğin, bütçe yapma ve uygulama sürecinin önemli bir yanıdır. Çünkü bütçenin denetim işlevinin yerine getirilebilmesi için; bütçelerde yeni anlayışlar ile teknikler, yönetsel, yargısal, yasama ile ilgili denetim çeşitleri, yeni örgütler ve denetim kavramları geliştirilmiştir: Bu açıdan, her hizmetin amacının en iyi belirlenmesi, amacı gerçekleştirecek yöntemlerin en iyisinin seçilmesi ve uygulama sonunda bu amaçlara ne kadar ulaşıldığının denetlenmesi için yeni teknikler geliştirilmiştir.

Bütçedeki daha alt düzeydeki mali denetim biçimleri de çeşitlendirilmiştir. Yönetsel denetim, her kuruluşun kendi amacını, yönetsel sürecin işleyişi içinde en iyi biçimde yapmakta olup olmadığını ortaya koyan bir denetim türüdür. Öte yandan, bütçeler tarafsız bir yargı organının denetiminden de geçirilir ve yapılan işlerin yasalara uygun olup olmadığı ortaya konulur. Yasama denetimi, mali uygulamaların parlamento tarafından saptanmış bütçe kanununun, hükümet programında yer almış kıstaslara uygunluğunu irdeler. Ayrıca; eskiden sadece belgeler üzerinde ve yasalara uygunluk açısından denetim yapan Sayıştay’ın şimdi etkinlik ve verimlilik denetimi yapan bir kuruluş haline dönüştürülmesi çalışmaları vardır. Devlet tarafından yürütülen işler yaygınlaşıp çeşitlendikçe denetim işlevi daha da karmaşık bir hal almaktadır.

Sıra Sizde

Eski ve yeni anlayışta bütçenin denetim işlevindeki farklılık nedir? Açıklayabilir misiniz?

Anlaşılacağı üzere bütçede denetim işlevinin temel amaçları; kaynak kullanımında etkinlik sağlamak, yasalara uygunluk sağlamak, çoğunluğun idaresine karşı yönetimin duyarlılığını ortaya koymak, görevi yapan ve yapmayan kamu görevlilerini belirlemek, bütçeyi sürekli bir iyileştirme ve reform aracı olarak kullanmak ve bütçeleri alınan sonuçları ölçebilecek bir niteliğe kavuşturmaktır.

Bütçenin Çağdaş İşlevleri

Bütçenin klasik işlevleri yanında, çağdaş işlevleri de vardır. Bütçeler bu işlevleri ile kamusal mal ve hizmetleri yürütme ve bunlar için gereken finansman kaynaklarını bulma görevlerini yerine getirmektedir. Bunun yanında, kaynakların tahsisinde etkinlik, iktisadi istikrarı sağlama, gelir dağılımını düzeltme ve iktisadi kalkınma ve büyümenin hızlandırılması gibi temel makro ekonomik amaçların gerçekleştirilmesinde bir araç olarak kullanılmaktadır. Bütçe bu özelliği ile gerek kamu ve özel kesim arasında, gerekse sektörel ve bölgesel kaynak dağılımını belirlerken, yarattığı etkiler yoluyla devletin makro ekonomik amaçlarının gerçekleşmesini sağlamaktadır.

Kaynakların Tahsisi İşlevi

Bu işlev; kamu ve özel kesim arasında kaynakların tahsisinde etkinliğin sağlanmasını amaçlamanın yanında, kamu kesimi içindeki birbirine rakip çıkar ve talepler arasında tercih yapılması ve buna ilişkin karşılıklı dengelerin gözetilmesini amaçlar. Çünkü hem kamu ve özel kesim arasındaki geniş ilişkiler değerlemeye tabi tutulur, hem de kamu kesimi içinde gelir ve giderlere ilişkin finansman sorunu etkilenmiş olur.

Kaynak tahsisinde ve kullanımındaki paylaşım, kamu ve özel kesimde üretimi ya da elde edilecek faydayı azami düzeyde sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Örneğin; bölünmez veya yarı bölünebilir ve pazarlanabilir nitelikteki mal ve hizmetlerin üretiminde, piyasa ekonomisinin aksak işleyişini ortadan kaldırmak için devletin üretime müdahalesi gerekebilir. Çünkü, eğer ekonomide tam rekabet koşulları mevcutsa o ekonomide fiyat mekanizması tek başına optimum kaynak dağılımını sağlıyor demektir. Oysa günümüz ekonomilerinde bu koşulların kendiliğinden gerçekleşmesini beklemek gerçekçi değildir. Çünkü, kamusal ve yarı kamusal mal ve hizmetlerin üretiminde piyasa ekonomisi yeterince kaynak tahsis etmemektedir.

Kaynak tahsisindeki etkinlik, herkesin ve tüm üretim faktörlerinin üretimde ve ihtiyaç duyulan sektörlerde kullanılması, yani istihdam edilmesi ile birlikte düşünülmelidir. Bunun kendiliğinden sağlanması mümkün olmadığından, devletin ekonomiye bizzat girmesi veya ekonomiye müdahale etmesi söz konusu olmaktadır. Bunun sonucunda kamusal ve yarı kamusal mal ve hizmet üretimi miktar ve çeşit olarak artmakta, bu sürecin gerçekleşmesi için bütçeleme, kaynak tahsisinde belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Adil Gelir Dağılımı İşlevi

Piyasa ekonomisinin kendi haline bırakıldığında adil olmayan bir gelir dağılımı yarattığı bilinmektedir. Bütçenin bu işlevi, kamu harcamalarının yansımalarını ve hizmetler yoluyla etkilenecek gelir gruplarını göz önünde bulundurur. Hizmetler için parasal ödemeler yapılması veya özel gelir gruplarının gereksinimlerini karşılamak için belirli programların geliştirilmesi gibi birbirinden farklı seçenekler oluşturulabilir. Burada bütçelemeye, bunun gerektirdiği ön şartları hazırlamak ve yıllık bütçeleri veya orta dönemli mali planları belirlemek gibi bir görev düşer. Kaynakların, gereksinimlerin, alternatif mali stratejilerin, önerilen bütçenin etkilerinin değerlendirilmesi ve bütçeyle doğrudan ilişkili olarak gelirlerin ve harcamaların planlanması bu işlevin ve sürecin temelini oluşturur.

Gelir dağılımında göreli adaleti sağlamak, herkesin geçinebileceği bir gelire kavuşma olanağını yaratmak günümüz mali ve iktisadi amaçlarından birisidir. Ulusal gelirin onu oluşturmada rol alan iktisadi öğeler arasında dağılımı göz önünde bulundurularak, bu dağılım sonunda emek, sermaye, girişimci, toprak gibi üretim faktörlerinin kendilerine düşen payı almaları sağlanmış olur.

Bütçenin, adil gelir dağılımını sağlamada araç olarak kullanılması; kendiliğinden oluşan bu dağılımı etkileme, emek gelirinin payını yükseltme, iktisadi sürece dahil olamamışlar için hiç değilse asgari geçim düzeyinde gelir sağlama önlemlerine başvurma anlamına gelir. Bunun için de mali araçlar, gelir dağılımında bir uyum ve adalet sağlama amacına yönelik olarak bütçelere konulur ki bu da bütçenin bir yeni niteliğe kavuşması ile somutlaşır.

Bütçenin İktisadi İstikrar İşlevi

Bütçenin ekonomik istikrarı sağlayıcı ve koruyucu bir yapıda olması, konjonktürel dalgalanma gereklerine uygun biçimde hazırlanıp yürürlüğe konulması anlamına gelir. Bütçeyi hazırlarken durgunluk veya enflasyon gibi konjonktürel gelişmeleri veri olarak alan edilgen (pasif) bir tutum yeterli olmayacaktır. Bütçenin konjonktüre karşı hazırlanması gerekmektedir. Amaç; iktisadi istikrarı sağlamak, konjonktürün yaratacağı olumsuz etkileri gidermek ve bunun için de kamu harcamalarının ve vergilerin çoğaltan ve hızlandıran etkilerini, göz önünde bulundurmak üzere bütçesel önlemler almaktır.

Kamu kesimi yöneticilerince alınacak kararların iktisadi etkilerini ölçebilmek ve ekonomi ve bütçe üzerindeki yansımalarını özenle değerlendirebilmek için; ulusal hesaplara dayanmak, tahmin tekniklerinden yararlanmak ve para otoriteleriyle yakından işbirliği sağlamak gerekir. Yalnızca piyasa ekonomisinin varlığı ile gerçekleştirilmesi olanaksız olan kaynakların tam kullanımının ve fiyat istikrarının sağlanması bütçenin bu işlevinin temelini oluşturur. Bu nedenle de; iktisadi istikrarsızlığı önlemek, hiç değilse istikrarsızlığın boyutlarını ve olumsuzluklarını azaltıcı önlemleri zamanında almak, günümüzde devlet bütçesinin temel görevleri arasındadır.

Bütçenin İktisadi Kalkınma İşlevi

Günümüzde kendi haline bırakılan bir piyasa ekonomisinin iktisadi kalkınmayı gerçekleştiremeyeceği fikri yoğunluk kazanmıştır. Bu nedenle devletlere, bütçeler aracılığıyla, iktisadi kalkınma ve büyümeyi hızlandıracak şekilde müdahale etmek görevi verilmiştir. Bu bağlamda teşvik edilmesi öngörülen sektörlere, bütçeler yoluyla doğrudan harcamalara girişmek, alt yapı hizmetlerini desteklemek ve daha fazla yatırım yapmak söz konusu olmuştur.

Vergi teşvikleri ve kredi sağlanması iktisadi kalkınmanın sağlanmasında yararlı bir rol oynar. Çünkü bütçelerin, kalkınma mantığına yönelik olarak önemli işlevleri vardır. Bütçeler aracılığıyla yapılacak harcamaların ve elde edilecek gelirlerin gelecekte kalkınmaya yapacağı etkilerin değerlemesi ve mali iktisadi öğelerin buna göre seçilmesi bütçenin bu işlevinin zorunlu öğeleridir.

Bütçelerin bu işlevini yapabilmesi için var olması gereken belge, kalkınma planıdır. Uzun dönemli ve stratejik amaçları içeren bu belgeyle uyumlu ve ona dayalı bütçeler, kalkınmada temel alınan amaç ve göstergelere varabilecek niteliğe, öğelere ve araçlara sahip olmalıdır. Bütçelerin bu işlevinin gerçekleşmesi ancak o zaman mümkün olabilir.

Sıra Sizde

Bütçenin çağdaş işlevlerinin neler olduğunu ve önemlerini açıklayabiliyor musunuz?